BBCTurkish.com
NEWS
SPORT
WEATHER
Son güncelleme: 27 Aralık, 2004 - TSİ 21:07
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
'Hunlar Avrupa Birliği'ne girdi'

2004 yılı, bölge ülkelerinin tamamı gibi Macaristan için de tarihi bir yıl oldu.

Budapeste'den bir görüntü

"Bin yılın doruk noktası" diye algılanan 2004'ün Macarlar için anlamı Avrupa'yla kucaklaşmaktı.

Mayıs ayında gerçekleşecek katılım öncesi ülke adım adım Avrupa Birliği'ne hazırlandı.

Aslında o tarihe kadar Macaristan artık AB'nin bütün kriterlerini yerine getirmiş, yasaları parlamentodan geçirmiş, her alanda uyumu sağlamıştı ama yine de insanların aklında sorular vardı elbet.

Sokaktaki insan , 1 mayıstaki katılımın ardından hayatın nasıl değişeceğini bir türlü hayal edemiyordu.

Kolay değil, 40 yıllık Soğuk Savaş'ın, zorunlu izolasyonun ardından birden sınırlar ortadan kalkacak ve Batı'yla entegrasyon sağlanacaktı. Ama bu nasıl olacaktı?

Farklı ekonomik koşullar, farklı hayat tarzları nasıl birbirine nasıl yaklaşacaktı?

Açılan ücretsiz danışma hatları sürekli çalıyordu. Binlerce soru arasında, eğlenceli olanlar da vardı.

"Şimdi artık domuzlarımızı nasıl besleyeceğimize de AB mi karışacak?" diye öfkeyle soruyordu örneğin bir köylü.

Soru haklıydı, çünkü birliğin sağlık yönetmelikleri, ev hayvanlarının yemek artıklarıyla beslenmesini yasaklıyordu.

İnsanların küçük korkuları, tedirginlikleri, tepkileri ve hükümetin yanlış anlamaları yatıştırma çabaları içinde geçen birkaç aydan sonra Mayıs geldi.

"Biz gerçek tarihimizi yaşamaya nihayet başlıyoruz" manşetleriyle, havai fişek gösterileriyle, dans, opera, konser ve festivallerle AB'ye girildi.

Tarih 1 Mayıs'tı. 2 Mayıs'ta artık insanlar "Peki ne değişti?" sorusunu sormaya başlamışlardı bile.

Değişim için çok erkendi tabi. Ama beklenen çarpıcı olumlu değişim, birkaç ay sonra da hissedilmedi.

Tam tersine ekonomik dengeler Macaristan için giderek daha da bozuluyordu.

Öyle ki, bir taraftan halkın huzursuzluğu, öte yandan Brüksel'in ekonomik göstergelerin olumsuz gidişatı karşısındaki tepkileri yaz aylarında hiç de hesapta olmayan bir gelişmeyi gündeme getirdi: Macar siyaset hayatı hükümetin istifasıyla sarsıldı.

Macaristan'da oy kullanan kadınlar

Aslında sonuçta istifa eden sadece başbakan oldu. Sosyalist Parti ve Hür Demokratlar Birliği iki yıldır işbaşında bulunan koalisyonlarını yine Sosyalist Parti'den bir başbakanla sürdürmeyi başardı.

Siyaset kendi kurallarını işletti, politika hayatı kendi düzenini yeniden kurdu.

Ama spor hayatı kurallara uymamanın bedelini ağır ödedi.

Atina Olimpiyatları'nda üç Macar atletin doping yaptığı iddiaları ortalığı karıştırdı.

Hatta çekiç ve cirit atmada olimpiyat şampiyonu olan iki Macar sporcunun madalyalarını iade etmek zorunda kalmaları, Macarların aslında hiç de fena olmayan olimpiyat başarılarını gölgeledi.

Yıl sonuna damgasını vuran gelişme ise azınlıklarla ilgili olarak yapılan referandumdu.

Muhafazakar muhalefetin girişimleriyle gündeme oturan referandumun hedefi büyüktü: Yurt dışında, başka ülkelerde yaşayan yaklaşık dört milyon Macar kökenliye, Macaristan vatandaşlığı verilecekti.

İşi karmaşıklaştıran ise, bu dört milyon Macarın, hemen Macaristan'a komşu ülkelerde yaşıyor olmasıydı. Komşu ülkelerse, özellikle de Slovakya ve Romanya, tedirgindi.

Bu ülkeler kendi topraklarında yaşayan milyonlarca insanın bir başka ülkenin vatandaşlığını alma girişimi karşısında tepki gösterdiler.

Sonuçta referandumda yeterli sayıda oy kullanılmaması nedeniyle iş tatlıya bağlandı, girişim iptal edildi.

Ama görünen o ki, konu ilerde tekrar gündeme gelecek.

Çünkü azınlıkların haklarını Avrupa anayasasına sokmayı başaran Macaristan etnik azınlıklar konusunda çok hassas.

Ama bu hassaslığa rağmen yıl sonuna doğru gündeme gelen bir başka gelişme Macaristan'da bile ilgiyle karşlandı, insanların şaşkınlıkla "Bunlar da nereden çıktı" demesine neden oldu.

Bu gelişme Hunlardı.

Budapeşte'de Irak savaşını protesto gösterisi

Bir grup Macar, iki bini aşkın imzayla parlamentoya başvurmuş ve ayrı bir etnik grup olarak resmen tanınmayı talep ediyordu.

İmza sahipleri kendilerinin Hunlar olduğunu iddia ediyorlardı. Yani Roma tarihçileri tarafından "Tanrının kırbacı" lakabıyla anılan İmparator Attila'nın torunlarıydılar...

Kimse "Biz Hunuz" diye ortaya çıkanlara "Hadi ordan" demedi.

Başvuru işleme kondu, kararı parlamento verecek. Ama bu artık 2005 yılı tarihçesinde anılacak.


Gelişmeleri, dünyanın dört bir yanındaki gazetecilerin izlenimleri ile aktardığımız Dünyaya Açılan Pencere programını, her hafta Pazar günleri, TSİ 11.00 ve TSİ 18.00'deki radyo yayınlarımızda dinleyebilirsiniz.

İlgili haberler
BAŞLICA HABERLER
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
Programlarımız|Frekanslarımız|Türkçe Bölümü hakkında|İşbirliği|Bize ulaşın
BBC Copyright Logo^^ Başa dön
Haberler | Basın Özeti | Dünyaya Açılan Pencere | Özel Dosyalar | Haberlerle İngilizce
BBC News >> | BBC Sport >> | BBC Weather >> | BBC World Service >> | BBC Languages >>
Yardım|Görüşleriniz|Gizlilik