İran'da savaş Çin'i ve küresel çıkarlarını nasıl etkiliyor?

Şi Jinping, Fransa'ya yaptığı iki günlük resmi ziyaret kapsamında 6 Mayıs 2024'te Paris'teki Elize Sarayı'nda Fransız cumhurbaşkanı ile ortak basın toplantısı düzenlerken.

Kaynak, AFP via Getty Images

    • Yazan, Laura Bicker
    • Unvan, BBC Çin Muhabiri
  • Okuma süresi 6 dk

Çin, en azından şimdilik Ortadoğu'daki savaşın şokunu doğrudan hissetmese de dolaylı etkilerini görmeye başladı.

Çin kısa vadede, birkaç ay yetecek kadar petrol rezervine sahip ve bu sürenin sonunda enerji ihtiyacını komşusu Rusya'dan karşılayabilir.

Fakat Pekin, bu gelişmelerin sadece Ortadoğu'daki yatırımları için değil, kendi hedefleri için de uzun vadede ne anlama geleceğini değerlendiriyor.

Binlerce Komünist Parti delegesi, dünyanın en büyük ikinci ekonomisine yol haritası çizmek üzere geçtiğimiz günlerde Pekin'de bir araya geldi.

Çin ekonomisi, düşen iç tüketim, uzun süredir görülen konut krizi ve yerel yönetimlerin ağır borç yüküyle mücadele etmeye devam ediyor.

Çin hükümeti, yüksek teknoloji ve yenilenebilir enerjinin hızlı büyümesine karşın ekonomik büyüme beklentilerini 1991 yılından bu yana ilk kez düşürdü.

Pekin, ihracatını artırarak ekonomik sorunlarını aşmayı umuyordu.

Ancak ABD ile bir yıldır süren ticaret savaşına girdiler ve şu anda Çin'in ana nakliye güzergahlarının geçtiği ve enerji ihtiyacının büyük bir kısmını karşılayan Ortadoğu'daki istikrarsızlıkla karşı karşıyalar.

Savaş ne kadar uzarsa, Çin'e maliyeti o kadar büyük olacak. Özellikle de Hürmüz Boğazı kapalı kalmaya devam ederse.

İngiltere'deki düşünce kuruluşu Royal United Services Institute'tan (RUSI) Philip Shetler-Jones, "Ortadoğu'da uzun süreli kaos ve güvensizlik ortamı, Çin için önemli olan diğer bölgeleri de etkileyebilir" diyor.

Shetler-Jones, "Örneğin Afrika ekonomileri, Körfez bölgesinden gelen önemli ve sürekli sermaye akışından faydalandı. Bu yatırım azalırsa, daha geniş çaplı bir istikrarsızlık riski ortaya çıkar ve bu da Çin'in uzun vadeli çıkarlarını zedeleyebilir" değerlendirmesini yapıyor.

Çin'in küresel etkisi göz önüne alındığında, Ortadoğu dışındaki yatırımları ve pazarları uzun süreli bir savaştan olumsuz etkilenebilir ve diğer birçok ülke gibi Çin de bu yeni istikrarsızlık dalgasından endişe duyuyor.

Londra'daki King's College'da Profesör Kerry Brown, "Bence Çin, dünyanın geri kalanının sorduğu soruyu soruyor: Plan ne? Amerikalıların bir plan olmadan bu işe girişmiş olmaları pek muhtemel değil" diyor.

Sözlerinin devamında, "Ama muhtemelen diğer ülkeler gibi 'Aman Tanrım, gerçekten plansız bir şekilde bu işe girmişler' diyorlardır. Başka hiçbir şeyin içine çekilmek; bu işe karışmak istemiyoruz ama bir şeyler yapmalıyız' diye düşünüyorlardır" diye de ekliyor.

Pek sıkı olmayan dostluk

Birçok Batılı'nın gözünde gözünde İran hep Çin'in "müttefiki" olarak tanımlandı.

İki ülke şüphesiz dostane ilişkiler içinde oldu.

Ali Hamaney'in son ülke dışı gezisi 1989 yılında Pekin'e yaptığı ziyaretti ve bu seyahat sırasında Çin Seddi'nde çekilen fotoğrafları yayınlanmıştı.

Çin'in o dönemki Yang Şangkun (solda ortada) ve İran Cumhurbaşkanı Ali Hamaney (sağda ortada), Hamaney'in devlet ziyareti için düzenlenen karşılama töreninde birlikte yürüyorlar. Pekin, Çin, 11 Mayıs 1989.

Kaynak, Getty Images

Fotoğraf altı yazısı, Ali Hamaney, Mayıs 1989'da dönemin Çin Devlet Başkanı Yang Şangkun ile birlikte.

Şi Jinping'in 2016'da Tahran'ı ziyaret etmesiyle iki ülke arasındaki ilişkiler derinleşti ve 2021'de 25 yıllık stratejik ortaklık anlaşması imzaladılar.

Anlaşma kapsamında Çin, Tahran'ın Çin'e petrol ihracatını sürdürmesi karşılığında 25 yıl boyunca İran'a yaklaşık 400 milyar dolarlık yatırım yapmayı taahhüt etti.

Ancak uzmanlar, petrol ihracatının sürmesine rağmen bu yatırım vaadinin sadece küçük bir kısmının İran'a ulaştığını söylüyor.

Küresel Enerji Politikası Merkezine göre, Çin İran'dan günlük 1,38 milyon varil petrol ithal etti. Bu, Çin'in toplam ham petrol ithalatının yaklaşık yüzde 12'sini oluşturuyordu.

Bu satışın çoğunda, petrolün menşeini gizlemek için varillerin "Malezya petrolü" olarak gösterildiği iddia ediliyor.

Columbia Üniversitesi Araştırma Merkezi'nin yayımladığı bir raporda 46 milyon varilden fazla İran petrolünün Asya'daki yüzer depolarda tutulduğu ve daha büyük miktardaki petrolün de İran Ulusal Petrol Şirketi'nin Çin'in Dalian ve Javashan limanlarında kiraladığı antrepolarda tutulduğu iddia edildi.

Aynı zamanda, iki ülke arasında silah ticareti yapıldığına dair iddialar da ortaya ortaya atıldı.

Çin, Tahran'a gemi savar seyir füzeleri sattığını reddetti ama ABD istihbaratı, Pekin'i eğitim vererek ve bazı bileşenleri tedarik ederek İran'ın balistik füze programını desteklemekle suçladı.

İnsan hakları grupları ayrıca, İran'ın protestoculara ve hükümet karşıtlarına yönelik baskısının, Çin'in Tahran'a sağladığı gözetim ve yüz tanıma teknolojilerinin kullanımıyla daha da güçlendiğini belirtiyor.

Bu unsurlar dikkate alındığında iki ülke yakın müttefik gibi görünebilir.

Bu durum, bazı ana akım medya kuruluşlarının Çin ve İran'ı Kuzey Kore ve Rusya ile birlikte "kaos ekseni" olarak tanımlamasına bile yol açtı.

Dört ülke de ABD liderliğindeki küresel düzene meydan okumaya çalışıyor ama gerçekte ilişkileri büyük ölçüde karşılıklı alış veriş niteliğinde.

Şi Jinping (solda), 23 Ocak 2016'da İran'ın başkenti Tahran'da İran'ın Dini lideri Ayetullah Ali Hamaney (sağda) ile bir araya gelirken.

Kaynak, AFP via Getty Images

Fotoğraf altı yazısı, Şi Jinping, 2016'da Ayetullah Ali Hamaney ile Tahran'da görüşme yaptı. -

Kerry Brown, "Çin ile İran'ı bir araya getiren net bir ideolojik veya kültürel bağ yok gerçekten" diyor.

"Çin'in böl ve yönet stratejisi, İran'ın ABD'yi sürekli rahatsız etmesinden fayda sağlıyor" diye konuşuyor.

"Dolayısıyla Çin'in İran ile ilişkilerini sürdürme nedenleri olumlu değil, olumsuz nitelikte. Bu, bir ilişki için çok kırılgan bir temel" diye de ekliyor:

"Bir dereceye kadar işe yaradı ama hiç derin bir ilişki olmadı."

Çin "ittifaklarını" Batı ülkeleri gibi görmüyor.

Karşılıklı savunma anlaşmaları imzalamıyor ve kriz dönemlerinde aceleyle müttefiklerinin yardımına koşmuyor.

Pekin, bunun yerine mümkün olduğunca askeri çatışmalardan uzak durmayı tercih ediyor.

'Öngörülebilir lider'

Ancak bu, Çin'in Ortadoğu'da olup bitenlerle ilgilenmediği anlamına da gelmiyor.

Pekin, beklendiği gibi ihtiyatlı bir tepkiyle saldırıları kınadı ve ateşkes çağrısında bulundu.

Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi "ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırısı ve özellikle egemen bir ülkenin liderinin suikastı ve rejim değişikliğine teşvik edilmesi kabul edilemez" dedi.

Nitekim, Washington'un Ocak ayında Venezuela'da ve şimdi de İran'daki hamleleri bu ülkelerin Çin ile ittifaklarının sınırlarını açıkça gösterdi.

Her iki durumda da Pekin, fiilen kenara itildi, sadece seyirci rolünü oynadı ve kendi yörüngesindeki ülkelere yardım edemedi.

RUSI'den Philip Shetler-Jones, Çin'in kendisini ABD'ye karşı "sorumluluk sahibi bir denge unsuru" olarak göstermeye çalıştığını söylüyor. Fakat "askeri denge anlamında ABD'nin bir süper güç olmanın gerçek anlamını, yani dünyanın çeşitli bölgelerinde iradesini dayatma kabiliyetini gösterdiğini" belirtiyor.

Shetler-Jones ekonomik kudretine rağmen Çin'in ABD'yle "aynı düzeyde bir süper güç" olmadığını savunuyor.

"İsteseler bile, dostlarını bu tür eylemlerden korumak için gerekli araçlara sahip değiller" diyor.

Şi Jinping bu kaygıları dengelemek için, kendisini Donald Trump'ın aksine, istikrarlı ve öngörülebilir bir küresel lider olarak göstermeye devam edecek.

Londra'daki SOAS Çin Enstitüsü Direktörü Steve Tsang, "Çin'in argümanı, Donald Trump'ın Batı'nın liberal uluslararası düzen söylemlerinin gerçeklikten ne kadar uzak olduğunu bir kez daha şüpheye yer bırakmayacak şekilde göstermiş olması" diyor.

Çin'in Şenzen kentindeki Çivan -konteyner terminalinde, 27 Şubat 2026 Cuma günü, vinçler ve nakliye konteynerleri.

Kaynak, Getty Images

Fotoğraf altı yazısı, Çin'in Şenzen limanı, Orta Doğu üzerinden geçen ticaret güzergahlarına bağımlı olan birçok limandan sadece biri.

Tsang, savaş nedeniyle enerji tedarikinde ve hava seyahatlerinde yaşanan aksaklıkların "küresel Güney'deki ülkeler için Batı'ya göre çok daha ağır ekonomik sorunlar doğuracağını" da ekliyor.

Tsang "Bazı ülkeler birkaç ay içinde gıda sıkıntısıyla karşı karşıya kalabilir ve bu ülkeler çoğunlukla küresel Güney'de. Ayrıca İngiltere ve İspanya'nın dışarıda bırakılmasıyla Batı ittifakında da şimdiden bölünmeler görüyoruz" diyor.

Pekin aynı zamanda diğer ülkelerle birlikte arabuluculuk fırsatı da görüyor olabilir. Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi, Umman ve Fransa'daki mevkidaşlarıyla görüştü ve Çin Ortadoğu'ya bir özel temsilci göndereceğini açıkladı.

Trump'ın yaklaşan ziyareti

Ancak Çin dikkatli davranıyor çünkü Pekin'in en önemli hesaplarından biri bu ayın sonunda, ne yapacağı öngörülemeyen ABD Başkanı'nın Çin'e yapması planlanan önemli ziyareti.

Çin'in ABD ve İsrail'in İran'a saldırılarına eleştirilerin hiçbirinde Donald Trump doğrudan hedef alınmadı.

Bu tutum, liderler arasında yapılacak görüşmeyi kolaylaştırabilir.

Gezinin iptal edilebileceğine dair spekülasyonlar olsa da planlandığı gibi yapılacağına dair işaretler de var.

Reuters'ın haberine göre, iki ülkenin yetkilileri gezinin koordinasyonu için bir araya gelecek.

Shetler-Jones, Çin'in bu durumu, Donald Trump'ın Çin'in hak iddia ettiği Tayvan gibi diğer sorunlarda nasıl tepki vereceğini görmek için bir fırsatı olarak değerlendiriyor olabileceğini söylüyor.

"Bu savaş ABD'de destek görmüyorsa, ABD'nin dış ve güvenlik politikasında temkinli bir yaklaşımı güçlendirebilir" diyor.

"Bu temkinli yaklaşım da gelecekteki ABD yönetimleri tarafından benimsenirse, Çin'e kendi bölgesinde ve dünyada çıkarlarını ilerletmek daha büyük bir alan sağlayabilir."

Kriz, Çin'deki bazı kesimlere Washington'u savaş çığırtkanı gibi gösterme fırsatı verdi. Çin Halk Kurtuluş Ordusu da sosyal medyada böyle yaptı.

Ancak Prof. Kerry Brown, Washington'da böylesine "öngörülemez ve dengesiz" bir aktörün varlığının Pekin için endişe kaynağı olabileceğini düşünüyor.

"Çin'in Amerika'nın hakim olduğu bir dünya istediğini sanmıyorum ama aynı zamanda ABD'denin bu kadar dengesiz bir aktör olduğu bir dünya da istemiyor" diyor.

Bu haber, BBC gazetecileri tarafından hazırlandı ve kontrol edildi. Bir pilot proje kapsamında çevirisinde yapay zekadan da faydalanıldı.