|
23 Nisan 2006 Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Sunday Telegraph gazetesinin yazarlarından Con Coughlin, İngiltere Başbakanı Tony Blair'le bir mülakat yapmış.
Mülakatta, Blair'in şu cümlesi başlığa taşınmış: "11 Eylül saldırıları düzenlenmese bile, yakın olacaktık." Blair'in, ilişkisi hakkında konuştuğu kişi, Amerika Birleşik Devletleri Başkanı George Bush. Blair Bush'la her hafta en az bir kez video konferans sistemi aracılığıyla görüştüklerini ve durum değerlendirmesi yaptıklarını söylüyor. İngiltere Başbakanı, Bush'u şu sözlerle övmüş: "Uluslararası toplumda genelde Başkan Bush'la açık görüş ayrılıkları bulunanlar bile, onun oldukça nazik ve çok açıksözlü biri olduğunu söyleyecektir." Tony Blair daha sonra Amerikan Başkanı'yla 11 Eylül saldırıları olmasa bile yakın ilişki kuracağından emin olduğunu, saldırılarınsa Amerika'yla ilişkilerini her düzeyde yeniden tanımladığını belirtiyor. "Benim için 11 Eylül Irak'la bağlantılı bir resmin parçasıydı" diyen Blair, Bush'la ilişkisini eleştirenleri de şu sözlerle yanıtlamış: "11 Eylül saldırıları esasında hepimize karşı yapılmıştı. Eğer hepimize bir saldırı düzenlenmişse, onu düzenleyenlere karşı birlikte mücadele etmek çıkarımızadır. Ben bunu Amerika'nın çıkarı için yapmadım. Amerika'da değil, İngiltere'de seçildim ve İngiltere'nin çıkarları bunu gerektirdiği için öyle davrandım. Terörizmle savaştayız ve bu hepimizi etkiliyor. Hep birlikte terörle mücadele etmeliyiz." Blair'den 'sivil özgürlük eleştirilerine' tepki Observer'ın manşetindeyse, gazete yazarlarından Henry Porter'la, Başbakan Tony Blair arasında, e-mailler aracılığıyla süren bir tartışma var. Tartışmanın konusu, İngiltere'de sivil özgürlükler. Gazetenin manşeti, "Blair, eleştirileriyle sivil özgürlüklere yönelik tehditi dile getirenlere vahşice saldırdı." Henry Porter, Blair'e gönderdiği e-maillerde Başbakan'ı şu sözlerle eleştirmiş: "9 yıl önce başbakan olduğunuzda, ilerde İngiliz demokrasisi için bir tehdit olacağınızı asla düşünemezdim. Ancak üzelerek söylemeliyim ki, gelinen noktada bu görüşteyim. Kazayla ya da kasıtlı olarak güya modernleştirdiğiniz İşçi Partisi durmadan hak ve özgürlüklerimize saldırdı, hukukun üstünlüğü prensibini ihlal etti, yetkililerle halk arasındaki ilişkiyi kökten değiştirdi. Terör korkusu size Muhafazakar bir hükümetin bile hayal edemeyeceği bir yasayı benimsemenize izin verdi. Siz bize özgürlük ve güvenlik arasında bir tercih sundunuz. Bir ülke sivil özgürlükleri ya korur ya korumaz. Korkarım İngiltere bu noktada hızla ikinci kategoriye kayıyor.Yine korkarım ki, hem güvenliğimizi yitireceğiz, hem de özgürlüğümüzü." İngiltere Başbakanı ise Porter'a verdiği yanıtta, eleştirilere katılmadığını söylüyor. Blair'e göre 21. yüzyılda işlenen suçlarla, 19. yüzyılın suç araçlarıyla mücadele edilmeye çalışılıyor. "Bu bir işe yaramadı, yaramayacak da" diyen İngiltere Başbakanı, sadece terörle değil, organize suçla mücadelede de, polise verilen yetkileri artırmakta kararlı olduğunu belirtiyor. Blair'in organize suça iştirak ettiklerinden şüphelenilen kişilerle ilgili şu sözleri dikkat çekici: "Onları, yaptıklarından cayana ya da ülkemizi terk edene dek, rahatsız ve huzursuz edecek, peşlerini bırakmayacağım." 'Hukuk çemberi Beyaz Saray'ı sarıyor' Independent'ın iç sayfalarındaki yazının başlığıysa, "Başkan'ın büyücüsü sihrini kaybetti. Hukuk yavaşça çemberdi daraltıp, dört yandan saldırıyor". Yazıyı kaleme alan kişi, "Bush'un Beyni: Karl Rove George W. Bush'u nasıl başkan yaptı" adlı kitabın yazarı James C Moore. Amerika Birleşik Devletleri Başkanı George Bush hafta içinde, seçim zaferlerinin mimarı olarak görülen siyasi işlerden sorumlu baş danışmanı Karl Rove'un görev tanımını değiştirmişti. James C Moore ise bu değişikliğin, başkanı içine düştüğü zor durumdan kurtarmayacağı görüşünde. Texaslıların deyimiyle "Ortada saklanamayacak bir çirkinlik var" diyen Moore, dikkatleri CIA ajanı Valerie Plame'in adının sızdırıldığı skandala çekiyor. Karl Rove yeminli ifadesinde, Plame hakkında bir yazı kaleme alınana dek, gazetecilerle onun hakkında konuşmadığını söylemişti. Oysa Rove'un, eski Ulusal Güvenlik Danışmanı Stephen Hadley'e gönderdiği bir e-mailde, yazı yayımlanmadan önce Time dergisi muhabiri Matthew Cooper'la, Plame hakkında konuştuğu biliniyor. Rove e-maili unuttuğunu söylese de, James C Moore Independent'taki yazısında bunun hiç de inanılır görünmediğini söylüyor: "100 yıl önceki başkanlık seçiminin detaylı sonuçlarını bile hatırlayabilen birinin, Washington'un önde gelen gazetecilerinden biriyle, başkan için tehdit oluşturabilecek bir konuyu konuştuğunu hatırlamaması, pek mümkün değil. Amerika'nın kalıcı bir çöküş devresine girmesinden endişeleniyoruz. Buna rağmen adalet, bir nebze de olsa yeni bir dönemi başlatabilir." 'Ahmedinecad terör ustasını görevlendiriyor' Sunday Times'ın iç sayfalarındaki bir haberin başlığı "İran Cumhurbaşkanı, terör ustasını görevlendiriyor". Sunday Times, Mahmud Ahmedinecad'ın bu yıl başlarında Suriye'de katıldığı bir toplantıya dikkat çekiyor. Gazete bazı istihbarat uzmanları ve Washington'da üst düzey bir ulusal güvenlik yetkilisine dayandırdığı haberinde, toplantıda dünyanın en çok aranan teröristlerinden birinin de olduğunu belirtiyor. Sunday Times'ın atıfta bulunduğu kişi, Hizbullah'ın Lübnan dışındaki operasyonlarını yürüten İmad Mugniyeh. Gazeteye göre Mugniyeh, Amerika Birleşik Devletleri Başkanı George Bush'un İran'ın nükleer tesislerine bir saldırı emri vermesi halinde, İran'ın Batılı hedeflere düzenleyeceği saldırıları yönetecek. Sunday Times, Mugniyeh'in Amerikan Federal Soruşturma Bürosu FBI'ın en çok arananlar listesinde olduğunu hatırlatıyor. Ocak ayında Ahmedinecad'la birlikte Tahran'dan Şam'a gittiği bildirilen Mugniyeh'in burada İslami Cihad ve Hamas liderleriyle bir araya geldiği belirtiliyor. İran'da yaşayan ve 20 yıldan uzun süredir aranan İmad Mugniyeh'in başına 5 milyon dolar ödül konmuş. 1980'li yıllarda onu yakalamaya çalışan eski CIA ajanı Robert Baer ise Mugniyeh'i şöyle tanımlamış: "O bugüne kadar karşılaştığımız en tehlikeli teröristtir. Muhtemelen karşımıza çıkan teröristlerin en akıllısıdır. Bir kapıdan girer, diğerinden çıkar. Otomobilini her gün değiştirir. Asla telefonla randevu vermez. Hiçbir zaman yaptıkları tahmin edilemez." | İlgili haberler 21 Nisan 2006 Basın Özeti21 Nisan, 2006 | Basın Özeti 20 Nisan 2006 Basın Özeti20 Nisan, 2006 | Basın Özeti 19 Nisan 2006 Basın Özeti19 Nisan, 2006 | Basın Özeti 18 Nisan 2006 Basın Özeti18 Nisan, 2006 | Basın Özeti 17 Nisan 2006 Basın Özeti17 Nisan, 2006 | Basın Özeti 16 Nisan 2006 Basın Özeti16 Nisan, 2006 | Basın Özeti 14 Nisan 2006 Basın Özeti14 Nisan, 2006 | Basın Özeti 13 Nisan 2006 Basın Özeti13 Nisan, 2006 | Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||