|
1 Şubat 2006 Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
İngiliz gazetelerinin hemen hepsinin manşetinde bu sabah aynı haber göze çarpıyor: Irak'ta 100'üncü İngiliz askeri öldü.
Independent ölen askerlerin isimlerini siyah bir kapak üzerine yazarken, Daily Telegraph büyük puntolarla "Kurban" manşetini atarak dün ölen askerin üniformalı resmini kullanmış. Guardian ise İngiltere Başbakanı Tony Blair'in 'geri adım atmayacakları' sözlerini taşıyor manşetine. Hükümet ülkede pek çok aileden gelen askerlerin geri çekilmesi çağrılarına rağmen, 100'üncü askerin ölümünün böyle bir kararı getirmeyeceğini belli etti. Haber İngilizlerin savaşa muhalefetini alevlendirirken, Blair halkın durumun 'gerçek doğasını görmesinin' önemli olduğunu söyledi. Blair, BBC'ye verdiği mülakatta "Afganistan ve Irak halkları, terörü ve aşırılıkları geride bırakıp demokrasiye ulaşmak istiyor" diye konuştu. Independent ise 19 yaşındaki oğlunu savaşta kaybeden bir annenin "Biz dur diyene dek daha kaç asker ölmeli?" sorusunu, savaş yanlıları ve karşıtlarına yöneltmiş. Şöyle diyor Rose Gentle: "Acaba Blair, Amerikalılar kadar can kaybı verdiğimizi mi görmek istiyor? Seçimleri yaptılar, Saddam yargılanıyor. Artık askerlerin dönme zamanı geldi." Daily Telegraph ise daha bir gün önce ölen 99'uncu askerin ailesiyle görüşmüş. Diane ve Walter Douglas, Noel'de görme imkanı buldukları 19 yaşındaki oğullarının ilk zamanlar orduda olmaktan memnun olduğunu, ancak Irak'a gittikten sonra görüşlerinin değiştiğini anlatıyor: "Bunun bizim savaşımız olmadığına inanıyordu, orada olmaktan mutlu değildi. Savaşın delilik olduğunu söylemiş ve tatilden sonra dönmek istememişti." İran'ın durumu Peki İran'ın nükleer faaliyetleri karşısında Batı'nın tavrı ne olacak? Önceki gece toplanan BM Güvenlik Konseyi'nin beş daimi üyesi ile Almanya, bu soruya "Konuyu Güvenlik Konseyi'ne taşıyacağız" yanıtını vermişti. Guardian gazetesi, İran'ın bu kararı "diplomasinin sonu" diye değerlendirdiğine dikkat çekerken, beklenebilecek adımları şöyle sıralıyor: "Karar, İranlıların gururu ve prestijine darbe vurdu. Ancak başka ne etkisi oldu, henüz bilmiyoruz. Anlaşmada İran meselesinin konseye "sevkinden çok" bildirildiği ifadesi dikkat çekiyor. Konsey, İran'ı sansürleyebilir, dışlayabilir, iktidardaki bazı isimlere yaptırım ya da seyahat yasağı getirebilir. "Ama Konsey illa bir şeyler yapacaksa önceliği baştaki durumu korumaya verecektir: Yani Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu konuyla ilgilenecek, uranyum zenginleştirme faaliyetlerinin durdurulmasını talep edecek ve müzakerelere dönülmesini teşvik edecek... Rusya ve Çin ise ekonomik yaptırımda tereddütlü davranabilir, çünkü İran ile ciddi ticari ortaklığa sahipler. AB de İran'ın ithalatının üçte birine sahip olması sebebiyle çok şey kaybedebilir." İran meselesi, Fransız Le Figaro gazetesinin de baş sayfasında, İsfahan'daki nükleer tesisin büyük bir fotoğrafıyla birlikte yer alıyor. Haberin manşeti: "Dünya İran'a karşı." Konuya iki tam sayfa ayıran Le Figaro, İran'ın emellerinden kaygı duyan petrol zengini Körfez ülkelerinin, bölgenin İsrail de dahil olmak üzere nükleer silahtan arınması çağrısı yaptığını aktarıyor. Gazeteye göre bu durum, Avrupa ile Amerika'nın daha bir yakınlaştığının da göstergesi. 'Hamas, Siyonistleri örnek alsın' Orta Doğu'da bir diğer tartışmalı mesele, Hamas'ın Filistin seçimlerini kazanması ardından alınacak tavır. Guardian yazarlarından Jonathan Freedland, şu aşamada hem Amerika hem de Avrupa'nın 'bekle ve gör' politikası izleyip, konuyu 28 Mart'taki İsrail seçimlerinden sonrasına bıraktığına değiniyor. Değişim sürecinden bahseden Hamas'ın eğer bir devlet kurmak istiyorsa Siyonistlere bakmasını öneren Freedland, yazısına şöyle devam ediyor: "Bu karmaşa içinde herkes tarihi bir örnek ararken akla ilk gelen Filistin Kurtuluş Örgütü oldu. İyimserler, Hamas'ın İsrail'in 1967 sınırları gerisine çekilmesine olumlu bakmasından etkilenirken, kötümserler '30 yıl devam eden şiddetin ardından başladığımız yere geri döndük' dedi. "İkinci bir grup ise Hamas'ı, geçen yıl silahsızlandığını ilan eden İRA'nın siyasi kanadı Sinn Fein'le kıyasladı. "Buradaki mesele, Kuzey İrlanda'daki Cumhuriyetçiler şiddete son vermiş olsalar dahi, İngiltere'yle birlik yanlısı Protestanların hala müzakereye yanaşmaması. "Filistinli uzman Ahmed Halidi'ye göreyse çözüm 'iki tarafın da tek yanlı adımlar atmasında'. "İsrail liderliğine Ehud Olmert seçilirse Ariel Şaron'un tek yanlı çekilme planını uygulamaya devam edecek, Hamas'ı da Filistin'de gündelik hayatın inşasıyla baş başa bırakacaktır. "Bu durum, belki de gerçekleşmesi en imkansız olan tarihi paraleli gösteriyor: Hamas, El Fetih ya da İRA'yı değil, İsrail'i inşa eden Siyonistleri örnek almalı. "Askeri rejim altındayken tüm enerjilerini, eğitim, bürokrasi ve sağlık hizmetinin inşasına harcadılar. 1948'de ise devlet kurmaya tamamıyla hazırdılar. " Spot ışıkları Kennedy üzerinde ABD'de Yüksek Mahkeme yargıçlığına Samuel Alito'nun seçilmesi, kendisini destekleyen Başkan Bush'un dün yaptığı ülkenin durumuna ilişkin geleneksel konuşmı öncesinde olumlu bir gelişme olarak görülmüştü. Ancak Guardian "Şimdi spot ışıkları tutumu dosyadan dosyaya değişen bir yargıca kaydı" diyor. Ilımlı bir muhafazakar olan Anthony Kennedy, şimdi mahkemenin 'görüşü en az tahmin edilebilen' ismi. Alito ve Mahkeme Başkanı John Roberts da dahil yargıçların dördü muhafazakar, diğer dördü ise liberal kanatta. Hukuk profesörü Alan Meese'e bakılırsa, pek çok konuda karar dönüp dolaşıp Kennedy'e dayanacak. Kennedy yasal kürtaja destek verdiğinden, kürtaja tam bir yasak getirilmesi şimdilik ihtimal dışı. Bir diğer tartışma konusu, Guantanamo Üssü'nde kalan tutsakların yargılandığı askeri mahkemelerin meşruiyetine ilişkin. Yargıç Kennedy, bu konuda askeri mahkemeye daha önce sadece kısmi destek vermişti. Ölümcül hastalar televizyon şovuna Times, televizyonlarda 'Biri Bizi Gözetliyor' tarzı programlara bir yenisinin daha eklendiğini müjdeliyor okurlarına: "İyileşmek için mucize arayanların imdadına, realite şovlar yetişti" Program televizyonlarda bugüne dek gösterilen en tartışmalı şov olmaya aday. Sponsorluk yapan Disney firması, ölümcül hastalığı bulunan kişileri programa katılarak yaşama fırsatı aramaya davet ediyor. Programın yapımcıları, bilhassa doktorların çok az yaşama şansı tanıdığı hastaları bulmaya çalışıyor. Bu kişilerin tıbbi tedaviyi kendi imkanlarıyla karşılayamayacak durumda olmaları şartı da aranacak. 'Mucize İşçileri' adı verilen ve ABC televizyonunda yayınlanacak programa katılmak isteyen adayların şu sağlık sorunlarından birinden ameliyata gereksinim duymaları yeterli: Beyin ve omurilik tümörü, Parkinson, çene-yüz-kemik sorunları, damar hastalıkları, yapay disk, rizotomi, ileri derecede işitme kaybı. ABC televizyonu, adayların birbirlerine rakip duruma düşürülmeyeceğini, ailelere bu operasyonlara razı olmaları için para ödenmeyeceğini söylüyor. | İlgili haberler 30 Ocak 2006 Basın Özeti30 Ocak, 2006 | Basın Özeti 29 Ocak 2006 Basın Özeti29 Ocak, 2006 | Basın Özeti 27 Ocak 2006 Basın Özeti27 Ocak, 2006 | Basın Özeti 26 Ocak 2006 Basın Özeti26 Ocak, 2006 | Basın Özeti 25 Ocak 2006 Basın Özeti25 Ocak, 2006 | Basın Özeti 24 Ocak 2006 Basın Özeti24 Ocak, 2006 | Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||