BBCTurkish.com
NEWS
SPORT
WEATHER
Son güncelleme: 18 Mayıs, 2006 - TSİ 05:06
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
18 Mayıs 2006 Basın Özeti
Danıştay üyelerinden hakim Mustafa Yücel Özbilgin'in dün Ankara'da öldürüldüğü saldırıya tüm İngiliz gazeteleri sayfalarında yer vermiş.

İngiltere gazeteleri

Guardian'ın başlığı, "Başörtüsü yasağı nedeniyle yargıç Türk mahkemesinde öldürüldü."

Gazete avukat Alparslan Arslan'ın, Danıştay'ın Şubat ayında türbanla ilgili aldığı bir karara öfkesinden dolayı saldırıyı gerçekleştirdiğini yazmış. Guardian'a göre, Türkiye'de İslamcılarla laik kesim arasındaki gerginlik artıyor.

Independent'ın başlığıysa, "İslamcı avukat Türk mahkemesinde düzenlediği silahlı saldırıda üst düzey yargıcı öldürdü."

Gazete saldırıda yaralanan yargıçlardan Danıştay 2'inci Dairesi Başkanı Mustafa Birden'in bu yıl aldığı tartışmalı bir karara dikkat çekmiş.

Independent Birden'in, okullarda başörtüsü takmaları yasaklanan öğretmenlerin, işlerine giderken de başörtüsü takmamaları gerektiğini söylediğini vurguluyor.

Gazete, Mustafa Birden'in ölüm tehditleri aldığına; İslamcı Vakit gazetesinin de onun ve Danıştay 2'inci Dairesi'nin diğer üyelerinin resimlerini ilk sayfasında yayımladığına dikkat çekiyor.

Times'ın manşetiyse, "Başörtüsü takan öğretmenin terfisinin engellenmesi sonrası yargıç öldürüldü."

Gazete de Vakit gazetesinin saldırıya maruz kalan yargıçların resimlerini yayımlayıp, "İşte bu üyeler" şeklinde manşet attığını hatırlatmış. Times ayrıca yargıçlara karşı saldırıları kışkırttığı gerekçesiyle Vakit gazetesi hakkında soruşturma açıldığını da eklemiş.

AB: Reformlar hızlansın

Times'ta aynı sayfada verilen bir diğer haberin başlığıysa, "Türkiye'den reformları hızlandırması istendi."

Gazete Brüksel'in, reform sürecinden dönüşün durdurulmaması halinde Türkiye'yle tam üyelik müzakerelerinin durdurulacağı yolunda uyarıda bulunduğunu vurguluyor:

"Avrupa Birliği öncelikle Türkiye'nin limanlarını ve havaalanlarını, Rum bandıralı gemilere ve Güney Kıbrıs'tan kalkan uçaklara açmasını istiyor. Kıbrıs'ta 35 bin askeri olan Türkiye'nin Avrupa Birliği'yle üyelik müzakerelerine başlamasına ancak Rum bandıralı gemilere ve Güney Kıbrıs'tan kalkan uçaklara yönelik ablukanın kalkacağı sözü üzerine izin verilmişti. Ancak Türkiye bunu Kıbrıs hükümetinin bazı tavizleri karşısında yapacağını söylüyor.

Üyelik müzakereleri ayrıca Fransa'nın bir talebi nedeniyle de sendeliyor. Fransa, Türkiye'nin insan hakları alanında sağladığı ilerlemenin, müzakereler sonu yerine müzakere süresince devamlı göz önünde bulundurulması talebinde bulunuyor."

'Türkiye'ye ayrımcılık yapılmamalı'

Guardian gazetesi dünkü başyazısında Bulgaristan ve Romanya'nın haklarındaki tartışmalara karşın eninde sonunda Avrupa Birliği'ne katılacaklarını ancak Türkiye'nin üyeliğiyle ilgili tartışmaların "başka bir konu" olduğunu belirtmişti.

İngiltere'de Avam Kamarası'nın İşçi Partili üyelerinden Michael Cashman gazeteye gönderdiği mektupta, başyazıdaki ifadeleri yakışıksız bulmuş.

"Türkiye hakkında diğer tüm aday ülkelerle aynı koşul ve kriterler üzerinden hüküm verilmelidir. Bunun aksini yapmak, nüfusunun büyük çoğunluğu Müslüman olduğu için Türkiye'nin farklı değerlendirilmesi gerektiği yönündeki önyargıyı teşvik etmek olur."

Blair'in nükleer santral çıkışına tepkiler

İngiltere Başbakanı Tony Blair, ülkesinin yeni nükleer santraller inşa etmesine yeşil ışık yakmıştı. Bugünkü İngiliz gazetelerinin tümü, konuyla ilgili tartışmalara yer vermiş.

Guardian'ın manşeti, "Kabine nükleer enerjinin maliyeti konusunda bölündü."

Gazete Hazine'nin, yeni nükleer santrallerin maliyetinin çok fazla olacağı yönünde tahmin yaptığını, bunun üzerine kabinesindeki bakanların Tony Blair'in nükleer santral planlarına karşı çıktığını belirtiyor.

Independent da başyazısında, "Tehlikeli bir yaklaşım" diyor. Gazete Başbakan Blair'in planlarına karşı:

"Eğer nükleer enerji gerçekten göreceli olarak güvenli, kirlilik yaratmayan bir kaynak olsaydı; bu yöndeki argüman da iyi olacaktı. Ancak bu doğru değil. Nükleer enerji tehlikeli, atıklarının uzun vadede yok edilmesi de büyük sorunlara yol açıyor. Nükleer tesislere terör saldırıları da düzenlenebilir. Hem bu tür enerji aynı zamanda pahalı da..."

Daily Telegraph da iki hafta önce çevreden sorumlu bakan yardımcılığı görevinden alınan Elliott Morley'nin de yeni nükleer santraller inşa edilmesinin, vergi mükelleflerine "çok fazla paraya" mal olacağını söylediğini belirtiyor.

Tüm bu tartışmalar içinde Başbakan Tony Blair'e en açık destek ise Times gazetesinden gelmiş. Gazete başyazısında "nükleer seçeneği savunmanın bir nedeni de uluslararası politika" diyor ve ekliyor:

"Tony Blair'in nükleer seçeneğe yönelmesinde en önemli faktör, Rusya'nın Aralık ayında Ukrayna'ya sattığı doğalgazın fiyatını üç misli arttırmaya çalışması ve bu talebinin reddi üzerine vanaları kapamasıydı. Sonuçta kışın en soğuk döneminde Batı Avrupa'nın büyük bölümü baskıyı hissetti, gaz miktarı aniden düştü. İşte bu yüzden şimdi geçerli tek seçenek, nükleer yol.

Elbette sayın Blair'in dediği gibi Avrupa çapında, enerji verimini arttırmak, yenilenebilir kaynakları daha çok kullanmak ve atıkları azaltmak için daha çok çaba harcanmalıdır. Ancak sayıları ne olursa olsun jeneratörler ve rüzgar enerjisi üretilen tesisler, ülkenin büyüyen enerji açığını kapatmaya yetmeyecek. Tamamen Rus gazına bağımlı olan Finlandiya bile nükleer seçeneğe yöneldi. İngiltere için de bunu yapmak akıllıca olacaktır."

"9. Henry" Arsenal'in dönüşümünü simgeliyor

Bugünkü basın özetimizde son iki haberimiz futbol dünyasından. Avrupa Şampiyonlar Ligi'nde 2005-2006 sezonunun şampiyonu dün akşam Paris'te Arsenal'i 2-1 yenen Barcelona oldu. Ancak Times gazetesi Arsenal'den ayrılması gündemde olan Thierry Henry'e başyazısında övgüler yağdırmış. "Bir Fransız nasıl İngiltere'de futbolun kralı oldu" denilen yazının başlığı "9. Henry."

"Henry, Arsenal'in sanatçı bir kralı oldu. Sonuçtaysa büyüleyici olan Henry'nin kendisi değildi. Dünyanın yaratıcılığı parlak ilk futbolcusu değil Henry...Büyüleyici olan Arsenal'in, Henry'nin şekillendirdiği değerlere dönüşümüydü. Arsenal geçmişte güzellikten nefret ederdi. Kulüp şimdiyse güzelliği, amacına varmada en etkin yöntem olarak görüyor. İşte bu dönüşüm dün Arsenal'i kulüp tarihinin en büyük gecesine taşıdı."

'Shevchenko ve Roberto Carlos Chelsea'ye yakın'

Arsenal Şampiyonlar Ligi'nde tarihinde ilk kez final oynarken, İngiltere'deki rakiplerinden Chelsea de önümüzdeki sezon bu kupayı alacak bir takım kurma amacında.

Son iki sezonun İngiltere şampiyonu ilk transferiyle, Alman milli takımının da yıldızı Michael Ballack'ı kadrosuna katmıştı. Independent, Chelsea yöneticilerinin şimdiki hedefinin Milan'ın Ukraynalı yıldızı Andrei Shevchenko olduğunu söylüyor. Gazeteye göre Chelsea, transferi yaklaşık 34 milyon sterline bitirmekte kararlı.

Independent, Chelsea'nin Brezilya milli takımı ve Real Madrid'in sol beki Roberto Carlos'u da transfer etmek üzere olduğunu belirtiyor. Gazetedeki habere bakılırsa Roberto Carlos "Chelsea'nin beni istediği söylendi. Ancak hiçbir şey kesinleşmedi" demiş. Independent, Brezilyalı yıldızın Katar'dan ve Fenerbahçe'den aldığı cazip teklifleri ise geri çevirdiğini yazıyor.

İlgili haberler
17 Mayıs 2006 Basın Özeti
17 Mayıs, 2006 | Basın Özeti
16 Mayıs 2006 Basın Özeti
16 Mayıs, 2006 | Basın Özeti
15 Mayıs 2006 Basın Özeti
15 Mayıs, 2006 | Basın Özeti
14 Mayıs 2006 Basın Özeti
14 Mayıs, 2006 | Basın Özeti
12 Mayıs 2006 Basın Özeti
12 Mayıs, 2006 | Basın Özeti
11 Mayıs 2006 Basın Özeti
11 Mayıs, 2006 | Basın Özeti
10 Mayıs 2006 Basın Özeti
10 Mayıs, 2006 | Basın Özeti
9 Mayıs 2006 Basın Özeti
09 Mayıs, 2006 | Basın Özeti
BAŞLICA HABERLER
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
Programlarımız|Frekanslarımız|Türkçe Bölümü hakkında|İşbirliği|Bize ulaşın
BBC Copyright Logo^^ Başa dön
Haberler | Basın Özeti | Dünyaya Açılan Pencere | Özel Dosyalar | Haberlerle İngilizce
BBC News >> | BBC Sport >> | BBC Weather >> | BBC World Service >> | BBC Languages >>
Yardım|Görüşleriniz|Gizlilik