|
17 Ağustos 2006 Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
İngiltere basınında bu sabah, Avrupalı altı içişleri bakanının, Londra'daki terör alarmı ardından dün yaptıkları toplantıya ilişkin tartışmalar göze çarpıyor.
Guardian gazetesi, "bakanların altı aşamadan oluşan önlem planları, Avrupa Birliği'nin terörle mücadele konusunda geldiği yeni aşamanın habercisi" diyor. Gazete, "Bu planlara karşı çıkanlar ise alınacak önlemlerle özgür dünyayla örtüşmeyen bir takip sisteminin altyapısı oluşturulduğu kanısında" diyor. "Avrupalı bakanlar, havayolu şirketlerinin, hem Avrupa içi hem de dışındaki uçuşlara ilişkin daha kapsamlı yolcu bilgileri sağlamalarını istiyor. "Bu zaten Amerika Birleşik Devletleri, Kanada ya da Avustralya'ya uçuşlarda uygulanan bir yöntem; İngiltere'de ise sadece küçük ölçekli bir denemesi yapılmıştı. "Bu yeni sistem sayesinde, terör zanlıları ve suçluları listeleri gözden geçirilecek ve daha dikkatle izlenmesi gereken kişilerin listesi çıkarılacak. Avrupa Birliği komisyon üyesi Franco Frattini ise bu liste hazırlanırken, yolcuların dini ve etnik kökenlerinin temel alınmayacağını kaydetti." 'Temkinli olunmalı' Terörle mücadele kapsamında gündeme gelen bu yeni önlemler, Danimarka'da yayımlanan Kristeligt Dagblad'in gündeminde. Gazete, bu noktada temkinli olunması çağrısı yapıyor. "Şiddete dayalı totaliter yapıyı savunanların sayısı pek az. İslam'ı suistimal etmeye destek veren Müslümanların sayısı da çok değil. Bu nedenle de, Avrupa ülkelerindeki sıradan Müslüman vatandaşların terörle mücadele yasalarına kurban gitmeleri tehlikesi var." Dış siyasette sert tutum İngiliz muhafazakâr Daily Telegraph gazetesi ise manşet haberinde geçen hafta saldırı planlarına karıştığı öne sürülen 24 kişinin tutuklanması ardından, halkın büyük bölümünün, dış siyasette "daha sert bir tutumdan yana" olduğunu duyuruyor. "Spectator dergisi için yapılan ve YouGov kuruluşunun düzenlediği ankete katılanların yüzde 69'u, polisin terör zanlılarını, şu an olduğu gibi 28 değil, 90 gün boyunca gözaltında tutabilmesinden yana. "Yine yüzde 73'lük bir kesim, Batı'nın, İslamcı teröristlere karşı küresel bir savaşta olduğuna inanıyor. "Dış siyasette daha sert bir tutumdan yana olanların oranı ise yüzde 53." Daily Telegraph'ın haberinde dikkat çekici olan bir nokta da, her beş İngilizden birinin, İngiltere'nin terörle mücadele konusunda, Amerikan Başkanı Bush'un yanında değil, ya kendi başına; ya da Avrupa'yla hareket etmesini istemesi... İngilizlerin sadece yüzde 14'ü, terörle mücadelede Bush'la ittifaktan yana... Havayolu şirketlerinden dava Times'ın manşetinde havayolu şirketlerinin, İngiltere hükümetine dava açmaya hazırlandığı haberi yer alıyor. Aralarında British Airways'in de bulunduğu şirketler, yolcu uçaklarına saldırı planlandığı iddiasıyla alınan güvenlik önlemlerinden doğan 300 milyon sterlinlik zararı talep etmeye hazırlanıyor. "Havayolu şirketleri, dava tehdidinin, İngiliz bakanları geri adım atmaya ve geçen hafta uygulamaya başladıkları önlemleri kaldırmaya iteceğini umuyor. "Uygulama kapsamında el bagajları yasaklanmış, daha sonra normalin yarısı büyüklüğüne bagajın, kabin içine alınmasına izin verilmeye başlanmıştı. Önlemler ve artan güvenlik kontrolleri nedeniyle geçen haftadan bu yana binlerce uçuş ertelendi. Hizbullah'ın planı Guardian gazetesi, 34 gün süren savaşın ardından, Hizbullah'ın dikkatini Lübnan'ın güneyindeki alt yapı çalışmalarına verdiğine dikkat çekiyor. Hizbullah lideri Hasan Nasrallah, ateşkesin yürürlüğe girmesiyle, güney Lübnan halkına, ev ve eşya sözü vermişti. "Hizbullah'ın planı, 15 bin ailenin bir yıllık kirasını ve ihtiyaç duydukları eşyaları sağlamak. "Yapılan tahminlere göre, bu harcamaların maliyeti 150 milyon doları buluyor. Faturayı ise İran karşılayacak." Guardian'ın deneyimli yazarlarından David Hirst'e göreyse bazılarınca "altıncı Arap İsrail Savaşı" diye adlandırılan bir savaş, sona erdi ama İsrail'in "caydırıcı güç" olma özelliğine darbe vurarak... "Bu son olayda farklı olan, ortaya çıkan sonuç. "Stratejik, siyasi ve psikolojik sonuçlarına bakıldığında, bu savaş, İsrail'in 1948'deki "bağımsızlık savaşı"ndan bu yana belki de, en belirgin olanı. "Varlığını, komşularınca kabul görmeye değil de, silah gücüyle gözdağı vermeye dayandıran bir ülke için, "caydırıcı güç" olmak, hayati önem taşıyor. "İsrail için iki askerinin Hizbullah tarafından kaçırılmasını, "katlanılmaz" kılan ise, bunun bir terör eylemi olması değil, bu "caydırıcı güce" ağır darbe vurabilecek bir durum olması. "Verilen karşılığın kusurları ise bu "caydırıcı güç" özelliğine hiç olmadığı kadar zarar verdi." Türkiye'nin rolü Times gazetesinin dış haber editörü Bronwen Maddox, Türkiye'nin Lübnan'daki barış gücüne asker göndermesi konusundaki iç tartışmalara ve bunların dış siyasete yansımalarına değinmiş. Başbakan Erdoğan'ın asker gönderme konusunda ülke içinde eleştirildiğine dikkat çeken Maddox, "Tüm tarafları memnun etmek, Türkiye'nin sınavı olacak" diyor. "NATO üyesi olan Türkiye, uzun dönemdir Kosova ve Afganistan'daki barış gücüne destek veriyor. "Amerika Birleşik Devletleri'yle uzun döneme dayalı ittifakı var. Hem İsrail hem de Arap ülkeleriyle yakın ilişki içinde. Ayrıca Avrupa Birliği'ne üye olmayı hedefliyor. "Türk hükümeti, ne kadar asker göndereceği konusunda açıklama yapmadan önce Birleşmiş Milletler'in rolünün netleşmesini bekliyor, bu arada Ankara, pek de ihtilaf yaratmayan yardım gönderme işine devam ediyor. Bronwen Maddox, asker göndermek ise "daha çetrefil bir iş" diyerek ekliyor: Son iki kamuoyu anketi de Türkiye'de Amerika'ya duyulan sempatinin azaldığını; İran'a olan desteğin arttığını gösteriyor. Türkiye'deki bazı yazarların görüşlerine de yer veren yazar, pek çoklarının, bu misyonun, hükümetin Avrupa Birliği'ne üyelik için yerine getirmesi gerekenlerden dikkatini dağıtacağını düşündüğünü yazmış. Alman barış gücü Almanya'da yayımlanan gazeteler genel olarak barış gücüne asker gönderilmesine olur verseler de Berliner gazetesi, 'cephede yer alacak Alman askeri olmamalı', diyor. Berliner'in bildirdiğine göre, Almanya asıl olarak Suriye'den Lübnan'a silah kaçakçılığını engellemek üzere polis memuru ve donanma piyadesi gönderecek. Süddeutsche Zeitung gazetesinin aktardığına göre ise Almanya'nın barış gücüne nasıl bir katkıda bulunacağı hala netleşmiş değil. Frankfurter Rundschau ise "Temkinli olmak hükümetin hakkı" diyor. Gazete, Birleşmiş Milletler gücünün yetki alanına ilişkin, hiç bir ülkenin öneride bulunmadığını belirterek, "Bunu yaptıkları takdirde, katkıda bulunmayı reddetmelerinin daha da zorlaşacağını biliyorlar" diye yazmış. Gazeteye göre "Alman hükümeti, kesin bir taahhütte bulunmayarak akıllıca davranıyor." İnsan beyni nasıl gelişti? Independent gazetesindeki habere göre, bilim adamları insanların hayvanlardan daha büyük ve daha gelişmiş bir beyne sahip olmalarını sağlayan geni tespit etti. "Bilim adamları, insanın evrimini anlama yolunda bir adım daha attı. "İnsan beyni en yakın canlı olan şempanzenin sahip olduğundan üç kat daha büyük. Bu durum, insanların konuşma, anlama ve kültür gibi becerilere sahip olmasına imkân veriyor. "Nature dergisinde yayımlanan bir araştırmaya göre insan DNA'sındaki bir gen, beynin hayvanlardan çok daha hızlı şekilde gelişmesini sağladı. | İlgili haberler 17 Ağustos 2006 Basın Özeti17 Ağustos, 2006 | Basın Özeti 16 Ağustos 2006 Basın Özeti16 Ağustos, 2006 | Basın Özeti 15 Ağustos 2006 Basın Özeti15 Ağustos, 2006 | Basın Özeti 14 Ağustos 2006 Basın Özeti14 Ağustos, 2006 | Basın Özeti 13 Ağustos 2006 Basın Özeti13 Ağustos, 2006 | Basın Özeti 11 Ağustos 2006 Basın Özeti11 Ağustos, 2006 | Basın Özeti 10 Ağustos 2006 Basın Özeti10 Ağustos, 2006 | Basın Özeti 9 Ağustos 2006 Basın Özeti09 Ağustos, 2006 | Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||