|
25 Ocak 2006 Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
İngiliz Independent gazetesinin iç sayfalarındaki bir haberde, Türkiye'nin Kıbrıs konusundaki yeni açılımına değinilmiş.
Independent'ın başlığı, "Türkiye, limanlarını açmayı teklif ederek Kıbrıs'ta barış görüşmelerinin başlamasına çalışıyor." Ankara'nın eylem planı, Kuzey Kıbrıs'ın ekonomik tecridine son verilmesi karşılığı Türk liman ve havaalanlarının Rumlara açılmasını öngörüyordu. Independent, Türkiye'nin bu planla Kıbrıs'taki çıkmazın aşılabilmesi için yeni bir girişim başlattığını söylüyor. Gazete Kıbrıslı Rumların Türkiye'nin önerilerini "yeniden ısıtılmış bir yemek" olarak görüp reddettiğini, Yunanistan Dışişleri Bakanlığı'ndan ise olumsuz da olsa daha nazik bir açıklamanın geldiğini belirtiyor. El Fetih mi, Hamas mı? Avrupa gazeteleri, bugünkü Filistin Parlamentosu seçimlerine sayfalarında geniş yer vermiş. İngiliz Guardian'a göre Hamas'a verilen destekte büyük artış görülürken, seçmenler iktidardaki El Fetih'i sandıkta reddetmeye hazırlanıyor. Guardian seçimler sonrası muhtemelen El Fetih'in parlamentodaki çoğunluğunu yitireceğini, Hamas'ın da hükümetin potansiyel ortağı olarak belireceğini belirtiyor. Fransız Le Figaro da bugünkü seçimlerde, lideri Yaser Arafat'ın ölümünden 1,5 yıl sonra El Fetih'in Filistin siyasetindeki 50 yıllık üstünlüğünün son bulabileceğini vurguluyor. Bir diğer Fransız gazetesi Liberation da, seçim sonrası Filistin'deki siyaset oyununun yeniden tanımlanması gerektiği görüşünde. İngiliz Times'a göreyse, seçimleri kim kazanırsa kazansın bölgede eski düzen son bulacak. Gazete bu noktada Hamas'ın seçim kampanyasında taktik değiştirdiğine dikkat çekiyor. Hamas'ın Gazze'deki lideri Mahmud Zahar Times'a yaptığı açıklamada, İsrail'le doğrudan müzakereler yapılmayacağını söylüyor. Ancak Zahar, üçüncü bir tarafın yapacağı temaslara açık kapı bırakıyor. Mahmud Zahar'ın vurguladığı bir diğer nokta da, İsrail ve Batı'nın Filistinlilere bazı şeyleri dikte ettirmesine izin verilmemesi gerektiği. Zahar sözlerini şöyle sürdürüyor: "Ulusal çıkarımız gereği İsrail'le her düzey ilişkiye son vermeliyiz. Arap ve Müslüman dünyasına ise kapıyı açık tutmalıyız." 'Marty'nin topladığı bilgiler yüz kızartıcı' Avrupa gazetelerinin bugün sayfalarında geniş yer verdikleri bir diğer gelişme de, Amerikan Merkezi Haber Alma Örgütü CIA'in, Avrupa'da gizli cezaevleri kurduğu iddialarıyla ilgili son gelişmeye yönelik. Avrupa Konseyi'nce görevlendirilen İsviçreli milletvekili Dick Marty, hazırladığı ara raporu dün konseye sunmuştu. İngiliz Guardian ABD'nin terör zanlılarına karşı "gangster taktikleri" uygulamakla suçlandığını söylüyor. İspanyol El Pais ise Dick Marty'nin raporundaki cümlelerinden birini doğrudan ilk sayfasına taşımış: "Bazı terör zanlıları, üçüncü ülkelere kaçırılıp nakledilmişler ve bu ülkelerde işkenceye maruz kalmışlardır." Dick Marty soruşturmasında, Romanya ve Polonya'da oluşturulduğu söylenen gizli cezaevleri konusundaysa somut kanıt bulamadığını itiraf etmişti. Bu noktaya değinen Avusturya gazetesi Der Standard, soruşturmanın ilk sonuçlarının "cılız" olduğu görüşünde. Ancak gazete şu noktanın da altını çiziyor: "Yine de Dick Marty'nin topladığı bilgiler, herşeyden önce Avrupalılar için yeterince yüz kızartıcı." Almanya'da yine fidye tartışması Almanya hükümeti dün iki vatandaşının Kuzey Irak'ta kaçırıldığını açıklamıştı. Süddeutsche Zeitung bu noktada dünyada artık adam kaçırmanın bir sektör haline geldiğine dikkat çekiyor. Gazete Alman toplumunun bu olaylara karşı tavrınıysa eleştirmiş: "Alman uçakları, fidye için kaçırılan vatandaşlarımızın serbest bırakılmaları için dünyanın dört bir yanına valizleri para dolu ajanlarımızı taşıyor. Ülkede öyle bir hava oluşturuluyor ki hükümet yoğun baskı altında kalıyor, adam kaçırma olayları karşısında soğukkanlılığı muhafaza etmek imkansız hale geliyor." Berliner Zeitung ise Başbakan Angela Merkel'in, arkeolog Suzanne Osthoff'un kaçırılışı sırasında Almanya'nın şantajlara boyun eğmeyeceğini söylediğini hatırlatıyor. Gazeteye göre Merkel şimdi yine benzer şeyler söylemeli. Berliner Zeitung eylemcilerin taleplerinin ekonomik değil siyasi olması durumundaysa, bunun kaçırılan Almanlar için vahim sonuçlar doğurabileceğini belirtiyor. Amerikalı gazinin trajik öyküsü İngiliz Independent gazetesinin manşetinde, iki yıl önce Irak Savaşı'na katılan Amerikalı bir gazinin trajik öyküsü var. 35 yaşındaki Doug Barber, psikolojik sorunlarla boğuştuktan sonra intihar etmiş. 11 yıllık eşinden ayrılan Barber, yazıştığı 19 yaşındaki İngiliz bir üniversite öğrencisine elektronik postayla şu mesajı göndermiş: "Artık daha fazla yaşamama gerek yok. Bu dünyadan ayrılacağım." İntiharından habersiz Barber'ı telefonla arayanlar da şu mesajla karşılaşmışlar: "Eğer Doug'ı arıyorsanız, ben bu dünyadan ayrılıyorum. Sizi diğer tarafta göreceğim." Independent bu noktada Pentagon'un savaştan dönenlerin psikolojik durumlarının kontrolü için geçtiğimiz günlerde yeni bir prosedür oluşturduğunu ve tatmin edici olmayan bu uygulamanın kaygı yarattığını vurguluyor. Gazeteye göre eğer Doug Barber bazı Amerikalılar ve İngiliz öğrenci Craig Evans'la temas kurmasaydı, trajik öyküsünden kimsenin haberi olmayacaktı. Galloway hakkında soruşturma sinyali Guardian'ın manşetindeyse, Avam Kamarası'nın üyelerinden George Galloway'le ilgili yeni iddialar var. Gazete, Irak'a yönelik gıda karşılığı petrol programıyla bağlantılı iddialar yüzünden Galloway hakkında yeni bir adli soruşturma başlatılabileceğini duyuruyor. Gazetenin haberine bakılırsa Galloway hakkındaki iddiaları araştıran dört kişilik bir ekip, Amerikalı savcılara yakın bir kaynağın deyimiyle Washington'dan "binlerce evrakla" döndü. Daha önce eşi ve seçim kampanyasını yürüten örgütü Saddam Hüseyin'den para almakla suçlanan Galloway'in halen, "Biri Bizi Gözetliyor" adlı yarışmada mücadele ettiğini de hatırlatalım. İstanbul'un geçmiş-gelecek ikilemi Yine Guardian, İstanbul'da tüp geçit inşaatı için yapılan kazılar sırasında sürekli arkeolojik eserlerle karşılaşılmasını duyurmuş okurlarına. Guardian, Türk hükümetinin "yüzyılın projesi" olarak nitelendirdiği 4 milyar dolar değerindeki Marmaray'ın geçeceği yerlerden Yenikapı'nın, Bizans döneminin önemli limanlarından biri olduğunun düşünüldüğünü söylüyor. Gazete, Marmaray'la ilgili şu yorumu yapmış: "5. yüzyılın Konstantinopolis'inin gemi taşımacılığı merkezinin, 21. yüzyılın İstanbul'unda önemli bir demiryolu bağlantı noktası olması, belki mantıklı ve uygundur. Ancak geçmişi yok etmeden geleceği güvence altına alma ikilemi, gerçekten baş ağrısı." | İlgili haberler 24 Ocak 2006 Basın Özeti24 Ocak, 2006 | Basın Özeti 23 Ocak 2006 Basın Özeti23 Ocak, 2006 | Basın Özeti 22 Ocak 2006 Basın Özeti22 Ocak, 2006 | Basın Özeti 20 Ocak 2006 Basın Özeti20 Ocak, 2006 | Basın Özeti 19 Ocak 2006 Basın Özeti19 Ocak, 2006 | Basın Özeti 18 Ocak 2006 Basın Özeti18 Ocak, 2006 | Basın Özeti 17 Ocak 2006 Basın Özeti17 Ocak, 2006 | Basın Özeti 16 Ocak 2006 Basın Özeti16 Ocak, 2006 | Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||