|
23 Eylül 2008 Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Guardian'da, Pakistan kökenli ünlü tarihçi Tarık Ali'nin imzasını taşıyan bir makale yer alıyor.
Tarık Ali, Pakistan'da geçen hafta sonunda bir otele düzenlenen ve 53 kişinin yaşamına mal olan intihar eyleminden, dolaylı olarak ABD'yi sorumlu tutuyor. Yazara göre İslamabad'daki patlama, Amerikalı askerlerin son haftalarda Pakistan topraklarında yaptıkları operasyonların intikamıydı. Buna göre Amerikalıların, Taleban'a yardımla suçladıkları aşiret bölgelerine füzelerle, insansız uçaklarla, komandolarla yaptığı saldırılarda 100 kadar masum sivilin ölmesi, Peştu milliyetçiliğini körükledi. Tarık Ali'nin yazısından özetle bir bölüm aktaralım: "ABD, hayati öneme sahip bir müttefikini istikrarsızlaştırma kararını neden aldı? Pakistan'daki bazı gözlemciler, amacın ülkeyi zayıflatıp, ordunun nükleer dişlerini sökmek olduğu görüşünde. Eğer böyleyse, Pakistan bu ölçekte bir felaketi atlatamayacağı için, Washington ülkeyi bölmeye karar vermiş demektir. "Oysa bana göre savaşın yayılmasının asıl sebebi, Bush yönetiminin Afganistan'da bir felakete dönüşen işgalidir. Karzai rejiminin her geçen gün daha da yalnızlaştığı, Taleban gerillalarının ise Kabil'e yaklaştığı sır sayılmaz. İmparatorluklar zora düştüklerinde, savaşı genişletirler." Tarık Ali, yazısının devamında Marriott otelinin neden hedef alındığına dair yerel medyadan iki söylentiyi de aktarıyor. Bunlardan biri, cumhurbaşkanı ile hükümetin o akşam otelde gizlice toplanmayı planladığı ama son anda bunu iptal ettiği. Şafak gazetesinde dile getirilen ikinci iddia ise, o gece Amerikan askerlerinin otelde son derece gizli bir operasyon yürüttüğü. Bu iddiaya göre o gece otele Amerikan Büyükelçiliği damgalı çelik kutular taşındı; üstelik otel girişindeki röntgen cihazlarından geçirilmeden. Buna tanık olan bir milletvekili, Mümtaz Alam, şimdi konuyu meclise getirme tehdidinde bulunuyor. Plan korkutuyor Financial Times'ın manşeti "ABD'nin kurtarma planı korkutmaya başladı" şeklinde. Buna göre geçen hafta açıklandığında borsaları sevindirip rekor artışlara neden olan 700 milyar dolarlık paket, etkisini sürdüremedi. Financial Times şöyle diyor: "Amerikan finans dünyası, hükümetin 700 milyar dolarlık kurtarma planının mali krizi sona erdirmeye yetmeyebileceği korkusuyla sarsıldı. Dolar düştü, borsalar tepetaklak oldu, petrol fiyatı arttı ve bir zamanlar Wall Street'in devleri olan isimler geleceklerini güvenceye almak için Japonya'ya bel bağladı. "Morgan Stanley bankası, yüzde 10 ila 20 hissesini, 9 milyar dolara Japon Mitsubishi grubuna satacağını açıkladı. Bundan birkaç saat önce de Japonya'nın en büyük borsa aracı kurumu Nomura, Lehman Kardeşler'in Asya kolunu aldığını ve Avrupa kolunu da almak için görüşmeler yürüttüğünü açıklamıştı." Financial Times'ın başmakalelerinden birinde de kurtarma planı eleştiriliyor ve batık kredileri alıp bankaları rahatlatmak için ayrılan 700 milyar doların, Hazine Bakanlığı'na değil bağımsız bir kuruma verilmesi çağrısı yapılıyor. Gazeteye göre ayrıca kredi krizinden etkilenen bankalara, batık krediler ellerinden alınarak yardım edilmesi yetmez, sermayelerini artırmak için de yardım edilmeli. Başkan adaylarından itiraz Times gazetesinin bu konuyla ilgili başlığı ise "700 milyar dolarlık kurtarma planı siyasi hırgür yüzünden gecikirken, Wall Street yine düştü." Gazeteye göre bankacılar, mevduat sahipleri, emekli sandıkları ve çalışanlar yine korku içinde. Times borsalardaki düşüşü, Demokratlar ile Cumhuriyetçilerin anlaşamamasına bağlıyor. Times'daki bir başka habere göre, Amerikalı başkan adayları da plana onay vermeyebilir. Özetle aktaralım: "Cumhuriyetçi aday John McCain, Pensilvanya'daki bir mitingde 'tek bir insanın eline bu kadar güç ve para verilmesinden büyük rahatsızlık duyduğunu' söyledi. Kastettiği kişi, planı hazırlayan Maliye Bakanı Henry Paulson'dı. McCain eğer seçimleri kazanırsa, Paulson'ı görevden alabileceğinin işaretlerini verdi. Hatta yardımcıları, paranın nasıl harcanacağı denetlenmezse McCain'in plana karşı oy kullanabileceğini ima etti. "Buna karşılık Demokrat aday Barack Obama, Paulson'ı övdü ve geçiş dönemi hükümetinde yardımını isteyeceğini söyledi. Ancak o da, 'Denetim eksikliği ve sorumsuzluğun bizi bu hale koyduğu ortadayken, Washington'a denetimsiz, sorumluluk olmadan açık çek veremeyiz' dedi." Çevreye 'metan bombası' Sıradaki haberimiz, Independent'ın manşetinden: "Metan saatli bombası" diyor bu manşet. Gazetenin bilim editörü Steve Connor'ın haberine göre, Kuzey Kutbu'nda çalışan bilim adamları buzulların erimesiyle atmosfere karbondioksitten 20 kat daha zararlı bir sera gazı olan, metan gazı salındığını saptamış. Üstelik de milyonlarca ton. Bu gaz daha önce deniz altında depolanıyormuş. Ancak Rusya'nın kuzey sahilinin boydan boya kateden bir araştırma gemisi, buradaki metanın geçmişe oranla yer yer 100 kat arttığını saptamış. Çevreyle ilgili bir başka haberi de Financial Times'dan özetle aktaralım: "Çevreciler uyarıyor: Alman hükümetinin, sanayicileri ürettikleri karbondioksit karşılığında para ödemeye mecbur eden yeni kurallardan sanayisini neredeyse tamamen muaf tutma kararı, AB iklim politikasının önemli bir ilkesini çiğniyor. "Sanayiciler, Avrupa Komisyonu'nun karbon üretme ruhsatlarını 2013'ten itibaren bedava dağıtmaktan vazgeçip, açık artırmayla satma önerisinin, uluslararası rekabet şanslarını azaltacağından endişe ediyordu. Başbakan Angela Merkel de iklim değişimiyle mücadele gereğini desteklemekle birlikte, 'kötü hazırlanmış bir iklim planı yüzünden Almanya'da işsizliğin artmasına izin vermeyeceği' uyarısında bulundu." Asyavision Times gazetesi, Asya'da Eurovision tarzı bir şarkı yarışması düzenleneceği haberlerini değerlendirmiş. Gazeteye göre bu fikre karşı çıkanlar, Asya'daki ülkelerin birbirinden çok farklı beğenilere sahip olduklarını, ayrıca siyasi gerginliklerin de fazla olduğunu hatırlatıyor. Bu gözlemcilerden biri, "Çinli izleyicilerin Bollywood tarzı bir şarkıyı anlayıp oy vereceğini düşünemiyorum" demiş. Gazete aynı nedenlerle gün gelip Asyavision'un da ötesinde, bir Dünyavision yarışması düzenlenmesi önerilerine ise, Çince yanıt vermiş: "ling fen - yani, sıfır puan." | İlgili haberler 22 Eylül 2008 Basın Özeti22 Eylül, 2008 | Basın Özeti 21 Eylül 2008 Basın Özeti21 Eylül, 2008 | Basın Özeti 19 Eylül 2008 Basın Özeti19 Eylül, 2008 | Basın Özeti 18 Eylül 2008 Basın Özeti18 Eylül, 2008 | Basın Özeti 17 Eylül 2008 Basın Özeti17 Eylül, 2008 | Basın Özeti 16 Eylül 2008 Basın Özeti16 Eylül, 2008 | Basın Özeti 15 Eylül 2008 Basın Özeti15 Eylül, 2008 | Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||