|
5 Şubat 2006 Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
İngiliz Pazar gazetelerinde en büyük yeri, bazı Avrupa ülkeleriyle İslam dünyası arasında giderek büyüyen Muhammed Peygamber karikatürü krizine ilişkin yorumlar işgal ediyor.
Observer gazetesi başyazısında şöyle diyor; "Muhammed Peygamber karikatürlerini ilk olarak yayımlama kararını alan gazete yöneticileri, tepkinin bu kadar çabuk, bu kadar tehlikeli boyutlara ulaşacağını tahmin edemezlerdi. "Bunu bilselerdi, yine de bu kararı alırlar mıydı? Almalılar mıydı? Kesin olarak söylenebilecek tek şey, bunu yapmaya hakları olduğu. "Diğer Avrupa gazetelerinin yapmak zorunda kaldığı tercih ise çok daha karmaşıktı. Karikatürleri yayınlamaya karar verenler iki gerekçe öne sürüyor. "Birincisi, okuyucunun söz konusu haberi anlayabilmesi için karikatürleri göstermenin zorunluluğu. İkincisi ise, düşünce özgürlüğünün saldırıya uğraması nedeniyle, bu karikatürleri yayımlamanın bir prensip meselesi haline gelmesi. "Ancak konuya daha derinlemesine bakmak gerekiyor. Bir kere haber merkezleri sık sık, birilerini gereksiz yere incitmemek için bazı fotoğrafları yayımlamamaya karar verirler. "İkincisi, prensiplere bağlı kalmak her zaman doğru karar değildir. Bir şeyin yayımlanması gereğine inanmak, onu yayımlamayı zorunlu kılmaz. "Almanya'da yayımlanan bir gazete, bu karikatürleri 'Avrupa çapında dayanışma' gerekçesiyle bastı. "Ancak Avrupalıların birbirinin onurunu kırması, Avrupa kıtasına nasıl bir fayda sağlayacak, anlamak zor. Zira Almanya'daki Müslümanlar da Avrupa vatandaşı." Sunday Times yazarlarından Simon Jenkins ise, "Bu karikatürler ifade özgürlüğünü savunmuyor, onu tehdit ediyor" diyor ve şöyle devam ediyor; " 'Düşünüyorum öyleyse varım' diyordu filozof... Güzel... Peki; 'Düşünüyorum öyleyse konuşurum'... İşte o olmaz. Kimse mutlak bir özgürlüğe sahip değildir. "Medeniyetler tarihi, insanların birarada, uyumlu bir şekilde yaşayabilmek için özgürlüklerini feda etmesinin öyküsüdür. "Yayımlanan bu karikatürler tahrik edici ve onur kırıcı. Bunları yayımladıktan sonra yapılacak en iyi şey, özür dileyip susmaktı. "Danimarkalı gazetecilerin, Avrupa'yı düşünce özgürlüğü için dayanışmaya çağırmasının ve bu karikatürlerden rencide olan insanları, batı dünyası ile sorunu olan köktenciler olarak damgalamalarının, ırkçı kışkırtmadan pek bir farkı yoktur. "Bir insanın barışçı olup olmadığını anlamak için gidip suratına yumruk atmazsınız. "Burada sorun, Müslümanların ifade özgürlüğüne saygı duymaya hazır olup olmadığı değildir. Sorun, bu dünyayı, bizden farklı değer ve dini inançlara sahip olan insanlarla paylaşmaya hazır olup olmadığımızdır. "Düşünce özgürlüğünü savunmanın en iyi yolu, onu bazı aşırılıklarından arındırmak ve nezakete önem vermektir." Muhafazakar tavrıyla bilinen Sunday Telegraph ise, başyazısında olayın farklı bir boyutunu öne çıkarmış; Muhammed Peygamber karikatürlerinin tetiklediği ve Suriye'deki Danimarka Büyükelçiliği'nin yakılmasına kadar varan protesto gösterileri... "Demokrasinin kafasına dayanmış bir silah var" başlığını atan gazete şöyle devam ediyor; "Geçen hafta Londra'nın göbeğinde yürüyüş yapan Müslümanlar, 'Özgürlük... Cehenneme git' diye bağırıyorlardı. Karikatür tartşımasının merkezindeki paradoksu, bundan daha iyi gösteren bir sahne olamazdı. "Bu protestocular, İngiltere demokrasisinin temeli olan, toplanma ve gösteri yapma hakkını kullanıyor, hatta yer yer kötüye kullanıyorlardı. Yani, çok zor kazanılmış ve şimdi suistimal ettikleri bir hakkın kaldırılmasını istiyorlardı. "Biz gazete olarak, kaba ve onur kırıcı bulduğumuz bu karikatürleri yayımlamazdık. Ancak tehdit ve baskıya maruz kalmadan, özgürce karar verme hakkımızı da saklı tutuyoruz. "Buradaki güçlük, gazetecilikle ilgili olarak alınan bir kararın, artık kamu düzeni ile ilgili bir sorun haline gelmiş olması. "Londra sokaklarındaki protestocuların, 'İslam'ı küçük düşürenlerin kellesini uçurun', ya da, 'Bunun hesabını vereceksin İngiltere, 7 Temmuz yolda' gibi utanç verici sloganları, bu konuda özgür bir tartışma yürütülmesi olanağını ortadan kaldırmıştır. Bu tartışma şimdi, ölüm tehditlerinin gölgesinde yapılmak zorunda." | İlgili haberler 2 Şubat 2006 Basın Özeti02 Şubat, 2006 | Basın Özeti 1 Şubat 2006 Basın Özeti01 Şubat, 2006 | Basın Özeti 31 Ocak 2006 Basın Özeti31 Ocak, 2006 | Basın Özeti 30 Ocak 2006 Basın Özeti30 Ocak, 2006 | Basın Özeti 29 Ocak 2006 Basın Özeti29 Ocak, 2006 | Basın Özeti 27 Ocak 2006 Basın Özeti27 Ocak, 2006 | Basın Özeti 26 Ocak 2006 Basın Özeti26 Ocak, 2006 | Basın Özeti 25 Ocak 2006 Basın Özeti25 Ocak, 2006 | Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||