|
17 Eylül 2008 Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Mali sektörde yaşanan çalkantılar bugün de İngiltere basınının bir numaralı gündem maddesi.
Financial Times ve Daily Telegraph 'Wall Street Krizde' başlığı altında 10 ve 12 sayfalık analizlere yer vermişler. Gazetelerin kapaklarında çaresizlik içinde, kaygılı borsa simsarlarının fotoğrafları var. Lehman Brothers'ın iflası ardından tüm dikkatlerin odaklandığı sigorta devi American Insurance Group AIG'yi kurtarma planı gazetelerin erken baskılarına yetişmemiş. Ancak gazetelerin karar öncesindeki analizlerinde çok geniş bir alanda faaliyet gösteren şirketin batmasına zaten izin verilemeyeceği görüşü baskın çıkıyor. Uzmanlar AIG'nin batmasının mali kurumlar için 180 milyar dolarlık zarar demek olacağını, bu zarara özellikle Avrupalı bankaların açık olduğunu tahmininde bulunuyor. Çünkü 'AIG sadece bir sigorta şirketi' deyip geçmek mümkün değil... Guardian AIG'nin büyüklüğünü "130 ülkede 106 bin kişiyi istihdam ediyor ve İngiltere'de Boots, Argos, Comet ve Sainsbury's gibi çeşitli perakendeciler adına 12 milyon poliçe satıyor" sözleriyle özetlerken Financial Times, yatırım bankası gibi faaliyet gösteren şirketin milyonlarca ev, kaza, otomobil sigortası poliçesinin yanı sıra, pek çok emeklilik fonunun ve dünyaca ünlü çeşitli şirketlerin işlettiği 900 uçağın sahibi olduğunu anımsatıyor. Financial Times'a göre "New York'ta, Merkez Bankası başkanının, Amerikan Merkez Bankası'nın faiz belirleme toplantısına katılmak yerine AIG görüşmelerine katılması, düzenleyicilerin alarm halinde olduğunun göstergesi." Ancak gazeteler ekonominin genel gidişi konusunda hala kaygılı... Times, yılın üçüncü çeyreğinde karında %70 düşüş açıklayan bir diğer yatırım bankası Goldman Sachs'ın, durumunun sağlam olduğu teminatlarını inandırıcı bulmamış: Gazetenin ekonomi editörü David Wighton, 'Goldman pamuk ipliğine bağlı' diyor. "Goldman Sachs piyasaları bağımsız yatırım bankası modelinin yıkılmadığına ikna etmeye çalıştı ama başarılı olamadı. Evet, açıklanan rakamlar beklenenden daha iyiydi. Ama Lehman'ın yaşadığı döngü, yatırım bankalarının piyasadaki güvene ne kadar bağımlı olduklarını gösterdi." Bu nedenle Wighton'a göre piyasaların genelinin sağlığı açısından önümüzdeki bir kaç günün "kazasız belasız" atlatılması önemli... Daily Telegraph'ta yer alan bir yorumda ise mali krizde yaşananların tüketicileri de etkileyeceği görüşü, şöyle dile getiriliyor: "Bir kaç yıl sonra dönüp baktığımızda, son 48 saatteki durum Titanik'in buzdağına çarpmasından sonra, yolcuların tehlikeyi farketmeyerek güvertede kartopu oynadığı dakikalara benzetilebilir." İngiliz bankası üzerinde baskı Tüm İngiliz gazetelerinin dikkati ise, öncelikli olarak hisseleri yüzde 40 değer yitiren İngiltere'nin en büyük bankalarından HBOS'a (Halifax Bank of Scotland) odaklanmış. Independent "şimdi korku İngiliz bankalarını sardı" derken; Guardian "Salgın yayılıyor" diye manşet atmış ve bu kaygısını şöyle açıklamış: "HBOS'un geleceği konusundaki endişeler artıyor, Londra finans sektöründe 100 bin kişi işsiz kalabilir, para piyasaları felç..." "2 milyon hissedarıyla diğer tüm şirketlerden daha fazla yatırımcısı olan HBOS İngiltere'de tasarruf mevduatlarındaki her beş sterlinden birisini elinde tutuyor." "Hükümet ve muhalefetten yetkililer banka hisselerinin değerinin altında satılarak üzerinde baskı yaratıldığı suçlamalarıyla, İngiliz Mali Hizmetler İdaresi'nin devreye girmesi çağrısı yapıyor. İdare, ender görülen bir hamleyle doğrudan bankayla ilgili açıklama yaparak, bankanın güçlü bir sermaye tabanı olduğunu bildirdi. Hükümetse, gerekirse uzun zaman önce yapılan âcil durum planlarını devreye sokmaya hazır." Daily Telegraph da bankanın hisselerinde görülen sıkıntıdan spekülatörlerin sorumlu olabileceğini ima ediyor. Gazeteye göre, 48 saatte değerinin üçte birini yitiren banka, 'kuşatma altında'... "22 milyon İngiliz, Halifax bankasının da sahibi olan HBOS'un müşterisi. Şirket ülkenin konut kredilerinin beşte birinden sorumlu ve mudilerinin tasarruf hesaplarında 250 milyar sterlin var. Ancak şimdi bankanın, spekülatörlerin fiyatı düşürerek kâra geçmeye çalışmasının mağduru olduğuna dair şüpheler var." Gazeteler bankaların birbirlerine borç vermeye isteksiz olduğunu, piyasaya pompalanan paraya rağmen herkesin rezerv stokladığını ve libor oranının yükseldiğini belirtiyorlar. Faizler bir gecede 5,49'dan 6,79'a fırlamış İngiltere'de... Financial Times'a göre Avrupa repo piyasalarında da bankalar sadece en sağlam yatırım aracı kabul edilen Alman devlet tahvili cinsinden teminat kabul ediyor; İtalya ve Yunanistan gibi ülkelerin tahvillerinin reddedildiği söyleniyor. OECD: Toparlanma bir yıl sonra Guardian gelişmeler hakkında, Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü OECD'nin Genel Sekreteri Angel Gurria ile bir mülakat yapmış. Genel Sekreter piyasalardaki çalkantının, toparlanma beklentisini bir yıl ileriye attığını söylüyor. "Durum çok daha büyük, daha yaygın ve daha tehditkar bir boyut kazandı" dedi Gurria... Toparlanma 2008'in sonunda olacaktı ama şimdi artık bu mümkün değil. Önümüzde şimdiden itibaren bir yıl var." Yaşananlar ışığında Guardian sol kanadın önde gelen 16 ismine "bu kapitalizmin sonu mu?" diye sormuş. Yapılan mülakatlarda hiç evet yanıtı yok. Örneğin Avrupa Parlamentosu milletvekili Daniel Cohn Bendit şöyle yanıt vermiş soruya: "Bu kapitalizmin sonu değil, çünkü kapitalizm, her zaman kendisini reformdan geçirecek kadar akıllı olmuştur. Kapitalizmin sonu artık reform yapılamayacak duruma gelindiğinde gelecek. Ancak piyasanın tanrı olduğu inancının sonu geldi. Artık piyasanın regülasyona tabi olması gerekli." Irak ve Petraeus'u bekleyenler Irak'taki Amerikan birliklerinin komutanı Orgeneral David Petraeus'un görevini devri ışığında ülkede ne ölçüde başarı sağladığı tartışılıyor. Financial Times, asker takviyesi stratejisinin mimarı olarak gösterilen Petraeus'un izlediği stratejiyi takdirle karşılamakla birlikte Irak'ın güvenliğinde sağlanan iyileşmenin, siyasi değişimler sağlanmadan süremeyeceği kanısında. "Irak'ın temel sorunları çözülmemiş olduğu gibi, yenileri de oluşuyor. Amerika'nın silahlandırıp, eğitip, para verdiği Sünni militanlardan oluşan Uyanış Konseyleri Bağdat'taki Şii ağırlıklı hükümetle karşı karşıya gelmeye doğru gidiyor. "Kerkük ve petrol zengini çevresi konusunda Arap ve Kürtler arasındaki ihmal edilen gerginlik de bir diğer saatli bomba. Devlet görevi mezhepler arasında alıp verilen bir ganimet muamelesi gördüğünden, ulusal kurumlar ortaya çıkamıyor. "Amerika ve Irak'ın, askerlerin çekilmesi konusunu görüşmeye oturması olumlu çünkü Iraklı siyasetçilerin, izledikleri riskli siyasetlerin altında her zaman bir güvenlik ağı bulmayacaklarının farkına varmasının zamanı geldi de geçiyor bile... " Independent'ta yazan Patrick Cockburn de Petraeus'un Irak'ın iç politikasını seleflerinden daha iyi anlayıp çevresini dinlediğini belirtiyor. Ancak başarısında şans faktörünün de rol oynadığı kanısında. "Göreve geldiğinde, etnik temizlik çatışmaları zaten döngüsünü tamamlamış, Şiiler Bağdat'ın üçte ikisinde denetimi ele geçirmişti. Sünniler ise El Kaide'den bezmiş, Amerikalılarla işbirliğini kabullenebilir duruma gelmişlerdi." Petraeus şimdi Afganistan, Irak, Orta Doğu ve Afrika'daki operasyonlardan sorumlu Merkez Komutanlığı görevini üstlenirken, Independent başyazısında 'Irak'taki strateji Afganistan'da da işe yarayabilir mi?' diye soruyor... "Coğrafi siyasi ve askeri açılardan Afganistan, Irak'tan çok farklı güçlükler içeriyor. Pek çok becerisi olsa da koşullar ve şans Irak'ta Petraeus'un yanındaydı. Afganistan'da ise bundan daha fazlasına ihtiyacı olacak." Guardian da Irak konusunda uyarılara yer veriyor: "Irak hükümeti, Sünnileri güvenlik kuvvetlerine entegre etmeyerek, yeniden El Kaide'nin kucağına itme tehlikesiyle karşı karşıya. Diyala'da onlarca Uyanış Konseyi liderinin tutuklanması kaygı verici. Bir diğer sorunsa Başbakan Nuri Maliki'nin icra yetkileri genişledikçe bildiğini okuyup Amerikalıların Sünnileri sürece dahil etme çağrılarını kulak ardı etmesi. Dolayısıyla bu sorunlar kapanmaktan çok uzak." Brown'a tepki istifası İngiltere'de Başbakan Gordon Brown'u eleştiren bir bakan yardımcısı dün istifasını açıkladı. Daily Telegraph, istifayı "Brown'u görevden indirme girişiminin bir parçası" olarak yorumlamış... Times'ta yazan Peter Riddell, istifanın sahibi David Cairns'in görevi pek de önemli olmayan kabine dışı bir yetkili olduğunu belirttikten sonra; "ancak verilen mesaj, mesajı getirenden daha önemli" diye ekliyor: "Bu mesaj Brown'un otoritesindeki erozyonu ve işlerin böyle devam edemeyeceği duygusunu artırıyor." Financial Times ise " savunacağı dava olmayan bir isyan hareketi" diye nitelediği gelişmeler karşısında Başbakanın da misyonsuz göründüğünden yakınarak şunu salık veriyor: "Başbakan Brown'un, bir seçim ardından partisi iktidara dönerse kilit konularda neler yapacağını açıkça anlatması, davasını ortaya koyması gerekiyor. Bu türden etkili bir konuşma tek başına partide istikrar sağlamaya yetmeyebilir, ama bir başlangıç olur." Kadima liderliği için gözler Livni'de Gazeteler İsrail'deki Kadima partisinin liderlik yarışından Tzipi Livni'nin çıkacağı gözlemine yer veriyorlar. Times'ta yazan Bronwen Maddox, Lvni'nin Orta Doğu barış sürecine umut aşılayabileceğini savunuyor. "Tzipi Livni İsrail'in bir sonraki başbakanı olursa, bu partisinin, İran konusunda artan kaygılara rağmen, askeri deneyimi olmayan bir lidere güvenmeye hazır olduğunu gösterecek. Elbet yeni bir koalisyon kurmayı başarması gerekecek. Ancak eğer askeri deneyimi konusundaki şikayetleri bertaraf etmeyi başarabilirse, İsrail'in daha eski ve büyük sorunu (Filistinlilerle barış süreci) konusunda da çözüm sağlaması en olası isim olacaktır.." Zimbabve'de yeni dönem Times ve Guardian Zimbabve'nin yeni başbakanı Morgan Tsvangirai ile birer mülakat yapmışlar. Times, Başbakanlığa gelen eski muhalif liderin mesajını "bize güvenin ve Mugabe konusunda paranoyaya kapılmayın" sözleriyle özetlemiş. Tsvangirai Batılı ülkelere, Zimbabve'ye yardım yolunu açma çağrısında bulunuyor... Guardian'daki mülakatında ise Tsvangirai Mugabe'nin iktidar yetkilerini bırakmakta olduğunu savunuyor: "Tsvangirai kendi partisiyle Mugabe'nin Zanu-PF harekleti arasında güvensizlikler olduğunu ve bunun kendi siyasi becerileri açısından bir sınav olacağını kabul etti. Ayrıca Mugabe'nin geçmişteki suçları dolayısıyla hesap vermesinin olası olmadığını ima etmekle beraber, parti yönetimindeki bazılarının mahkeme önüne çıkabileceğinden söz etti. Kabinesinde kendisini desteklemeyen bakanları da 'ülkenin çıkarları yolunda hareket etmek' için iknaya çalışacağını söyledi." AB gaz için Nijerya'da Financial Times, Avrupa Birliği'nin Nijerya'yla yaptığı bir doğal gaz anlaşmasına dikkat çekmiş. "Gürcistan'daki çatışmalar ardından Rusya'ya doğal gaz bağımlılığını azaltma niyetindeki Avrupa Birliği, Sahra Çölü'nü aşıp Avrupa'ya gaz pompalayacak 15 milyar euroluk bir boru hattı için Nijerya'ya mali ve siyasi destek sundu. "Bu girişim, Rus devi Gazprom'un ülkedeki rezervlere ulaşmaya çalıştığı kaygıları olduğu bir dönemde gündeme geldi. Planlanan 4.300 km'lik boru hattını kendisi de desteklemeyi önermiş olan Gazprom bu ay Nijerya'nın ulusal petrol ve gaz şirketiyle keşif, üretim ve nakil alanında bir mutabakat zaptı imzalayarak Avrupalı rakiplerine bir çalım atmıştı. Proje gerçekleşirse, 2016'da Nijerya, Nijer ve Cezayir üzerinden yılda 20 milyar metreküp gaz taşınması umuluyor. Ancak FT'ye göre, "Rusya'nın stratejik nedenlerle, Birliğe giden bir boru hattını daha kontrol etmenin her bedele değeceği şeklinde bir karara varması olasılığı, Avrupa'yı kaygılandırıyor". | İlgili haberler 15 Eylül 2008 Basın Özeti15 Eylül, 2008 | Basın Özeti 14 Eylül 2008 Basın Özeti14 Eylül, 2008 | Basın Özeti 12 Eylül 2008 Basın Özeti12 Eylül, 2008 | Basın Özeti 11 Eylül 2008 Basın Özeti11 Eylül, 2008 | Basın Özeti 10 Eylül 2008 Basın Özeti10 Eylül, 2008 | Basın Özeti 9 Eylül 2008 Basın Özeti09 Eylül, 2008 | Basın Özeti 8 Eylül 2008 Basın Özeti08 Eylül, 2008 | Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||