|
24 Ocak 2006 Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Financial Times gazetesinin iç sayfalarındaki haberin başlığı, "Türkiye, yazar aleyhine açılan davayı düşürdükten sonra Kıbrıs konusunda harekete geçiyor."
Gazete, yazar Orhan Pamuk aleyhine "Türklüğü alenen aşağılamak" suçundan açılan davanın düştüğünü duyuruyor. Financial Times'a göre böylece, Türkiye'nin imajına zarar veren ve Avrupa Birliği'yle ilişkilerde çatlağa yol açma tehdidi olan bir adli serüven son buldu. Gazete, bu olayın hemen ardından Türkiye'nin bugün Kıbrıs'taki çıkmazın aşılabilmesi için yeni bir girişim açıklayacağını belirtiyor. Financial Times'a konuşan Ankara'daki diplomatlar, bu iki gelişmenin Avrupa Birliği'yle müzakerelerdeki bazı güçlüklerin aşılmasına yardımcı olmasını umduklarını söylemiş. Diplomatlara atfedilen yorum şöyle sürüyor: "Kıbrıs ve Orhan Pamuk davasına ilişkin gelişmelerin arka arkaya gözlenmesi tesadüf. Ancak zamanlama açısından şanslı olduğumuzu belirtmek gerek." 'Pamuk kararı diğer aydınlara da uzanmalı' Almanya ve Avusturya'da yayınlanan gazeteler, Orhan Pamuk aleyhine açılan davanın düşmesini memnuniyetle karşılıyor. Alman Die Tageszeitung'a göre "İyi haber davanın düşmesi; kötü haberse bunun henüz Türkiye'de ifade özgürlüğü alanında önemli bir ilerleme anlamına gelmemesi." Orhan Pamuk'un, Türkiye'de görüşlerini dile getirdikleri için haklarında dava açılan çok sayıda gazeteci, yazar ve profesörden sadece en tanınanı olduğunu belirten Die Tageszeitung, yorumunu şöyle sürdürüyor: "Pamuk'un tanık olduğu dayanışmanın, diğer Türk aydınlarına da uzanması çok daha önemli." Avusturya gazetesi Der Standard'a göreyse, Pamuk davası Türkiye'yi geçmişiyle yüzleşmeye zorladı. Gazete, yazar hakkındaki davanın düşmesinin ifade özgürlüğü için mücadele edenler kadar, AB'nin müzakereler yoluyla reform baskısı yapabileceğine inananlar için de zafer olduğunu söylüyor. Der Standard bu noktada AB'ye de bir çağrı yapıyor: "Birlik şimdi sadece basın özgürlüğünü savunmamalı ve daha az tanınan sanıklar için de Ankara'ya baskı yapmalı." 'James Bond değil Johnny English' İngiliz gazetelerinin bugün sayfalarında en geniş yer verdikleri haberse, İngiltere'yle Rusya'yı karşı karşıya getiren ve Soğuk Savaş döneminin casus hikayelerini aratmayacak nitelikteki olay. Rusya Devlet Televizyonu'nda önceki gün yayınlanan bir programda, Moskova'daki İngiltere Büyükelçiliği'nde görevli bazı diplomatların casusluk yaptığı öne sürülmüştü. Programa bakılırsa, İngiliz istihbarat birimleri Moskova'nın dış mahallerindeki bir parka kaya görünümlü bir maket koymuş ve içine yerleştirdikleri verici sayesinde Rus vatandaşı olan kaynaklarıyla istihbarat paylaşmaya başlamıştı. Rus yetkililer ayrıca casuslukla suçlanan İngiliz diplomatların Rusya'daki bazı sivil toplum kuruluşlarına para aktardıklarını öne sürmüştü. Guardian programda yayınlanan görüntülerden iki kareyi ilk sayfasına taşımış. Gazete haber başlığında bir komedi filmine atıfta bulunarak, "James Bond mu? Doğrusu daha çok Johnny English" diyor. Times ise "Bir dinleme aygıtının hayatı" başlıklı başyazısında, şakayla karışık "Rus kayalarının altında ilginç yaşam şekilleri bulundu" ifadesini kullanıyor. Gazetenin dış haberler editörü Bronwen Maddox'a göreyse yaşananlar "sadece komedi". Bronwen Maddox, İngiltere'nin Rusya Federasyonu Başkanı Vladimir Putin'in bir başka saldırgan hareketiyle karşı karşıya kaldığını savunuyor. Maddox sözlerini şöyle sürdürüyor: "Putin'in attığı tüm adımlar, Rusya'nın demokrasi yönünde ilerlediğine yönelik umutları daha da azaltıyor." Daily Telegraph da başyazısında komik de olsa yaşananların İngiltere'yi güç durumda bıraktığını söylüyor, İngiltere Dışişleri Bakanlığı'nın iddiaları yalanlamaktan kaçındığını hatırlatıyor. Başyazı şöyle noktalanmış: "Başbakan Tony Blair, 'kaya' vakasını bir şaka olarak yorumlayıp geride bırakmak isteyebilir. Ancak daha önce müttefik olarak belirlediği bir lider, giderek daha da güvenilmez bir ortağa dönüştü. İster İran'ın nükleer hevesleri konusunda olsun, isterse de Rusya'nın doğal gaz sağlayıcısı olmasında. Elektronik kayanın neşeli bir tarafı olabilir. Ancak bu kaya ayrıca Rusya'nın Batı'yla ilişkilerinde bir soğumaya da işaret ediyor." Rus gazetesi Komsomolskaya Pravda ise İngiltere'yle Rusya arasında yaşananların hiç de komik olmadığı görüşünde. Gazeteye göre İngiliz Dış İstihbarat Servisi MI6'den gelen para sayesinde belki de Rusya'da, İngiltere hesabına çalışacak ajan yetiştirmeye yönelik bir enstitü faaliyet gösteriyor. Nezavisimaya Gazeta'ya göre de, yaşananlar muhtemelen İngiltere'yle Rusya arasında son yılların en büyük casusluk skandalına işaret ediyor. Kommersant gazetesindeki bir yorumdaysa, Rus yetkililerin iddialarına şüpheyle yaklaşılıyor. Moskova'daki İngiliz Büyükelçiliği mensuplarının hem diplomat, hem casus oldukları iddialarının yeni olmadığı vurgulanıyor. Yine aynı yoruma göre, "Dünyada tüm büyükelçiliklerde bu tür kişiler mevcut", hatta belki de Rus Televizyonu'ndaki programda yayınlanan görüntüleri çeken kişi de "gazeteci değil bir gizli servis mensubu". Nükleer planlar İngiliz Independent gazetesinin bugünkü manşetiyse, "Tehlike! Nükleer atık". Gazete İngiltere hükümetinin ülkede 30 yeni nükleer enerji santrali inşa etme planlarını eleştiriyor. Independent ülkede halen 2,3 milyon metreküp nükleer atık olduğunu, bu atıklarla temasın bir kişiyi 2 dakikada öldürebileceğini ve atıkları gömmenin maliyetinin 85 milyar sterlin olduğunu yazıyor. Gazete başyazısında bir de soru yöneltiyor: "Eğer İngiltere daha fazla nükleer enerji santrali inşa etmeyi kararlaştırırsa, hangi ahlaki hakla İran gibi ülkelerin benzer birşey yapmamasını savunabiliriz?" Times ise başyazısında Independent'ın tam aksi bir görüşü savunuyor. Gazeteye göre İngiltere'nin enerji açığının giderilmesi için nükleer enerji gerekli. 'Eriksson'un yerine en büyük aday Hiddink' Dün, İngiltere milli futbol takımının menajeri Sven Goran Eriksson'un 2006 Dünya Kupası sonrası görevinden ayrılacağı açıklanmıştı. Eriksson'la ilgili tartışmaları alevlendirense, ülkenin en çok satan pazar gazetesi News of the World'ün kendini Şeyh olarak tanıtan bir muhabirine Dubai'de yaptığı, bazı İngiliz kulüpleri ve futbolcularına yönelik açıklamalar olmuştu. Guardian bugünkü başyazısında Eriksson'u "iyi bir menajer" olarak nitelendirip övüyor. Gazete, Eriksson'un sahada aldığı sonuçlara göre değerlendirilmesi gerektiğini vurguluyor ve ekliyor: "İngiliz futbolunun itibarını sarsmak için en fazla çabayı menajer değil, ona yönelik eleştiriler ve mevcut sistem harcıyor." Daily Telegraph spor ekinde, varılan anlaşma uyarınca İngiltere Futbol Federasyonu'nun Sven Goran Eriksson'a 2,5 milyon sterlin tazminat ödeyeceğini söylüyor. Gazeteye göre Eriksson'un koltuğuna aday isimler arasında başı çeken teknik direktörse, halen Avustralya milli takımı ve Hollanda'nın PSV Eindhoven takımlarını çalıştıran Guus Hiddink. | İlgili haberler 23 Ocak 2006 Basın Özeti23 Ocak, 2006 | Basın Özeti 22 Ocak 2006 Basın Özeti22 Ocak, 2006 | Basın Özeti 20 Ocak 2006 Basın Özeti20 Ocak, 2006 | Basın Özeti 19 Ocak 2006 Basın Özeti19 Ocak, 2006 | Basın Özeti 18 Ocak 2006 Basın Özeti18 Ocak, 2006 | Basın Özeti 17 Ocak 2006 Basın Özeti17 Ocak, 2006 | Basın Özeti 16 Ocak 2006 Basın Özeti16 Ocak, 2006 | Basın Özeti 15 Ocak 2006 Basın Özeti15 Ocak, 2006 | Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||