|
25 Şubat 2005 Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Amerika Birleşik Devletleri Başkanı George Bush, dün Avrupa gezisinin son durağında Rusya Federasyonu Başkanı Vladimir Putin'le biraraya geldi.
Slovakya'nın başkenti Bratislava'da yapılan Bush-Putin zirvesi hakkındaki değerlendirmeler bugün birçok gazetenin sayfalarına taşınıyor. İngiltere'de yayımlanan Times gazetesi, eski dostlar arasında dört yılda bazı şeylerin değiştiğini yazıyor: "Dört yıl önce Slovenya'da ilk kez biraraya geldiklerinde, George Bush, Başkan Putin'in gözlerinin içine baktığını ve orada güvenebileceği bir adamın ruhunu gördüğünü söylemişti. Dün Slovakya'da buluştuklarında, Bush Putin'in gözlerini biraz donuk buldu. Ortak çıkarlar üzerindeki saf umutlar ve canayakınlıktan doğan ilk anki güven, yerini her iki tarafta da ihtiyatlılığa ve hayalkırıklığına bıraktı." Almanya'da yayımlanan Süddeutsche Zeitung da, iki liderin dostluk mesajlarına karşın, resmin tamamının farklı göründüğü görüşünde... Rusya ve Amerika Birleşik Devletleri'nin uluslararası terör ve nükleer silahlanma hakkında benzer kaygıları bulunduğunu yazan gazete, ekliyor: "Ancak Bush ve Putin, kamuoyu önünde barış içinde yanyana olduklarını açıklarken, arka planda bir çeşit savaş dönüyor." Gazeteye göre, birçok Rus Amerika'yı bir misyoner olarak görürken, Amerikalılar da Rusya'nın politikalarının kendi çıkarlarına karşı olduğunu düşünüyor. Ancak Washington ve Moskova arasında olası bir gerginliğin dünyaya da zarar vereceği savunuluyor. Franfurter Allgemeine Zeitung da aynı görüşte: "Amerika'nın Rusya'ya ve diyalogu devam ettirmek isteyen bir Rus yönetimine ihtiyacı var" diyor gazete ve Rusya'nın yardımı olmaksızın kitle imha silahlarının yayılmasını önlemenin mümkün olmadığını savunuyor. Slovakya'da yayımlanan Pravda gazetesiyse, Bush-Putin görüşmesini, 'Bratislava'da Soğuk Barış' başlığıyla duyuruyor. Gazete, zirvede ne iyimser ne de kötümser beklentilerin gerçekleşmediğini yazıyor. "Ne Bush ne de Putin Bratislava'da Soğuk Savaş ilan etti" diyen gazete, iki lider arasındaki dostluğun siyasi farklılıkların üstesinden geleceğini düşünenlerin de yanıldığını ifade ediyor. Gazete şöyle yazıyor: "Çünkü Putin kumanda edilen demokrasisini sıkıştırmaya devam edecek. Bush'un ana sloganıysa artık 'teröre karşı savaş' değil, 'özgürlük için mücadele' olacak. Demokrasi konusunda da, Rus-Amerikan ilişkileri bu dürüstlük sınavını aştı. Sonuçta, Moskova ve Washington Soğuk Savaş döneminde dahi ortak çıkar alanlarında birbirleriyle işbirliği yapmayı başarabilmişlerdi. Soğuk Barış döneminde de bunu yapabilmeleri gerekir." Avrupa gezisi ne getirdi? Slovakya, Bush'un dört günlük Avrupa gezisinin son durağıydı. Avrupa gazetelerinde ABD Başkanı'nın yeniden iktidara gelmesinden sonra, Avrupa'yla ilişkileri tamir etmeyi hedefleyen ziyaretleri hakkında genel değerlendirmeler de yapılıyor. Independent gazetesi başyazısında şu yorumda bulunuyor: "Başkan Bush'un turu, Amerikalıların ülkeleri dışında zorunlu rejim değişiklikleri yapma fikirlerinden vazgeçtikleri ya da istediklerini yapabilmek için yine silahlara başvurmaya hazır olmadıklarına Avrupalıları ikna etmek için pek birşey yapmadı. Küresel ısınma, Çin'e silah satışı, İran'la en iyi ne şekilde başedilebileceği gibi konular, Avrupalılarla Washington'u hala ayırıyor." Fransız Liberation gazetesi ise, Bush'un Avrupa gezisindeki en önemli noktanın bu gezinin gerçekleşmesi olduğunu yazıyor. Gazete şu yorumda bulunuyor: "Brüksel'i ikinci iktidarındaki diplomatik gezilerinin ilk durağı yaparak, Başkan Bush yeni bir Atlantik ittifakı için ilk adımı attığı izlenimi vermek istedi. Bush, Avrupa Birliği'nin bir güç odağı haline gelmesini engellemeya çalışmanın tehlikeli bir oyun olduğunu anlamış gibi görünüyor." İngiliz Guardian gazetesinde yer alan Sidney Blumenthal imzalı bir yazıdaysa şöyle deniyor: "Bush'a Avrupa'da yapılan karşılama, onun neo-muhafazakar bakış açısına kucak açmıyor, tersine bu bakış açısını geçmişe gömme çabası içeriyor. Yeni Avrupa, eski Bush'u bölmelere ayırmaya çalışıyor. Öyle ki, farklı olma sözleri verdikçe, Avrupa onu cesaretlendiriyor; aynı kaldığı oranda da olanları görmezlikten geliyor. Alkışlarıyla, Avrupa Bush'u İran konusunda köşeye kıstırmaya başladı. Zaman içerisinde Bush ya müzakerelere katılacak ya da neo-muhafazakar tutumuna geri dönerek, Avrupa'yla ilişkileri enkaza döndürecek. Eğer saçma olmayan yolu seçerse, Avrupa, Bush'u bir dahaki gelişinde Beethoven'ın Kahramanlık Senfonisi Eroica'yla karşılamaya istekli olacaktır." İşkence mağdurlarının ifadeleri Üç İngiliz askerinin, Irak'ın güneyinde işkence ve kötü muamele uygulamalarıyla ilgili davada cezalar bugün açıklanacak. Independent gazetesi, bugün manşetine bu davadaki bir eksiği taşıyor. Kötü muameleye maruz kalan Iraklıların ifadelerini... 22 gün süren mahkeme boyunca mağdurların ifadelerine başvurulmadığını yazan gazete, kendilerinin bu kişilere sadece 48 saat içinde ulaştıklarını yazıyor. Mağdurların bazıları hakkındaki ayrıntılar ve sözleri özetle şöyle: "Hasan Kardham Abdülhüseyin. 23 yaşında. Independent'a "Bize çok kötü davrandılar. Burası bizim ülkemiz ama bize hayvan gibi muamele ettiler" dedi. Raid Hasan Abdülhüseyin. 33 yaşında. "Askerler gömleğimi çıkarmamı söyledi ve beni dövemeye, tekmelemeye başladı. Metal bir çubuk kullanıyorlardı ve çok canım yanıyordu. Beni neyle suçladıklarını bilmiyorudum çünkü bana hiçbirşey sormuyorlardı" şeklinde konuştu. Ali Radhi Kasım. 24 yaşında. Iraklı bir diğer tutsakla cinsel ilişkide bulunuyor taklidi yapmaya zorlandığını iddia ediyor. Kasım, "Bize çok kötü şeyler yaptırdılar. Reddettik ama bizi dövdüler. Bize yaptırdıkları şeylerden dolayı utanç duyuyorum, bunu yapmaya boyun eğdiğim için utanıyorum" dedi. Filistin'de yeni kabine Avrupa gazetelerinde yeni Filistin kabinesinin kurulması da öne çıkan başlıklar arasında. Almanya'da yayımlanan Die Welt gazetesi, kabinenin Başbakan Ahmed Kurey'in düşündüğünden çok farklı olduğunu yazıyor. Meclisin başbakana farklı tercihlerde bulunması çağrısı yaptığını hatırlatan gazete, "Filistinliler demokrasinin nasıl uygulanacağını gösterdiler ve bunun için büyük saygı görmeyi hakediyorlar" yorumunda bulunuyor. Bosna'da yayımlanan Nezavisne Novine gazetesiyse, yeni kabine hakkında yaşanan krizin Ahmed Kurey'in Filistin lideri Mahmud Abbas karşısında zayıflamasına neden olduğunu yazıyor. "Kriz, Abbas'ı güçlendirirken, Temmuz ayında yapılacak meclis seçimlerinden sonra yeni bir hükümet kurulduğunda başbakanlık görevine devam edemeyecek olan Kurey'i zayıflattı. Yaser Arafat'ın ölümünden bu yana süren geçici dönemde Abbas ve Kurey işbirliği yapmayı başarmışlardı. Ancak ilişkiler o dönemden beri zayıflıyor." Oscar ödüllü en kötü filmler 77'inci Oscar ödülleri Pazar gecesi dağıtılacak. Ancak Independent gazetesinde yer alan haber, dağıtılacak değil, dağıtılmış olan ödüllerle ilgili. Haberde, haksız yere Oscar kazandığı düşünülen filmlerin bir listesi yer alıyor. "Mel Gibson'ın 'Cesur Yürek'i, Oscar kazanmayı en az hakeden film olarak nitelendirildi. 77'inci Akademi Ödülleri'nin dağıtılmasına birkaç gün kala, en iyi film Oscar'ını alan yapımlar arasından en kötülerinin seçildiği 10 filmlik bir listede, 'Cesur Yürek' ilk sıraya yerleşti. Empire dergisi tarafından hazırlanan listede, 'Forrest Gump', 'Rocky', '80 Günde Devrialem', 'Vadim O Kadar Yeşildi ki' gibi filmler yer alıyor." |
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||