|
05 Haziran 2005 Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Tony Blair'in AB vaatlerine ne oldu?; trafik sıkışıklığına çare: uydulu karayolu vergisi; Suriye'de kritik kurultay öncesinde 'ortadan kaybolan muhalifler'; ve aşktan sıkılan Japonların nüfus kabusu...
AB vaatlerine veda... Sunday Telegraph'ın manşeti: 'Blair, Avrupa Birliği hayalinden vazgeçiyor'. Başbakan'ın U-dönüşü yaptığını düşünen Telegraph, Tony Blair'in bundan üç yıl önceki bir sözünü yeniden hatırlatıyor; ortak para birimi euro'ya İngiltere'nin de bir gün gireceğini vaadetmiş olduğunu yazıyor. Gazetenin hatırlattığı bir diğer vaat, Tony Blair'in Avrupa anayasası taslağını İngiltere'de de referanduma sunma sözü. 'Fakat', diyor Sunday Telegraph, 'Başbakan'a yakın üst düzey kaynaklar Tony Blair'in her iki konuda da mücadeleden vazgeçtiğini söylüyorlar'. Gazeteye göre Hollanda ve Fransa referandumları ardından krize giren Avrupa Birliği konusunda artık cesur vaatler vermekten kaçınan Tony Blair'in bundan böyle gündemindeki öncelik, yakında ev sahipliği yapacağı G8 zirvesi, ve burada tartışılması beklenen Afrika'da yoksulluk ve Aids'le mücadele önerileri. Tarihi önemde bir kriz Observer'da yer alan bir yorum yazısı ise, 'dikkat' diyor; 'Avrupa Birliği projesi bütünüyle yıkılmanın eşiğine geldi; şayet önlem alınmazsa, kıtadaki barış ve refahın tehlikeye girmesi işten bile değil'. Yazı, Avrupa Birliği'nde siyasi bütünleşmenin güçlü destekçilerinden biri tarafından kaleme alınmış. Will Hutton, 'Avrupa Birliği'nin tarihi önemdeki bu krizi aşması şart' diyor: 'AB kurumlarının kötü işlediği ortada; ama bu durumu tamir etmeye aday anayasa önerisi, reddedildi; şu an Avrupa Birliği'nin meşruiyetini adım adım zayıflatan bir kısırdöngüyle yüz yüzeyiz.' Will Hutton'a göre, referandumlar ardından hemen İtalya'dan yükselen euro'dan ayrılma fikri, tehlikeli bir çözülmeye işaret eden kaygı verici bir sinyaldi. Hemen hemen bütün pazar gazetelerinin ön sayfasında yer alan bir haber, İngiltere'nin giderek tıkanan kara yollarındaki trafik sorununa yeni bir çözüm önerisi. Karayolu vergisinde uydular devrede Observer, 'her mil için 1 sterlin 30 peni' diye yazıyor. Yani kilometre başına aşağı yukarı 3 yeni Türk lirasını biraz aşkın bir ücret. Hükümetin henüz plan aşamasında olan bu önerisi, halihazırdaki karayolu vergisinin yerine, her otomobili yolları ne kadar kullandığına göre ayrı ayrı vergilendirmeyi hedefliyor. Nasıl mı? Independent on Sunday'in manşetinden verecek olursak, 'uydular' vasıtasıyla. Gazete, İngiltere'de bulunan yaklaşık 24 milyon aracın uydular vasıtasıyla izlenerek ne kadar kilometre yol kattettiğinin hesaplanabileceğini yazıyor. Independent'a göre, 'iki yıl içerisinde uygulamaya sokulması muhtemel devrim niteliğinde bir öneri'. Ulaştırma Bakanı Alaistair Darling, bir yıl içerisinde pilot bölgelerin seçilerek denemelere başlanacağını haber vermiş. Kamuoyu ikna olacak mı? Bakan, 'şayet trafik sıkışıklığına karşı şimdiden bir önlem almazsak 20 yıl sonra İngiltere'de otomobille seyahat etmek mümkün olmayacak' diyor. Plan uyarınca, trafiğin yoğun aktığı belirli saatlerde ana karayollarından birine çıkarsanız, her mil başına 1 sterlin 30 peniye dek varan yüksek bir ücret ödeyeceksiniz. Independent on Sunday'in satırlarına göre, 'bu planı uygulamaya geçirecek teknoloji halihazırda mevcut'. Ama gazetenin de aktardığı gibi, hükümetin önündeki asıl engel kamuoyunu ikna edebilmek... Şam'da kurultay gerginliği Suriye'de iktidardaki Baas partisinin önde gelenleri Cumhurbaşkanı Beşar Esat liderliğinde parti kurultayında bir araya gelmeye hazırlanırken, Sunday Telegraph, 'Baas muhalifleri kurultay öncesinde ortadan kaldırıldı' diye yazıyor. Telegraph'ın Şam'dan bildiren muhabirine göre, kritik kurultay öncesinde Suriye'nin korkulu gizli servisi en az 14 muhalif siyasetçiyi tutukladı ve 2 muhalifi de öldürmekle suçlanıyor. Gazete, önde gelen muhalif bir Kürt liderin ortalardan kayboluşundan üç hafta sonra cesedinin geçen çarşamba günü -ailesinin bildirdiğine göre işkence görmüş halde- sokak ortasında bulunduğunu yazıyor. Sunday Telegraph, Lübnan'da yaşayan Suriye karşıtı meşhur bir gazetecinin Beyrut'ta arabasına konulan bombayla öldürülmesini de Şam'daki kurultay hazırlığı ile bağlantılandırmış. Esat'tan 'geri adım' Sunday Telegraph muhabiri, Şam sokaklarına son günlerde 'daha baskıcı bir havanın hakim olduğunu; geçen salı günü bir avuç muhalif protestocunun gösterisinin polisin dayak tehdidi altında dağıtıldığını' söylüyor. Sunday Telegraph'a göre, Cumhurbaşkanı Beşar Esat öyle anlaşılıyor ki önceden vermiş olduğu reform vaatlerinden geri adım atmayı daha uygun gördü. Gazete, Baas partisinin eski tüfeklerini karşısına almaktan çekinmiş olabileceğini düşünüyor. Telegraph'ın ifadesiyle, 'partinin geleceğinin tartışılacağı kurultaya davetli 1200 delegenin hemen hemen hepsinin katı tutumlular arasından seçilmiş olması, reform önerilerinin rafa kaldırıldığının bir göstergesi'. Japonya'nın nüfus kabusu Son olarak Observer'ın sayfalarından, Japonya'daki evlilik krizi: 'Aşktan sıkılan Japonları, sosyal ve ekonomik bir kaos bekliyor olabilir'. Observer, giderek daha az sayıda Japonun daha geç yaşta evleniyor oluşunun ülkenin nüfus planlamacılarını hat safhada kaygılandırdığını aktarıyor. Geçen hafta yayınlanan son veriler, doğum oranlarındaki düşüşün yeni bir rekor kırdığını ortaya koymuş. 'Eğer böyle giderse' diyor Observer, 'önümüzdeki yıl 127 milyon sınırında takılı kalması beklenen Japonya nüfusu hızlı bir inişe geçerek bu yüzyılın ortalarında yaklaşık 100 milyona, ve yüzyıl sonunda ise 65 milyona dek gerileyecek.' Gazete, bu gidişatın önüne geçmek isteyen Japon yetkililerin evliliği ve daha çok çocuk yapmayı özendirmek için ortaya ilginç fikirler attığını yazıyor. Örneğin Yamatsuri kentinde üçüncü çocuğunu doğuran her kadına 5 bin sterlin ödül veriliyor. İşikava kentinin yöneticileri ise üç çocuğu olan ailelere lokanta ve dükkanlarda indirim yapılması için kolları sıvamış. Gençler uyarılara kulak asmıyor Observer'a göre ulusal düzeyde ise Tokyo hükümeti işyerlerine çağrıda bulunarak fazla mesai uygulamasının önüne geçmelerini istiyor. Hükümet, aileye daha fazla vakit ayrılan bir sistemde, eşlerin daha fazla çocuk yapabileceğini umuyor. 'Fakat' diye devam ediyor Observer, 'yıllardır süregiden nüfus uyarılarına karşın, konuyla ilgili kapsamlı bir politikanın daha yeni yeni geliştirildiği Japonya'da doğum oranlarını yükseltmek zaman alacak.' Observer'a göre, kariyer planları daha öncelikli olan Japonya'nın genç nüfusu, hükümetin 'daha çok çocuk' çağrılarına şimdilik pek kulak asmıyor. |
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||