|
24 Şubat 2005 Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Amerika Birleşik Devletleri Başkanı George Bush, bugün Slovakya'nın başkenti Bratislava'da Rusya Federasyonu Başkanı Vladimir Putin ile biraraya gelecek.
Zirveyi manşetine taşıyan Fransız Le Figaro gazetesi, "Bush'un Putin'e demokrasi dersi" başlığını kullanıyor. Rusya ve Amerika arasında siyasi bir krizin başlamasından endişe edildiğini yazan Le Figaro'nun haberinde şu ifadeler yer alıyor: "Bush, Putin'e, insan haklarına saygı ve özgür basın gibi demokrasinin temel ilkelerini anlatma niyetinde. Ve bu ilkeler Rusya'da saygı görmekten çok uzak." Avusturya'da yayımlanan Die Presse'ye göre, Slovakların çoğu Putin'in Bush'tan daha demokrat olduğunu düşünüyor. Gazete, 'Almanların çoğu da, Putin'in Bush'tan daha güvenilir biri olduğuna inanıyor' diye yazıyor. İsviçre'de yayımlanan Le Temps gazetesine göre de Putin-Bush zirvesi soğuk bir havada gerçekleşiyor: "Bush'un ikinci kez iktidara gelmesinden bu yana, Washington'un üslubu, Beyaz Saray ile Avrupalı ortakları arasındaki karşılıklı latifelerin de gösterdiği gibi, değişti. Amerika'nın Gürcistan ve Ukrayna'daki devrimlere destek verdiğini açıklamasından bu yana, Kremlin ile ilişkiler gergindi. Bush-Putin görüşmesi de, artık asıl sorunun teröre karşı savaş değil, özgürlük için mücadele olduğu bir dönemde gerçekleşiyor." Slovakya'da yayımlanan Pravda gazetesiyse, iki başkan arasındaki görüşmenin Avrupa'da gerçekleşecek olmasına karşın, tartışılacak konuların Asya'ya dair olacağını yazıyor. Görüşmede NATO'nun genişlemesinin ele alınabileceği yönünde hiçbir açıklama yapılmamasını ilgi çekici olarak nitelendiren Pravda, görüşmenin eksenini Rusya'nın Çin ile ticaretinin oluşturacağını yazıyor. Gazete özellikle şu noktaya parmak basıyor haberinde: "Çin, Rusya için çok önemli bir ekonomik ortak. Amerikan başkanı Avrupa Birliği'ni Çin'e silah satışı üzerindeki ambargoyu kaldırma planları nedeniyle suçladı ancak Brüksel'de Rusya'nın Çin'le ticareti hakkında tek bir kelime dahi etmedi." Almanya'da yayımlanan gazetelerde ise, ağırlıklı olarak dün gerçekleşen Schröder-Bush görüşmeleri hakkında satırlar yer alıyor. Süddeutsche Zeitung, 'Yabancı dost' başlığıyla duyurduğu haberinde, eski Amerikan lideri Kennedy'nin Almanya'da nasıl ağırlandığını hatırlatarak bir kıyaslama yapıyor. "1963 yılında John F. Kennedy'ye hürmetlerini sunmak isteyen kalabalıkların doldurduğu Berlin sokaklarıyla, sıkı güvenlik önlemleri altında korunan hayalet kente dönmüş Mainz arasındaki farktan daha büyük bir zıtlık düşünülebilir mi?" Ancak, diğer yandan, yıllar içinde Almanya'da Amerikan karşıtı görüşlerin arttığı görüşüne de karşı çıkıyor. Frankfurter Allgemeine Zeitung da, iki lider arasında derin bir dostluğun filizleneceği yönünde hiçbir izlenimin söz konusu olmadığını yazıyor. Ancak 'yine de bir şeyler değişti' demeyi de ihmal etmiyor. İngiltere'de tartışmalı yasa tasarısı Avrupa gazetelerinde bugün geniş yer ayrılan bir diğer konu ise, İngiltere'de parlamentoya sunulan Terörle Mücadele yasa tasarısı... Daily Telegraph gazetesi, tasarıyla ilgili gelişmeleri bugün de manşetinden duyuruyor. Manşete, Başbakan Tony Blair'in tasarıyla ilgili şu sözleri taşınıyor: "Güvenliği, bireysel hak ve özgürlüklerin önünde tutmalıyız" Gazetede Tony Blair'in kaleme aldığı bir yazı da yer alıyor. Blair, yazısında "Terör saldırısının olmadığı bir ortamda yaşamaktan daha büyük bir kişisel hak ve özgürlük yoktur" diyerek tasarıyı savunuyor. Ancak Daily Telegraph'in başyazısında bu savunma yeterli bulunmuyor. "800 yıldır yürütme değil, yasama eliyle sağlanan adil yargılanma hakkı yargı sistemimizin en önemli köşetaşlarından biri olmuştur. Terörle Mücadele yasa tasrısı bunları elimizden alıyor. Blair'in bu hakların elimizden alınmasını haklı göstermek için öne sürdüğü gerekçeler yetersiz. Yüksek Mahkeme'den üst düzey bir yargıcın bir hafta içinde bunu onaylamaması halinde, hiçkimsenin hak ve özgürlüklerinden yoksun bırakılmayacağını söylüyor. Ancak yine de İçişleri Bakanı'nın neden ya da hangi kanıtlara dayanarak olduğunu söylemeksizin, herhangi birini ev hapsinde tutma hakkı olacak." 'İngiliz askerleri suçlu' Gazetelerde bugün, iki İngiliz askerinin daha Iraklı tutsaklara kötü muamelede bulunmaktan suçlu bulunmalarına da yer ayrılıyor. Askeri mahkemede yapılan yargılamalar kapsamında, daha önce de bir asker suçunu kabul etmiş, bir diğeriyse geçen ay hüküm giymişti. Guardian gazetesi, haberi, 'Dört suçlu, ancak hala yanıtlanmamış sorular var' başlığıyla duyuruyor. Gazete, neden sadece kötü muamele fotoğraflarında yer alan askerlerin yargılandığı, askerleri bu eylemlere zorlayanların neden adalet önüne getirilmediği, neden yargılanan askerlerin hiçbirine Cenevre Sözleşmesi'ne aykırı davranmaktan ceza verilmediği gibi bir dizi soru soruyor. Daily Telegraph'ta yer alan yorumdaysa şu ifadeler yer alıyor: "Irak savaşına karşı çıkanlar, ne zaman bir asker yargı önüne çıkarılsa sevinçle ellerini ovuşturuyorlar. Ancak dün askeri mahkeme önüne çıkarılan askerlerin suçlanmasını alkışlamak için Irak savaşına muhalif olmanız gerekmiyor. Bu askerler, kaderlerini haketti. Eylemleri, ordunun Irak halkının kalplerini ve akıllarını kazanma çabalarına zarar verdi." Öğrencilerden ABD askerlerine 'şok' mektuplar Guardian'ın sayfalarında bugün, Irak'ta bulunan Amerikan askerlerleri, daha doğrusu, bu askerlere gönderilen bazı mektuplarla ilgili bir haber yer alıyor. Habere göre, Amerika'da bir öğretmen, öğrencilerinin gönderdiği bu mektuplar nedeniyle özür dilemek zorunda kalmış. Nedeniyse mektuplarda kullanılan ifadeler. Haberin ayrıntıları şöyle: "11-12 yaşlarındaki bir öğrenciden gelen bir mektupta şöyle bir soru var: 'Sizin ya da bir diğer askerin öldürdüğü kaç tane sivil gördünüz?' Bir başka mektuptaysa şu ifadeler kullanılmış: 'Masum insanları öldürmeye zorlandığınızı hissediyorum. Irak bize hiç saldırmadı. Eğer Bush ülkesini o kadar düşünseydi, Usame Bin Ladin'i bulmaya çalışırdı. Bush bu savaşın teröre karşı olduğunu söylüyor. Hangi terör? Irak'tan bir terörist ismi söyleyin bana. Ben biliyorum ki söyleyemem.' Mektupları alan Er Rob Jacobs ise yazılanlarla ilgili şöyle diyor: 'Söyleyecek güzel bir şeyleri yoksa, hiçbirşey söylemesinler daha iyi." 'Kenevir Alzheimer'a deva' Guardian'da yer alan bir haberde, İspanya'da bulunan bir araştırma merkezindeki bilimadamlarının iddialarına yer veriliyor. Bilimadamlarına göre, kenevir Alzheimer hastalarının hafızalarını kaybetmelerine engel olabilir. "Araştırmaya göre, kenevirde bulunan başlıca madde, beyindeki nöronlara zarar veren hücrelerin faaliyetlerini engelliyor. Çalışma henüz ilk aşamalarında. Ancak Alzheimer hastaları tarafından memnuniyetle karşılandı." "Kenevirin faydalarının ümit vaadettiğini söyleyen doktorlar, yine de hastaların, yan etkileri olduğunu hatırlatarak hemen bunu içmeye başlamamaları gerektiği uyarısında bulundu." |
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||