|
25 Mayıs 2006 Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Guardian Uluslararası Stratejik Çalışmalar Enstitüsü'nün küresel güvenlik tehditlerini değerlendirdiği yıllık raporunu manşetine çıkarmış:
Raporda, Irak ve Afganistan'daki savaş, Batı'yla İran arasında artan gerginlik ve Kuzey Kore'nin nükleer programıyla ilgili tartışmaların kritik bir noktaya geldiği belirtilerek tüm bu sorunların birleşerek büyük bir küresel krize dönüşebileceği uyarısı yapılıyor. Enstitünün raporunda savaşların hüküm sürdüğü ülkelerin geleceğine ilişkin karamsar bir tablo çizilirken, özellikle İran krizinin tüm bölgeyi ateşe atabileceği belirtiliyor. 'İran nasıl misilleme yapacak' Amerika Birleşik Devletleri'nin İran'a yönelik bir saldırısı durumunda Tahran'ın ne yapabileceğine ilişkin değerlendirme ise şöyle: "İran savunmada kalacak. ABD'nin saldırmasını bekleyecek. Ardından var gücüyle misillemeye geçecek. Ancak Tahran yönetimi, bu misillemenin öncelikle siyasi çıkarlarına uygun olup olmadığına bakacak ve İslami rejimin varlığını tehlikeye atmayacağına kanaat getirecek. "Mislleme eylemleri, kapı komşusu Irak ve Afganistan'ı karıştırmaktan, Batı'ya giden petrolün güzergahındaki Hürmüz Boğazı'ndan tankerlerin geçişinin engellenmesine kadar uzanabilir. İran son askeri tatbikatlarda bağazlara mayın döşemiş olabilir." 'Afganistan'da NATO'ya çok iş düşüyor' Raporda sözü edilen en önemli gerilim noktalarından biri de Afganistan... Times, başyazısında Afganistan'ın güney eyaletlerinde Taleban güçleriyle Afgan hükümet birlikleri arasında yeniden şiddetlenen çatışmaları ele almış. Gazete, ülkenin yeniden yapılanması sürecinde NATO askerlerine önemli görevler düştüğünü belirtiyor: "Bölgede NATO gücü konuşlandırma kararının en önemli nedenlerinden biri uyuşturucu ticaretinin önünü kesmek. Silahlı gruplar uyuşturucu ticaretinden elde ettikleri paralarla Karzai yönetimine meydan okuyor. "Hükümet ve yardım kuruluşları çalışanları güvenlik kaygılarıyla eyalet başkentlerinin dışına çıkamıyor. Taleban ise, kırsal kesimde etkinliğini artırıyor; Polislere saldırıyor, pusular kurup hükümet birlikleriyle çatışıyor. "Eğer Afgan köylüleri haşhaş ekiminden vazgeçirilecekse daha fazla para gerekiyor. Köylülerin başka ürünlere yönelmesini sağlamak için özellikle sulama ve ulaşım imkanlarını iyileştirecek dev altyapı yatırımlarına ihtiyaç var. "Köylülere iyi bir geleceğin kapıda olduğu hissi verilmeli. Burada en büyük görev, NATO'ya düşüyor. Bunun için NATO'nun görevini daha kesin hatlarla yeniden tanımlaması gerekiyor. Afganistan zor bir yer ama, NATO bunun üstesinden gelebilir." 'Blair'in madalya ikilemi' Gazetelere İngiltere Başbakanı Tony Blair'in bugün başlayacak Washington ziyareti öne çıkan başlıklar arasında. Independent, Blair'in ABD Başkanı George Bush'la, Irak'tan asker çekme takvimini ele alacağını belirtiyor. Times ise Başbakan'ın ülkesinde Bush'un her dediğini yapan naif bir lider, ABD'de ise ileri görüşlü bir kahraman olarak görüldüğünü yazıyor. "Blair'in madalya ikilemi" başlıklı yazıda şöyle deniyor: "Tony Blair, kendisine 11 Eylül saldırılarından sonra Amerika'ya desteğinden dolayı 2003'te Kongre tarafından verilen altın madalyayı bu ziyaretinde de almadan dönecek. Bir yüzünde Blair'in portresinin yer alacağı madalyanın henüz hazırlık aşamasında olduğu söyleniyor. "Ama bir madalyanın hazırlanması nasıl bin gün sürebilir ki. Nelson Mandela madalyasını 56 günde almıştı. Amerikalılar, 'Sorun İngiltere tarafında' diyor. Blair'in yakın çevresine göre Başbakan yeni bir tartışma başlatmamak için madalyayı başbakanlıktan ayrıldıktan sonra alacak. "Blair, ne zaman Washington'a gitse, kamuoyu yoklamaları hem kendisine hem de Bush'a desteğin birden inişe geçtiğini gösteriyor." 'Ahlaki dış politika dönemi Irak'la bitti' Independent yazarı Adrian Hamilton ise Blair'in hayal dünyasında yaşadığını ileri sürüyor. Yazar, Blair'in Irak vizyonuna ağır eleştiriler getiriyor: "Bu, belki iki liderin siyasi ömürlerini tamamlamadan önceki son zirvesi olacak. Kaderin Irak'ta buluşturduğu iki lider, Irak yüzünden birlikte batağa saplanıyor... "Yeni hükümetin kurulmasından sonra Irak'ta herşeyin yoluna gireceğine inanan Başbakan, sadece işgalin ve zalim bir diktatörü devirmenin değil, değerlere dayalı bir dış politika ve müdahaleciliğin de başarılı olduğunu ilan etmeye hazırlanıyor. "Fakat bu müsbet müdahalecilik anlayışı bizi İslam dünyasında daha da kötü bir duruma düşürdü. Bizim politikalarımızın Mısır'da Suudi Arabistan'da İran'da Kuzey Afrika'da ve Körfez'de istikrarsızlık yarattığı bir dönemde Orta Doğu'da demokrasiden bahsedemezsiniz. "Irak'ın işgaliyle ahlaki dış politika dönemi bitti. Müsbet müdahalecilik kavramı da anlamını yitirdi. Büyük askeri güçler tarafından ülkeleri işgal edilen insanlar, bunu müsbet müdahalecilik olarak görmüyor. Bush ve Blair, bu gerçeği Irak'ta göremediyse başka hiçbir yerde göremez." Adrian Hamilton, İngiltere'nin ABD'nin yanında yer alarak büyük kayıplara uğradığı görüşünde: "Bush'a yapışarak Avrupa'daki konumumuzu zayıflattık. Dünya genelinde nüfuzumuz azaldı. İşgalden sonraki bir yıl içinde dışarıda İngiltere'ye karşı bir burukluk vardı şimdi ise dünya İngiltere'nin Amerika'dan bir farkı olmadığını, Blair'i de Bush'tan ayırmanın imkansız olduğunu düşünüyor. "Washington'a sadakatimizden birşey de kazanmadık. Ne Guantanamo'daki İngiltere vatandaşları ne ticaret görüşmeleri ne de küresel ısınmayla mücadelede. Blair Washington'da Bush'la Orta Doğu sorununu konuşacak. "Ancak Bush, bir gün önce Beyaz Saray'da görüştüğü Olmert'e, tek taraflı planları için onay verdi. İngiltere'ye söz söyleme hakkı verilmedi". 'İsrail A planına ısrar etmeli' Financial Times başyazısında, Washington'un İsrail-Filistin görüşmelerini başlatmak için daha fazla çaba harcaması gerektiğini belirtiyor: İsrail Başbakanı'nın Batı Şeria'dan çekilme konusunda iki planı var. A planı, Filistin lideri Mahmud Abbas'la sınırları iki tarafın rızasıyla belirlenecek iki devletli bir çözüm için müzakerelere oturmayı öngörüyor. "B planı ise İsrail'in sınırlarını tek taraflı olarak belirlemeyi içeriyor. Washington, Olmert'in öncelik sıralamasına onay verdi ve İsrail Başbakanı'nın cesur planlarından söz etti. Bu plan, uzun vadede hem İsrail'in güvenliğini tehlikeye atacak hem de Washington'u zora sokacak. "Bu yüzden İsrail'in Abbas'ı aciz ilan etmesini beklemeden A planına ağırlık verilmeli. Bush, Olmert'e Abbas'ın demokratik yollarla seçilen ve müzakere yetkisi bulunan bir lider olduğunu hatırlatmalı. George Bush, Filistin'e yardımların dondurulmasının Hamas'ı halkın gözünde daha da meşrulaştıracağını kavramalı. "Üçüncüsü Bush, sınırların tek taraflı olarak çizilemeyeceğini açıkça ilan etmeli Etkili diplomasi sabır ve kararlılık gerektirir. Bush'un şimdi geçmişten ders aldığını gösterme zamanı." | İlgili haberler 24 Mayıs 2006 Basın Özeti24 Mayıs, 2006 | Basın Özeti 23 Mayıs 2006 Basın Özeti23 Mayıs, 2006 | Basın Özeti 22 Mayıs 2006 Basın Özeti22 Mayıs, 2006 | Basın Özeti 21 Mayıs 2006 Basın Özeti21 Mayıs, 2006 | Basın Özeti 19 Mayıs 2006 Basın Özeti19 Mayıs, 2006 | Basın Özeti 18 Mayıs 2006 Basın Özeti18 Mayıs, 2006 | Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||