BBCTurkish.com
NEWS
SPORT
WEATHER
Son güncelleme: 19 Mayıs, 2006 - TSİ 05:21
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
19 Mayıs 2006 Basın Özeti
Danıştay'a düzenlenen silahlı saldırıda ölen yargıç Mustafa Yücel Özbilgin'in cenaze törenine hemen hemen tüm İngiliz gazeteleri sayfalarında vermiş.

İngiltere gazeteleri

Financial Times'taki haberin başlığı, "Türkiye Başbakanı cenaze nedeniyle eleştirildi."

Gazete, Recep Tayyip Erdoğan'ın, Mustafa Yücel Özbilgin'in cenaze törenine katılmaması nedeniyle sert şekilde eleştirildiğini belirtiyor.

Financial Times Türkiye'deki gazetelerin ise Özbilgin'e düzenlenen saldırıyı neredeyse "kıyamet" olarak gördükleri görüşünde.

Gazete bu noktada Hürriyet Genel Yayın Yönetmeni Ertuğrul Özkök'ün köşesinde saldırıyı "Türkiye'nin 11 Eylül'ü" olarak nitelendirdiğini vurgulamış.

Times'taki haberin başlığı, "Türkler öldürülen yargıç için yürüdü."

Guardian ve Independent ise cenazeyle ilgili haberleri, uluslararası ajansların Türkiye kökenli gazetecilerinin haberlerinden sayfalarına taşımış.

Guardian'daki başlık, "Binlerce kişi laik Türk yargıcın öldürülmesini protesto için yürüdü."

25 binden fazla kişinin katıldığı cenaze töreni sırasında hükümete istifa çağrılarının da yapıldığı belirtilen haberde ayrıca şu değerlendirme de var:

"Saldırı, laik kurumlarla dini yanı ağır basan hükümet arasındaki gerginliği arttırdı. Ayrıca Türkiye'nin başkentinde milliyetçi duyguların taşmasına yol açtı."

Independent'taki haberdeyse cenazeye, öğrencilerden cüppeleri içindeki hakimlere, 15 binden fazla kişinin katıldığı belirtilmiş.

Haberin başlığı, "Türkiye'de binlerce kişi İslamcı saldırganı kınamak için yürüdü."

Indepedent'ın haberinde de saldırının yarattığı gerilime dikkat çekilmiş:

"Saldırı laik kurumlarla Recep Tayyip Erdoğan'ın İslamcı hükümeti arasındaki gerginlikleri yeniden canlandırdı. Erdoğan hükümeti nüfusunun büyük çoğunluğu Müslüman ama laik Türkiye'de, İslam'ın profilini yükseltmeye çalışıyordu."

Afganistan'da yine kanlı günler

Afganistan'nın güneyinde hükümet birliklerine karşı Taleban yönetiminin 2001'de devrilmesinden bu yana en kapsamlı saldırılar düzenlenmişti.

Independent'ın manşeti, "Kaç kişi daha?"

Gazetenin ilk sayfasında, ortada Irak'ta öldürülen bir İngiliz askerinin cesedinin bulunduğu tabut taşınırken çekilmiş bir fotoğraf var.

Resmin sağ ve solunda ise bugüne kadar Irak'ta ölen İngiliz askerlerinin adları ve yaşları yazılmış.

Independent, Irak'ta geçen hafta ölen İngiliz askerlerinden beşinin cesetleri ülkeye getirilirken, bu ortamda daha fazla İngiliz askerinin Afganistan'a doğru yola çıktığını hatırlatıyor.

İngiliz askeri yetkiliden Pakistan'a suçlama

Guardian'daki bir haberin başlığı ise "İngiliz yetkilisi, Pakistan'ın Taleban'ı barındırdığını söylüyor."

Gazeteye konuşan Afganistan'ın güneyindeki İngiliz birliklerinin komutanı Chris Vernon ise Taleban savaşçılarının son saldırılarını Pakistan'dan yönlendirdiklerini
belirtmiş ve eklemiş:

"Taleban'ın karargahı, Pakistan'ın batısında, Afganistan sınırına yakın Kuetta kenti. Afganistan'da bir dizi saldırı düzenleyen şebekeleri buradan yönetiyorlar."

Prodi'ye farklı tepkiler

İtalya'nın yeni başbakanı Romano Prodi Senato'da yaptığı konuşmada Irak Savaşı'nı ''vahim bir hataydı'' diyerek eleştirmişti.

Prodi ayrıca hükümetinin Irak'ta konuşlanmış İtalyan askerlerinin geri çekilmesi için parlamentodan onay isteyeceğini açıklamıştı.

İtalya'nın yeni başbakanının sözlerine İngiliz gazeteleri farklı tepki göstermiş.

Guardian'ın "Romalı dürüstlüğü" başlıklı başyazısında Romano Prodi'ye övgü var:

"Silvio Berlusconi'nin uzun süre transatlantik ilişkilere ağırlık vermesi sonrası, İtalya'nın dış politikasını yeniden Avrupa'ya yönlendirmek Romano Prodi'nin hedefleri arasındaydı. Prodi Irak Savaşı'yla ilgili görüşlerini dile getirirken acı gerçeği de söyledi, savaşın terörizmi daha büyük bir tehdit haline getirdiğini belirtti. İtalya Başbakanı böylece Avrupa'da çok daha geniş bir kesimin görüşlerini dile getirmiş de oldu. Klişe argümanlar artık kimseyi inandırmıyor. Irak'tan ayrılmak için bir takvim açıklamanın zamanı geldi."

Times'ın başyazısının başlığı ise "Kırmızı İtalya."

Gazete Prodi'nin çok parçalı bir sol hükümete başkanlık ettiğini, seçimlerde yüzde 1,4 oranında oy almış bir partiye tehditleri sonrası Adalet Bakanlığı'nı verdiğini belirtiyor.

Times'a göre İtalya'nın ihtiyaç duyduğu şey, uzlaşmaya dayalı bir siyaset değil, liderlik.

"İtalya'nın mevcut bölünmüşlüğünde, uzlaşmayı beklemek Godot'yu beklemeye benziyor. Oysa İtalyanların çoğunun, hemen hemen başka hiçbir konuda anlaşamasalar da fikirbirliği içinde oldukları tek konu var: Ülkenin etkin bir hükümete ihtiyaç duyduğu. Ancak Senato'da sadece iki üyenin muhalefete katılması hükümeti devirmeye yetecek. Silvio Berlusconi'nin görevden ayrılırken "Hoşçakalın" değil, neşeli bir şekilde arrivederci yani "Görüşmek üzere" demesine fazla şaşırmamak gerek."

Merkel-Barroso ikilisine övgü

Haftalık The Economist dergisinin bugünkü sayısında yer alan yazılardan birinin başlığı, "Angela ve Jose şov."

Bahsedilen kişilerden biri Almanya Başbakanı Angela Merkel, diğeriyse Avrupa Komisyonu Başkanı Jose Manuel Barroso.

Dergi iki lideri karşılıklı dans ederken hicveden bir karikatür eşliğinde onları şu sözlerle övmüş:

"İki lider de Avrupa Anayasası üzerinde daha fazla çalışılması çağrısı yaptı. Ayrıca hem birlik içinde daha az bürokrasiden yanalar, hem de tüketicilerin daha fazla korunması gerektiği görüşündeler. Halen eğer Avrupa Birliği'nin yöneten birileri varsa, o da Alman ve Portekizli bu iki lider."

The Economist'e göre bazı çevreler, Merkel-Barroso ikilisiyle, eski Almanya Başbakanı Helmut Kohl ve eski Avrupa Komisyonu Başkanı Jacques Delors arasında paralellik kuruyor.

Kohl-Dellors ikilisi, Avrupa Birliği'nin ortak para birimi Euro'yu benimsemesinin mimarları arasında gösteriliyordu.

Ancak The Economist, önümüzdeki yıl Almanya birliğin dönem başkanı olduğunda, Birlik'te bütünleşme sürecinin artmasını uman Merkel-Barroso ikilisinin hayalkırıklığına uğrayabileceği kanısında:

"Sayın Merkel, Helmut Kohl değil. Angela Merkel, Helmut Kohl'ün aksine, Avrupa Birliği'nin yüzleştiği en büyük sorunlar karşısında birlikte kendisini azınlıkta buluyor. Bu sorunlar, Türkiye ve Rusya'yla ilgili. Çok sayıda birlik üyesi ülke hükümeti Türkiye'nin üyeliğini istiyor, Rus gazından farklı kaynaklara yönelmenin yollarını arıyor. Almanya ise hem Türkiye'nin üyeliğine şüpheyle yaklaşıyor, hem de Baltık Denizi'nde Rus gazına bağımlılığını arttıracak ve doğudaki komşularını hayalkırıklığına uğratacak bir boru hattı inşa ediyor."

İlgili haberler
18 Mayıs 2006 Basın Özeti
18 Mayıs, 2006 | Basın Özeti
17 Mayıs 2006 Basın Özeti
17 Mayıs, 2006 | Basın Özeti
16 Mayıs 2006 Basın Özeti
16 Mayıs, 2006 | Basın Özeti
15 Mayıs 2006 Basın Özeti
15 Mayıs, 2006 | Basın Özeti
14 Mayıs 2006 Basın Özeti
14 Mayıs, 2006 | Basın Özeti
12 Mayıs 2006 Basın Özeti
12 Mayıs, 2006 | Basın Özeti
11 Mayıs 2006 Basın Özeti
11 Mayıs, 2006 | Basın Özeti
10 Mayıs 2006 Basın Özeti
10 Mayıs, 2006 | Basın Özeti
BAŞLICA HABERLER
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
Programlarımız|Frekanslarımız|Türkçe Bölümü hakkında|İşbirliği|Bize ulaşın
BBC Copyright Logo^^ Başa dön
Haberler | Basın Özeti | Dünyaya Açılan Pencere | Özel Dosyalar | Haberlerle İngilizce
BBC News >> | BBC Sport >> | BBC Weather >> | BBC World Service >> | BBC Languages >>
Yardım|Görüşleriniz|Gizlilik