BBCTurkish.com
NEWS
SPORT
WEATHER
Son güncelleme: 24 Ekim, 2008 - TSİ 07:44
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
24 Ekim 2008 Basın Özeti
Economist dergisi Türkiye ekonomisinin tehlikelere, göründüğünden daha açık olabileceğini belirtiyor:

İngiltere'de yayımlanan gazeteler

2000'li yılların başlarında tüm dünyada yaşanan ekonomik çalkantıdan Türkiye'nin diğer ülkelere göre daha fazla etkilendiğini belirten dergi, döviz ve bankacılık sektöründe yaşanan kriz sonrasında IMF'nin en büyük kurtarma operasyonlarından birini gerçekleştirdiğini hatırlatıyor.

Son krizde şimdiye kadar Türkiye'nin değil Orta ve Doğu Avrupa'daki yükselen piyasaların endişe kaynağı olduğunu belirten Economist, ancak tablonun değişebileceğini belirtiyor.

Dergi, Mayıs ayında IMF programını tamamlayan Türkiye'nin kuruma tekrar ihtiyaç duyabileceğini vurguluyor:

"Kuşkusuz, altı yılık güçlü büyüme, Avrupa'nın altıncı büyük ekonomisi Türkiye'yi daha sağlıklı hale getirdi. Bankalar sağlam görünüyor. Ekonomiden Sorumlu Bakan Şimşek, yüksek sermaye yeterlilik oranı ve görece düşük batık kredilere işaret ediyor.

"Nüfus artışı talebi karşılıyor. İhracat çeşitleniyor. Kamu borçları gayri safi hasılanın yüzde 39'una geriledi. Döviz rezervi 80 milyar dolara çıktı. Ekonomide resesyon pek muhtemel görünmüyor."

Economist dergisi bu tabloya rağmen "Ama fazla iyimserlik de doğru değil" diyor ve ekliyor:

"Başka yerlerde olduğu gibi gayri safi hasıladaki büyüme keskin şekilde yavaşladı. Ülke ihracatının yarısı, resesyonla karşı karşıya olan Avrupa Birliği'ne. Enflasyon yeniden çift haneli rakamlara çıktı. Cari açık yüzde 6,4'e yükseldi.

"Türkiye'nin şimdi farkı kapamak için yabancı yatırıma ihtiyacı var. Türkiye'nin yapısal ekonomik sorunları da var. Hükümet mütevazı işgücü piyasası reformları yaptı, yeni sosyal güvenlik yasası çıkarttı ama verimlilik artışı düşük, rekabet sınırlı.

"Son yıllarda iyi iş çıkaran otomotiv, tekstil ve beyaz eşya sektörü şimdi hem Avrupa'daki resesyon hem de Çin'in artan rekabetiyle karşı karşıya."

Economist, siyasi parçalanmışlığa dikkat çekerek "Sorun doğru politikaları üretmekte değil, bunlara destek bulmakta" diyor:

"Bir teknokrat olarak Bakan Şimşek'in iyi bir orta vadeli mali stratejisi var. Ama siyasi desteği, konusunda şüpheler mevcut. Tecrübeler gösteriyor ki, Türkiye, en iyi güçlü bir dış çıpayla çalışıyor.

"2001'den sonra bu, ekonomide IMF, siyasette de Avrupa Birliği üyeliği perspektifi oldu. Ama malesef şimdi bu iki çıpa da sağlam değil. Bu çıpalar olmadan ekonomik ve siyasi istikrarı geliştirmek mümkün değil."

'Yatırımcılara güven verme çabası'

Financial Times da Türkiye'nin dün meclis komisyonuna sunulan yeni bütçe planıyla yatırımcıların güvenini kazanmaya çalıştığını belirtiyor.

Ancak gazeteye göre bazı ekonomi uzmanları 2009 bütçesindeki kamu harcamalarının aşırı iyimser büyüme tahminlerine dayandırıldığını düşünüyor:

"Maliye Bakanı Kemal Unakıtan, bütçe disiplinine bağlılıklarını perçinleyecek yeni mali düzenlemeler getireceklerini, 2009'da bütçe açığının gayri safi hasıladaki oranının yüzde bir-buçuktan yüzde 1,2'ye indirileceğini, faiz dışı fazlanın milli gelire oranının da yüzde 4 olacağını söylüyor.

"Ancak bağımsız uzmanlar bu kadar iyimser değil ve IMF'nin gelecek yılki büyüme tahmini yüzde 3. Gelecek yıl yerel seçimlere hazırlanan hükümet, IMF ile 10 milyar dolar standby anlaşmasının Mayıs'ta sona ermesinin ardından kamu harcamalarındaki sınırlamalardan kurtulmak istiyor. Ama Türkiye şimdi, IMF'yle ihtiyati stand-by anlaşmasıyla sonuçlanabilecek görüşmeler yapıyor. "

Financial Times'a göre, bazı uzmanlar, bu bütçenin IMF'yle yeni bir anlaşma için yeterli olmayacağını söylüyor. Bazı uzmanlar ise yeni bütçenin belli koşullarla IMF anlaşmasına temel oluşturabileceğini belirtiyor. Söz konusu koşullar arasında kamu maliyesinde işlerin kötüye gitmesi halinde bazı kamu harcamalarının dondurulması da olabilir.

'Greenspan'in itirafı'

Eski Amerikan Merkez Bankası Başkanı Alan Greenspan'in finans piyasalarındaki krizle ilgili olarak Kongre'deki açıklamaları tüm gazetelerde geniş yer bulmuş. Guardian manşet haberinde şöyle diyor:

"Yıllardır müdahalecilik karşıtı anlayışın bayraktarlığını yapan Greenspan, krizin 18 yıl boyunca Amerikan para politikasına yön veren serbest piyasa ideolojisindeki bir yanlışı ortaya çıkardığını söylüyor.

"Eski Başkan bankalar ve diğer kurumların kendi çıkarları gereği hissedarların da çıkarlarını en iyi şekide koruyabileceğini düşünmekte hata ettiğini söylüyor."

Financial Times'a göre, Avrupa Merkez Bankası, büyüme tahminlerinin aşağı çekildiği ve enflasyonun düşmeye başladığı bir ortamda, yeni faiz indirimine gidebileceğinin sinyallerini vermeye başladı.

Gazeteye göre Avrupa Merkez Bankası'nın, 6 Kasım'daki toplantısında Euro bölgesindeki yıllık gösterge faizi yarım puan daha düşürmesi yüksek ihtimal.

Küreselleşme ve milliyetçilik

Financial Times yazarı Philip Stephens, gelecek ay G-20 ülkelerinin katılımıyla Amerika'da yapılacak finans krizi zirvesiyle ilgili değerlendirmesinde küreselleşmeyle yeni milliyetçiliğin karşı karşı geldiğini belirtiyor:

"Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy, Fransız ve Avrupa şirketlerinin resesyon döneminde yabancıların eline geçmesini önlemek için Avrupa'nın kendi egemen varlık fonlarını oluşturması gerektiğini söylüyor.

"Yabancılarla Araplar ve Asyalılar kastediliyor. Şimdi karşı tarafta Çin, Hindistan ve diğer yükselen ekonomiler var. Bu ülkeler hiçbir zaman, kendilerini Batı tarafından tasarlanan ve kontrol edilen çok taraflı dünya düzeninin bir parçası olarak hissetmediler.

"Şimdi bu ülkeler büyük güçler olurken egemenliklerini neden diğerlerine devretsinler. Karşı taraf ise yeni üyelerin kendi otoritelerini zayıflatmaması koşuluyla daha kapsamlı bir küresel düzen istiyor. Henüz şimdiye kadar kimse kabul etmese de finans krizi küreselleşmedeki karşılıklı bağımlılıkla, yükselen milliyetçiliğin zıtlaşmasını ortaya koydu. Bu yüzden zirvede tarafların birbirlerini anlamaya başlamaları bile başarı olur."

Independent gazetesi, özel manşet haberinde İngiltere'de kamuoyu yoklamalarında iktidar partisinin önünde görünen anamuhalefet Muhafazakar Parti'yi zor durumda bırakabilecek yeni bir gelişmeye dikkat çekiyor.

Partinin gölge maliye bakanının bir Rus işadamıyla Korfu'da bir araya gelip bağış istediği iddialarının yol açtığı çalkantı sürerken, gazete, parti lideri David Cameron'un da başka bir Yunan adası Santorini'de medya patronu Rupert Murdoch'la görüştüğünü yazıyor.

Gazeteye göre, Cameron, Ağustos'ta Türkiye tatili öncesinde gerçekleşen görüşmeye, İstanbul'dan Murdoch'un damadının özel uçağıyla gitti. Cameron'un ailesi de İngiltere'den İstanbul'a bu uçakla geldi. Özel havacılık uzmanlarına göre Cameron, bu uçuşları cebinden ödeseydi 55 bin dolarlık bir faturayla karşı karşıya kalacaktı.

İlgili haberler
22 Ekim 2008 Basın Özeti
22 Ekim, 2008 | Basın Özeti
21 Ekim 2008 Basın Özeti
21 Ekim, 2008 | Basın Özeti
20 Ekim 2008 Basın Özeti
20 Ekim, 2008 | Basın Özeti
19 Ekim 2008 Basın Özeti
19 Ekim, 2008 | Basın Özeti
17 Ekim 2008 Basın Özeti
17 Ekim, 2008 | Basın Özeti
16 Ekim 2008 Basın Özeti
16 Ekim, 2008 | Basın Özeti
15 Ekim 2008 Basın Özeti
15 Ekim, 2008 | Basın Özeti
14 Ekim 2008 Basın Özeti
14 Ekim, 2008 | Basın Özeti
BAŞLICA HABERLER
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
Programlarımız|Frekanslarımız|Türkçe Bölümü hakkında|İşbirliği|Bize ulaşın
BBC Copyright Logo^^ Başa dön
Haberler | Basın Özeti | Dünyaya Açılan Pencere | Özel Dosyalar | Haberlerle İngilizce
BBC News >> | BBC Sport >> | BBC Weather >> | BBC World Service >> | BBC Languages >>
Yardım|Görüşleriniz|Gizlilik