|
18 Nisan 2006 Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
İsrail'in başkenti Tel Aviv'de düzenlenen intihar eylemi bugün birçok gazetede ilk sayfalarda yer buluyor.
Independent gazetesinin manşetine yerleşen haberde, intihar eylemcisi dahil 10 kişinin ölümüyle sonuçlanan saldırının ardından İsrail'in misilleme yapmasından korkulduğu ifade ediliyor. Gazetenin başyazısında ise şu görüşler dile getiriliyor: "Filistin'de ve İsrail'de yapılan seçimlerin ardından bölgenin kalbinde bir iktidar boşluğu yaşanıyor. Barış sürecinde bir gerilemeden bahsetmenin anlamı yok, zira ortada bir barış süreci bulunmuyor. İsrail Savunma Bakanı Şaul Mofaz, "Burası sakin olmadıkça, orası da sakin olmayacak" diyor Gazze'yi kastederek. Ama buna gerek yok. Eğer ortada bir şiddet sarmalı hüküm sürüyorsa, siyasetçilerin görevi buna bir son vermektir. Aksi takdirde, Orta Doğu'nun kaderi, kaos yaratmak isteyen herhangi bir bombacının ve buna misillemede bulunacak herhangi bir general ya da siyasetçinin insafına kalacaktır." Daily Telegraph gazetesi ise, bu saldırıdan bazı sonuçlar çıkarılması gerektiği görüşünde... "Saldırıyı kınayan Filistin Yönetimi'nin lideri Mahmud Abbas, açıkça kimseyi temsil etmiyor. Görevini artık bırakması gerek... Ayrıca, Kadima Partisi'nin yeni politikasının ülkeyi intihar eylemcilerine karşı koruyamayacağı sonucuna da varabiliriz. Hamas'ın kaçamak açıklamaları da Amerika ve İngiltere'nin Filistin yönetimine yardımı durdurmakla ne kadar doğru bir karar verdiğini gösteriyor." Almanya'da yayımlanan Frankfurter Rundschau ise aynı görüşleri paylaşmıyor. "Mali baskının Hamas'ın şiddetten vazgeçmesi, hatta İsrail'i tanımasıyla sonuçlanacağını düşünenler en azından şu an için bu stratejinin başarı şansının düşük olduğunu kabul etmek zorunda. Son saldırı, Orta Doğu politikasının çıkmaz bir sokağa girdiğini gösteriyor. Uluslararası planda sessizlik ve ABD önderliğinde bir insiyatifin olmaması, yeni bir şiddet dalgası ve buna misillemelerin olacağı tehdidi içeriyor." İran'ın uydu fotoğrafları Guardian gazetesinde yer alan bir habere göre, İran'ın İsfahan ve Natanz'daki nükleer tesislerinin dün yayımlanan uydu fotoğrafları, Tahran'ın niyetleri hakkında yeniden kaygı yarattı. Ayrıntılar özetle şöyle: "Bilim ve Uluslararası Güvenlik Enstitüsü Başkanı ve eski bir Birleşmiş Milletler silah denetçisi olan David Albright, İran'ın artık çok fazla yeraltı tesisi olduğunu ve askeri bir operasyon düzenlenmesi halinde bile silah programının tamamen yok edilmesinin mümkün olamayacağını söyledi. Bu arada ABD'nin Irak büyükelçisi Zalmay Halilzad, İranlı yetkililerle doğrudan görüşmeler yapmaya hazırlanıyor. Halilzad, Guardian'a yaptığı açıklamada, bu görüşmelerde sadece Irak konusunun ele alınacağını söyledi. Büyükelçi, ABD'nin İran'dan Irak'taki milislere destek vermeyi ve sınırdan içeri El Kaide savaşçıları ile silah sokmayı durdurmasını isteyeceklerini ifade etti." 'AB için olgunluk sınavı' Avusturya'da yayımlanan Der Standard gazetesi, Türkiye'nin güneydoğusunda yaşanan son olayların Avrupa Birliği içinde Türkiye'nin üyeliğine karşı çıkanları cesaretlendirdiğini yazıyor bugün. "Türkiye'de yönetimin Kürt sorununa yaklaşım şekli, Avrupa Birliği'nin olgunluğuna sahip olup olmadığını gösterecek bir diğer ve belki de en önemli sınavdır. Başbakan Erdoğan bir ikilemle karşı karşıya... Türk milliyetçilerin yakasına yapışmasını önlemek için Kürt militanlara karşı dimdik durmak zorunda.. Diğer yandan ise Kürtlerin yaşadığı bölgelerde güçlükle kazanılmış istikrarı ve demokratik reformları tehlikeye atmak istemiyor. Şimdi sorun, bu iki konudan hangisinde taviz vereceği..." Almanya'da 'Türk cinayetleri' Times gazetesindeki bir habere göre ise, Almanya'daki Türkler bir seri katilin hedefinde... Şu ana kadar dokuz cinayet işleyen ve 'Kebap Katili' olarak anılan kişinin, Türk toplumunda korku yarattığını yazıyor gazete. Haberin ayrıntıları şöyle: "Polis, Kebap Katili olarak adlandırılan katili bir kez daha saldırıya geçmeden önce yakalamak için Türkiye'deki güvenlik birimleriyle ortak takibat yapıyor. Soruşturmayı yürüten Alman yetkili, 'Almanya'da daha önce bu tür seri cinayetler hiç görülmedi' diyor. Yetkiliye göre, katil olay yerine giriyor, kurbanlarını öldürüyor ve hiçbir iz bırakmaksızın ortadan kayboluyor. Ve tüm bunlar güpegündüz gerçekleşiyor. Katil, dokuz cinayetin tümünde Çek yapımı bir silah kullanmış. Alman polisi, soğuk kanlı, Mafya tarzı infaz yöntemlerini kullanan bir seri katille karşı karşıya oldukları görüşünde. Öldürülen dokuz kişiden birinin Yunanlı, kalanların tümünün Türk olduğu belirtiliyor. Ayrıca kurbanlar arasında bir ilişki bulunamadığı da ifade ediliyor. Polisin üzerinde durduğu bir ihtimal, bu cinayetlerin ırkçı saldırılar olabileceği ve katilin Türk toplumuna 'güvende değilsiniz' mesajı vermek istediği yönünde... Polis ayrıca öldürülen kişilerin Hollanda'da bulunan bir Türk uyuşturucu şebekesi için para aklama faaliyetlerine karışıp karışmadığını araştırıyor." Rusya'da yabancı düşmanlığı Independent gazetesinde yer alan haberde, Hitler'in 20 Nisan'daki doğumgünü yaklaşırken Rusya'da şiddet olaylarının arttığı belirtiliyor. "Geçtiğimiz hafta, siyasetçilerin kınamaları ve eylemcilere daha ağır hapis cezaları verileceği yönündeki tehditlerine rağmen, bir dizi ırkçı saldırı gerçekleşti. Dört çingene ve bir Vietnamlı öldürüldü; ayrıca yabancıların dövüldüğü yedi ayrı olay yaşandı. Irkçılık karşıtları, Rusya'da yaklaşık 60 bin dazlak olduğunu ve durumun kontrolden çıktığını söylüyor. Yetkililerin çoğu, İkinci Dünya Savaşı sırasında faşizmi yenilgiye uğratmak için en büyük çabayı sarfeden ülkelerinin, bundan 60 yıl sonra neo-Nazilerin yuvası haline geldiğine inanmak istemiyor." 'Renkli sima'ya veda İtalya'da koltuğunu bırakmamakta direnen Başbakan Silvio Berlusconi'nin seçimleri kaybettiğini kabullenmeye başlaması bugün de Avrupa gazetelerinde yer buluyor. Fransız Le Monde gazetesi, "Artık Berlusconi'nin ayakları yere basmaya başladı" yorumunu yaparken, Çek Mlada Fronta Dnes gazetesi, renkli bir simanın kaybedildiği görüşünde... "Berlusconi, Avrupa'daki siyasetçiler arasında en çok tartışma yaratan ve en renkli isimlerden biriydi. Kuşkusuz 12 milyar dolarlık servetiyle, ayı zamanda en zengini de... İtalyanların yarısı onun başbakan olmaya yetkin olduğunu düşünürken; bazıları Belusconi'yi bir şeytan olarak görmeye devam edecek. Avrupa'da birçok siyasetçi, gazeteci ve sıradan vatandaş Berlusconi'yi cehennemde görmek isteyecektir." 'One' yine liste başı Guardian gazetesinde yer alan bir haberde, İngiltere'nin en sevilen şarkı sözü olarak, U2 grubunun 'One' şarkısından bir cümlenin seçildiği yazılıyor. "U2 grubunun solisti Bono'nun kaleme aldığı şarkının, 'Hep birlikte, tek bir hayat kardeşlerim' (One life, with each other, sisters, brothers...) şeklinde Türkçe'ye çevirilebilecek olan satırları İngiltere'de en çok hayran olunan şarkı sözü seçildi. Bono'nun yazdığı ve 1990'lı yılların başında Achtung Baby albümünde yer alan şarkı şimdi seslendirilen yeni bir versiyonuyla bir kez daha müzik listelerine girmeye hazırlanıyor. En sevilen şarkı sözleri sıralamasında ikinci sırada The Smiths'in How Soon is Now adlı şarkısı, üçüncü sırada ise Nirvana'nın Smells Like Teen Spirit'i bulunuyor." | İlgili haberler 17 Nisan 2006 Basın Özeti17 Nisan, 2006 | Basın Özeti 16 Nisan 2006 Basın Özeti16 Nisan, 2006 | Basın Özeti 14 Nisan 2006 Basın Özeti14 Nisan, 2006 | Basın Özeti 13 Nisan 2006 Basın Özeti13 Nisan, 2006 | Basın Özeti 12 Nisan 2006 Basın Özeti12 Nisan, 2006 | Basın Özeti 11 Nisan 2006 Basın Özeti11 Nisan, 2006 | Basın Özeti 10 Nisan 2006 Basın Özeti10 Nisan, 2006 | Basın Özeti 9 Nisan 2006 Basın Özeti09 Nisan, 2006 | Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||