|
26 Nisan 2006 Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Avrupa basınında, 20 yıl önce bugün gerçekleşen Çernobil faciasının ışığında nükleer enerji tartışmaları ve Mısır'daki bombalı saldırılara ilişkin yorumlar öne çıkıyor.
Le Monde, Çernobil kazasının etkilerine ilişkin olarak Fransa'da ve dünyada yapılan değerlendirmeleri sorguluyor. Gazete, Fransa'nın karşılaştığı radyoaktif tehlikeye ilişkin olarak son dönemde yapılan çalışmaların, 1986'daki "rahatlatıcı" sonuçlar ile çeliştiğini söylüyor. 2001'de bir kanser hastası tarafından açılan davanın sonuçlanmasıyla, Fransız yetkililerin yalan söyleyip söylemediğinin ortaya çıkacağı belirtilmiş. Le Monde, Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu'nu da, Çernobil'in etkilerini küçümsemek ile suçluyor. Gazeteye göre bu tutum, nükleer enerji hakkında sağlıklı bir tartışma ortamı oluşmasını engelliyor. Almanya'dan Frankfurter Allgemeine Zeitung da, Çernobil kazasının etkilerine ilişkin istatistiklere mesafeli yaklaşıyor. Ancak gazete, Çernobil faciasına, nükleer enerjinin sonu olarak bakılmasını da eleştiriyor. Olayı tam bir teknoloji trajedisi olarak niteleyen Frankfurter Rundschau ise, aynı fikirde değil. Gazete, Doğu Avrupa ülkelerini de, çevre dostu alternatij enerji kaynaklarına yönelmemekle suçluyor ve şöyle devam ediyor; "Oysa araştırmalara göre, Doğu Avrupa yenilenebilir enerji kaynakları konusunda büyük bir potansiyele sahip. Özellikle rüzgar enerjisi potansiyeli devasa boyutta. Ancak alternatif enerji kaynaklarına nadiren başvuruluyor ve nükleer enerji tercih ediliyor." Berliner Zeitung, "Nükleer Enerji mi? Hayır teşekkürler" manşetiyle çıkmış. Çernobil kazasının, nükleer teknolojinin çok büyük ve kontrol edilemez riskler barındırdığına en büyük kanıt olduğunu söyleyen gazete şöyle devam ediyor; "Nükleer enerjinin dezavantajlarının başında, terörist saldırılara karşı savunmasız olması ve gelecek nesillere, öngörülemez riskler barındıran nükleer atıklar bırakılması geliyor. "Nükleer teknolojinin barışçıl amaçlarla, enerji üretiminde kullanılmasını savunanlar, şunu kabul etmeli. Bu yaklaşım, nükleer silahların üretimi ve yayılmasını da teşvik ediyor. "Günümüzde, güneş, rüzgar ve sudan elde edilen enerji öyle verimli bir şekilde kullanılabiliyor ki, yakında nükleer enerjinin yerini tamamen bunlar alabilir. Geleceğin endüstrisi yenilenebilir enerjidir, nükleer santraller değil." Der Tagesspiegel de, nükleer santrallerin terör saldırılarına hedef olma risklerini ön plana taşımış. Gazete şöyle diyor; "Nükleer santraller, potansiyel canilerin gözünde, düşman ülkenin topraklarına yerleştirilmiş, kullanıma hazır atom bombalarıdır. Dolayısıyla nükleer enerji, sadece bu nedenle bile savunulması imkansız bir tercihtir. "Nükleer santrallerin güvenliği, bu risk karşısında hiçbir şekilde sağlanamaz. İran'da yaşananlar da doğrulamaktadır ki, nükleer teknolojiye sahip olan her ülke, potansiyel olarak nükleer silaha da sahip demektir. "Nükleer enerji santrallerine sahip olan tüm ülkeler suç ortağıdır. Tüm dünyayı kendilerini taklit etmek suretiyle, nükleer silaha sahip olmaya teşvik etmekten suçludurlar." İngiltere basınında öne çıkan konu ise, Mısır'ın Kızıldeniz kıyısındaki tatil beldelerinden Dahab'ta Pazartesi günü gerçekleşen ve en az 20 kişinin hayatını kaybettiği bombalı saldırılar. Guardian bugünkü başyazısında, olayın Mısır siyaseti açısından etkilerine değinmiş. "Mısır, topraklarındaki İslami direnişi 1990'ların sonuna doğru kırmayı başardı. Ancak bu hareketin bazı unsurları daha sonra El Kaide'ye katıldı. "Örneğin Mısır'da son derece etkili olan Cihad adlı gurubu kuran Eyman el Zevahiri, şimdi Usame bin Ladin'in sağ kolu. "Ancak kaçakçılık için birebir ve polisiye önlemler için elverişsiz Sina Yarımadası'nın, bir süredir yeni yerel güçler çıkardığı anlaşılıyor. Bunların, aşırı İslamcı ideolojiden etkilenen yoksul Bedeviler olması muhtemel. "Mısır yönetiminin sert tutumu ise sorunu körüklüyor. Şarm el Şeyh saldırılarından sonra, binlerce kişi tutuklanmış, işkence gördüklerine ilişkin ciddi iddialar ortaya atılmıştı. "Hüsnü Mübarek rejimi, Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa Birliği tarafından çok partili demokrasiye teşvik ediliyor, ancak bu konuda pek de ilerleme sağlanabilmiş değil. "Bu tür terör eylemlerinin, Mısır'daki gibi rejimleri değişeme daha soğuk hale getirdiği de unutulmamalı." Independent da Guardian ile aynı fikirde. Gazetenin başyazısında, Hüsnü Mübarek rejiminin durumu şu satırlarla özetlenmiş. "Bu yeni şiddet dalgası, Hüsnü Mübarek yönetiminin içinde bulunduğu hassas durumu birkez daha gözler önüne seriyor. "Devlet Başkanlığı'ndaki beşinci dönemini yürüten yaşlı liderler, bazı demokratik açılımlarda bulundu. Örneğin Müslüman Kardeşler hala yasaklı olsa da, seçime bağımsız olarak katılan adayları parlamentoda temsil ediliyor. "Ancak yönetimin genelinde baskıcı politikalar hüküm sürmeye devam ediyor. Bu durum da, aşırı İslamcı militanların güç kazanmasına mükemmel bir zemin hazırlıyor." Times gazetesi ise Dahab'taki bombalı saldırıların, Mısır ekonomisine etkilerine değinmiş. "Mısır turizmi, nüfusun yüzde 10'unu istihdam eden, üç buçuk milyar sterlin gelir getiren bir sektör. Teröristlere göre de, halkı hükümete karşı harekete geçirmenin en kestirme yolu ekonomiyi yaralamak. "Turizm genelde, güvenlik kaygılarından en çabuk ve kötü etkilenen sektördür. 1997'deki Luksor saldırılarından sonra, Mısır turizmi tam anlamıyla çökmüş, rezervasyonların normale dönmesi neredeyse bir yıl almıştı. "Ancak saldırganlar bu sefer yanlış hesap yapmış gibi görünüyor. Turizm acentelerinin bildirğine göre, iptal edilen rezervasyon sayısı son derece sınırlı. Turistlerin de bölgeyi terk etmeyip tatillerine devam etmekte kararlı oldukları dikkati çekiyor." | İlgili haberler 23 Nisan 2006 Basın Özeti23 Nisan, 2006 | Basın Özeti 21 Nisan 2006 Basın Özeti21 Nisan, 2006 | Basın Özeti 20 Nisan 2006 Basın Özeti20 Nisan, 2006 | Basın Özeti 19 Nisan 2006 Basın Özeti19 Nisan, 2006 | Basın Özeti 18 Nisan 2006 Basın Özeti18 Nisan, 2006 | Basın Özeti 17 Nisan 2006 Basın Özeti17 Nisan, 2006 | Basın Özeti 16 Nisan 2006 Basın Özeti16 Nisan, 2006 | Basın Özeti 14 Nisan 2006 Basın Özeti14 Nisan, 2006 | Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||