BBCTurkish.com
NEWS
SPORT
WEATHER
Son güncelleme: 10 Ağustos, 2006 - TSİ 05:37
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
10 Ağustos 2006 Basın Özeti
İngiltere gazetelerinin dış haber sayfalarında yine İsrail'in Lübnan'daki operasyonu öne çıkıyor.

İngiltere gazeteleri

İç haberlerde ise, bundan altı yıl önce kırık bir şişeyle bacağından yaralanan ve kan kaybından ölen 10 yaşındaki Damilola Taylor'ın davasının sonucu geniş yer buluyor.

Times gazetesi, "Onun için dua ediyoruz. Artık rahat uyuyabilir" başlığı altında, "Üç dava ve ölümünün üzerinden altı yıl geçtikten sonra, yargılanan iki kardeş kasıtsız adam öldürmekten suçlu bulundu" diye aktarıyor haberi.

Daily Telegraph ise, "Damilola'nın ailesi için sonunda adalet" başlığı altında, küçük çocuğun ailesinin mahkemenin kararından duyduğu memnuniyeti anlatıyor ve suçlu bulunan iki kardeşin cezasının iki hafta içinde açıklanacağını yazıyor.

Independent ise bugünkü kapak sayfasını da İsrail Lübnan krizine ayırmış.

"Savaş, savaş, savaş: İsrail, operasyonunu genişleterek binlerce askerini Lübnan'da daha içerilere gönderiyor. Plan 1982'deki işgalin izlerini taşıyor. Çene, çene, çene: Birleşmiş Milletler'de çatışmaları durduracak bir karar üzerinde görüşmeler çökme noktasına geldi. 29 günün ardından İngiltere ve Amerika Birleşik Devletleri halâ acil ateşkes çağrısı yapmayı reddediyor."

Guardian gazetesi de Birleşmiş Milletler'den bir karar çıkması umudunun azaldığını yazıyor.

Gazete 'Uzman Görüşü' başlıklı bölümünde ise Kraliyet Silahlı Kuvvetler Enstitüsü'nden Amyas Godfrey'nin bir yazısına yer veriyor.

"Yanlış silahlar, yanlış hedefler" başlıklı yazı özetle şöyle:

"İsrail'in operasyonu üçüncü haftasındayken, ülke liderleri tamamen imha edememiş olsalar da Hizbullah'a ciddi bir darbe vurmuş olmayı umuyorlardı. Askerî ününü, iki cephede, üç orduyu, yedi günde yenmekle kazanan bir ülke için bu savaşın bir aydır sürmesi pek de olağan değil. Sorun, normal taktiklerin ve silahların bir direniş grubuyla mücadelede fazla işe yaramaması. Eğer düşman savaşçılar sivillerse, direniş halk içine girdiyse, siz de aynı çevrede olmalı, onların arasında yer almalısınız. İsrail, Lübnan'a 30 bin asker daha gönderiyor. Ordu doğru taktikler yerine, askerî gücüyle Hizbullah'ı vurmak isteyecektir. Bu Hizbullah'ın eline koz vermektir. Direnişçilerin toprağı, belli bir bölgesi yoktur. Hizbullah Lübnan'ın her yerinde savaşabilir. Hizbullah İsrail'i daha büyük bir kara savaşına çekerse bu İsrail için felaket olabilir."

Yine Guardian'da bir makalesi yayınlanan yazar ve akademisyen Ahmed Semih Halidi, yazısında "Bu savaşta varlığı tehdit altında olan İsrail değil Lübnan" diyor.

Savaşın dengesiz güçler arasında olduğunu belirten Halidi'nin yazısı özetle şöyle:

"Bir tarafta en gelişmiş savaş araç gereciyle donanmış, sayısı 650 bine kadar çıkan eğitimli askeri olan dev bir nükleer güç, karşısında ise ikinci el silahlara sahip, sayısı beş bin civarındaki bir üçüncü dünya gerilla grubu. İkincinin birinciye bir tehdit oluşturabileceğini düşünmek en iyi anlamıyla komik, en kötü anlamıyla ise samimiyetsiz bir düşünce. Hizbullah'ın, sivilleri hedef aldığı söylenen saldırılarında ölenlerin sayısı, İsrail'in defalarca tekrarlanan 'hataları' sonucunda ölenlerle kıyaslanamaz bile. Burada oran her üç İsrailliye karşı 100 Lübnanlı. İsrail'in amacı sınır güvenliği değil. Amaçları, Lübnan'da yeni bir düzen yerleştirerek, sadece bu ülkede değil, Filistin ve Müslüman dünyasında direnişi yok edebilmek."

Ahmed Semih Halidi, İsrail'in tutumunun yeni olmadığını, benzer taktiklerin 1948'deki Filistin savaşında ve 1978, 1982 ve 1996'da Lübnan'da uygulandığını yazıyor ve yazısını şöyle noktalıyor.

"Gerçek şu ki, bugün artık Lübnan'ın varlığı tehdit altında. Bu savaşla İsrail, varlığını güvence altına almak yerine, uzun vadede güvenliğini daha da tehlikeye soktu."

Amerika Birleşik Devletleri'nde Kasım ayındaki ara seçimler öncesi düzenlenen ön seçimlerde büyük bir yenilgi alan Demokrat Senatör Joe Lieberman ve Amerikan siyaseti de gazetelerin geniş yer verdiği bir başka konu.

Independent gazetesi başyazısına, "Seçim manzarasını değiştiren yenilgi" başlığını atmış. "Lieberman'ın aldığı yenilgi Amerikan siyasetindeki bir dönüm noktası" görüşünü savunan Independent şu yorumu yapıyor:

"Irak savaşına yüksek sesle verdiği destek Joe Lieberman'ın Senato adaylığına maloldu. Lieberman bu savaşta öyle bir 'amigo' haline geldi ki, istifa etmesi ya da görevden alınması durumunda Savunma Bakanı Donald Rumsfeld'in koltuğu için onun adı geçiyordu. Yapılan ön seçim, Irak konusunda bir referandum haline geldi. Sonuçlar, Connecticut'taki seçmenin savaş karşıtlığının, Lieberman'ın tüm diğer özelliklerini değersiz kıldığını gösterdi. Ayrıca bu sonuçlar, Amerika Birleşik Devletleri'ndeki tüm siyasetçiler, ama özellikle de Demokratlar için Irak savaşına destek vermenin siyasî bir yük olduğunu ortaya koydu."

Financial Times gazetesi bugün Türkiye'de ekonomi ve piyasaları değerlendirdiği bir yazıya yer veriyor. Vincent Boland imzalı yazıda gazete, Mayıs ve Haziran aylarında ekonomideki dalgalanma ve istikrarsızlığı atlatan Türkiye'nin bu 'mini kriz' ardından toparlanmaya başladığını belirtiyor.

"Amerika Birleşik Devletleri'nde, faiz oranları ve enflasyon değerlerindeki belirsizlik, yabancı yatırımcının Mayıs ve Haziran aylarında daha güvenli piyasalara yönelmesine neden olmuştu. Bu dönemde Türkiye piyasalarındaki satış eğiliminin etkileri henüz tam olarak ortaya çıkmadı. Ayrıca iki iç sorun da piyasalar üzerinde olumsuz etki yaptı. İlki Tayyip Erdoğan hükümetinin Merkez Bankası Başkanı'nın atanması konusundaki tutumu, ikincisi ise enflasyonun etkisiyle Merkez Bankası'nın para politikasında değişime giderek faiz oranlarını arttırması..."

"İç ve dış etkenlerin birleşmesi, Türkiye için tam bir fırtına ortamı yarattı" diye yazan Boland yazısını şöyle sürdürüyor.

"Hisse senetleri dolar cinsinden yüzde 40 değer yitirdi. Şimdi ise yatırımcıların yavaş yavaş Türkiye'ye dönmeye başladığının işaretleri var. Son iki üç haftada hisse senedi piyasalarına 300 milyon dolar taze para girdiği tahmin ediliyor. Ancak enflasyondaki artış, yatırımcılar için tedirginlik yaratan bir konu. İktisatçılara, bankacılara göre Türkiye önemli ve gelişmekte olan bir pazar. Ancak son dalgalanmalar, yatırımcılara, iç koşullar ne kadar iyileşirse iyileşsin, Türkiye'deki piyasa dengelerinin dış faktörlere bağlı olduğunu bir kez daha hatırlattı."

İlgili haberler
9 Ağustos 2006 Basın Özeti
09 Ağustos, 2006 | Basın Özeti
8 Ağustos 2006 Basın Özeti
08 Ağustos, 2006 | Basın Özeti
7 Ağustos 2006 Basın Özeti
07 Ağustos, 2006 | Basın Özeti
6 Ağustos 2006 Basın Özeti
06 Ağustos, 2006 | Basın Özeti
4 Ağustos 2006 Basın Özeti
04 Ağustos, 2006 | Basın Özeti
3 Ağustos 2006 Basın Özeti
03 Ağustos, 2006 | Basın Özeti
2 Ağustos 2006 Basın Özeti
02 Ağustos, 2006 | Basın Özeti
1 Ağustos 2006 Basın Özeti
01 Ağustos, 2006 | Basın Özeti
BAŞLICA HABERLER
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
Programlarımız|Frekanslarımız|Türkçe Bölümü hakkında|İşbirliği|Bize ulaşın
BBC Copyright Logo^^ Başa dön
Haberler | Basın Özeti | Dünyaya Açılan Pencere | Özel Dosyalar | Haberlerle İngilizce
BBC News >> | BBC Sport >> | BBC Weather >> | BBC World Service >> | BBC Languages >>
Yardım|Görüşleriniz|Gizlilik