|
20 Ocak 2006 Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Guardian, bir yıl süren sessizliğini bozan El Kaide lideri Usame bin Ladin'in El Cezire'de yayımlanan ses kaydını manşetinden duyurmuş:
''Bin Ladin ateşkesten söz ediyor, ama Amerikayı da yeni saldırılarla tehdit ediyor.'' Bin Ladin'in ''Operasyon hazırlıklarımız sürüyor ve biter bitmez ülkenizde göreceksiniz'' açıklamalarını Guardian'a değerlendiren Londra'da yayımlanan El Quds el Arabi gazetesinden Abdulbari Atvan, şu görüşleri dile getiriyor: ''Genelde söylediğini yapar. Bunları laf olsun diye söylediğini sanmıyorum. Kendisini terörist olarak değil, siyasetçi olarak sunmaya çalışıyor. Siyasi bir gündemimiz var, ateşkes öneriyoruz diyor ve Irak'tan çekilmesini istediğiniz halde Bush çekilmedi mesajı vererek, Amerikalılara sorunun adresinin Washington yönetimi olduğunu gösteriyor.'' Atvan, 1996'da El Kaide lideriyle mülakat da yapmış olan bir gazeteci. 'Bu bir oyun' Hem Sudan'da hem de Afganistan'da El Kaide lideriyle mülakatlar yapmış olan bir diğer gazeteci de Robert Fisk. Fisk, Independent'te birinci sayfadan yayımlanan yazısında, bin Ladin'in ''Amerikalıların Irak ve Afganistan'dan çekilmeleri karşılığı ateşkes önerisi kabul edilmezse, Amerika'yı vuracağı tehdidinin'' altını çizerek, 'hani terörle savaşı kazanıyorduk'' diye soruyor ve devam ediyor: ''Bu bir oyun. Ne Bin Ladin'in, ne de Bush ve Blair'in bu savaşı sonlandırmaya niyetleri var. Bin Ladin, zaten ateşkes teklifinin reddedilmesini istiyor. Böylece, bundan sonraki saldırının ardından yeni bir kaset gelecek ve 'ateşkes teklifimizi reddederseniz ne olur görüyor musunuz' diyecek.'' Fisk, bin Ladin'in ''Irak ve Afganistan savaşlarının Amerika'yı iflasa sürükleyeceği'' sözlerine gönderme yaparak, ''halbuki bu savaşların süper güçlerin ekonomilerini beslediğinin farkında değil'' diyor. 'Neden Pakistan, Kuzey Kore değil de İran?' Bush ve Blair'in anlayışlarını da eleştiren Fisk, her iki liderin ''işlerin iyiye gittiğini söylediği Irak'ın anarşiye sürüklendiğini'' vurguluyor ve Washington ve Londra yönetimlerinin kendilerinden olmayanları suçlamalarını da, özellikle son İran ve Suriye tartışmaları kapsamında irdeliyor: ''Amerika ve İngiltere'nin bu utanç verici Irak macerasından kurtulmak için İran ve Suriye'nin yardımına ihtiyacı var. Ama biz ne yapıyoruz? İran'ı nükleer silah üretmeye çalışmakla suçlayıp durumu gerginleştirerek karşımıza alıyoruz.'' ''Peki neden İran? Neden nükleer silaha sahip olan Pakistan değil? Çünkü Pakistan'ın diktatörü Pervez Müşerref bizim tarafımızda. Peki neden Kuzey Kore'ye saldırmıyoruz? Lideri İranın mollalarından daha dengesiz. Çünkü onların da nükleer silahı var.'' Hem Afganistan hem de Irak'ta işlerin kötüye gitmekte olduğunu vurgulayan Fisk, müslümanların da bölgede onlarca yıldır varolan adaletsizliklerden kurtularak demokrasi ve insan hakları istediklerinin altını çizerken, Batı'ya da şu uyarıda bulunuyor: ''Ayrıca bir başka tür özgürlüğü, yakalarından düşmemizi isterler. Ama bunu, bizim onlara vermeyeceğimiz görünüyor. O zaman da savaş sürer. Biz de yeni ses kayıtlarına, yeni tehditlere ve daha fazla ölümlere hazır olalım.'' Chirac'ın nükleer silah kartı Avrupa basınında bugün öne çıkan haberlerden biri de, Fransa Cumhurbaşkanı Jacques Chirac'ın ''nükleer caydırıcılık'' kartını masaya sürmesi oldu. Financial Times, Fransa'da bir deniz üssünü ziyareti sırasında, Chirac'ın ''ülkesine yönelik herhangi bir terör saldırısının arkasındaki ülkelere karşı nükleer silahla karşılık verme tehdidinde'' bulunduğunu yazıyor. Subayları, Fransa'nın stratejik doktrinine ilişkin gelişmeler bilgilendiren Chirac, soğuk savaşın sona ermesinin ne barışa yönelik tehditleri, ne de nükleer caydırıcılığın meşruiyetini ortadan kaldırdığını savunuyor. Almanya'da yayımlanan Frankfurter Allgemeine Zeitung, Fransa liderinin konuşmasının İran'a bir uyarı olarak algılanabileceği görüşünde. ''Bu, Tahran'a yalnızca Amerika'nın değil, Avrupa'nın da İran'ın nükleer programı konusunda ciddi, hatta Washington'dan daha ciddi olduğuna ilişkin bir işaret'' diyor Frankfurter Allgemeine Zeitung. Die Welt de, Chirac'ın yeni politikasının yeni küresel tehditlere karşı uygun bir yanıt olduğunu söylerken, Frankfurter Rundshau, bu doktrinin mantığı olmadığı görüşünde. Gazete, ''gelecekteki savaşların doğal kaynaklar için yaşanacağını'' ve 20'inci yüzyılın nükleer silahlarını bu amaçlara uygun olmadığını yazıyor. İspanya'dan El Pais ise, yeni doktrinini ''radikal ve tehlikeli'' olarak nitelelediği Chirac'a, asli görevlerinin başka yerlerde olduğunu anımsatıyor: ''Eğer Fransa lideri, dünyaya bir iyilik yapmak isteseydi, Fransız seçmenlerin Avrupa Anayasası'nı reddetmesinin ardından Avrupa Birliği'nin içine düştüğü krizi çözmek için istifa etmesi gerekirdi.'' ''Dünkü açıklamalar, ölüm döşeği sayıklamaları. Nükleer silah bile cumhurbaşkanını kurtaramaz artık. Yeni doktrin, Chirac'ın sarsılan cumhurbaşkanlığının gücünden çok, çöküşünün işareti.'' Hamas'a imaj danışmanı Financial Times, Filistin seçimlerine altı gün kala, kamuoyu yoklamalarının Hamas'ın, yüzde 5-10 civarında bir oranla El Fetih'in çok az gerisinde olduğunu gösterdiğini yazıyor. Gazeteye göre, Hamas'ın 132 sandalyeli parlamentoda, üçte bir paya sahip olması anlamına gelen bu durum ise, ''Hamas için ya olası koalisyon hükümetinin gündeminde belirleyici bir rol ya da El Fetih liderliğindeki hükümete karşı blok muhalefet demek.'' Ancak her iki seçenek de, Filistin yönetiminde ve İsrail'le ilişkilerde derin bir değişime yol açabilir. Guardian'da yer alan, yine Hamas'la ilgili bir habere göre, örgüt Avrupalı ve Amerikalıları, intihar eylemlerinden zevk alan ve Yahudilerden nefret eden dinci fanatikler olmadığı yönünde ikna etmek için bir halkla ilişkiler uzmanıyla anlaşmış. Bu çalışmanın örgüte maliyeti ise, 180 bin dolar. ''Hamas'ın bir imaj sorunu olduğunu; İsraillilerin özelde örgüt ve müslümanlar genelde de Filistinliler hakkında çok kötü bir imaj yaratmayı başardığını belirten Nashat Aktash adlı medya uzmanı, örgüte de şu önerilerde bulunuyor. ''İsrail'e ve Yahudilere karşı olmadığınızı vurgulayın. İsrail'i yok etmekten değil, Filistinlilerin acılarından söz edin. İnsanların ölümleri üzerinden de kutlamalar yapmayın.'' | İlgili haberler 19 Ocak 2006 Basın Özeti19 Ocak, 2006 | Basın Özeti 18 Ocak 2006 Basın Özeti18 Ocak, 2006 | Basın Özeti 17 Ocak 2006 Basın Özeti17 Ocak, 2006 | Basın Özeti 16 Ocak 2006 Basın Özeti16 Ocak, 2006 | Basın Özeti 15 Ocak 2006 Basın Özeti15 Ocak, 2006 | Basın Özeti 13 Ocak 2006 Basın Özeti13 Ocak, 2006 | Basın Özeti 12 Ocak 2006 Basın Özeti12 Ocak, 2006 | Basın Özeti 11 Ocak 2006 Basın Özeti11 Ocak, 2006 | Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||