|
7 Eylül 2008 Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
İngiltere Pazar gazeteleri, Amerika Birleşik Devletleri'nde Cumhuriyetçi Parti'nin başkan yardımcılığı adayı olarak seçilen Sarah Palin ile ilgili değerlendirmelere geniş yer veriyor.
Observer'a göre, John McCain'in başkan yardımcılığı için sürpriz bir isim olarak görülen Alaska Valisi Sarah Palin'i seçmesinin, Cumhuriyetçi Parti kampanyasına canlandırmaktan öte bir etkisi oldu. Observer yazarı Paul Harris'e göre Palin, Cumhuriyetçilerin kampanyasına, kampanyada eksik olan cazibeyi kazandırdı ve Tanrı'yı, silahları ve cinsiyeti Amerikan siyasetinin bir kez daha ortasına taşıdı. Independent gazetesi yazarı Leonard Doyle da, Palin'in seçilmesini, "McCain'in cesur adımı" olarak niteliyor. Doyle, Alaska dışında Amerika'da kimsenin tanımadığı Palin'in Cumhuriyetçilerin Minnesota'daki kongresinde çok etkili bir konuşma yaparak birçok Amerikalıya ulaşmayı başardığını söylüyor ancak soruyor: Cumhuriyetçilerin Kasım ayındaki seçimlerde başarı kazanması durumunda Amerikan başkanlığı görevine bir adım uzakta olacak Palin'in, 72 yaşındaki McCain'in sağlığının el vermemesi durumunda başkanlık görevini yürütebilecek biri mi? Konuya iki tam sayfasını ayıran, Sunday Times gazetesi ise, Palin'in performansını Demokratların başkan adayı Barack Obama ile karşılaştırarak değerlendiriyor. Gazetenin yazarı Sarah Baxter, Cumhuriyetçiler cephesinde kendini gösteren siyasi yetenek, Obama'nın "güzel konuşmalarının" etkisini kırabilir ve Amerikan dindar sağını harekete geçirebilir, diyor. Sarah Palin'in yarattığı kasırganın geleneksel Cumhuriyetçi parti yandaşlarını sarması durumunda, McCain'in Beyaz Saray'ı elde edeceğini söyleyen Baxter, bunun Amerikan seçimlerindeki en etkili grubun, evanjelist Hristiyanların sayesinde olacağını belirtiyor. Sunday Times yazarı ayrıca, Cumhuriyetçi Parti kongresinin yapıldığı merkezin yakınlarındaki dev bir evanjelist kilisenin, hizmetlerine ara vererek, cemaatinin kongreye katılmasını kolaylaştırdığını da aktarıyor. Manchester City'i alan Abu Dabi'nin, küresel merkez hedefi İngiltere pazar gazetelerinde öne çıkan bir başka konu da geçtiğimiz hafta satılan futbol kulübü Manchester City. Observer yazarı, Frank Kane, Hollywood ve sanat dünyasında yatırımları bulunan Abu Dhabi'li yatırımcılar, Manchester City'de satın alarak yeni küresel mali merkezlerinden biri olmayı hedeflediklerini gösterdiler diyor. Kane ayrıca, Manchester City'i satın alan Abu Dabi United grubunun, aslında işlerini medyanın çok dikkatini çekmeden yapmayı sevdiklerini, ancak, futbol kulübünü satın alıp bütün gözleri üzerlerine çekerek tarzlarını değiştirdiklerinin işaretini verdiğini söylüyor. Aynı konuyu Şeyh'in gerçek golü başlığı altında veren Sunday Times gazetesi ise, futbol takımını satın alan Abu Dabili şeyhin, kendisini, petrolden sonraki dünyaya hazırladığı yorumunu yapıyor. Sunday Times'a göre, Manchester City'nin bir prense satılması, zengin bir adamın kendisine bir oyuncak alması gibi bir olay değil. Bu, Dubai'nin gölgesi altında yaşayan bir ulusun, kendisini dünya çapında bir aktör haline getirme çabasının bir parçası. Sunday Times'a göre, spor, Abu Dabi şeyhinin bir hobisi olmaktan çok öte, emirliğin ekonomik stratejisinin çok önemli bir parçası. 20. yüzyıl ortalarına kadar deve beslemeye, sebze yetiştirmeye ve balıkçılığa üzerine bir ekonomiye dayanan Abu Dabi, petrole dayalı ekonominin de bir gün sona ereceğini gördüğünü ve bu nedenle yeni arayışlar içine girdiklerini yazıyor, Sunday Times. Zerdari’nin önündeki zorluklar Sunday Telegraph gazetesi, Pakistan'ın yeni seçilen Cumhurbaşkanı Asıf Ali Zerdari'nin, on yıl sonra, Butto hanedanını yeniden iktidara taşıdığını ve ülkenin karşısındaki büyük meselelerin sorumluluğunu üzerine aldığını yazıyor. "Seçilir seçilmez, birlik çağrısı yapan Zerdari, seçim kampanyası sırasında ortaya çıkan sorunların geride bırakılmasını istediğini söyledi." Sunday Telegraph gazetesine göre, Zerdari yönetiminin karşı karşıya bulunduğu risklerin başında gelen giderek yayılan Taleban yanlısı isyan, kendisine Cumhurbaşkanı seçilmesine saatler kala düzenlenen suikast denemesiyle gündemin gerisine düştü. Independent gazetesi ise, cezaevinde geçirdiği zaman mecliste geçirdiğinden fazla olan Zerdari'nin, Pakistan'ın en güçlü sivil Cumhurbaşkanı olmasının tarihin bir ironisi olduğunu yazıyor. Independent'a göre, Zerdari'nin önündeki sorunlar listesinin başında, kötüye giden Pakistan ekonomisinin düzeltilmesi yatıyor. Independent, Zerdari'nin, Taleban yanlısı isyanla mücadeleye öncelik vereceğini söylüyor ve bir uzmana dayandırdığı yorumla ekliyor, "Taleban karşısında Amerika Birleşik Devletleri'nin talep ettiklerini uygulamaktan başka bir siyasi stratejileri yok gibi görünüyor." | İlgili haberler 4 Eylül 2008 Basın Özeti04 Eylül, 2008 | Basın Özeti 3 Eylül 2008 Basın Özeti03 Eylül, 2008 | Basın Özeti 2 Eylül 2008 Basın Özeti02 Eylül, 2008 | Basın Özeti 1 Eylül 2008 Basın Özeti01 Eylül, 2008 | Basın Özeti 31 Ağustos 2008 Basın Özeti31 Ağustos, 2008 | Basın Özeti 29 Ağustos 2008 Basın Özeti29 Ağustos, 2008 | Basın Özeti 28 Ağustos 2008 Basın Özeti28 Ağustos, 2008 | Basın Özeti 27 Ağustos 2008 Basın Özeti27 Ağustos, 2008 | Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||