|
23 Mayıs 2006 Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Financial Times, dünya piyasalarında dün yaşanan keskin düşüşleri konu alan haberinde Türkiye piyasalarının IMF'nin kamu harcamalarına ilişkin uyarılarıyla çifte darbe aldığını yazıyor:
"IMF, Türkiye'den cari açığın dengelenmesi için kamu harcamalarında üç milyar dolarlık tasarruf yapmasını, yıl sonuna kadar daha sıkı bir para politikası uygulamasını ve Merkez Bankası'nın önümüzdeki aylarda daha ihtiyatlı davranmasını istedi." "IMF'nin bu uyarıları, son üç yıldaki ekonomik ve siyasi istikrarın bozulmaya başladığı Türkiye'de hükümetin işini daha da zorlaştıracak. Hükümet güvenlikle ilgili eleştirilere hedef olurken, enflasyon yeniden yükselme eğilimi göstermeye başladı. Son haftalarda da içeride siyasi kutuplaşma yaşanıyor." "Bunlara ek olarak Kıbrıs yüzünden AB müzakerelerinin başarısızlığa uğrayacağı yolunda kaygılar var. AB içinde ise hükümetin reform programında heyecanını yitirdiği görüşü hâkim olmaya başladı." 'İşadamlarının AKP'ye sabrı kalmadı' Financial Times yine Ankara çıkışlı başka bir haber yorumda ise, Türk işadamlarının AKP'ye sabrının kalmadığını öne sürüyor: "Baharın ilk günlerinde bir TÜSİAD heyeti, Süreyya Serdengeçti'nin Merkez Bankası başkanlığına yeniden atanması konusunda lobi yapmak için gittiği Ankara'dan eli boş döndü." "Akbank Yönetim Kurulu Başkanı Erol Sabancı 'Bir hata yapıldı. Hükümet yeni bir merkez bankası başkanına ihtiyaç duydu. Buna saygı göstermek zorundayız. Ancak meseleyi ele alış biçimleri kötüydü. Bu durum iş dünyası ve dışarıdakilerin hoşuna gitmedi' diyor." "Erdoğan Türkiye'nin az sayıdaki gerçek bağımsız kuruluşlarından biri olan Merkez Bankası'nın başına, partisine sadık bir isim getirmeye çalışırken, bankalar, yatırımcılar ve sanayicilerle savaşa girildi." "Erdoğan sonuçta başarısız oldu. Ancak onlarca yıl boyunca siyasete karıştırılmayan Merkez Bankası, ilk kez kendini din ve laiklik tartışmasının ortasında buldu." "Başkan atama kavgasının en belirgin sonucu iş dünyasıyla AKP'nin yollarının ayrılması oldu." "Marmara Üniversitesi'nden ekonomi uzmanı Erhan Aslanoğlu'na göre, iş dünyasının başkenti İstanbul'la, siyasetin başkenti Ankara arasında geçmişte yaşanan sürtüşmeler, izlenecek yol üzerinde odaklanıyordu. Ancak bu kez taraflar arasında ideolojik bir ayrılık yaşanıyor." "Bush seçimlerden önce takvim açıklamalı" İngiltere Başbakanı Tony Blair'in sürpriz Irak ziyareti birçok gazetenin manşetinde yer alıyor. Daily Telegraph, Başbakan'ın İngiliz askerlerinin dört yıl daha Irak'ta kalabileceği sözlerini öne çıkarıyor. Guardian ise Blair'in bu hafta Washington'a yapacağı ziyarette, Irak'tan asker çekme takviminin ele alınacağını yazıyor: "Planlanandan daha erken zamanda ve daha fazla sayıda asker çekilecek. İngiltere ve ABD eşgüdümlü hareket edecek. İngiltere Temmuz'da Mutena eyaletinin güvenliğini Irak askerlerine devredecek." "ABD de Necef'te benzer bir adım atacak. Bu yılın sonuna kadar Irak'taki İngiliz askerlerinin sayısının sekiz binden beş bine, Amerikan askerlerinin sayısının da 133 binden 100 bine inmesi planlanıyor." Guardian'da yer alan Ewen MacAskill imzalı bir yorumda ise Bush'un Kasım ayındaki Kongre seçimlerinden önce Irak'tan asker çekmeye başlaması gerektiği belirtiliyor: "Irak savaşı konusunda Bush'a verilen destek yüzde 32'ye kadar düştü. Cumhuriyetçiler Kongre'deki sandalyelerin kaybedilmesinden endişeli. "Ama Bush'un kişisel açıdan da kaybedeceği çok sey var. Temsilciler Meclisi'nde Demokratlar çoğunluğu ele geçirirse, Bush'a Beyaz Saray'daki son iki yılını dar edebilirler." "Ancak Bush, siyasi mirası açısından da kaygılar taşıyor. Zira tıpkı Blair gibi, Bush da iktidarda olduğu yılların felaketle sonuçlanan bir savaşla anılmasını istemiyor." 'ABD Avrupa bankalarını ikna etti' Daily Telegraph, şüpheli bulduğu nükleer programı nedeniyle İran'ı tecrit etmeye çalışan Washington'un Avrupa'nın en büyük dört bankasını ikna etmeyi başardığını belirtiyor: "Amerikan Hazine Bakanlığı, terörle mücadele yasalarını öne sürerek, Orta Doğu, Amerika ve Avrupa'daki bankaları İran'la ilişkilerini kesmeye zorluyor." "Amerikan topraklarında genel merkezleri ya da şubeleri olan bankalar, Washington'un tecrit etmek istediği ülkelerle iş yaptıkları için geçmişte ağır cezalara maruz kalmıştı." "Birleşmiş Milletler'den İran'a yaptırım kararı çıkması olasılığını yüksek görmeyen Washington, İran'ı cezalandırmak için başka yöntemlere başvurmaya başladı. " "İsviçre'nin UBS ve Credit Suisse, İngiltere'nin HSBC ve Hollanda'nın ABN Ambro bankaları, Washington'un talebi üzerine İran'la ilişkilerini sınırlandırmayı kabul etti." 'ABD İsrail'den desteğini çekebilir' Financial Times'ta yazan, New York Üniversitesi bünyesindeki Remarque Institute'un Başkanı Tony Judt, Amerika'nın İsrail'e desteğinin sonsuza kadar sürmeyeceğini söylüyor: "Irak savaşı felaketi ve sonrasında yaşananlar, Amerikan dış politikasında köklü değişikliğe gidilmesi gerektiği tartışmalarını da beraberinde getirdi." Francis Fukuyama'dan John Mearsheimer'a kadar birçok önde gelen düşünür ABD'nin ciddi bir imaj kaybına uğradığı ve uluslararası alanda nüfuzunun azaldığı görüşünde." "Bunun düzeltilebilmesi için Washington'un ekonomik ve stratejik çıkarları açısından yaşamsal önem taşıyan bölgelerde özel bir çaba harcaması gerekiyor." "Ancak Amerikan dış politikası ile İsrail arasındaki göbek bağı kesilmedikçe Washington'un bunu yapması mümkün değil. Bazı düşünürler, İsrail'i Amerika'nın uzun vadeli çıkarları önünde stratejik bir engel olarak görüyorlar." "Bu saptamayı yapanlar tahmin edileceği gibi Yahudi düşmanlığıyla suçlandı. Bunu pek az kişinin ciddiye alması şaşırtıcı. Ama bu durum İsrail'i sevindirmemeli. Çünkü bir gün Yahudi düşmanlığı da artık ciddiye alınmayabilir." 'Avrupa Anayasası'na bir şans daha verilmeli' Eski Fransa Cumhurbaşkanı Valery Giscard d'Estaing, Financial Times'taki mülakatında Fransa Hükümeti'nin bir yıl önce referandumda reddedilen Avrupa Anayasası'na bir şans daha vermesi gerektiğini söylüyor: "Referandumda Fransa 'hayır' demedi. Hayır diyen Fransız halkının yüzde 55'idir. Kalan yüzde 45 Anayasa'ya evet dedi. Önümüzdeki yıl yapılacak başkanlık seçimlerinden sonra Avrupa Anayasası yeniden ele alınmalı. "Bunun için ya yeni bir referandum yapılabilir ya da karar parlamentoya bırakılır. Referandumda halka yeniden aynı sorunun sorulması anti-demokratik olmaz." "Zira insanlar belki hata yaptıklarını düşünecekler. Genişlemiş, 25 üyeli bir Avrupa Birliği için bu anayasadan daha iyi bir alternatif olamaz." | İlgili haberler 22 Mayıs 2006 Basın Özeti22 Mayıs, 2006 | Basın Özeti 21 Mayıs 2006 Basın Özeti21 Mayıs, 2006 | Basın Özeti 19 Mayıs 2006 Basın Özeti19 Mayıs, 2006 | Basın Özeti 18 Mayıs 2006 Basın Özeti18 Mayıs, 2006 | Basın Özeti 17 Mayıs 2006 Basın Özeti17 Mayıs, 2006 | Basın Özeti 16 Mayıs 2006 Basın Özeti16 Mayıs, 2006 | Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||