|
30 Ocak 2006 Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
İngiltere basınında haftanın ilk gününde, geçen hafta Filistin seçimlerinden Hamas örgütünün zaferle çıkmasına ilişkin değerlendirmeler göze çarpıyor.
Bu yaz Hamas üzerine bir kitabının yayımlanması beklenen, İslami Siyasi Düşünce Enstitüsü yöneticisi Azzam Tamimi, "İsrail 1967 sınırları gerisine çekildiği takdirde Hamas anlaşmaya varacak, silahlı direnişe son verecektir" diye yazıyor Guardian'da. "Filistin halkı Hamas'a güveniyor, çünkü Hamas İsrail'i tanımıyor; kendilerini alçaltacak yapıda bir barış anlaşmasından kaçınıyor; ABD ya da başkalarınca kabul görmekten çok Filistinlilerin onayını almakla ilgileniyor. "Hamas'ın İsrail'i tanımıyor olması, kanlı çatışmaları sona erdirecek bir barıştan yana olmadığı anlamına gelmiyor. Hamas'ın seçimi kazanmasıyla bölge barışının tehlikeye girdiğini savunanlara karşılık, barış için yeni fırsatlar doğabilir. "Oslo sürecinden yol haritasına dek, devamlı İsrailliler kurban olarak gösterildi, onların barış içinde yaşaması için Filistin terörünün sona ermesinin şart olduğu savunuldu. Hamas'ın parçası olmaya istekli olabileceği barış süreci ise Filistinlilerin, İsrail'in topraklarına gelmesinden bu yana kurban konumunda olduğu temeline dayanmalıdır. Sorun Filistin terörü değil, İsrail'in saldırgan tavrıdır." 'Zamanlama hatası' Independent'ın baş yazılarından birinde ise Almanya Başbakanı Angela Merkel'in İsrail'e yaptığı ziyareti yorumlanmış. "Avrupa'da zamanlaması hatalı bir ziyaret" başlıklı yorumda Merkel'in göreve gelmesinden bu yana ABD ardından ikinci dış gezisini İsrail'e yapması, üstelik bu gezinin Filistin seçimleri sonrasına, İsrail genel seçimlerinden ise önceye rastlaması 'talihsiz ve incelikten uzak' olarak değerlendiriliyor. "Merkel, Hamas'ı daha baştan sildi; herhangi bir lideriyle görüşmeyeceğini açıkladı. Bu kararıyla Hamas'a karşı nasıl bir tavır alacağını belirlemeye çalışan İsrail'in iç siyasi tartışmalarından birinde taraf tuttuğunun farkında olmalı. "Merkel aynı zamanda Filistin lideri Mahmud Abbas'la görüşeceğini söyleyerek, bir anlamda Filistin siyaseti içinden de bir favori gösteriyor gibi görünüyor. Avrupa, Orta Doğu siyasetinde tarafsız bir rol üstlenmekten yana ise, Merkel'in bu kadar erken tavır belirtmesi akıllıca olmadı." Teröre karşı savaş ikilemi Financial Times bu seçim sonucu ardından ABD'de, teröre karşı savaş söyleminin çıkmaza girebileceği görüşünü dile getiriyor. Guy Dinmore ve Roula Halef imzalı yazıda, ABD'nin şimdi bölgesel hedefleri konusunda çeşitli sorularla karşı karşıya olduğu anlatılıyor. "Bush yönetiminin demokrasiyi savunma politikası, Amerikan dış siyasetinin temelinde yer alıyor. Başkan Bush'un geçen seneki ulusa hitap konuşması bu politikaya dayanıyordu; yarın yapacağı bu yılki konuşmasında da benzer bir söylem bekleniyor. "Ancak seçimlerin yapılmasında ısrar ederek, kendi terör listesinde yer alan Hamas'ın iktidara gelişini desteklemiş konuma düşen Washington, şimdi aynı zamanda teröre karşı savaş söylemiyle ikilem yaşıyor. Washington, Filistin halkına insani yardımları kesmeyeceğini ancak şiddete son verip İsrail'i tanımayan bir Hamas'ın iktidarda olduğu Filistin yönetimine mali yardımda bulunmayacağını söyledi. Yardım yapılmazsa, Hamas İran'dan destek arayabilir. " Gizli ekip Aynı yorumda, İslamcı gruplarla diyalogdan yana olan İngiliz istihbaratının eski üyelerinden Alistair Crooke'un görüşüne de yer verilmiş. Crooke Hamas'ın artık daha meşru bir konumda olduğunu belirterek, elde ettiği zafere aşırı tepki gösterildiği uyarısında bulunuyor. Crooke'a göre seçim sonucuna olumsuz ve düşmanca yaklaşılması, sadece Orta Doğu'da uzlaşma ortamına zarar getirir. Nükleer casusluk iddiası Bugünkü İngiliz gazetelerinde İran'ın nükleer faaliyetleri üzerine tartışmalar da devam ediyor. Financial Times'a göre Avrupalı diplomatlar bugün Brüksel'de toplanarak meseleyi BM Güvenlik Konseyi'ne taşıma konusunda bir karar almaya çalışırken, İran da son dakika çabalarını hızlandırdığını, bugün İranlı üst düzey bir güvenlik yetkilisinin diplomatlarla temasta bulunacağını aktarıyor. Daily Telegraph ise İran'ın, nükleer faaliyetlerini değerlendiren Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu'na sızacak nükleer uzmanlardan oluşan bir ekip örgütlediği yolunda bilgi edindiklerini aktarıyor okuyucularına. Kısaca aktaralım: "Ekibin hedefi, Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu'nun nükleer maddelerin askeri amaçlı kullanılıp kullanılmadığını belirleyen birimi. Amacı ise denetçilerin faaliyetleri hakkında bilgi edinip, bu sayede nükleer çalışmalarındaki açıkları gizleyebilmek. Operasyonu İran istihbaratıyla bağlantılı olduğu bilinen meclis enerji komitesinin eski başkanı Hüseyin Afarideh yönetiyor." Yedi trilyonluk proje Independent gazetesi ise, Birleşmiş Milletler'in yedi trilyon dolarlık bir yardım projesi ile dünyanın sorunlarını tek hamlede çözme niyetini taşımış manşetine. Gazeteye göre: "Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı, aralarında İngiltere Maliye Bakanı Gordon Brown ve Nobel ödüllü ekonomist Joseph Stiglitz'in de olduğu bir dizi ismin katkılarıyla yeni bir öneri hazırladı. Buna göre bundan önce görülmemiş bir işbirliğiyle küresel ısınma, salgın hastalıklar, kitlesel açlık ve silahlı çatışmalar gibi sorunlar son bulabilir. "Eğer öneriler kabul edilirse, ülkeler nihayet kamu harcamaları ve büyüme rakamlarının, ekonomilerinin çevrede yol açtığı zararı örtbas ettiği gerçeğiyle yüzleşecek. Joseph Stiglitz'e göre bu yüzleşme ancak küresel bir finans sistemi uygulanarak gerçekleşebilir ve ülkeler iklim değişikliğine nasıl katkıda bulunduklarını kavrayabilir." İngiliz ve Avrupa gazetelerinde öne çıkan bir diğer konu ise Avrupa çelik şirketi Arcelor'un, çelik devi Mittal'dan gelen yaklaşık 19 milyar euroluk satın alma teklifini 'aynı stratejik bakışa ve işletim modellerine sahip olmadıkları' gerekçesiyle geri çevirmesi. Financial Times'ın yorumu şöyle: "Mittal - Arcelor ortaklığı, Avrupalı küresel bir dev yaratabilir. Zira anlaşma sağlanırsa oluşacak şirket, dünya çelik üretiminin yüzde 10'dan fazlasından sorumlu olacak. Arcelor'un yöneticisi ise Mittal'in teklifi için "Artık çok geç" yorumunu yaptı." Dario Fo'nun adaylığı Guardian gazetesi, 79 yaşındaki Nobel ödüllü yazar Dario Fo'nun Milano Belediye Başkanlığı için adaylığını koyduğu haberini veriyor. "Dario Fo, oyunu kullanmak için geldiği seçim merkezinde alkışlarla karşılandı. "Ben ılımlı değilim" sloganıyla kampanya yapan Fo, merkez sol çizgisiyle diğer üç adayı geride bırakabileceği umudunda. Dario Fo, onlarca yıldır halkın parasını cebine atan alçaklara karşı mücadele ettiğini söylüyor. İtalyan yazara, Londra Belediye Başkanı Ken Livingstone da yakından destek veriyor. Independent gazetesi, İngiltere'nin ilk kumar akademisinin açılmak üzere olduğu haberini veriyor. Rulet, blackjack ya da poker gibi kumar oyunları üzerine eğitim almak isteyenler için ilk üniversite gelecek ay açılıyor. Akademi, kumarhanelerde çalışacak krupiye ihtiyacını gidermek üzere kuruldu. Okulun açılması kararı ise hükümetin, kumarla ilgili düzenlemelerde değişiklik kararıyla birlikte giderek büyüyen bu sektörü daha da geliştirmeyi hedeflemesi ardından geldi. İlk yıl yaklaşık 350 öğrencinin öğrenim görmesi planlanıyor. | İlgili haberler 26 Ocak 2006 Basın Özeti26 Ocak, 2006 | Basın Özeti 25 Ocak 2006 Basın Özeti25 Ocak, 2006 | Basın Özeti 24 Ocak 2006 Basın Özeti24 Ocak, 2006 | Basın Özeti 23 Ocak 2006 Basın Özeti23 Ocak, 2006 | Basın Özeti 22 Ocak 2006 Basın Özeti22 Ocak, 2006 | Basın Özeti 20 Ocak 2006 Basın Özeti20 Ocak, 2006 | Basın Özeti 19 Ocak 2006 Basın Özeti19 Ocak, 2006 | Basın Özeti 18 Ocak 2006 Basın Özeti18 Ocak, 2006 | Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||