BBCTurkish.com
NEWS
SPORT
WEATHER
Son güncelleme: 15 Eylül, 2008 - TSİ 08:00
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
15 Eylül 2008 Basın Özeti
İngiliz gazeteleri yatırım bankası Lehman Brothers'ın kaderinin çizildiği saatlerde baskıya girmişti. Ancak konu tüm gazetelerin ilk sayfasında yer buluyor ve olası etkileri açısından geniş şekilde tartışılıyor.

İngiltere'de yayımlanan gazeteler

Daily Telegraph, yaşanan kriz ortamını Amerikan Merkez Bankası eski başkanı Alan Greenspan'in "50 yılda, hatta muhtemelen yüzyılda bir görülen türden bir olay" diye nitelediğine dikkat çekiyor.

Gazete, "Amerikan bankası uçurumun kıyısında dururken, piyasalar karışıklık dönemine hazırlanıyor" demiş.

"Lehman çökerse bu tarihin en büyük banka batışlarından biri olacaktır. Bu da Amerikan konut kredisi sektöründeki sorunlar yüzünden zaten yüz milyarlarca sterlin zarar eden dünya mali piyasalarına yeni bir şok dalgası yayacaktır."

Times'a göre, olası alıcılardan Barclays'in masadan kalkmasının nedenlerinden birisi de Şubat'ta Bear Sterns'i kurtaran JP Morgan'a o sırada sağlanan geniş kredi olanaklarının, kendilerine sağlanmasına yanaşılmaması.

Gazeteye göre, Amerikan kamuoyu batan bankaları kurtarıp durma fikrinden hoşnut değil. Bear Sterns, 29 milyar dolar federal kaynakla desteklenmişti...

Konuyu 'Wall Street'te kriz' başlığı altında işleyen Financial Times, Wall Street'teki en büyük bankaların "yaşam mücadelesi" verdiğini kaydediyor.

Kredi krizinin Lehman'dan sonraki mağduru olmasından endişe edilen "Merrill Lynch'in sunulan 35 milyar dolarlık satın alma teklifine bir sığınak gibi sarıldığını belirten FT, Lehman Brothers'ın iflasa gittiği yönündeki işaretler gerçekleşirse, bunun 'Wall Street'in tarihindeki en radikal yeniden şekillenmelerden birine' yol açacağını kaydediyor.

Gazetede yazan Frank Partnoy bu durumun "geliyorum" dediği kanısında. Banka yöneticilerinin tutumunu eleştirdiği yazısının başlığı: "Kibir, senin adın Richard Fuld mu?"

"Lehman'ın yönetim kurulu başkanı Richard Fuld, bankanın konut kredileri konusundaki durumu gündeme geldiğinde Hindistan'daydı. 2008 Nisan'ında kendinden emin şekilde kredi krizinin en ciddi kısmının atlatıldığını ilan etti. Bankanın yıllık toplantısında düşen hisse fiyatlarının ucuza satışçılardan kaynaklandığını öne sürdü. O zamandan bu yana da olayları doğru değerlendiremediğini gösteriyor."

Independent'ta yazan Andreas Whittam-Smith de "kredi krizinin ölümcül değil, zararlı olacağını savunmuştu" diyerek Lehman'ın başkanını eleştiriyor.

"Lehman Brothers piyasadan silinirse, Wall Street'te Alman-Yahudi bankacılık geleneğinin tek temsilcisi Goldman Sachs olacak. Fuld, sorunlar karşısında eyleme geçebilecek durumdayken bunu yapmadı. Kendine güveni bir noktada çizgiyi aşıp budalalık haline geldi. Firmanın kayıplarının farkına varamadığından, zorlu pazarlıklara girişerek potansiyel yatırımcıları kaçırdı.

"ABD Merkez Bankası ve Hazine, Lehman'ın rakiplerinin bankaya hükümet desteği olmaksızın gerekli mali desteği sağlamasını bekliyor ve bunu mali sistemin kendi hayrı için istiyorlar. Ve bu mesaj, yani 'hükümetin üzerine düşeni yaptığı ve artık bankaların yarattıkları pisliği temizlemesi gerektiği' mesajı, İngiliz merkez bankası başkanının izlediği tavra da benziyor... Bu sabah New York ve Londra'da bankacılar, 'artık yalnız mıyız?' sorusunu sorarak uyanıyorlar. Kendi şirketlerinin batmasına izin verilemeyecek kadar kıymetli olduğu düşüncesi artık boş bir söylence haline geliyor."

Musul El Kaide kalesi mi oluyor?

Guardian muhabirlerinden Jonathan Steele, Musul'u Irak'ın en tehlikeli kenti olarak tanımlamış ve El kaide'nin kentteki hakimiyetini artırdığına dikkat çekmiş buradan geçtiği haberde:

"Mayıs ayında Irak ve Amerikan kuvvetlerinin başlattığı taarruz başarılı olsaydı, Musul, Basra ve Bağdat kadar güvenli olacaktı. Ancak el kaide mensupları operasyon başlamadan önce bölgeden kaçtı ve şimdi sessizce geri geliyorlar. Kent bir hayalet kasaba gibi. Sünnileri temsil eden bir partiden Yahya Abid Mahcub, sekiz aydır anne babamı görmedim çünkü kentin çok tehlikeli bir kesiminde yaşıyorlar diyor.

"El Kaide burada bir yandan Sünni aşiret liderlerinin uyanış hareketinin bir benzeri olmamasından yararlanıyor, bir yandan da Arap ve Kürtler arasındaki ayrılıkları kullanıyor. Araplara "Kürtlerin kenti ele geçirme girişimi" olarak algılanan çabalarına karşı direnişin ön safında olduklarını söylüyorlar.

"Musul'daki az sayıda iyimser Irak ordusunda karşımıza çıkıyor. Albay Rebvar Yunus Abdullah kent merkezini kapsamayan alanlarda şiddetin %70 düştüğünü söylüyor. Bir diğer iyi işaret de Sünnilerin orduda yeniden görev yapmaya başlamasıymış. Peşmerge gücü olarak yola çıkan birliklerinde, şimdi yüzde 30 oranında Arap olduğunu söylüyor."

NATO'dan Rusya'ya soğuk mesaj

Financial Times, NATO Genel Sekreteri Jaap de Hoop Scheffer ile Gürcistan'daki kriz konusunda bir mülakat yapmış. Scheffer, Avrupa Birliği'nin Rus askerlerinin Gürcistan'dan çekilmesi için yaptığı anlaşmayı "kabul edilemez" diye nitelemiş.

"Avrupa Birliği dışişleri bakanları geçen hafta varılan anlaşmayı görüşmeye hazırlanırken, NATO Genel Sekreteri anlaşmanın NATO-Rusya ilişkilerinin yeniden canlandırılması için zemin oluşturmadığını söyledi. Scheffer, Gürcistan içindeki tampon bölgelerden çekilme sözü veren Rusya'nın yine de iki ayrılıkçı bölge içinde varlık göstermesine izin verilmesinden yakındı."

"Rusya bu kadar kuvvetle Güney Osetya'da kalacaksa, bu statükoya dönüş demek değildir. Rus kuvvetlerini Güney Osetya ve Abhazya'da tutmaya devam etmek kabul edilemez" dedi.

Gazete Rusya'nın bu bölgelerde geçen ayki savaş öncesine göre iki kat fazla asker tutmayı öngördüğünü anımsatıyor; Genel Sekreterin, askerler burada kaldıkça askıya alınan temasların başlamayacağı imasında bulunduğunu belirtiyor.

Bugün Gürcistan'a gidecek olan Scheffer, gazeteye göre son seçimler konusunda eleştirilen Tiflis yönetimine de bir demokrasi iseniz demokrasi gibi davranın mesajı verecek.

Guardian'da yazan Newsweek editörü Fareed Zacaria Rusya ile ilgili gelişmelerin "soğuk savaşın dönüşü" şeklinde değerlendirilmesini eleştiriyor.

"Büyük ülkeler daha küçük komşularını hep itip kakmıştır. Yeni bir soğuk savaşa girmiyoruz. Girsek de bu ikinci sefer ilkine göre gülünç olur. Rusya soğuk savaşa göre dünyanın çok daha ufak bir parçası.

"1940'larda dünyanın en büyük ordusuna ve küresel gayrı safi hasılanın yüzde 15 ila 20'lik bölümüne sahiptiler. Bugün ordusu çok daha küçük ve hasılaları yüzde 2. Rusya ve batı arasında bir gerginlik dönemi olacaksa bile, sonucu baştan belli.
Bundan sonra ise yaşanabilecek büyük bir gerginlik küresel entegrasyon taraftarları ile milliyetçilik taraftarları arasında ortaya çıkacak... "

Brown'a sert uyarı

İngiltere'de ise iç siyasete iktidardaki İşçi Partisi'nde yaşanan çalkantılar hakim görünüyor. Daily Telegraph, kabinesinin Başbakan Brown'a uyarıda bulunduğunu duyuruyor manşet haberinde: "bir kaç hafta içinde liderliğini kurtarmazsa, liderlik yarışına gidilebilir".

Independent bu gelişmeyi "görevden atılmaktan kurtulmak için altı hafta süre" manşetiyle duyurmuş.

Gazeteye göre, eğer Başbakan Kasım ayına kadar partinin kamuoyu önündeki performansını ve popülerliğini canlandırmanın bir yolunu bulmazsa, parti yeni bir lider arayışına gidecek...

Bunu önlemek için kendisini toparlaması, iyi bir parti kurultayı geçirmesi ve yaklaşan ara seçimlerde yenilgiye uğramaması isteniyor.

Gazetede yazan Andrew Grice'a göre, bu Brown'u hedef alan, darmadağın bir darbe:

"İsyancı kesim girşimlerinin darmadağın olduğunu kabul ediyor çünkü aralarında dizginleri tutacak biri yok. Bunun bir darbe olmadığını söylüyorlar çünkü akıllarında alternatif bir lider bulunmuyor. Brown için oyun henüz bitmedi ama eski bir bakanın ifadesiyle, 'düdüklü tencerenin kapağı patladı'. Bundan sonra ne olacağını Brown'un kendisi de dahil, kimse bilmiyor. "

Times ise başyazısında partiye, "ya bir şey yapın ya sesinizi kesin" diye seslenmiş...

"İşçi partisi ne yapacağına karar vermeli; bunun vakti geldi. Brown'a bir kaç aylık gözetim süresi tanımak partinin ve ülkenin Brown hakkında henüz bilmediği bir şey varmış varsayımına dayanıyor. Gözetim süresi sonunda ne olacak? İşçi partisinin dönüşümden geçeceğini düşündürecek bir işaret var mı? 1995'te dönemin başbakanı John Major muhaliflerine, ya bir şey yapın ya susun demişti... Brown'un muhalifleri için de işte o gün geldi... Ne istedikleri konusunda artık bir seçim yapmalılar..."

İsrail'de liderlik yarışına doğru

Lider yarışına gireceği kesin olan bir ülkeyse İsrail... İktidardaki Kadima partisinde çarşamba günü yapılacak başkanlık seçimi için Independent:

"Kadima'nın 70 bin üyesinin seçeceği lider, İsrail'in önümüzdeki yıllarda savaş barış meselesi olan İran Suriye ve Filistinliler konusundaki tavrını belirleyecek." diyor.

Gazete bu seçimden "Başbakan olacak ajan" diye söz ettiği dışişleri bakanı Tzipi Livni'nin zaferle çıkacağı görüşünde... Ancak anketlerde önde görünmesine rağmen, popülist bir şahini olarak nitelediği eski genelkurmay başkanı Şaul Mofaz karşısında, Livni'yi zorlu bir mücadele beklediğine dikkat çekiyor.

Polis plakaları daha sıkı izleyecek

Guardian, İngiltere'de polisin izleme projesini genişletmesinin mahremiyet konusunda endişe yarattığını duyuruyor...

"Yol kenarına yerleştirilen kameralar, günde 50 milyon plakayı okuyabilecek ve ayrıntıları 5 yıla kadar tutabilecek. Böylece polis, sürücülerin yaptığı yolculukların güzergahını çizebilecek. Polis, geliştirilen yeni veri tabanını "tam ve stratejik" olarak kullanma konusunda teşvik ediliyor.

"Varolan sistemle terörle mücadeleden adi suçlara dek çeşitli amaçlarla kullanılmak üzere günde 10 milyon sürücü izleniyor ve kayıtlar genelde 31 gün tutuluyor. Yurttaş hakları savunucuları ise bilgilerin beş yıl gibi uzun bir süre tutulmasını sorguluyor, ve bu bilgilere kimlerin ulaşabileceğine dair bir kılavuz hazırlanmasını istiyor."

Palin faktörü

Gazeteler Amerikan Başkanlık seçimleri için geri sayımı izlemeyi de sürdürüyorlar. Dikkatler Cumhuriyetçi aday John McCain'in yardımcı adayı olarak belirlediği Sarah Palin faktörüne odaklanmış.

Financial Times'ta yazan Clive Crook, Demokratların son günlerdeki performanslarıyla kendi kuyularını kazdığı uyarısında bulunuyor.

"Palin'e ve temsil ettiklerine karşı duydukları tiksinmeyi anlata anlata bitiremeyen Demokratlar, Obama'nın desteğine ihtiyaç duyduğu seçmen kesimini de uzaklaştırdılar. Peki bu hatalarından ders alıyorlar mı? Hayır... Cumhuriyetçiler bu avantajı ilkeli bir kampanya yürüterek kullanabiliyorlar mı? Yine hayır... Demokratlar reddedecektir ama, Palin'e tavırları ile yeni bir kültür savaşı başlattılar..."

Times, 'Obama kampı desteklerini biçen "Xena" lakaplı Sarah Palin karşısında panikte' diyor. Palin mücadelenin en yoğun geçeceği eyaletlerde özellikle kadın seçmenleri arkasına topluyor ve Obama'nın anketlerdeki konumunu geriletiyor.

Bununla birlikte aynı gazetede yer alan bir habere göre, Palin faktörü Demokratların kökleşmiş tabanında karşı seferberlik yaratarak Barack Obama'ya yapılan bağışların artmasına yol açtı. Bu habere göre Obama geçen ay 66 milyon dolar daha bağış aldı.

İlgili haberler
14 Eylül 2008 Basın Özeti
14 Eylül, 2008 | Basın Özeti
12 Eylül 2008 Basın Özeti
12 Eylül, 2008 | Basın Özeti
11 Eylül 2008 Basın Özeti
11 Eylül, 2008 | Basın Özeti
10 Eylül 2008 Basın Özeti
10 Eylül, 2008 | Basın Özeti
9 Eylül 2008 Basın Özeti
09 Eylül, 2008 | Basın Özeti
8 Eylül 2008 Basın Özeti
08 Eylül, 2008 | Basın Özeti
7 Eylül 2008 Basın Özeti
07 Eylül, 2008 | Basın Özeti
BAŞLICA HABERLER
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
Programlarımız|Frekanslarımız|Türkçe Bölümü hakkında|İşbirliği|Bize ulaşın
BBC Copyright Logo^^ Başa dön
Haberler | Basın Özeti | Dünyaya Açılan Pencere | Özel Dosyalar | Haberlerle İngilizce
BBC News >> | BBC Sport >> | BBC Weather >> | BBC World Service >> | BBC Languages >>
Yardım|Görüşleriniz|Gizlilik