BBCTurkish.com
NEWS
SPORT
WEATHER
Son güncelleme: 11 Ocak, 2006 - TSİ 08:07
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
11 Ocak 2006 Basın Özeti
İran'ın nükleer araştırmalara yeniden başlama planları ve Türkiye'deki kuş gribi sadece İngiltere'de değil, tüm Avrupa basınında yakından izlenen konular olmuş bugün...

İngiltere gazeteleri

İngiltere'de Times, "dünyanın sabrı tükendi, İran'ın tesislerindeki mühürleri sokma adımı uygulamada İngiltere Almanya ve Fransa'nın İran ile müzakerelerle sonuca ulaşma umudunu da yok etmiş oldu.." diye yazıyor.

İngiliz yetkililere göre İran'ın ay sonuna doğru cezai işlem talebiyle Güvenlik Konseyi'ne sevkedilebileceğini aktaran gazete, Avrupalı dışişleri bakanlarının da yarın Berlin'de toplanarak Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu'nu acil olarak toplantıya çağıracağını kayedediyor.

Avusturya'da Die Presse sorun karşısında Avrupa Birliği'nin güvenilirliğinin tehlikede olduğunu savunuyor.

"AB şimdi harekete geçmeyi başaramazsa, geride kalmış olan diplomatik prestijini de yitirmiş olacak" diyor gazete.

Almanya'da Der Tagesspiegel, uluslararası toplumun İran'a yaptırım uygulama vaktinin geldiğini kaydediyor. "BM Güvenlik Konseyi, İran'ın ekonomik olarak canını yakabilecek ve siyasi olarak tecrit edebilecek yaptırımlar getirmeli"

İspanya'da El Pais, ise bunun o kadar kolay olmayacağı, seçeneklerin sınırlı olduğu görüşünde:

"Coğrafi olarak dağılmış olan ve yeraltında bulunan tesislere bir askeri müdahale ihtimali zaten yok, yaptırımların etkisi ise pek az olacaktır. Tek çözüm diplomasiyi, tüm dünya için nükleer silahların yayılmasını daha sıkı denetleyecek bir mekanizma ile pekiştirmek."

Guardian'da yazan Simon Tisdall'a göre tırmanan anlaşmazlık, 'uluslararası toplumun Irak savaşından bu yana karşı karşıya kaldığı en büyük zorluk'.

"Ama konu BM'e gelirse İran Cumhurbaşkanı'nın değil caydırılması rahatsız bile olmaması mümkün. İranlı kaynaklar, Ahmedinecad'ın içeride devrimci siyasetlerine destek kazanmak için Batı ve özellikle İsrail ile sürtüşme yaratma peşinde olduğunu belirtiyorlar. Birleşmiş Milletler yaptırımlarının pek az ekonomik etkisi olsa da, üst düzeyde bir siyasi yüzleşme Ahmedinecad'ın işine bile yarayabilir."

'Geri sayım başladı'

Financial Times, Londra'daki Uluslararası Staretejik Araştırmalar Enstitütüsü'nün uzmanı Mark Fitzpatrick'in makalesine yer verirken; şu sözlerine dikkat çekiyor:

"Kriz noktasına geldik. 2004 Kasım'ında Avrupalılarla yapılan Paris Anlaşması öldü. İran'ın planladığı deneyler bir bombada kullanılabilecek kadar malzeme üretmeyecek ama bu teknolojinin inceliklerine vakıf olmasını sağlayacak. Enstitütü'nün değerlendirmesine göre, Tahran beş yıl sonra silah üretimine uygun nitelikte uranyum üretecek hale gelebilir. Son kararla şimdi bu beş yıl mühleti üzerinden 'geri sayım' başladı..."

Rusya ve Çin'in İran'dan aldıkları ihalelerin etkisiyle şimdiye dek yaptırımlara yanaşmadığını anımsatan Financial Times, başyazısında durumu bir poker oyununa benzetiyor ve gelişmelerin sadece İran'ı ve bölgeyi değil tüm dünyayı bir güvenlik krizine sürükleyebileceği uyarısında bulunuyor.

"İran silah üretimi için gereken nükleer maddeleri elde edene dek, zaten siyasi anlamda korkunç şekilde patlayabilecek yanıcı maddeleri tüm bölgeye saçmış olacak."

"Bu poker oyununda İran'ın elinde sağlam kartlar var. Ancak birleşik ve sağlam bir uluslararası tepki İran'ı duraklamaya sevkedebilir. İran'ın uzun vadeli meşru kaygıları tabi karşılanmalı ama önce önümüzde uzun bir vade olması sağlanmalı."

'Şam cihad için kışkırttı'

Irak Geçici Koalisyon İdaresinin Başkanı Paul Bremer'in anıları tartışılmaya devam ediyor.

Times'ın dış haberler editörü Bronwen Maddox, Bremer'in 'Irak'taki sorunlar üzerime yıkıldı, günah keçisi oldum' savunmasını inandırıcı bulmuyor:

"Ne demesini bekiyordunuz ki? Bremer Irak'ta yapılmış en ciddi hataların hepsini ((sırasıyla) Savunma Bakanı Rumsfeld'e, Pentagon'a, Beyaz Saray'a, Türkiye'ye ve İngilizlere yıkıyor. Yani anlaşılan, Amerika'nın Irak'taki en üst düzey yetkilisi olan kendisi dışında, herkes hatalı..."

Daily Telegraph ise bugün Bremer'in Suriye'ye yönelik suçlamalarına yer vermiş.

"Irak'ta Bir Yıl adlı kitabında Bremer, Suriye Cumhurbaşkanı Beşar Esad'ın Irak'taki en üst düzey Şii lider olan Ayetullah Ali Sistani'yi İngiliz ve Amerikalılara karşı cihad ilan etmesi yönünde kışkırttığından söz ediyor. Beşar Esad, Sistani'ye 1920'lerde İngilizlere karşı yürütülen ayaklanmayı anımsatarak Şiilere tarihin tekerrürünü sağplama çağrısı yapıyor. Esad'ın bu kadar sorumsuzca davrandığı haberinin kendilerini 'şaşkına çevirdiğini' söylüyor Bremer."

Kuş gribinde ihmal suçlamaları

Türkiye'deki kuş gribi vakaları Avrupa gazetelerinde geniş yer almaya devam ediyor.

Financial Times vakaların arttığını belirtirken, Dünya Sağlık Örgütü'nün Türkiye'deki ekibinin başkanının "Türkiye'de yaşananların kolayca denetim altına alınacağına inanıyorum" sözlerini aktarıyor.

Romanya'dan Adevarul ise artan vakaların hükümetin ihmalinden ve hatta yosuzluktan kaynaklandığı şeklinde ağır eleştiriler yöneltiyor.

"Göçmen kuşlar İzmir'e kuzeyden getirdikleri aynı tipteki virüsü taşıdılar. Bu kuşlar Hollanda'dan, Almanya'dan Romanya'dan da geçmişti. Farklı olan insanların tepkileri. Batılı ülkelerde çiftçiler, daha evvelden kamuoyunu bu duruma hazırlamış olan yetkililerin talimatlarını uyguladılar."

"Krizin Türkiye'de patlak vermiş olması şans eseri değil. Burada insanların kasabalarda bile H5N1'den haberi yoktu. Yetkililerse, bir kaç tavuğun itlaf kutusuna, diğerlerinin çorba kazanına gitmesini sağlamak için rüşvet pazarlıkları yaparken önlemler konusunda kafalarını yormadılar."

Fransa'de Le Monde da önlemler açısından soru işaretleri olduğunu öne sürüyor.

"Türkiye'deki veterinerlik hizmetlerinin düzeyi karşısında kanatlılar üzerinde izleme sürecinin devamı bir hayal... Yanıt ne mi? Avrupa Komisyonu bir dizi çok katı önlem almalı."

Türkiye'de tavukların her birinin itlafı için yaklaşık 5 YTL tazminat öngörüldüğünü belirten Guardian da Avrupa Komisyonu'nun devreye girmesi gerektiğine katılıyor. Ama yardım için...

"Avrupa Birliği adayı Türkiye, Avrupa Komisyonu'ndan ihtiyaç duyduğu tüm yardımı almalı. Tabii ki bu sorun ortaya para saçarak çözülmeyecek. Ancak itlaf çok hayati bir konu ve bunun için de çiftçilerin geçim kaynakları olan hayvanları karşılığında tazmin edilmesi kilit önemde."

"Mesela Bulgaristan akılcı davranarak itlaf edilecek tavuklara piyasa değerinin iki katını veriyor. Hollanda'nın 2003'te, kapalı sanayileşmiş ortamda tavukçuluk yapıyor olmasına rağmen, 30 milyon tavuğu itlaf ettiğini hatırlarsak, önlemlerin erken alınmasının ve katı şekilde uygulanmasının önemi ortaya çıkıyor."

Havayolu şirketlerine darbe

Lüksemburg'daki Avrupa Adalet Divanı'nın havayolu şirketleri karşısında, yolcular lehindeki son kararını Financial Times şöyle aktarıyor:

"Havayolu şirketleri fazla rezervasyon ve uçuş iptalleri nedeniyle mağdur olan yolculara daha fazla tazminat ödemeleri yolundaki kararın iptali için yaptıkları başvuruyu kaybetti. Bu durumda şirketler bilet fiyatlarından kat be kat yüksek tazminat ödemek durumunda kalabilir."

"Havayolları ise, kötü hava ya da havaalanındaki bazı sorunlardan mesul tutulmamaları gerektiğini savunuyordu. Bu uygulamanın tek istisnası "olağanüstü koşullar" olabilecek."

Merkel'in planı

Almanya Başbakanı Angela Merkel, ülkesinin ekonomik geleceğini kurmaylarıyla görüşüyordu. Çıkan karar, ekonomiyi canladırmak üzere 256 milyar euro'luk bir paket oldu.

Frakfurter Allgemeine, Merkel'in paketle "eyleme susamış, yönetmeye kararlı" bir tavır çizdiği yorumunu yaparken, Die Welt hazırlanan planlarda net bir yönelim olmadığından şikayetçi:

"Araştırma ve altyapı alanlarına, doğru bir yaklaşımla daha fazla finansman ayrılıyor ama hükümet bir yandan da yeni bürokratik kurallar ve suistimal edilebilecek muafiyet sistemleri de öngörüyor."

Süddeutsche Zeitung, Merkel'in söylemlerinde sosyal adalete daha fazla vurgu yapılır olduğundan söz ediyor. Ama bu duruma şüpheyle yaklaşıyor ve değişebileceğini ima ediyor.

Brown'un yoksullukla mücadele girişimi

İngiltere Maliye Bakanı Gordon Brown, bugün Guardian gazetesi için kaleme aldığı bir makalede, küresel yoksullukla mücadelede bazı başarısızlıkları olduğunu itiraf ediyor:

"Ama 2005 birşeylerin sonu değil, başı olarak görülmeli" diyen bakan; 2005'te eksik kalanların tamamlanması için bir ek gündem öneriyor.

"Gelecek ay Moskova'da yapılacak G8 maliye bakanları toplantısında, G8'in Gleneagles'taki sözlerini yerine getirmesi için bir gündem önereceğim. Bu kapsamda ivedilikle atılması gereken adımlar arasında şunlar olmalı:"

"Birleşmiş Milletler'e 4-5 milyar dolarlık bir afet yardımı ve yeniden yapılandırma fonu sağlanması, borç yükünün sadece 38 ülke için değil tüm yoksul ülkeler için hafifletilmesi, ticaret görüşmelerinin tamamlanması, çevre koruma için destek, yoksulluğu yarı yarıya azaltmayı öngören Birleşmiş Milletler Milenyum hedeflerinin tutturulması için yoksul ülkelere destek sağlanması."

Brown G8'den ayrıca, yoksul ülkelerdeki hastalıklar için ilaç araştırması, geliştirmesi ve üretilmesine yönelik, maliyetini zengin ülkelerin karşılayacağı bir tıbbi araştırma mekanizması kurulmasını isteyecek.

Blair'in saygı arayışı

İngiltere'de Başbakan Tony Blair'in önceliği ise gençlik çetelerinin çevreyi rahatsız etmesini önlemek. Blair bunun için dün iktidarının en önemli önceliği olarak nitelediği Respect yani Saygı girişimini açıkladı.

Girişim yaşlı bir kadına tüküren bir kişiye anında polis tarafından 80 sterlin para cezası kesilebilmesine, komşularını sürekli olarak rahatsız eden ailelerin evlerinden tahliye edilmesine, çocukları okulda sorun çıkaran ebeveynlerin eğitilmesine imkan veriyor.

Pek çok eleştiri ile karşılanan plan hakkında Independent , "evet bir sorun var, ama çözüm bu değil" diyor.

"Hükümetin son yıllarda çıkardığı pek çok yasaya rağmen, Sayın Blair antisosyal davranışların temelindeki nedeni kavrayamadı. Oysa bunlar sır değil. Yoksulluk, ailelerin parçalanması, uyuşturucu ve alkol bağımlılığı. Bir hükümetin insanların davranışlarını yasalarla değiştirmeye çalışması nafile bir çaba..."

Daily Telegraph, girişimin bir çok yetkiyi mahkemelerin elinden alıp polise verdiğinden yakınırken Guardian da girişimin İngiliz hukuk sisteminin temel ilkelerinden biri olan "kanıtların ağırlığının zanlı aleyhinde olması" ilkesini tersine çevirdiğini vurguluyor:

"Gece cebinizde bin sterlinle yakalanırsanız, aman dikkat... Bundan böyle polisin bu paranın yasadışı yollardan edindildiğini kanıtlaması gerekmiyor; sizin parayı yasal yollardan edindiğinizi göstermeniz bekleniyor. Blair, bu şekilde temel bir özgürlüğe tehlikeli bir saldırı abşlattı. Milletvekilleri ve mahkemeler bunu önlemeli."

Morales'in vazgeçemediği kazak

Times geçen hafta dünya başkentlerinde bir tura çıkan Bolivya'nın yeni başkanı Evo Morales'in giyimine, dört başkentte çekilmiş ama önemli benzerlikler içeren dört fotoğrafla dikkat çekiyor...

"Bolivya'nın yeni lideri, geçen hafta dünya liderlerini ziyaret ederken bir kez karar verdi mi, ne kadar tutarlı olduğunu gözler önüne serdi."

"Dünya turu boyunca gittiği her ülkede üzerinde aynı kırmızı üzerine lacivert çizgili kazakla görüntülendi. Morales, kazağını bile değiştirmiyorsa belli konularda fikrini değiştirmesi ihtimali nedir sizce?"

"Görüştüğü altı ülke liderinden sadece birisi özel muamele gördü. Küba lideri Fidel Castro ile görüşmesinde Morales vişne çürüğü bir kazak giyiyordu ve çizgilerden eser yoktu."

İlgili haberler
10 Ocak 2006 Basın Özeti
10 Ocak, 2006 | Basın Özeti
9 Ocak 2006 Basın Özeti
09 Ocak, 2006 | Basın Özeti
8 Ocak 2006 Basın Özeti
08 Ocak, 2006 | Basın Özeti
6 Ocak 2006 Basın Özeti
06 Ocak, 2006 | Basın Özeti
5 Ocak 2006 Basın Özeti
05 Ocak, 2006 | Basın Özeti
BAŞLICA HABERLER
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
Programlarımız|Frekanslarımız|Türkçe Bölümü hakkında|İşbirliği|Bize ulaşın
BBC Copyright Logo^^ Başa dön
Haberler | Basın Özeti | Dünyaya Açılan Pencere | Özel Dosyalar | Haberlerle İngilizce
BBC News >> | BBC Sport >> | BBC Weather >> | BBC World Service >> | BBC Languages >>
Yardım|Görüşleriniz|Gizlilik