|
15 Ekim 2008 Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Daily Telegraph'ın bugünkü manşeti: "2 trilyon sterlin". Gazete, küresel mali krizin son bulması için hükümetlerin bugüne dek harcayacaklarını açıkladıkları paranın bilançosunu çıkarmış.
Daily Telegraph; İngiltere ve Kıta Avrupası ülkelerinden sonra Amerika Birleşik Devletleri'nde de bankaları kurtarmaya yönelik planın açıklanması sonrası, krizin hükümetlere, daha doğrusu vergi mükelleflerine maliyetinin, 2 trilyon sterlini aştığını belirtiyor. Gazete bu meblağın 500 milyar sterlininin İngiltere'de, 1 trilyon 160 milyar sterlininin altı Avrupa ülkesinde, 458 milyar sterlininin de Amerika Birleşik Devletleri'nde tahsis edildiğini vurguluyor. Financial Times'ın manşeti, "Piyasalar küresel banka planını sınıyor". Gazete manşeti altında önemli bulduğu iki gelişmeyi aktarıyor. Bunların ilki, İngiltere'nin en büyük bankalarının hükümete, 37 milyar sterlinlik kurtarma planının koşullarını yeniden düşünmesi yolunda baskı yapması. Plan uyarınca; hükümetin desteğiyle sermaye artıran Royal Bank of Scotland, Lloyds TSB ve HBOS'un, tercihli hisse senetleri için toplam 9 milyar sterlin ödemeden, hissedarlara kâr payı ödemeleri önleniyor. Financial Times'a göre banka yöneticileri, planın koşullarının birbirlerine borç vermelerini dizginleyeceğini, bunun da planın hedefinin tam aksi bir sonuç olduğunu vurguluyor. FT: Piyasalar rahatlama işaretleri veriyor Financial Times'ın ilk sayfasında duyurduğu diğer gelişme ise dünyada bankacılık sektörünün dün felaketin eşiğinden dönmüş görünmesi. Amerika Birleşik Devletleri Başkanı George Bush'un dün açıkladığı bankacılık sektörüne istikrar kazandırmayı hedefleyen program sonrası, "Dünyada kredi piyasaları rahatlama işaretleri veriyor" diyor gazete... Program çerçevesinde bankalara toplam 250 milyar dolar kaynak aktarılacak. 9 büyük Amerikan bankası ise bunun karşılığında hisselerinin bir bölümünü satmaya zorlanmıştı. Guardian programı, "gözü pek" bir girişim olarak nitelendiriyor. Gazeteye göre zor durumdaki Amerikan Hazinesi, kerhen İngiltere önderliğindeki girişime katılmak zorunda kaldı. Independent, serbest piyasa kapitalizminin vatanında, bankaların kısmen kamulaştırıldığına dikkat çekiyor. Gazetenin dün açıklanan 250 milyar dolarlık planla ilgili yorumu açık: "Wall Street, bankaların kamulaştırılmasıyla küçük düşürüldü". Daily Telegraph ise başyazısında, bankaların ihtiyaç duyduğu şeyin hükümet tarafından kurallarla daha fazla değil, daha iyi kontrol edilmeleri olduğunu belirtiyor. Gazeteye göre, bankaların daha iyi denetlenmelerine ihtiyaç olabilir. "Ancak" diyor Daily Telegraph ve ekliyor: "Bankacılık sektörüne, yarardan çok zarar getirecek yeni kurallar ve düzenlemeler için acele edilmemelidir." 'McCain'e artık nakavt gerek' Amerika Birleşik Devletleri'nde Başkan adayları Barack Obama ve John McCain arasında televizyondan naklen yayınlanacak üçüncü ve son tartışma TSİ gece yarısı yapılacak. Guardian, araştırmalarda gerileyen McCain'in seçimi kazanması için son tartışmada, Obama'yı, boks tabiriyle "nakavt etmesi" gerektiği kanısında. Independent'ın haber başlığı ise "Enerjik ama kontrolsüz McCain'e, son tartışmada eldivenlerini çıkarma çağrısı yapıldı". Gazete McCain'in, başkanlık seçiminin kaderini belirleyecek eyaletlerin hemen hemen tümünde Obama'nın gerisinde olduğunu yazıyor. Independent, Amerika'daki belli başlı tüm kamuoyu araştırmalarının ortalama sonucunu yansıtan anketi ayrıntılı şekilde yansıtmış. Başkanlık seçimine 20 gün kala, kritik 13 eyaletin 12'sinde Obama önde görünüyor. Bu eyaletler arasında, 2000'deki başkanlık seçiminin sonucunu tayin eden Florida ve 2004'teki seçimin sonucunda önemli rol oynayan Ohio da var. Daily Telegraph ise yarım sayfasını, Cumhuriyetçilerin Barack Obama'yı seçimlerde usulsüzlük yaptığı iddia edilen bir grupla ilişkilendirmeye çalışma çabalarına ayırmış. Tartışmaların odağında kısa adı Acorn, açılımı Şimdi Reform İçin Toplum Örgütleri Birliği olan sol eğilimli bir grup var. Amerika'da son haftalarda en az 15 eyalette yetkililer, Acorn'nun faaliyetlerinin kendilerini kaygılandırdığını söylemişlerdi. Zira grubun Florida'da "Mickey Mouse" adlı bir seçmenin kaydını yaptırmaya çalıştığı; Ohio eyaletinde de bir kişinin, Acorn'nun teşvikiyle, aynı kimlik belgelerini ve kişisel bilgilerini kullanarak tam 73 kez seçmen kaydı yaptırdığı bildirilmişti. 'Çin 12 yıl içinde demokratik bir ülke olacak' Daily Telegraph'a konuşan Çin Komünist Partisi Merkez Komitesi'nin üyelerinden Zhou Tianyong, Çin'in 2020'ye dek demokratik bir ülke olacağını söylemiş. Gazetenin ilk sayfasından aktardığı mülakatta Zhou Tianyong, "Demokratik bir platform oluşturmak için 12 yıllık bir plan hazırladık. Her düzeyde hükümet biriminde halkın sürece demokratik şekilde katılımını sağlayacağız" diyor. Daily Telegraph, "ülkenin en liberal seslerinden biri" olarak tanımladığı Zhou Tianyong'un görev yaptığı okulun, Çin'in önde gelen liderlerini eğiten en önemli kurum olduğuna dikkat çekiyor. Gazete, Çin Cumhurbaşkanı Hu Jintao'nun da, bu kurumun eski yöneticileri arasında olduğunu hatırlatıyor. Guardian: Türkiye'nin 'ender' özrü Türkiye'de dün Adalet Bakanlığı, Engin Çeber'in cezaevinde işkence yapılarak öldürüldüğü iddiasıyla ilgili olarak 19 çalışanını geçici olarak görevden almıştı. Guardian, Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin'in, Engin Çeber'i ailesinden özür dilemesini sayfalarına taşımış. İstanbul'dan Robert Tait imzalı yazıda, Türkiye'nin ender görülen bir şekilde özür dilediği belirtiliyor. Guardian muhabirinin dikkat çektiği nokta, olayın, AKP'nin işkenceye tolerans gösterilmeyeceği yönündeki açıklaması üzerinde soru işaretlerinin oluşmasına neden olması. Robert Tait, yaşananların, Türkiye'nin insan hakları siciline yönelik şüpheleri yeniden gündeme getirdiğini söylüyor. 'Churchill Franco'nun generallerine rüşvet verdi' Times'ın iç sayfalarındaki bir haberin başlığı, "Churchill savaştan uzak durmaları için Franco'nun generallerine rüşvet verdi". Barcelona'dan Graham Keeley imzalı haberde, tarihçi Pere Ferrer'in İngiliz ve Amerikan arşivlerindeki araştırmaları sonrası yazdığı kitabındaki iddialar aktarılıyor. Kitabın adı, "Juan March: Dünyanın en esrarengiz adamı". Pere Ferrer kitabında, dönemin İngiltere Başbakanı Winston Churchill'in, İspanya lideri General Franco'nun Almanya'nın yanında savaşa girmesini önlemek için milyonlarca dolar rüşvet ödenmesine izin verdiğini öne sürüyor. İddialara bakılırsa, Churchill İspanyol banker Juan March'ı, ajan olarak çalışmaya ikna etmiş. Juan March, İspanyol generallere milyonlarca dolar ödenmesine yönelik organizasyonu yönetmiş. İspanyol generaller de aldıkları para karşılığı, General Franco'yu, Hitler'le birlikte hareket etmemesi için ikna etmişler. Generallere sadece 1942 yılında en az 3 milyon dolar ücret ödendiği belirtiliyor. | İlgili haberler 14 Ekim 2008 Basın Özeti14 Ekim, 2008 | Basın Özeti 13 Ekim 2008 Basın Özeti13 Ekim, 2008 | Basın Özeti 12 Ekim 2008 Basın Özeti12 Ekim, 2008 | Basın Özeti 10 Ekim 2008 Basın Özeti10 Ekim, 2008 | Basın Özeti 9 Ekim 2008 Basın Özeti09 Ekim, 2008 | Basın Özeti 8 Ekim 2008 Basın Özeti08 Ekim, 2008 | Basın Özeti 7 Ekim 2008 Basın Özeti07 Ekim, 2008 | Basın Özeti 6 Ekim 2008 Basın Özeti06 Ekim, 2008 | Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||