|
16 Eylül 2008 Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Yatırım bankası Lehman Brothers'ın iflası ve bunun etkileri, gazetelerin sayfalarının büyük bölümünü bu konuya ayırmasına yol açmış.
Her gazetenin ilk sayfasını, birbirlerini teselli eden, eşyalarını toplayıp giden ya da önlerine koydukları kadehe bakıp düşüncelere dalmış Lehman çalışanlarının fotoğrafları kaplıyor. Hem bir anda işsiz kalan ve hem de şirket hissesi olarak aldıkları ödemeleri bir anda sıfırlanan çalışanların öykülerine yer veren gazeteler, eşyalarını toplayan personelin, hiç değilse 'kantin kartlarındaki paralar yanmasın' diye kantinden ne bulurlarsa aldıklarını anlatıyor. Bankanın iflasına dair bazı gazetelerin manşetler şöyle: Guardian "Wall Street'te kabus" Independent "çöküntü" Times "Lehman felaketi" Daily Telegraph "Amerikanın kalbine saplanan bıçak" Guardian, küresel finansın 'daha evvel yelken açılmamış sularda' seyretmeye başladığına, kimsenin bundan sonra ne olabileceğini tam olarak kestiremediğine dikkat çekiyor... Guardian muhabiri Nils Pratley, dünü "saatli bombaların patladığı gün" olarak tasvir etmiş. Ona göre bu bombaların adı türev işlemleri... "Türevler dünyaya riskleri azaltmanın bir yolu olarak pazarlandı. Portföyünüzde çok mu konut ipoteği var? Dert etmeyin, bölün, paketleyin, satın... İş yaptığınız ortağın borcunu ödeyememesinden mi korkuyorsunuz? Sigorta satın alın. Olanaklar sınırsızdı... "Mantık olarak, zayıf durumdakiler risklerini başkalarına devrediyor ve tüm sistem böylece güçleniyordu. Türevlere değer biçilmesi güç olduğundan kazançların şişirilmesini sağlayabiliyordu. "Lehman'ın bilançosuna bakarsanız, yapılan tüm türev işlemlerinin nominal tutarı 738 milyar dolardı. Banka asıl tutarın çok daha az, yaklaşık 37 milyar olduğunu da belirtiyordu. "İşte bankanın hesaplarındaki güçlük de buradan kaynaklanıyordu. Bu durumdaki bir bankayı nasıl bir haftasonu içinde satabilirdiniz ki?" Nobel ödüllü ekonomist Joseph Stiglitz de Guardian'daki makalesinde konuya benzer bir açıdan yaklaşıyor; yapılan işlemleri finansta ikiyüzlülük, hatta sahtekarlık olarak yorumluyor... "Tüm bunlar yenilik adına yapıldı. Düzenlemeye yönelik girişimlere, 'yenilikleri bastırmaya çalışma' eleştirisiyle karşı çıkıldı. Evet, yenilik yapılıyordu ama ekonomiyi güçlendirecek şekilde değil. "Amerika'nın en iyi ve parlak uzmanları, yeteneklerini ekonominin verimliliğini ve bankacılık sisteminin güvenliğini sağlamak üzere hazırlanmış düzenlemeleri Stiglitz'e göre, yaşananlarla mali piyasaların temelini oluşturan güven erozyona uğradı ve Washington buradan çıkış sağlamaya yeterli beceride görünmüyor. Financial Times, dikkatini diğer zordaki kuruluşlara çevirmiş. Gazetenin manşeti : Yangını söndürme çalışmaları AIG'ye kaydı. Amerikan sigorta devi AIG, dün acil kaynak bulma arayışındaydı. Gazete bu ortamda Amerikan Merkez Bankası'nın bugünkü toplantısında yüzde 2 olan gösterge faizini yeniden düşürebileceği söylentilerinin de yoğunlaştığını yazıyor. Financial Times, Lehman'ın borçlarını ödeyebilmesi için varlıklarının satış sürecinin de hassas geçeceğine dikkat çekmiş. "Bir şirket batınca ilk iş borç ve alacaklarıyla, değerini belirlemektir. Lehman örneğinde bu muazzam bir iş. Şirketin işlemlerinden süpermarketlerine, bilgisayar ve masalarına her şeyin satılması gerekiyor. " "Uzmanlara göre bu satış sürecinde bir panik yaşanmaması ve çok acele edilmemesi önemli, çünkü Lehman'ın değeri ne kadar düşerse, bu başka banka ve kurumların da değerini aşağıya çekecek ve durumlarını zorlaştıracaktır. "Peki, bankanın alacaklıları ne bekleyebilir? Uzmanlar sadece %40 oranında bir geri ödeme bekliyorlar. Societe Generale'den Ciaran O'Hagan birilerinin elinde 150 milyar dolarlık Lehman tahvili var. Bu da piyasa 93 milyar dolar zarar edecek demek diye açıklıyor." Financial Times bu ortamda küresel çerçeveye de dikkat çekmiş. Çin'in altı yıldır ilk kez gösterge faizde kesintiye gittiğini, Rusya'nın mali piyasalarının ne kadar istikrarlı olduğu konusunda kaygılar olduğunu belirtiyor. Gazeteye göre Birleşik Arap Emirlikleri gibi Körfez ülkelerinde de son dönemde borsa hareketleri aşağıya yönelmiş durumda... Gazete başyazısında ise Lehman'ın iflasına izin verme kararını cesur bir adım olarak nitelemiş. "ABD Hazine Bakanlığı'nın kararı çok riskli olsa da, buna değebilir. İflas eden Lehman ve Şubat ayında kurtarılan Bear Sterns arasındaki önemli fark, Bear Sterns'ün bu durumla aniden yüzleşmesi, Lehman'ın ise aylardır sallantıda olmasıydı. Yani zararlarını sınırlayabilmek için zamanları vardı. "Piyasaların gelişmelere tepkisi de soğukkanlı oldu. Bankacılık hisselerinin düşüşüne altının yükselişine rağmen, yaşananları betimlemek için panik ifadesi çok ağır kaçar. Amerikalı yetkililer bunun gerçekçiliğe dönüşün başlangıcı olmasını umuyor. Şimdilik Hazine'nin aldığı risk, akılcı görünüyor. Ama en iyi planlarla girilen kumarların bile, çoğu kez kaybettiği unutulmamalı." Times ise Lehman'ı kurtarmama kararını şiddetle eleştiriyor. "Simsarlar, Lehman'ın oluşturduğu risklere kimin açık olduğundan emin değil. Banka patronları bunun sanayi için ne anlama geldiğinden emin değil. Siyaseti şekillendirenler ve düzenleyiciler ise 'hadi hayırlısı' diyorlar... İşte en korkutucu olan da bu..." Gazetenin köşe yazarlarından Anatole Kaletsky ise Amerikan Hazine Bakanı Henry Paulson'ın yaşanan dramı krize dönüştürdüğü iddiasında bulunuyor. "Konut kredi şirketleri Fannie Mae ve Freddie Mac'i kamulaştırıp Lehman'ı iflasa bırakırken Paulson üç şirketin de hissedarlarını bir kalemde sildi. Bu da yatırımcılara net bir mesajdı: Hükümetin yardımına muhtaç olabilecek bir şirket ya da bankanın hissesini almayın. "Böylece de başka sorunlu bankaların başka yatırımcılarca kurtarılmasını imkansız hale getirdi. Paulson, adımlarıyla spekülatörlerin mali kuruluşlara saldırması için av sezonunu açtı." "Lehman ve Merrill Lynch'in piyasadan silinmesi ve AIG sigorta şirketinin karşı karşıya olduğu risklerle, 1930'lardan bu yana en kötü finansal krizi yaşadığımıza hiç şüphe kalmadı. Peki, bu reel ekonominin de son 60 yılın en büyük felaketi ile yüzleştiği anlamına geliyor mu? Muhtemelen hayır. Ama alabora olma noktası tehlikeli şekilde yakınlaşmış görünüyor..." Independent yazarlarından Hamish McRae de nispeten iyimser: "Bu 'kötü durum' ne kadar kötü? Dünya piyasalarının dar perspektifinden bakarsanız her şey daha da kötü olabilirdi. Hisseler ortalanma yüzde 3–4 arasında düştü. Dolayısıyla 1987'deki Kara Pazartesi gibi bir değer kaybı yaşamadık. Bu yaşananlar kırılgan haldeki ekonomiyi sarsarsa bu korkunç olur. Ama neyse ki 1980 ve 1990'lardakiler kadar derin bir sarsıntı fazla olası görünmüyor." İngiltere kendi risklerini değerlendiriyor İngiltere, gelişmeleri kendi ekonomisi açısından dikkatle izliyor. Hangi gazeteyi açarsanız açın, şu cümleler hepsinde karşınıza çıkıyor: "Maliye Bakanı Alistair Darling iki hafta önce, İngiltere'nin son 60 yılın en kötü ekonomik koşulları ile karşı karşıya olduğunu söylediğinde, kötümser olmakla, krizin boyutlarını abartmakla eleştirilmişti. Lehman'ın iflası ardından ise yeterince kötümser olmamakla eleştiriliyor, son 60 yıl yerine 75 yıl demenin daha yerinde olacağı konuşuluyor" Daily Telegraph, yetkililerin duruma daha dikkatle eğilmesini istiyor başyazısında: "İngiliz ekonomisinin son 15 yıldaki başarısı büyük oranda finans sektörüne bağlıydı. Artık değil. Peki, yerini ne dolduracak? Vergiler nereden toplanacak? Umarız (Başbakan) Gordon Brown ve (Maliye Bakanı) Alistair Darling parti içi çekişmelere bir ara verir de, bu soruların da yanıtını düşünür. Bir plana ihtiyaçları var, hem de hemen..." Guardian'da yazan Larry Elliott, finans sektörünün diğer batı ülkelerine göre ekonominin gidişinde çok daha etkili olduğu İngiltere'nin geleceği için karamsar. "İşlerini kaybedecekler sadece arkalarından kimsenin ağlamayacağı yüksek maaşlı bankerler değil. Araba satanlar, mağaza satış görevlileri, restoran personeli ve bankacıların 'serveti' sayesinde istihdam bulmuş daha pek çokları. Bu noktada Başbakanlığın İngiltere'nin krizleri atlatmaya geçmişe göre daha hazırlıklı olduğu savı çürüyor. Kredilerle yürüyen konut sektörünü çıkarırsanız İngiltere tüm yumurtalarını aynı sepete koymuş bir ekonomi ve bu yumurtaların çoğu çürümüş görünüyor. " Gazete bir başka analizinde ise hükümetin son 10 yılda finans sektörüne fazla bel bağladığını, bu kriz ardından yeniden üretim sektörüne yönelmesinin beklenebileceğini belirtiyor. Gazeteler mudilere, 35 bin sterline kadar olan hesaplarının devlet güvencesinde olduğunu hatırlatma ihtiyacı duyarken, Independent gazetesi 'günde bir sterline geçinme' rehberi veriyor okurlarına. Brown'a baskı sürüyor İngiltere iç siyasetinde Başbakan Gordon Brown'a yönelik baskılar da gündemdeki yerini koruyor. Financial Times kabine üyelerinin Brown'a karşı seferberlik ilan ettiği işaretleri alınırken, Başbakan'ın bugün aleyhinde 'fiili bir güvensizlik oylaması' anlamına gelebilecek bir girişimi bertaraf etmeye çalışacağını kaydediyor. "Brown, partinin icra organı olan Ulusal İcra Komisyonu'nun bir düzine kadar milletvekilinin, üyelere 'lider adayı gösterme formu' gönderilmesi çağrısını reddetmesini umuyor. Brown'a meydan okuyan bir isim olmasa da, onlarca milletvekilinin başbakanı yeniden liderliğe aday göstermemesi gibi bir tablo, durumu zayıflamış başbakana ölümcül bir darbe olabilir." Milletvekillerinin komisyonu form göndermeye zorlamak için işi mahkemelere götürüp götürmeyeceği de uzun uzun tartışılıyor basında. Zimbabve'de iktidar paylaşımı Basının izlediği bir diğer konu ise Zimbabve'de dün imzalanan iktidar paylaşımı anlaşması. Anlaşma ile bağımsızlığından bu yana ülkeyi yöneten Robert Mugabe, muhalefet lideri Morgan Tsvangirai'in başbakanlığa getirilmesini kabul etmişti. Guardian bu anlaşmada "pek çok şeyin tatsız gidebileceği" uyarısında bulunuyor, ancak anlaşmanın yine de önemli bir fırsat olduğunu kaydediyor. "Mugabe'nin gücü (Tsvangirai'in partisi) MDC'nin içindeki iki kesimi birbirine karşı kullanabilmesinde yatıyor. Herkes, işbirliği vaat ettiği Joshua Nkomo'nun Zapu partisinin sonunda kendi partisiyle birleştiğini biliyor. MDC bu güce, ancak hükümet olmaya kolektif şekilde sarılırsa direnebilir. MDC'nin gücü arttıkça Mugabe'nin partisindeki sertlik yanlılarının işi zorlaşacaktır. Ancak bu iyimser senaryo." Financial Times ise bu anlaşmayı "açmaz için birebir bir reçete sınanıyor" diye yorumlamış. "Dünkü anlaşma tarihi bir dönüşüm de büyük bir hayalkırıklığı da olabilir. Robert Mugabe, icracı başkan olarak kabinenin başında kalıyor. Parlamento seçimlerini kazanan muhalefet lideri Morgan Tsvangirai aynı kabinenin icracı başbakanı oluyor. Eğer işbirliği yapamazlarsa sonuç tam bir açmaz olabilir." İki lider arasında iş ve yetki bölüşümü belirsizliğini koruyor. Tsvangirai anlaşmayı acı bir uzlaşma diye niteliyor. İktidarı sırasında ülkenin siyasi eşkıyalık ve açığa sürüklenmesine yol açan Mugabe nedamet kırıntısı göstermiyor. Mugabe ve yandaşları gücü ellerinde tuttukça, olumlu bir sonuç ihtimali azalıyor. " | İlgili haberler 15 Eylül 2008 Basın Özeti15 Eylül, 2008 | Basın Özeti 14 Eylül 2008 Basın Özeti14 Eylül, 2008 | Basın Özeti 12 Eylül 2008 Basın Özeti12 Eylül, 2008 | Basın Özeti 11 Eylül 2008 Basın Özeti11 Eylül, 2008 | Basın Özeti 10 Eylül 2008 Basın Özeti10 Eylül, 2008 | Basın Özeti 9 Eylül 2008 Basın Özeti09 Eylül, 2008 | Basın Özeti 8 Eylül 2008 Basın Özeti08 Eylül, 2008 | Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||