BBCTurkish.com
NEWS
SPORT
WEATHER
Son güncelleme: 17 Ocak, 2006 - TSİ 05:47
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
17 Ocak 2006 Basın Özeti
Independent gazetesi, birinci sayfasından ''Afganistan'ı hatırlıyor musunuz'' diye soruyor:

İngiltere gazeteleri

''Amerikan işgalinden bu yana meydana gelen en kanlı saldırıda bir intihar bombacısı en az 20 kişiyi öldürdü. 2005 yılında toplam ölü sayısı 1600, cinayet oranı artıyor.''

''Hukuk düzeni çökmüş durumda. Hükümet, başkentteki yoğun güvenlik önlemleri altındaki bölgeye sıkıştı. Yakında İngiltere, 4,500 asker gönderecek, ama net bir hedef ya da çıkış stratejisi yok.''

Başyazısını bu konuya ayıran Independent, NATO'nun Afganistan'daki barış gücüne katılacak askerlere ilişkin tartışmanın Hollanda'da, siyasi kriz yarattığını anımsatıyor.

Barış gücü tartışmalarının koalisyon hükümetinin dağılmasına neden olmakla kalmayıp, Afganistan'daki askeri varlığın güvenilirliğine de darbe vuracağı uyarısında bulunan Independent, şöyle devam ediyor:

''Afganistan'daki güvenlik koşulları giderek kötüleşiyor. Taleban güçlerinin şiddet eylemlerinde artış var ve Taleban'ın sözcüsü, şiddetin süreceğini söylüyor. Afganistan, Irak'la aynı yöne sürüklendiği işaretleri veriyor.''

''Dünya, Afganistan'a bir kez daha sırtını çeviremez. Irak'taki Saddam Hüseyin rejiminin tersine; Afganistan, batı karşıtı küresel terörizmi destekliyordu. Nato, bu yönetimi deviren Amerika liderliğindeki operasyonu desteklemekte haklıydı.''

Ancak Batı'nın Afganistan'a verdiği sözleri tutmadığını belirterek, bunu bir skandal olarak niteleyen Independent, seçimlere karşın dev sorunların çözüm beklediğinin altını çiziyor.

Independent, Karzai yönetiminin ancak başkenti kontrol edebildiğini, ülkenin diğer bölgelerinin savaşçı aşiret liderlerinin etkisinde olduğunu vurguluyor ve şöyle devam ediyor:

''Batı, Afgan halkına karşı ahlaki bir yükümlülük altında. Karzai'nin dünkü uyarılarını da dikkate almalıyız: 'Eğer Afganistan çökerse, ülke uluslararası terörizm için elverişli bir bölge haline gelebilir.' Afganistan'ın bir kez daha tükenmesine izin vermemek bizim çıkarımızadır.''

'Çin önemli engel'

Guardian, İran bunalımına ilişkin görüşmelerin Batı'yla Çin arasındaki ayrışmayı ortaya çıkardığını vurguluyor.

Batı'nın Tahran'ın BM Güvenlik Konseyi'ne sevkedilmesi önerisine ilk aşamada ihtiyatlı yaklaşan Rusya'nın politikasında yumuşama görüldüğünü aktaran Guardian'ın haberi şöyle devam ediyor:

''İran'la yakın ekonomik işbirliği içinde olan Çin, Tahran'a karşı sert adımlar atılmasına en katı muhalefet eden ülke. 'Rusya ve Çin'in desteğini almak çok önemli, ama Çin konusunda gidişat olumlu gürünmüyor. Pekin en büyük engel' görüşünü dile getiren Avrupalı bir diplomata göre, Çin, batının baskısıyla petrol konusunda İran'a bağımlılığı konusunda sıkışmış durumda.''

'Merkel sessiz kalmadı'

Almanya'da yayımlanan Frankfurter Rundschau, Merkel'in Rusya lideri Vladimir Putin'le görüşmesinde, eski başbakan Gerhard Schröder'in kaçındığı Çeçenistan konusunu gündeme getirdiğini yazıyor.

Berliner Zeitung da, Alman Başbakan'ın Moskova'yla stratejik ilişkilerin önemini anladığını, ancak bu ilişkilere atfedilen önemin Merkel'in ''sessiz kalmasına neden olmadığını'' vurguluyor.

Merkel'in kendisini Schröder'in politikalarından özgürleştirdiğinin altını çizen Frankfurter Allgemeine Zeitung ise, şu görüşleri savunuyor:

''Doğu Alman başbakanın yönetiminde Berlin'in dış politika sarkacı, Amerika'yı Rusya'dan daha kaygı verici bir ülke olarak gören anlayıştan, merkeze kaymış durumda.''

''Ama Merkel, Almanya'nın küresel siyasette bağımsız bir role sahip olduğu iddiasından da vazgeçmiş değil. Avrupa'nın kalbinde yer alan bu merkezi güç, iki Almanya'nın birleşmesinden sonra elde ettiği nüfuz ve sorumluluktan da kaçınamaz.''

Rus basını cephesinde ise, hem iyimser hem de karamsar değerlendirmeler yapılıyor.

Rus Trud gazetesi, ''Demir Leydi'' olarak nitelediği Merkel'in Moskova'dan önce Washington'u ziyaret etmesinin, Alman başbakanın öncelikleri konusunda açık sinyaller içerdiğinin altını çiziyor ve şu görüşleri dile getiriyor:

''Önceki başbakan döneminde Almanya Rusya ilişkileri kusursuzdu. Ama açıkça görülüyor ki, yeni Alman Başbakan, Vladimir Putin için, Schröder'le olduğu gibi bir dost olmayacak. Ama bu durumun, genel anlamda, güçlü ekonomik temeller üzerine oturan Alman-Rus ilişkilerine çok az etkisi olacaktır.''

Finans gazetesi Komersant ise, ''Merkel'in ziyareti sırasında Schröder politikalarının sürekliliği konusunun altını çizmek için elinden geleni yaptığı'' görüşünü savunuyor.

'Şili diğerlerinden farklı'

Şili'de sol koalisyonun adayı Michel Bachelet'in kazandığı cumhurbaşkanlığı seçimi de yankı bulmuş Avrupa basınında.

Der Tagesspiegel, Bachelet'in zaferinin, Latin Amerika'da son yıllarda esen sol rüzgarların bir başka ifadesi olarak görülemeyeceği görüşünde.

''Şili halkı, Bachelet'i, diğer bölgedeki diğer ülke seçmenlerinin beklentisinde olduğu gibi, herşeyi daha farklı yapması için değil; ülkeyi istikrarlı şekilde tutabileceğine inandıkları için seçti.''

İlk kadın cumhurbaşkanının seçilmesi, Şili'nin Latin Amerika'daki diğer ülkelerden, daha demokratik, daha istikrarlı ve uzlaşmaya dayalı olduğunu açık bir şekilde doğruluyor.''

Financial Times gazetesi de, ''bir başarı öyküsü olarak nitelediği Şili seçimlerinin bölgeye örnek olması gerektiğini'' savunarak, özetle şu görüşleri dile getiriyor:

''Bu kesinlikle, ülkede oluşturulan siyasi uzlaşmanın gücünü ortaya koyan bir işaret. Çok sayıda politikacının geçmişin şiddet mücadelelerini yeniden yaşamaya meraklı göründüğü bölgede; bu sonuç iyimser olmak için bir neden olarak görülebilir.''

Japonya'da zorla izin

Guardian'ın birinci sayfasında yer alan bir haber; Japonya'da yıllık izinlerini kullanmayan çalışanlara bu haklarını zorla kullandırtmak için bir yasa çıkarılmasının gündemde olduğunu aktarıyor.

Geçen ay açıklanan verilere göre, Japonya'nın nüfusu, 19 bin azalmış. Çok çalışmaktan ailelerine zaman ayıramayan ya da aile kuramayan Japonların, yasal yıllık izinleri 18 gün. Ve çalışanların yalnızca yüzde 45'i bu iznin tamamını kullanmış.

Nüfusun azalmasının hem ekonomiye hem de sosyal yapı üzerinde yıkıcı etkileri olacağını dikkate alan Japonya'da hükümetin, doğum oranının arttırılmasından da sorumlu olan sağlık bakanı şimdi bir yasa tasarısı hazırlığında.

Bakan Kuniko İnoguchi, bu yasayla, işverenlerin çalışanlarına yasal izinlerini kullandırmaya zorlanmasının hedeflendiğini söylüyor. Amaç ise, ''çalışanların iş yaşamlarıyla aile yaşamlarını dengelemelerini sağlamak.''

Kalkınma ve Ekonomik İşbirliği Örgütü OECD'ye göre, Japonlar, İngiliz, Alman ve Amerikalılardan daha uzun süre çalışıyor. Japonya'da geçen yıl 30 bin kişi intihar etmiş. Bu intiharların nedenleri arasında uzun çalışma sürelerine bağlı yoğun stres de sayılıyor.

İlgili haberler
16 Ocak 2006 Basın Özeti
16 Ocak, 2006 | Basın Özeti
15 Ocak 2006 Basın Özeti
15 Ocak, 2006 | Basın Özeti
13 Ocak 2006 Basın Özeti
13 Ocak, 2006 | Basın Özeti
12 Ocak 2006 Basın Özeti
12 Ocak, 2006 | Basın Özeti
11 Ocak 2006 Basın Özeti
11 Ocak, 2006 | Basın Özeti
10 Ocak 2006 Basın Özeti
10 Ocak, 2006 | Basın Özeti
9 Ocak 2006 Basın Özeti
09 Ocak, 2006 | Basın Özeti
8 Ocak 2006 Basın Özeti
08 Ocak, 2006 | Basın Özeti
BAŞLICA HABERLER
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
Programlarımız|Frekanslarımız|Türkçe Bölümü hakkında|İşbirliği|Bize ulaşın
BBC Copyright Logo^^ Başa dön
Haberler | Basın Özeti | Dünyaya Açılan Pencere | Özel Dosyalar | Haberlerle İngilizce
BBC News >> | BBC Sport >> | BBC Weather >> | BBC World Service >> | BBC Languages >>
Yardım|Görüşleriniz|Gizlilik