Bir zamanlar Tunceli Pülümür'de: Fin fotoğrafçının 1974'te çektiği kareler ve izlenimleri

Kaynak, Markku Tiirakari
- Yazan, BBC Türkçe
- Bildirdiği yer, İstanbul
- Okuma süresi 8 dk
Hayatı boyunca fotoğraf çeken Finlandiyalı Markku Tiirakari, emeklilik hayatına başladığı 2000'lerin başında elindeki tüm fotoğraf arşivini kataloglamaya karar verdi.
Hem kendisinin hem de babasına ait negatifleri, slaytları ve fotoğrafları çtek tek elde geçirip, herbirinin yerlerini ve tarihlerini not düştü.
"Bunun için harcadığım saatleri hesaplamanın imkansız olduğunu söyleyebilirim" diye tarif edecek kadar çok zaman harcadı.
2020'deki Covid-19 pandemisi sırasındaysa bu uğraşına daha da yoğunlaştı.

Kaynak, Markku Tiirakari
Bu süreçte ortaya çıkan fotoğraflar arasında Tiirakari'nin 1974 yılında, Tunceli'nin karlar altında kalmış Pülümür ilçesinde çektiği kareler de vardı.
Tiirakari o seyahati yaptığı eski eşi Helena Holopainen ile bu fotoğrafları bastırıp Pülümür Belediyesi'ne yolladı.
Fotoğraflar belediyeden de Pülümür sakinlerine ulaştı sonra da sosyal medyada yayılmaya başladı.

Kaynak, Markku Tiirakari
Yıllar sonra bazı kişiler, kendilerinin fotoğraflarda yer aldığını söyleyerek onunla iletişime geçti.
Böylece karlar altındaki bir Anadolu kasabasında çekilmiş fotoğraflar, yaklaşık 50 yıl sonra o kasabadakilere ulaşmış oldu.

Kaynak, Markku Tiirakari
Fotoğraf makinasıyla Doğu'ya yolculuk
Tiirakari, gençlik yıllarında o zamanki eşi Helena birlikte Doğu ülkelerini gezmeye karar verdi.
Yanına fotoğraf setini de aldı:
"O zamanlar çok mütevazı bir hayat sürüyorduk, ama yine de yanımda iki SRL kamera, 30 rulo slayt filmi ve 100 rulo siyah beyaz film götürme ayrıcalığına sahiptim."
1973 sonbaharında önce tekneyle Stockholm'e gidip ardından uçakla Sri Lanka'ya vardılar.

Kaynak, Markku Tiirakari
Trenle Hindistan'ın Delhi ve Nepal'in Katmandu kentlerini gezdiler.
Sonra da otobüsle geze geze ülkelerine dönmek istediler.
Pakistan, Afganistan ve İran üzerinden Türkiye sınırına ulaştılar.

Kaynak, Markku Tiirakari
Erzurum'dan Adana'ya otobüs bileti
Sınırı geçtikten sonra ilk gördükleri kent Erzurum oldu.
Türkçe konuşamasalar da yerel halkla anlaşabiliyorlardı:
"O dönemin maceralarını sevgiyle hatırlıyorum. Ortak bir dilimiz olmadığı için, Türk restoranlarında el hareketleriyle kendimizi ifade etmek zorunda kaldığımızı hatırlıyorum.
"Ortak tek bir kelime bile bilmesek de hoş karşılandığımızı hissedebiliyordum ve personel ile iyi vakit geçiriyorduk."

Kaynak, Markku Tiirakari
Erzurum'dan Adana'ya otobüs bileti aldılar.
Otobüs tamamen doluydu.
Hava şartları nedeniyle uzun bir yolculuk olacaktı bu.

Kaynak, Markku Tiirakari
Karla kapanan yol ve Pülümür'deki misafirperverlik
Yoğun kar yağışı vardı:
"Yola çıkalı sadece birkaç saat olmuştu ki kar fırtınasının yol üzerinde bıraktığı kar nedeniyle otobüs durmak zorunda kaldı.
"Sonraki 20 km, 12 saat sürdü ancak yolcuların samimiyeti ve neşesi sayesinde, sözlü iletişim olmasa da, bu süre bir şekilde oldukça hızlı geçti."

Kaynak, Markku Tiirakari
Otobüstekiler onlara kolonya ve yanlarında getirdikleri yiyeceklerden ikram etti.
O geceyi otobüste geçirdiler.
Sabah olduğunda yollar hala kapalıydı:
"Sabahleyin, aynı otobüste seyahat eden bir yolcu - bir subay - bize sırt çantalarımızı alıp onu takip etmemizi ve tamamen karla kaplı bir vadideki köye gitmemizi istedi. Geleceğimizden çok emin olamadan, subayla birlikte sağlık ocağına varan çok dar, temizlenmiş bir yoldan yürüdük.
"Orada bize çay ikram edildi ve biz beklerken insanlar uzun bir masanın etrafında toplanmaya başladı."

Kaynak, Markku Tiirakari
Sonra oradaki bir adam, kendilerini takip etmelerini isteyip onları evine götürdü:
"Karısı, odanın ortasında bizim için iki sandalye hazırlamıştı.
"Önce kendimizi tazelememiz için Türk kolonyası ikram edildi ve uykusuz bir gecenin ardından yorgun olduğumuzu, dinlenmek istediğimizi el kol hareketleriyle anlatmaya çalıştık."

Kaynak, Markku Tiirakari
Uyandıklarında ise sofraları hazırdı:
"Birkaç saat sonra uyanıp evin oturma odasına gittiğimizde, bol miktarda yiyecekle donatılmış büyük masa ve bazı yeni yüzler bizi büyüledi.
"Çevredeki bazı komşular da bizi görmeye gelmişti."

Kaynak, Markku Tiirakari
'Cennet gibi ziyafet'
Tiirakari, bu ikramların başka evlerde de sürdüğünü hatırlıyor:
"Bu cennet gibi ziyafetin ardından, komşulardan biri bizi evine davet etti; kaşif ruhumuz bu daveti seve seve kabul etti. Şaşırtıcı bir şekilde, vardığımızda başka bir masa daha lezzetli yemeklerle doluydu.
"Yemeğimizi yeni bitirmiştik, ama önümüzde bir ziyafet daha vardı; midelerimizin dolu olmasına rağmen, bize cömertçe sunulan her şeyden biraz yiyebildik. Dışarı çıktığımızda, köylüler bize ilgi gösterdiler ve bizimle konuşmak için yanımıza geldiler. Onlara haritada ülkemizin, Finlandiya'nın yerini gösterdiğimi hatırlıyorum."
Batılı genç gezginler o gece bir evde konakladı.

Kaynak, Markku Tiirakari
Kar nedeniyle zaman geçirdikleri bu yer, Tunceli'nin Pülümür ilçesiydi.
Pülümür Belediye Başkanı Müslüm Tosun, geçmişte ilçenin şehirlerarası seyahatlar açısından önemli bir nokta olduğunu, sonrasında güvenlik gerekçesiyle firmaların bu yolu kullanmamaya başladığını anlatıyor.
Tosun, bölgede kışın sık sık çığ tünelleri oluştuğunu ve yolların kapandığını belirtip ekliyor:
"Pülümür'deki ailelerde bir gelenek vardı. Etrafta oteller olmasına rağmen aileler, yol kapanırsa akşam yola gidip otobüslerde kalanları evlerine misafir ederlerdi."
"O sırada üç kişiyle adreslerimizi değiştirdik. Pülümür'de unutulmaz iki gün ve bir gece geçirdikten sonra otobüs yolculuğumuza Adana'ya doğru devam ettik."
Gezginler ağırlandıkları bu ilçede bol bol fotoğraf çekti.
Tiirakari, geçirdiği zamanı "unutulmaz iki gün ve bir gece" diye anıyor.
Sonrasında gezginler, ülkelerine doğru gitmek üzere Adana'ya gitti.

Kaynak, Markku Tiirakari
Tiirakari yıllar boyunca seyahat etmeyi de fotoğraf çekmeyi de sürdürdü:
"Keşke daha fazla seyahat edebilseydim ama seyahatlerin masraflarını karşılayabilmek için çalışmak zorundaydım.
"Önce inşaat işçisi, sonra da marangoz olarak çalıştım."

Kaynak, Markku Tiirakari
Yarım asır sonra ortaya çıkan fotoğraflar
2000'lerin başında, kendimin ve babasının fotoğraflarını düzenlemeye karar verdi:
"Sahip olduğum tüm negatifleri, slaytları ve fotoğrafları tek tek inceleyerek, tarih, yer ve fotoğraflarda bulunan kişilerle ilgili bilgileri ekledim ve büyük bir dijital fotoğraf arşivi oluşturdum."

Kaynak, Markku Tiirakari
2020'deki pandemi döneminde buna daha da zaman ayırdı:
"2020'deki pandemi döneminde, çocuklarım, torunlarım ve umarım gelecek nesiller için önceki maceralarımı belgeleme konusunda bu nostaljiyi ve güçlü arzuyu hissettim."

Kaynak, Markku Tiirakari
Birçok kataloglamadan sonra sıra Pülümür fotoğraflarına gelmişti.
Tiirakari bu süreçte Pülümür'le ilgili daha fazla araştırma yapıp bilgi edindi.
Bir noktada da bölge insanlarının Helsinki'deki topluluklarıyla iletişim kurdu.

Kaynak, Markku Tiirakari
Onlara bu albümü belediyeye göndermek istediğini söyledi:
"Sürpriz bir şekilde, çok cesaret vericiydiler ve fikrimi desteklediler."
6 Şubat 2023'teki Kahmaranmaraş merkezli depremlerde yaşananlardan da etkilenen Tiirakari, depremden kısa süre sonra kitapçığı hazırladı.

Kaynak, Markku Tiirakari
Fotoğraflarda kendilerini görenler
Albümü hazırlayıp belediye başkanına gönderdi.
Pülümür Belediye Başkanı Müslüm Tosun, PTT'den kendisine bir gün yurtdışından bir kargo gelip içini açtığını ve çıkan fotoğraf ve mektuba çok sevindiğini anlatıyor.
Fotoğrafların bir yerel gazetede yayımlanmasıyla herkes olaydan haberdar olmuş. Sonrasında sosyal medyada da yayımlanmış.
Bazı kişiler kendilerini fotoğrafta görüp "inanılmaz mutlu olmuşlar".

Kaynak, Markku Tiirakari
Bunun üzerine birçok kişinin kendisiyle iletişim kurduğunu anlatıyor Tiirakari:
"Facebook'ta kitabın göndericisinin gerçekten ben olup olmadığımı soran mesajlar almaya başladım. Avustralya, Almanya, İsveç ve Finlandiya'da yaşayan kişilerden mesajlar geldi. İnsanlar benimle konuşmak ve anılarını paylaşmak istiyorlardı.
"Almanya'dan da, fotoğraflardan birinde görünen küçük çocuk olduğunu söyleyen bir mektup aldım."
Bu albümün insanlar üzerinde çok olumlu bir etki yarattığını söylüyor:
"Kitap, özellikle pandemi ve depremden sonra insanların hayatlarına neşe getirdi."

Kaynak, Markku Tiirakari
Tiirakari bugün artık seyahat edemediğini ama fotoğraf çekmeye devam ettiğini anlatıyor:
"1976'daki seyahatimden sonra, kişisel hayatımda büyük değişiklikler oldu. Gelişimsel engelli gençlere ve dünyanın en savunmasız insanlarına yardım eden bir toplulukta gönüllü olarak çalışmaya karar verdim.
"O dönemde, UNICEF (Birleşmiş Milletler Uluslararası Çocuklara Acil Yardım Fonu) ve Birleşmiş Milletler Finlandiya'nın kampanyaları ve faaliyetleri hakkında daha kapsamlı bilgi edindim. Onların davasına katkıda bulunduğumu gururla söyleyebilirim ve fotoğraflarımın çoğunu onlara bağışladım.
"Yakında 79 yaşına gireceğim, bu yüzden belki de yurtdışı seyahatlerim sona ermiştir. Yıllardır hobim olan kuşları ve doğayı fotoğraflamaya devam ediyorum."

Kaynak, X: Diaspora Türk
Tiirakari, Finlandiya'da yaşayan Pülümürlü bir aileye fotoğrafların original negatif ve slaytlarını vereceğini onların da bunları bu yaz Pülümür'e götüreceğini anlatıyor.
Pülümür'e gönderilen albüm belediyedeki Cemal Süreya Kültür ve Bellek Evi'ne konmuş.
Belediye, Tiirakari'yi Pülümür'e davet etmiş.
Tiirakari ise "Artık seyahat etmek benim için oldukça zor ama bakalım, belki bir kez daha yaparım" diyor.





