|
14 Ağustos 2006 Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
İngiltere gazetelerinde haftanın ilk günü öne çıkan konular, İsrail'in Lübnan'daki saldırıları karşısında ateşkes hazırlıkları ve İngiltere'de önlendiği açıklanan terör saldırılarının yankıları oldu.
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde geçen Cuma günü varılan anlaşma sonucunda bu sabah İsrail ile Lübnan'daki Hizbullah örgütünün saldırılara son vermesi bekleniyor. Ancak Independent gazetesine göre ise "Asıl savaş şimdi başlıyor" Bu manşet altında, İsrail tanklarını ateşkes kararı ardından, Lübnan içlerine doğru ilerlerken gösteren bir fotoğrafa yer verilmiş. Robert Fisk imzalı yorumda özetle şöyle deniyor: "Tüm dünya ve İsrail, bin Lübnanlı; otuz da İsrailli sivilin ölümü ardından Lübnan'daki kirli savaşın Birleşmiş Milletler'in ilan ettiği ateşkesle son bulacağına inanıyor olabilir. "Ama gerçek bambaşka: İsrail ordusu, Hizbullah'ın son 24 saatte başladığı yoğun saldırıyla, tarihindeki en sert gerilla savaşıyla karşı karşıya. Üstelik bu savaşı kaybedebilir. "İsrailli askeri kaynaklar, Lübnan'da Hizbullah'ı 'temizleyeceklerini' söylüyorlardı. Anlaşılan, Hizbullah da aynısını yapmaya başladı. "İsrail uçaklarını vuramayan Hizbullah, yıllardır İsrail'le kara savaşı vermenin hayalini kuruyordu. Hizbullah, ateşkes için İsrail askerlerinin çekilmesini istiyor. Ve İsrail günde 40 adamını kaybetmeyi kaldıramaz. "Ateşkes çökecek olursa - ki öyle gibi görünüyor - ne İsrail ne de Amerikalıların buna karşı hazırda bir planları mevcut. İsrail Başbakanı Olmert son açıklamasında, ateşkesin çökmesinden Lübnan hükümetini sorumlu tutacaklarını söyledi. "BM kararı ise çokuluslu güç konusunda, belirsiz ifadeler içeriyor. Olayın tüm tarafları için trajik ve ölümcül bir Lübnan savaşı asıl şimdi başlıyor. 'Kazanan yok' Guardian gazetesi de benzer bir yorum getiriyor: Başyazılardan birinin başlığı "Kazananın olmadığı savaş" "Kim başlattı? Kim kazandı? Neyi değiştirdi? Bunlar bir savaşın bitiminde kolay olmasa da yanıtı beklenen sorular..." diye başlayan yazı şu görüşü dile getiriyor: "Kimin başlattığı sorusunun yanıtı ne Hizbullah ne de İran ya da Suriye. Başlatan İsrail'di, Hizbullah'ın oluşturduğu tehdidi ortadan kaldırmak için bir fırsat olarak gördü. Başarıya ulaştı mı, ya da ulaşacak mı demeli, çünkü ateşkese rağmen İsrail, çatışmalara devam etmeyi planlıyor. "Hizbullah zarar gördü ama ortadan kaldırılmadı. Burada önemli bir konu, Hizbullah'ın güneydeki Şii toplumla ilişkisi. Güneyin bozulan ekonomisi, nasıl tamir edilecek? Bu asla olmaması gereken bir savaştı ve şimdi durması gerek." Çok taraflı anlaşma Avrupa gazeteleri, Birleşmiş Milletler'de Cuma günü varılan anlaşma konusunda ikiye bölünmüş durumda. Almanya'da yayımlanan Frankfurter Allgemeine Zeitung'a göre, İsrail ile Hizbullah arasındaki çatışmalara uluslararası toplumun verdiği yanıt, dünya siyasetinde çok taraflı bir anlayışa doğru yönelimin bir parçası. BM Güvenlik Konseyi'nin nispeten hızlı karar aldığına dikkat çeken gazete, bu durumun, dünya siyasetinin uzlaşmaya dayanması yolundaki niyetin habercisi olduğunu belirtiyor. Fransa'da yayımlanan Liberation ise, uluslararası toplum, Lübnan'ın yeniden yapılanmasına yardım etmemesi halinde, ateşkesin ancak uzun sürecek bir savaşta yaşanan bir aşamadan ibaret kalacağına dikkat çekiyor. Gazeteye göre, sonuç büyük ölçüde Hizbullah'ın silahtan arındırılıp arındırılmadığına bağlı olacak, ancak "Birleşmiş Milletler'in çıkardığı kararın güvenilirliği bilhassa bu noktada epey zayıf" diyor, Liberation. Avusturya'da yayımlanan Die Presse kötümser: Gazeteye göre BM kararı, 'çözülmemiş bir anlaşmazlığa yapıştırılan bir yara bandı' sadece. "Çatışmalar her an başlayabilir" diyen Die Presse, Hizbullah'ın silahsızlandırılmasının da güç olacağını, İsrail'in de Birleşmiş Milletler gücüne itimat etmeyeceğini belirtiyor. Die Presse ayrıca "İşlerin kötü gitmesi, Birleşmiş Milletler'in sonunu hazırlayabilir" diye de ekliyor. Almanya'nın görevi Alman gazetelerinde tartışılan bir konu da Birleşmiş Milletler barış gücüne dahil olacak Alman askerler. "Almanya'nın görevi" manşetini atan Die Welt, Lübnan'daki barış gücüne asker gönderilmesi görüşünü savunuyor. Bunun "hassas" bir mesele olduğunu kabul eden gazete, Almanya'nın böyle bir konuda yokmuş gibi davranamayacağını belirtiyor. Yine Berliner gazetesi de benzer bir görüşü savunanlardan: "Teknik anlamda iyi donanımlı olan silahlı kuvvetlerin, böyle bir misyona katılması için, pek çok yol mevcut. Ama bunun için bir Alman askerin, bir İsrail askeriyle karşı karşıya kalmasına gerek yok." Ancak Frankfurter Rundschau Alman askerlerinin gönderilmesi konusunda karar vermek için henüz erken olduğunu vurguluyor. Gazeteye göre bu konu giderek daha da zorlaşıyor. Bunun sebebi kısmen Berlin'in çatışmaların sona erdirilmesi yolundaki diplomatik çabalardaki rolü; kısmen de İsrail'in açık ve net biçimde, Almanya'nın katılımını talep etmiş olması. "Bundan sonra mühim olan verilecek görevin ne olacağı" diye de ekliyor gazete. 'El Kaide parmağı' İngiltere'de polisin, geçtiğimiz hafta ortaya çıkarıldığını söylediği saldırı planına ilişkin haberler İngiliz basınında geniş yer buluyor. Daily Telegraph polisin 70 terör saldırısı hazırlığını ortaya çıkardığını, 100'den fazla şüphelinin soruşturulmakta olduğunu duyuruyor okuyucularına. Times gazetesi ise havayolu şirketlerine uçuşlarını yüzde 30 oranında kısmaları, aksi halde Heathrow havaalanını kullanamayacakları yolundaki çağrıyı manşetten veriyor. Financial Times gazetesinin manşetinde ise "Terör planlarının ardında El Kaide örgütünün olması muhtemel" deniyor. "İngiltere havaalanlarındaki ertelemeler ve kargaşa, dördüncü gününde devam ederken, İngiltere ve Pakistan'dan güvenlik yetkililerinden açıklama geldi. Yetkililer, dün ellerindeki istihbaratın El Kaide'yle İngiltere'de ortaya çıkarıldığı belirtilen ve hava ulaşımını hedef alan terör planları arasındaki bağlantıya işaret ettiğini bildirdi. "Pakistanlı bir yetkili, ülkede gözaltına alınan bir grup zanlıya, El Kaide tarafından İngiltere'deki bağlantılarına iletmek üzere patlayıcı üretimine ilişkin bazı planların teslim edildiğini belirtti. Buna göre süreçte Afganistan'dan bir hücre aktif rol aldı, ayrıca Pakistan'dan İngiltere’ye para transferi de yapıldı. Guardian gazetesi de özel haberinde İngiltere'de ve Galler'deki bazı ulusal parkların, teröristlerce eğitim kampı olarak kullanıldığını yazmış. Gazetenin haberine göre, dedektifler bir süredir Göller Bölgesi ve çevresinde terörle bağlantılı yaklaşık 20 kişiyi gözlemlemekteydi. Bu eğitimlerin bir kaç yıldır yürütüldüğü, ancak bazılarının son bir yıl içinde başladığı belirtiliyor. Plüton gezegen mi? Guardian'ın "Gezegen mi değil mi? Plüton için kader günü" başlıklı haberinde bugün Prag'da yapılacak bir bilim zirvesinde Galileo'dan 400 yıl sonra, "gezegen" kelimesinin tanımı üzerinde karar verileceği anlatılıyor. Tartışmanın sebebi dünyadan en uzak ve Güneş Sistemi'nin dokuzuncu gezegeni olarak görülen Plüton’un keşfedilmesinden 76 yıl sonra, geçen yıl bulunan bir gök cismi. Plüton’dan daha büyük olan ve Xena adı verilen cismin, 10'uncu gezegen olduğu iddia edilmişti. İşte uzmanlar, bugün bu sorunun yanıtını arayacak. Alınacak kararsa Güneş Sistemi'ndeki gezegen sayısını 23'e hatta 39'a dek çıkarabilir. | İlgili haberler 13 Ağustos 2006 Basın Özeti13 Ağustos, 2006 | Basın Özeti 11 Ağustos 2006 Basın Özeti11 Ağustos, 2006 | Basın Özeti 10 Ağustos 2006 Basın Özeti10 Ağustos, 2006 | Basın Özeti 9 Ağustos 2006 Basın Özeti09 Ağustos, 2006 | Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||