|
21 Şubat 2005 Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
İngiliz gazetelerinde bugün öne çıkan başlıca konulardan biri dün İspanya'da Avrupa Birliği anayasası hakkında yapılan referandum.
Referandumda İspanyollar anayasaya 'evet' oyu vermiş, ancak sandık başına gidenleri oranı yüzde 41'de kalmıştı. İşte bugün gazetelerde konunun özellikle bu açısı ön plana çıkarılıyor. Guardian gazetesinin başyazısında şöyle deniyor: "İspanya'da anayasa hakkında yapılan referandum önemli, çünkü İspanyollar geleneksel olarak Avrupa yanlısı olmuşlardır... 1986'da birliğe üye olmaları, Franco döneminin ardından ülkede demokrasinin güçlenmesini ve Brüksel'den cömert sübvansiyonların gelmesini sağlamıştı. Diğer ülkelerde yapılacak referandumların sonucu bu kadar belirgin olmayacak." Guardian gazetesinde yer alan Nicholas Watt imzalı analiz yazısında da, referandumdan 'evet' çıkmasına karşın, bunun memnuniyet yaratmadığı ifade ediliyor. "Avrupalı liderler, tebessümlerinin ardında, Avrupa'ya en sıcak bakan ülkelerden birinde dahi vatandaşların anayasadan bu kadar az etkilenmiş olmaları karşısında hayalkırıklığına uğrayacaklar. Eğer son 20 yılda ekonomisi tamamen şekil değiştiren bir ülkede halkın yarısı bile sandık başına gitmeye tenezzül etmiyorsa; katılım oranı yüzde 50'nin altında olursa referandumun geçersiz sayılacağı Polonya gibi yeni üye ülkelerde ne olacağına dair ciddi endişeler duyulması gerekir." Bush'un Avrupa ziyareti Gazetelerde bugün ilk sayfalarda ve yorum yazılarında geniş yer ayrılan bir diğer konuysa, Amerika Birleşik Devletleri Başkanı George Bush'un Avrupa gezisi. Bush'un yeni iktidar dönemindeki bu ilk dış seyahati, Financial Times'ın manşetinde yer bulmuş. "Bush, 'güçlü Avrupa'ya methiyeler düzecek" diyor Financial Times haberinin başlığında. "Başkan Bush, transatlantik işbirliği için yeni bir dönem çağrısında bulunacak. Konuşmasında, 'Avrupa ve Kuzey Amerika arasındaki ittifak, yeni bir yüzyılda güvenliğimizin başlıca mihenk taşıdır' diyecek ve ekleyecek: 'Hiçbir gelip geçici tartışma, hükümetler arasındaki hiçbir anlaşmazlık, dünyadaki hiçbir kuvvet bizi asla ayıramaz.'" Independent gazetesinde yer alan bir haberde, Başkan Bush'la görüşecek Avrupalı liderlerin her birine bir konuşma konusu verildiği ve sadece 5 dakika süre tanınacağı yazılıyor. "Özgür dünyanın lideri George Bush meşgul bir adam olduğundan olsa gerek..." Independent'ın başyazısındaysa, Bush'un Avrupa gezisinde nerelere gideceği kadar, nerelere gitmeyeceğinin de önemli olduğuna işaret ediliyor: "Örneğin Chirac'la buluşmak için Fransa'ya gitmiyor. Chirac, Bush'la yemek yiyebilmek için Elize'den kalkıp Brüksel'e gitmek zorunda. Amerikan başkanı Berlin'e de gitmiyor. Ancak Almanya'da Mainz civarına şöyle bir uğrayacak ve Başbakan Schröder'le birkaç saat görüşecek. Bush, Moskova'ya da gitmiyor. Bush ve Başkan Putin Slovakya'da buluşacaklar..." Guardian gazetesinde yer alan Niall Ferguson imzalı yazıdaysa, Bush'un Avrupa ziyaretinin, soğuk savaşın şahinlerinden ve komünizmin başlıca düşmanlarından Richard Nixon'ın, 1972 yılında Çin'e gitmesi kadar şaşırtıcı olduğu ifade ediliyor. Amerika ve Avrupa arasında Irak ve İran'ın nükleer programı konularında derin görüş ayrılıkları olduğunu yazan Ferguson, en önemli gerginlik nedeninin ise Çin'e uygulanan silah ambargosu üzerinde yaşanabileceğini savunuyor. Fransa Cumhurbaşkanı Chirac'ın geçtiğimiz günlerde Çin'e gittiğini hatırlatan Ferguson'un yazısı, geçmişten bugüne bir soruyla son buluyor: "Bugün, 1972 yılında olduğu gibi, uluslararası sistemin üçgen bir yapısı var. O dönemde Çin'e açılımlar yapmak suretiyle, Sovyetler Birliği'ni alteden Amerika olmuştu. Belki şimdi de aynı şeyi yaparak Amerika'yı altetme sırası Avrupa'ya geldi. Yoksa, Bush daha şimdiden Pekin'e bir uçak bileti ayarlamış olabilir mi?" BM'de cinsel taciz istifası Birleşmiş Milletler, Irak, Kongo derken, şimdi de cinsel taciz iddialarının yarattığı bir skandalın odağında... Birleşmiş Milletler Mülteci Örgütü Başkanı Ruud Lubbers, hakkındaki cinsel taciz iddialarının ardından görevinden istifa etti. Haber, bugün, iddiaları kamuoyuna ilk duyuran basın organı olan Independent gazetesi tarafından manşetten veriliyor. Haberde şöyle deniyor: "Ruud Lubbers istifa etti. Ancak cinsel taciz iddiaları karşısında masum olduğunda ısrar ederek. Lubbers, gazetecilere bu iddiaların kesinlikle haklılık payı bulunmadığını söyledi. "Bir hanımı sırtını sıvazlayarak, kapıya kadar geçirdim. Hepsi bu" dedi ve ekledi: "Bunu belki biraz samimi olarak nitelendirebilirsiniz ama buna asla cinsel taciz diyemezsiniz" Göğüs fetişisti goril üzerine dava Guardian gazetesinde yer alan bir haberin başlığıysa: "Gorilin göğüs fetişizmi davası" Haberde, Koko adındaki bir gorilin bakımı için çalışan iki kadının, işverenleri tarafından gorile göğüslerini göstermek için zorlandıkları, bunu reddettiklerinde işlerinden oldukları ve bu nedenle de işverenlerine karşı 1 milyon dolar tutarında tazminat davası açtıkları belirtiliyor. Dava gerekçesinde, Nancy Alperin ve Kendra Keller adındaki ki kadına, işverenleri tarafından 33 yaşındaki dişi gorile göğüslerini göstermeleri için baskı yapıldığı belirtiliyor. Kendilerine, eğer, Koko'nun göğüs fetişizmine boyun eğmezlerse, Goril Vakfı'ndaki işlerine son verileceğinin söylendiği iddia ediliyor. Hatta, işveren Patterson'un, "Koko, benim göğüslerimi sürekli görüyorsun. Belki de bunlardan sıkılmışsındır. Başka göğüsler de görmen lazım" dediği ifade ediliyor. |
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||