|
10 Ocak 2006 Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Türkiye'deki kuş gribinin İstanbul'u da içeren şekilde batıya doğru ilerlemesi İngiliz basınında bugün de dikkatle izleniyor.
Times, "bilanço yükselirken Avrupa alarmda" diye manşet atmış... Daily Telegraph, İngiltere'nin en önde gelen tıp uzmanı olarak ifade etttiği Tıbbi Araştırmalar Konseyi başkanı Profesör Colin Blakemore'un Türkiye'nin kuş gribinin etkili olduğu bölgelere gidilmemesi uyarısını ilk sayfasına taşımış. Blakemore, "ben olsam şimdilik Ankara'nın doğusuna gitmezdim" diyor. Times için bir makale kaleme alan Koç Üniversitesi öğretim üyelerinden Norman Stone ise, "Kuş gribi yüzünden Türkiye'yi terketmek mi? Hayatta olmaz!" diye yanıt veriyor. "Evet belki köylerde mücadele için tuhaf yöntemlere başvuruluyor olabilir ama Türkiye tıbbi sorunlarla başetmede çok iyi bir geçmişe sahip. Bu kriz Türkiye'nin iki farklı yüzünü ortaya çıkarıyor. Bir yanda ücra köylerde hayvanlarını var güçleriyle savunmaya çalışan Kürt köylüler, bir yanda batı normlarını yakalamaya çalışan devlet ve bazen saçma şeyler dese de sonunda doğru şeyleri yapan bir hükümet... Burada yaşayanlar bilir. Türkler eninde sonunda, sonuca varırlar." Financial Times, uzmanların insandan insana geçiş olmadığına inandıklarını yineliyor: "Dünya Sağlık Örgütü'nün grip birimi sorumlusu Klaus Stöhr, Türkiye'den gelen, artan başvuru haberlerinin virüsün kuşlar arasında sanılandan daha uzun süreden beri yayıldığına işaret ettiğini söylüyor. Gıda ve Tarım Örgütü'nün bulaşıcı hastalıklar sorumlusu Juan Lubroth ise Türk makamlarının yeterince hızlı davranmadığı savlarına şu sözlerle karşı çıkıyor." "Türkiye'nin doğusunda bulunan virüs genetik olarak batıda tespit edilenden farklı. Doğudaki virüs daha çok Ukrayna ve Çin'dekilere benziyor." Daily Telegraph, Türkiye'den gönderilen altı örneği inceleyen Londra'nın kuzeyindeki laboratuvarın virüsün genetik kodunu de bir kaç gün içinde çözmeyi umduklarını aktarıyor. Ülkenin alanında en üst düzey yetkilisi olan Tıbbi Araştırmalar Konseyi başkanı Profesör Colin Blakemore bunun mücadelede önemli bir adım olacağını vurguluyor. "Genetik zincir, bize virüsün nereden geldiğini, mutasyonlar geçirip geçirmediğini, bir salgın yaratabilecek şekilde değişme potansiyeli olup olmadığını ve eldeki başlıca ilaç olan Tamiflu'ya direnç geliştirip geliştirmediğini gösterecek." Gazete 1918'de 50 milyon kişinin ölümüne yol açan İspanyol gribinin de kuş gribi kaynaklı olduğunu hatırlatıyor, bir aşı geliştirmek için çalışmaların hız kazandığını bildiriyor. Kuş gribi salgınına karşı önlem arayışları hızla sürüyor. HSBC'nin yüzde 50 personel planı Financial Times ilk sayfasında 77 ülkede faaliyet gösteren dünyanın en büyük üçüncü bankası HSBC'nin salgın halinde yüzde 50 personelle çalışacak şekilde acil durum planlaması yaptığını duyuruyor. "Yüzde 50'lik rakam Dünya Sağlık Örgütü'nün üzerinde çalıştığı yönerge taslağında öngörülen oranın iki katı kadar. Örgüt yüzde 25 eksiğe göre planlama uyarısında bulşunmaya hazırlanıyor ancak HSBC'nin açıklaması hükümetlerin yaşanabilecek sorunları hafife aldığının bir göstergesi olabilir." "Bu planlamayı üç aylık bir salgın süresi için yaptıklarını belirten banka yetkililer 'Virüsün ne ölçüde yayılacağını bilemeyiz ama kendimizi en kötüye hazırlıyoruz' diyorlar. Planlar arasında evden çalışmanın teşvik edilmesi, telekonferans yönetime ağırlık vermesi, büroların her saat temizlenmesi var." Gazeteler Vietnam'dan gelen son haberlerin ise virüsün yayılma hızı konusunda biraz olsun yüreklere su serptiğini belirtiyor. Independent şöyle açıklıyor son veriler: "İsveçli uzmanlar Vietnam'daki vaka sayısının resmi rakam olan 87 yerine 750 olabileceğini söylüyorlar. Sonuçlar teyit edilirse bu, kuşlarla temas eden çok daha fazla insanın hastalığa yakalandığını gösteriyor. Ama vakaların çoğu hafif geçtiği için farkedilmemiş olabilir. Bu da yüzde 50 olarak tahmin edilen ölüme yol açma oranının çok daha düşük olabileceği anlamına geliyor." "Ama aynı zamanda bu kadar çok insanda hastalık varsa, kuş gribinin mutasyon geçirme riski de artıyor" diyor Independent... Avrupa için yön arayışı Financial Times Avrupa Birliği dönem başkanlığını üstlenen Avusturya Başbakanı'nın Fransa ve Belçika'yı "çekirdek Avrupa kurma planlarına karşı uyardığını, bunun birlik ruhunun yeniden canlandırılması planları açısıdnan tehlike arzedeceğini söylediğini" aktarıyor. Guardian Avusturya ve Almanya'nın Fransız seçmenleri kazanmak için Avrupa Anayasası'nda Avrupa sosyal modeline vurgu yapacak değişiklikler yapmayı düşündüklerini yazıyor. Daily Telegraph ise dün Viyana'da yapılan görüşmeler ardından Avrupa Komisyonu başkanı Jose Manuel Barroso'nun anayasa konusubndaki tartışmalara dönmek için erken olduğu yorumuna dikkat çekiyor. "Komisyon başkanı yeniden kurumsal arayışlara girmenin sadece birlik içindeki derin bölünmeleri ortaya sermekle kalacağı uyarısında bulundu. Anayasa tartışmalarını yeniden alevlendirme çabalarına soğuk yaklaşan Barroso, AB liderlerinin "saplantılı biçimde metne" değil, referandumlardaki ret yanıtlarının ortaya çıktığı "ortama" bakması gerektiğini söyledi." 'Blair yargılansın' İngiltere'de Irak savaşına gerekçe olan istihbarat konusundaki tartışmalar, eski bir generalin çağrısıyla bir kez daha gündemde... 1994'te Bosna'daki Birleşmiş Milletler kuvvetlerinin komutanı olarak görev yapan emekli General Michael Rose, Başbakan Tony Blair'in halkı ve parlamentoyu yanlış yönlendirme suçlamasıyla yargılanması çağrısı yapıyor. Guardian'da bir makale kaleme alan Rose, şu ifadelere yer veriyor: "Parlamentonun müthiş stratejik önem taşıyan hatalar için Başbakan'ın bizzat hesap vermesini sağlaması gerek. Seçmenlerin, kendilerine kulak verilmediğini düşündükleri bir demokratik sisteme sırtlarını dönmesi doğal. Bu ülkede bir kez daha demokratik sürece ilgi duyulmasını sağlamak istiyorsak Blair'in yargılanması, yapılması gereken bir şey." "Hala görev yapıyor olsaydım, böyle bir savaş emri karşısında istifa ederdim" diyen Rose'un açıklamasını Guardian, başyazısında da tartışıyor: "Modern çağda savaşmak için hükümetlerin yurttaşları karşısında da savlarını tartışıp kabul ettirmesi gerek. Peki sivil toplumun her kesimi savaş konusunda söz hakkına sahipse ordunun neden hakkı olmasın? Sir Michael'ın açıklamaları, bir yandan da 'çağdaş demokratik sürecin parçası olarak ordu görüşlerini kamuoyu önünde daha fazla dile getirmeli mi?' konusunu düşünmemizi gerektiriyor." Bremer: Günah keçisiyim Irak'taki 2003-2004 arasındaki Geçici Koalisyon İdaresi'nin başkanı Paul Bremer, Irak'ta günah keçisi olarak kullanıldığını söylüyor. Financial Times Bremer'ın dün yayımlanan günlüğündeki anılarına dair şu satırlara yer veriyor: "Bremer, bir yılı aşkın sessizliğini bozuyor ve kendisini, şiddetlenen isyana rağmen, Irak'taki Amerikan askeri sayısını hızla azaltmak isteyen Savunma Bakanı Rumsfeld ve komutanlar ile sürekli mücadele içinde resmediyor. Pentagon sözcüleri Bremer'in Irak'ta asayiş için 500 bin asker gerektiğini savunan bir iç yazışma ilettiğini doğruluyorlar." Financial Times'a göre, Bremer görevdeki 13 ayı konusunda, Irak yönetim Konseyi'nden Amerikalı demokratlara ve bürokratlara, kimseden sözünü sakınmıyor. Iraklı siyasetçiler hakkında "Bir ülkeyi yönetmek bir yana geçit resmi bile düzenleyemezler" diyor. "Bu günlükten çıkan sonuç, savaş sonrası için ayrıntılı bir plan olmadığı, Amerika'nın öngöremediği isyanla başedecek istihbaratı bulunmadığı ve Amerikalıların Irak'ın altyapısı ve ekonomisi konusundaki safça öngörüleri." Bremer, özellikle Irak ordusunu erken dağıtarak büyük bir hata yaptığı suçlamaları karşısında da, bu fikri Savunma bakan yardımcısı Paul Wolfowitz'in bizzat onayladığını ama suçlananın kendisi olduğunu belirtiyor. Başkan Bush'un Başbakan Blair'e açtığı El cezire televizyonunu bombalama planı konusundaki iddialar İngiltere'de geçtiğimiz ay büyük tartışma yaratmıştı. İddiaların basına sızmasının kaynağının iki İşçi Partili milletvekili: Tony Clarke ve Peter Kilfoyle olduğunu yazıyor Guardian. Gazeteye konuşan milletvekilleri, bir devlet memuru ile bir danışman hakkında devlet sırlarını ifşa etmekten dava açılmasına rağmen, kendileri hakkında soruşturma açılmamasını, dahası kimsenin kendilerine bir şey sormamasını "tuhaf" buluyor. Clarke'a göre bu belgeyi, 2004'te seçimleri etkilemek amacıyla Amerika'daki Demokratlara da aktardılar ancak ters tepmesi korkusuyla belge Amerikan basınına verilmedi. Alito'ya sorular Amerika Birleşik Devletleri'nde Yargıç Samuel Alito'yu Yüksek Mahkeme'ye taşıması beklenen teyit oturumları başladı. Independent, "Alito'nun sorgulanacağı oturumlarda havada kıvılcımlar uçuşacak" tahmininde bulunurken, Guardian, "Alito'nun işi zor olacak ama ataması yapılacak" diyor. Financial Times ise Senatörlerin Alito'yu herşeyden önce bir konuda sorgulamasını önemli buluyor: Başkan'ın yetkileri. "Senatörler Alito'ya basit bir soru sormalı: Savaş döneminde aynı zamanda başkomutan olan Başkan'a verilebilecek geniş anayasal yetkilerin sınırını nerede görüyor? Vereceği yanıtın niteliği, bu görev için teyit edilip edilmeyeceğini belirlemede büyük ağırlık taşımalı..." Ağca'ya uyarı Times, Papa İkinci Jean Paul'e suikast girişiminin ve Abdi İpekçi cinayetinin faili Mehmet Ali Ağca'nın tahliye edileceği açıklamaları hakkında, zamanında bu soruşturmayı yürütmüş olan yargıç Ferdinando Imposimato ile konuşmuş. Yargıç Ağca için özgürlüğün tehlikeli olacağı görüşünü yineliyor. "Suikast konusunda hala çözülmemiş pek çok giz olduğunu söyleyen Imposimato, 'Suikast girişiminin yüzde 120, Moskova'da planladığına eminim. Kremlin, Polonyalı Papa'nın ülkesinde Komünizm aleyhtarı bir devrime esin kaynağı olmaması için daha seçildiği an öldürülmesine karar vermişti" diyor." "Yargıç, 'serbest kaldığı an çok fazla şey bildiği için Ağca'nın hayatının da ciddi tehlike altında olacağına eminim' diye konuşuyor. Olay hakkında İtalya'da yürütülen meclis soruşturmasının başkanlığını yapan Paolo Guzzanti de aynı dönemde Ağca ile takas amacıyla kaçırıldığına inanılan bir Vatikan yetkilisinin kızı hakkında bildiklerini anlatırsa, Ağca'ya İtalya'nın koruma sağlayabileceğini söylüyor." Dünya ekononmisinin en etkili isimlerinden George Soros, Amerikan ekonomisinin 2007'de resesyona girebileceği tahmininde bulundu. Financial Times Soros'un bu durumdan gayrimenkul fiyatlarındaki düşüşü sorumlu tuttuğunu kaydediyor. "Soros, 'Avrupa ve Japonya'daki iyileşme böyle bir durumun küresel etkisini kapatmaya yetmez.' diye düşünüyor. Soros'a göre, gelecekte küresel ekonomideki büyümeyi ancak Asya ülkeleri sağlayabilir. Soros, Çin'in Amerikan devlet tahvillerine yatırımı da sürdüreceği kanısında." Anemiye karşı kök hücre umudu Yaklaşık beş milyon kişiyi etkileyen bir kan hastalığı olan orak hücreli anemiye karşı genetik koplayama yoluyla çözüm umudu doğduğunu haber veriyor gazeteler. Guardian hastalığın genetik bir mutasyon sonucu alyuvarların hilal şeklini alması ve oksijen taşıyamaz hale gelmesiyle ortaya çıktığını anlatıyor. Aşırı durumlarda bu ölüme yol açabiliyor. California San Franciso Üniversitesi'nde yapılan araştırmada ise farelerin genetik bozukluk taşıyan hücreleri alınıp yerine sağlıklı kök hücreler nakledildi. Sonuç olumlu oldu. Bu yöntemin gelecekte insanlardan alınacak hücreler için de uygulanabileceği düşünülüyor. | İlgili haberler | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||