|
3 Mayıs 2006 Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Bolivya lideri Evo Morales'in önceki gün açıkladığı, uluslararası enerji şirketlerini devletin kontrolüne alma kararı, bu sabah gazetelerin yorum sayfalarında geniş yer buluyor.
Financial Times'ın iç sayfalarında yer alan Richard Lapper ve Hal Weitzman imzalı bir yorum haberde, Bolivya'daki bu gelişme irdeleniyor ve Venezuela lideri Hugo Chavez'in Latin Amerika'da Washington karşıtı hükümetlerle bir eksen kurma stratejisinin etkili olmaya başladığı vurgulanıyor. Haberde, bu kararın Morales'i Chavez ve Küba lideri Fidel Castro'ya daha da yakınlaştırdığı vurgulanırken, uygulamanın bölge açısından iki önemli sonucu şöyle özetleniyor: ''Birincisi, bu karar Brezilya'nın yüzünde patlayan bir tokat. Brezilya'nın devlete ait şirketi Petrobras, Bolivya'daki en büyük işletmeci. Brezilya için bu yalnızca enerji alanında başağrısı anlamına gelmekle kalmıyor, aynı zamanda, bu ülkenin diplomatları ve bu diplomatların bölgesel liderlik heveslerinin yenilgisinin de işaretlerini veriyor.'' ''Bu kararın bir diğer sonucu ise, bölge siyasetini genelde daha da kutuplaştırması olacaktır. Chavez ve halkçı politikaları, şimdi gelecek aylarda bölgede seçimlerin yapılacağı ülkeler üzerine gölge düşürüyor.'' ''Peru'da Chavez, radikal milliyetçi Ollanda Humala'yı destekliyor. Daha geçen hafta eğer Humala'nın ılımlı rakibi Alan Garcia seçimleri kazanırsa, Peru'yla diplomatik ilişkileri kesme tehdidinde bulundu. Kasım ayında sandık başına gidecek olan Ekvador'da da Chavez'le temas halinde olan solcu aday Rafael Correa önde.'' Independent gazetesi de Morales'in bilinçli bir şekilde Venezuela lideri Chavez'in izinden gittiğine dikkat çekerken, özellikle Washington'da bu iki lideri iki demagogdan ibaret gören anlayış eleştiriliyor. Yazıda özetle şu görüşlere yer veriliyor: ''Enerji kaynakları devletin kontrol etme ve yararlanma hakkına sahip olduğu ulusal varlıklardır. Bunlara el konulması ise sonuçta hukuki bir mesele olduğu gibi, aynı zaman da bir ekonomik öngörü konusudur.'' ''Fakat Morales, Chavez ve Latin Amerika'daki diğer solcu liderler önemli bir gerçekliği temsil ediyor. Bu gerçeklik ise Irak'ın işgaline destek vermeyen ülkelerdeki Amerikan karşıtlığının canlılığı ve ABD ile uluslararası bankalar tarafından yüceltilen serbest ticaret ve serbest ekonomi politikalarına karşı nüfusun büyük çoğunluğunun hayır diyerek haykırışıdır.'' 'Irak'tan çıkış stratejisi mümkün değil' Washington'da Beyaz Saray Amerikan ordusunun Irak'tan çekilmesi konusunda giderek artan kamuoyu baskısı altında. Financial Times'ta bu sabah bir makalesi yayımlanan, Amerika'nın önde gelen stratejistlerinden eski savunma bakanlığı istihbarat uzmanı Anthony Cordesman'a göre, ''Irak'tan gerçekten bir çıkış mümkün değil, ama kalmak imkansız hale gelirse o zaman çok da uzağa gidilmemeli.'' Cordesman, özetle şu görüşleri dile getiriyor: ''Amerika ve İngiltere, Irak'ı yaşayabilir bir devlet haline getirebilmek amacıyla diğer ülkeler ve uluslararası toplumla işbirliği için her türlü çabayı göstermelidir. Washington ve Londra, İran ve Türkiye'nin müdahalesini sınırlı tutmak ve Irak'ın Sünni ve Şiiler arasında Orta Doğu'nun bölünmesine yol açan bir savaş alanına dönüşmesini önlemek amacıyla gerek diplomatik gerekse askeri adımlar atmalıdır.'' ''İran'ın nükleer faaliyetleri ve İsrail-Filistin sorunuyla bağlantısı, Amerika ve Avrupalıların aktif katılımını ve İran'ı caydırmak için askeri yeteneğini gerektirmektedir. Amerikan güçleri, Irak'tan çekilecekse Kuveyt, Umman ve Birleşik Arap Emirlikleri'ne geri çekilebilir, İngilizlerin varlığı ve bölgesel etkinliği hiç olmadığı kadar hayati önem taşıyacaktır.'' 'Kabadayı tavırların başarı şansı düşük' İngiltere'nin önde gelen muhalif aydınlarından Tarık Ali ise, Guardian'da Tahran'ın nükleer programı nedeniyle Batı'yla yaşadığı gerilimi İran'ın dış politikası bağlamında irdeliyor. İran'ın ''parçalanmış ve fırsatçı'' diye nitelediği dış politikasının emperyalizm karşıtı ilkeli bir tutumdan ziyade, dini yönetimin çıkarları ve gereksinimleri doğrultusunda şekillendiğini savunan Ali, özetle şöyle devam ediyor: ''Bu strateji geçmişte, Afganistan ve Irak konusunda Washington'la fiili bir işbirliğine yol açtı. İran-Irak savaşı sırasında dini liderler, o dönemde İngiltere ve Amerika tarafından desteklenen Bağdat'a karşı İsrail rejiminden silah satın almakta tereddüt etmedi. Saddam Hüseyin ve Molla Ömer'in devrilmesi, İran'a bir soluk aldırdı ve rejim nükleer faaliyetleri konusunda katı bir tutum takındı.'' Ancak Tahran'ın Irak'ta Baasçıların Afganistan'da da Taleban rejimin devrilmesinin önünü açmasının kendisine zaman kazandırmadığını kaydeden Ali, İran'ın nükleer programı konusunda Batı'dan yükselen uyarılara ve yaptırım tehditlerine gönderme yaparak şöyle devam ediyor: ''Belki de bunlar, amacı İran'a boyun eğdirmek olan yüksek perdeden tehditlerden ibaret. Bu kabadayı tavırların başarıya ulaşması zor bir ihtimal. Batı, yeni bir savaşa kalkışacak mı? Eğer kalkışırsa, o zaman başarı garantisi olmayan bu savaşın yayılacağı alan Dicle nehrinden Orta Asya'daki Amuderya nehrine kadar uzanacaktır.'' 'Amerikalıların coğrafyaya ilgisizliği' Amerika Birleşik Devletleri üç yıl önce Irak'ı işgal etmişti. Independent gazetesinde yer alan habere göre ise, National Georgaphic dergisinin yaptırdığı araştırmaya katılan ve yaşları 18 ila 24 arasında değişen her 10 Amerikalıdan altısı, ülkelerinin üç yıldır savaştığı Irak'ın haritadaki yerini bulamadı. Geçen yıl aralık ayında yaptırılan araştırmaya göre, 10 kişiden yalnızca üçü, haberlerde adları geçen ülkelerin yerlerini bilmenin gerekli olduğunu düşünüyor. National Geographic dergisince yaptırılan araştırmaya katılanların sadece yüzde 14'ü ikinci bir dil konuşabilmeyi gerekli gördüğünü söylerken, yüzde 47'si Hindistan'ın, yüzde 75'i de Amerika'nın Orta Doğu'daki en önemli müttefiklerinden İsrail'in haritadaki yerini gösteremedi. Araştırma, Amerikalıların coğrafyaya ilgisizliğinin yalnızca dünyanın geri kalanından ibaret olmadığını da ortaya koydu. Araştırmaya katılan her 10 kişiden üçü, ülkenin yaşadığı en büyük doğal felaketlerden Katrina kasırgasının vurduğu Louisiana eyaletinin haritadaki yerini gösteremezken, yalnızca yarısı Mississipi eyaletini bulabildi. | İlgili haberler 2 Mayıs 2006 Basın Özeti02 Mayıs, 2006 | Basın Özeti 1 Mayıs 2006 Basın Özeti01 Mayıs, 2006 | Basın Özeti 30 Nisan 2006 Basın Özeti30 Nisan, 2006 | Basın Özeti 28 Nisan 2006 Basın Özeti28 Nisan, 2006 | Basın Özeti 27 Nisan 2006 Basın Özeti27 Nisan, 2006 | Basın Özeti 26 Nisan 2006 Basın Özeti26 Nisan, 2006 | Basın Özeti 25 Nisan 2006 Basın Özeti25 Nisan, 2006 | Basın Özeti 24 Nisan 2006 Basın Özeti24 Nisan, 2006 | Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||