ABD'de Cumhuriyetçilerin zaferi, Türkiye ile ilişkileri nasıl etkiler?

Amerikan Kongresi

Kaynak, REUTERS

    • Yazan, İlhan Tanır
    • Unvan, Washington

Amerikan ara seçimleri, iktidardaki Demokrat Partili Başkan Barack Obama ve partisi için beklentilerin de ötesinde bir yenilgiyle sonuçlandı.

Senato'da en az yedi yeni koltuk kazanan Cumhuriyetçiler, Temsilciler Meclisi'nde de çoğunluklarına yeni koltuklar ekleyerek, 2. Dünya Savaşı'ndan beri gördükleri en büyük zaferlerden birini kazandı.

Cumhuriyetçiler şimdi Kongre'nin her iki kanadında da Kongre'nin gündemini belirleyebilecek, iç ve dış politikada partinin önceliklerini Başkan Obama'ya dayatma yoluna gidebilecekler.

Obama ise bundan önce olduğu gibi Temsilciler Meclisi'nden gelen ve iktidarının vizyonuna ters düşen yasa tasarılarını Senato'da veto etmek imkanından mahrum kalmış olacak.

Peki bütün bunlar Türkiye için ne demek?

Washington Yakın Doğu Araştırmaları Enstitüsü'nde kıdemli uzman ve Türkiye Araştırmaları Programı'nın direktörü olan Soner Çağatay'a göre, Türkiye'de son zamanlarda moda bir deyim olan "Kaç tane Washington var?" sorusunun yanıtı, seçimler sonucunda yasama ve yürütme erklerinin farklı ellere geçmesiyle gerçek anlamda "İki Washington" olarak kayda geçebilir.

Dış Politika

İç politikada manevra alanı oldukça daralacak olan Obama'nın, dikkatini dış politikaya çevirmesi beklentisi var.

Obama

Kaynak, BBC World Service

Fotoğraf altı yazısı, Obama dikkatini dış politikaya mı çevirecek?

Brookings Enstitüsü'nde Türkiye uzmanı olan Ömer Taşpınar'a göre, önümüzdeki dönemde Obama yönetiminin dış politikasında Kongre'nin en fazla direneceği konuların başında İran gelecek.

Cumhuriyetçilerin güçlü İsrail yanlısı tavrı da hesaba katıldığında; Taşpınar, Kongre'nin Obama'ya 'İran ile nükleer pazarlık sürecinde taviz vermeyen' bir yaklaşım dayatmakta ısrarcı olacağını düşünüyor.

Bunun dışında Ukrayna konusunda da Rusya'nın yayılmacı politikasına karşı daha dirençli bir politika talebinin Kongre'den yükselmesi bekleniyor.

Türkiye

Türk basınında çıkan bazı yorumların aksine, Cumhuriyetçilerin ağırlıkta olduğu bir Kongre'yi Türkiye lehine olarak kabul etmek, Washington'daki uzmanlara göre gerçekçi değil.

BBC Türkçe'ye konuşan ve ismini vermeyen bir Kongre kaynağı, 2010'dan beri bozuk olan Türkiye-İsrail ilişkilerinin, Kongre ile Türkiye arasındaki bağları zehirlemeye devam edeceğini düşünüyor.

Diğer taraftan, 2015 yılının 3 Ocak tarihinde 114. dönemine başlayacak olan ABD Kongresi'nin Türkiye için en önemli konularından biri, Ermeni olaylarının 100. yılında, bu olayların 'soykırım' olarak tanınıp, tanınmayacağı olacak.

Temsilciler Meclisi Başkanı John Boehner'in başkan olarak devam edecek olması, kendisinin Türkiye'ye yakınlığı bilindiğinde, Ankara için avantajlı olarak görülüyor.

Ama geçtiğimiz yıllarda Türkiye'nin 'başarı öyküsü' imajının ciddi zedelenmeler yaşadığı Washington'da, Ankara lehine gönüllü lobi yapacak Türkiye dostu da pek kalmadı.

John McCain'in Senato'daki yeni görevi, AKP hükümetinin Suriye politikası açısından bir avantaj mı?

Kaynak, AP

Fotoğraf altı yazısı, John McCain'in Senato'daki yeni görevi, AKP hükümetinin Suriye politikası açısından bir avantaj mı?

The National War College ile Johns Hopkins üniversitelerinde dersler de veren Taşpınar, ''Cumhuriyetçilerin Demokratlara oranla daha reel politik yanlısı olduğunu ve Pentagon'un hassasiyetlerine dikkat ettiğini'' hatırlatıyor.

Taşpınar, şu anki Cumhuriyetçi Parti'nin ortak bir dış politika yaklaşımında uzlaştığını söylemenin ise mümkün olmadığını ekliyor.

Çağaptay'a göre ise, Senato'nun Silahlı Kuvvetler Komitesi başkanlığına gelecek olan John McCain gibi, Türkiye'nin Suriye politikasına daha yakın bir çizgi izleyecek bazı Cumhuriyetçi Senatörler bulunuyor ve bu Ankara'nın Suriye politikası için lehte bir durum olarak değerlendirebilir.

İsmini vermek istemeyen Kongre kaynağı ise 'şahinci' Cumhuriyetçiler hatırlatıldığında, yine aynı partinin izolasyoncu ve Çay Partici senatörlerinin de hesaba katılması gerektiğini hatırlatarak cevap verdi.

Cumhuriyetçilerin geleneksel olarak güvenlikçi reflekslerinin öncelik kazandığı düşünüldüğünde, Cumhuriyetçilerin Kongre'deki yeni iktidarlarının Türkiye'nin kıymetini sarsmayacağı beklentisi var.

Diğer taraftan son iki yıl içinde Türkiye'ye gelen en güçlü eleştirilerin Kongre üyeleri ve Kongre'deki komitelerden geldiği hatırlandığında, son iki ay içinde seçim kampanyası nedeniyle tatile giren Kongre'den Ankara'ya yönelen eleştiri yoktu.

Önümüzdeki günlerde yeniden toplanacak olan şu anki Kongre'den Türkiye'nin IŞİD ile çokça dikkat çeken ilişkileri, Kobani ve demokrasi konularında eleştiri oklarının yeniden Ankara yönelmesi kimseyi şaşırtmamalı.

Suriye

Obama yönetiminin Dışişleri Bakanlığı'nda Suriye politikasını koordine etmekten sorumlu isim olarak 2012 yılının sonuna kadar görev yapan Büyükelçi Fred Hof, BBC Türkçe'ye seçimlerin Suriye politikasına etkisini değerlendirken, Cumhuriyetçilerin Kongre'deki başarılarının sonuçlarının daha çok iç politikada görüleceğini, Suriye de içinde olmak üzere dış politikada büyük bir değişim beklemediğini kaydetti.

Düşünce kuruluşu Atlantic Council'de uzman olarak çalışan Hof'a göre, ''Şİmdiye kadar Kongre'nin Suriye politikasına yaklaşımı, parti çizgilerine göre belirlenmedi.''

Onun yerine Cumhuriyetçiler içinde aktif Suriye politikası isteyenlerin yanı sıra, yine aynı partide Amerika'nın Ortadoğu'daki profilini daha da düşürmek isteyen senatörler de görülüyor.

Bu türlü farklı yaklaşımlar Demokrat Parti için de geçerli. Diğer taraftan Senato'nun yeni patronu Cumhuriyetçi Partili Mitch McConnell'in ise Suriye konusunda oldukça sessiz olduğu düşünüldüğünde, bu konuda pek bir değişim olmayacağını düşünenler de çok.

Hof, Cumhuriyetçilerin Kongre'de güçlenmelerinden sonra ise ''En azından teoride fazlaca partizan ve negatif görünmemek için, Senato'da kazandıkları bazı anahtar komitelerin başkanlıklarında devlet adamı gibi davranarak, Obama'yı Suriye konusunda destekleyebilirler." tahmininde bulunuyor.

Özellikle en büyük siyasi rakipleri Obama'nın seçimlerde aldığı ağır mağlubiyet sonrasında, böyle bir desteği vermekte daha az çekimser olabilirler tabii.