|
27 Ocak 2006 Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Bugünkü İngiliz gazetelerinin tümünün manşetlerinde, Hamas'ın Filistin Parlamentosu seçimlerini kazanması var.
Independent'ın manşeti, "Bombalardan oylara: Hamas yönetmeye hazır mı?" Gazetenin ilk sayfasında iki fotoğraf eşliğinde, iki hatırlatma yapılıyor. Fotoğrafların biri İsrail'deki bir intihar saldırısını, diğeri de elinde tüfeğiyle seçim zaferini kutlayan bir Hamas militanını yansıtıyor. Altlarında hatırlatılanlarsa çarpıcı: "Son 6 yılda 58 intihar saldırısında 427 İsrailli'yi öldürdüler. Dün ise 132 üyeli Filistin Parlamentosu'nda 76 sandalye kazandılar." Independent başyazısında "Bu Filistin halkının sesi" diyor. Gazetenin Gazze'deki muhabiri Donald Macintyre ise Hamas ve Batı'nın ikilemle yüzleştiğini söylüyor: "Acaba Hamas Filistin Yönetimi'nin, daha az maaş vereceği çoğu El Fetih'e bağlı 100 binden fazla memuruyla nasıl çalışacak? Batı'nın Hamas'ın ağırlıkta olduğu bir Filistin Yönetimi'ne yardımı kesme tehdidiyse bölgeyi daha da istikrarsızlaştırabilir. Kabus senaryosu Hamas'ın bu durumda İran'dan yardım istemeye zorlanması. Zaten İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinecad da geçen hafta Şam'da, Hamas'ın sürgündeki lideri Halid Maşal'la görüşmüştü." 'Hamas 30 yıl önceki FKÖ gibi' Guardian'ın manşetiyse, "Hamas'ın şok zaferi, Orta Doğu sorununu daha da karmaşık hale getiriyor". Gazete "Hamas depremi sonrası" başlıklı başyazısındaysa Hamas'ın ideolojik olarak 30 yıl önceki Filistin Kurtuluş Örgütü'ne yakın bir konumda olduğunu belirtiyor. Guardian örgütün temel prensiplerinin, silahlı mücadele ve Filistin devletinin İsrail'in yerini alması olduğunu hatırlatıyor. Gazetenin iç sayfalarındaki bir karikatürdeyse, İsrail bayrağının tam ortasından alevler eşliğinde tekerlikli sandalyesiyle Hamas'ın eski dini lideri Şeyh Yasin çıkıyor. Guardian muhabiri Chris McGreal da, yazısında bir hatırlatma yapmayı uygun bulmuş: "İsrail iki yıl önce Hamas'ın tekerlekli sandalyedeki dini lideri Şeyh Ahmed Yasin'e roket attığında Başbakan Ariel Şaron, Yasin'in öldürülmesini 'İslami direniş hareketinin imhası yolunda önemli bir adım' olarak nitelendirmişti. Hamas dünse El Fetih'in Filistin Yönetimi'ndeki 40 yıllık hakimiyetine son verdi." Guardian yazarı Jonathan Steel "Filistinlilerin demokratik tercihine saygı gösterilmeli" diyor. Jonathan Steel'e göre Hamas'ın başarısı, bir süredir Orta Doğu'dan gelen en iyi haber. Steel bu noktada gerek katılım oranı, gerekse de sandıkta mücadele eden görüşlerin çeşitliliği açısından Filistin Parlamentosu seçimlerinin Irak ve Lübnan'dakilerden daha önemli olduğu kanısında. "Önceki günkü seçim aynı zamanda, Arap dünyasında demokrasiyi teşvik etmeye yönelik çabalarında kimsenin Washington'a borcu olmadığını göstermesi açısından da önemlidir. Seçim sonuçları, Filistin'de sivil toplumun bölgede başka hiçbir yerde olmadığı kadar canlı olduğunun, Filistin siyasetinin de dışardan gelen baskılara karşın, zor durumdaki sıradan insanların sosyal ve ekonomik talepleri eşliğinde, kendi dinamikleri olduğunun kanıtıdır." Filistinli bir siyasetçiyi masum siviller eşliğinde öldürmenin ahlaken bir otobüse düzenlenen intihar saldırısından daha iyi olmadığını belirten Jonathan Steele, Hamas'ın İsrail'in var olma hakkını tanımaması hakkında ise şu yorumu yapmış: "İsrail de uzun süre Filistin halkının varlığını tanımayı bile reddetmişti, tıpkı Türklerin geçmişte Kürtlerin varlığını tanımadığı gibi. 15 yıl öncesine dek Filistinliler, uluslararası zirvelere katılmak için Ürdün delegasyonuna sızmak zorundalardı. İsrail hükümetinin, bir Filistin devleti kurulması hedefini kabul etmesi de son 15 yılda oldu." 'Teröristler iktidarda' Daily Telegraph'ın manşetiyse, Steele'inkinden tam farklı bir görüşü yansıtıyor: "Seçim teröristleri iktidara taşıdı." Daily Telegraph, Hamas'ın seçim zaferinin Orta Doğu'ya şok dalgaları yaydığını söylüyor. Gazetenin yazarlarından Anton La Guardia, yazısına şu paragrafla başlamayı tercih etmiş: "Oysa böyle olacağı düşünülmemişti. Amerika iki yıldır demokrasinin İslami terörizme yanıt olduğu görüşünü savunmuştu. Şimdiyse Filistin halkı açıkça tercihini dile getirdi. Filistinliler oylarını teröristlere verdi." Anton La Guardia seçim sonucuna karşın Hamas'ın temel ideolojisini sorgulamaya zorlanacağını söylüyor. La Guardia'ya göre Hamas, uluslararası toplumun desteklediği Yol Haritası sürecine bağlı olup olmayacağına, silahlı milislerini silahsızlandırıp silahsızlandırmayacağına karar vermek zorunda. Daily Telegraph yazarı yorumunu şöyle sürdürmüş: "Hamas, pazarlıklar yapmak zorunda kalacak. Özellikle de Avrupa Birliği'yle. Bu, birliğin yardımlarını almaya devam etmesinin koşulu. Hamas herşeyden önce İsrail'le de temas kurmak zorunda. Eğer Filistinlilerin yaşam koşullarını iyileştirmek istiyorsa... Filistin sorununa yanıt hala 'barış karşılığı toprak' prensibi. 'Ateşkes karşılığı toprak' anlayışı ya da intihar saldırılarına geri dönmek değil." Daily Telegraph başyazısında ise "Batı ve Hamas birbirleriyle konuşmalı" diyor. Gazete Arap dünyasında ilk demokratik sınavın 1991'de Cezayir'de verildiğini, ancak İslami Selamet Cephesi eşliğinde radikal bir harekete iktidar sorumluluğu verme fırsatının kaçırıldığını söylüyor. Daily Telegraph'a göre bu hata tekrarlanmamalı çünkü Hamas'la ilgili bazı olumlu işaretler var: "Hamas, Mart ayında Filistin Yönetimi lideri Mahmud Abbas'la vardığı İsrail'le ateşkes kararına sadık kaldı. Mayıs ve Ekim ayındaki yerel seçim zaferleri sonrası belediyecilik alanında becerikli olduğunu gösterdi. Şimdiyse Hamas, tüm Filistinlilerden sorumlu. Yapılan kamuoyu araştırmaları da Filistinlilerin İsrail'le barış görüşmelerine yeniden başlamaktan yana olduğunu gösteriyor." Daily Telegraph'ın bu aşamada Mahmud Abbas'ın da görevden ayrılması gerektiğini belirttiğini hatırlatalım. Times'ın manşetiyse "İslamcı bombacıların sandık başarısı". Gazete başyazısında, dünyada çok az partinin demokratik bir seçimi kaybetmeyi El Fetih'ten fazla hak ettiğini söylüyor. Times'ın bu noktada bir de çağrısı var: "Avrupa Birliği, Yaser Arafat'ın yolsuzluklarını finanse etti. Hamas terörizmini finanse etmemeli." 'ABD, Orta Doğu'da başarısız' Times'ın iç sayfalarındaki bir yorumun başlığı ise "Niçin galipler Amerika Birleşik Devletleri'ne yardımı için teşekkür etmeli?" Diplomasi editörü Richard Beeston, yorumunda Orta Doğu'da siyasi İslam'ın yükselişi konusunda en büyük katkının Amerikan Başkanı George Bush'dan geldiğini vurguluyor. Beeston'a göre bu noktada eğer amaç laik, ılımlı ve Batı yanlısı siyasi hareketlerin gelişimine destek vermekse, sonuç tam bir başarısızlık. Richard Beeston bunun yerine yeni bir tür İslami demokrasinin türediğini ve bunun bölgesel istikrar açısından hem olumlu hem olumsuz sonuçları olacağını söylüyor. Daha sonra da son üç buçuk yılda Orta Doğu'da yaşanan bazı gelişmeler sıralanıyor: "Türkiye'de 2002'de Adalet ve Kalkınma Partisi seçimleri açık farkla kazandı. Partinin lideri ve önümüzdeki yıl cumhurbaşkanlığının favorisi olan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan oldukça başarılı görülüyor. Peki ya sonra? Lübnan'da geçen yıl yapılan seçimlerde Hizbullah 54 sandalyenin sahibi oldu. İran'daki cumhurbaşkanlığı seçimini sertlik yanlısı Mahmud Ahmedinecad oyların yüzde 62'sini alarak kazandı. Irak'ta en büyük Şii bloğu Birleşik Irak İttifakı son seçimde 128 sandalye elde etti. Mısır'da 'Çözüm İslam'da' diyen Müslüman Kardeşler 88 sandalye kazandı. Ve Filistin Parlamentosu seçimlerinde elde edilen sandalye sayılarına bakın; Hamas: 76, El Fetih 43." 'Arap Dünyası'nda bir ilk' Financial Times ise "Hamas ve yeni Filistin gerçeği" başlıklı başyazısında ilk kez iktidardaki bir Arap partisinin barışçıl şekilde görevden uzaklaştırıldığını vurguluyor. "Bu önemsiz birşey değil" diyen gazete, daha sonra şu çağrıyı yapıyor: "Kısa vadede ABD ile Avrupa ve Arap Birliği ülkeleri sadece İsrail'le ateşkesi uzatmaya ve sivillere yönelik tüm saldırılara son vermeye söz vermesi halinde Hamas'la temas kurmalı. İsrail de daha pragmatik İslamcıların El Fetih'in asla sağlayamadığı istikrarı getirebileceğini anlamalıdır. Ancak eğer İsrail tek taraflı olarak devletinin sınırlarını genişletmeye devam ederse, bu mümkün olmaz." 'İsrail, Orta Doğu'nun tek demokrasisi değil' Financial Times'da ayrıca, Filistin seçimlerini denetleyen uluslararası gözlemci heyetinin eş başkanları arasındaki eski İsveç Başbakanı Carl Bildt ve eski İspanya Dışişleri Bakanı Ana Palacio'nun ortaklaşa kaleme aldıkları bir makale de var. Makalenin başlığı "Niçin Filistinli seçmenlerin tercihine saygı duymalıyız." "Artık otomatik olarak İsrail, Orta Doğu'nun tek demokrasisidir diyemeyiz" yorumunu yapan Bildt ve Palacio, makalelerini şu yorumlarla noktalamış: "İsrail sadece arkasını dönerek yüksek bir duvarla güvenliğini sağlayacağını düşünemez. Tarih sınırların ulusal güvenlik için önemli olduğunu, ancak en önemli unsurun sınırın öteki tarafındakilerin durumu olduğunu gösteriyor. Bir Filistin devleti inşa etme süreci, süren bir işgalle bağdaşmaz. Tıpkı demokratik bir devlet inşa etme sürecinin, teröre hoşgörü gösterilmesiyle bağdaşmayacağı gibi." | İlgili haberler 26 Ocak 2006 Basın Özeti26 Ocak, 2006 | Basın Özeti 25 Ocak 2006 Basın Özeti25 Ocak, 2006 | Basın Özeti 24 Ocak 2006 Basın Özeti24 Ocak, 2006 | Basın Özeti 23 Ocak 2006 Basın Özeti23 Ocak, 2006 | Basın Özeti 22 Ocak 2006 Basın Özeti22 Ocak, 2006 | Basın Özeti 20 Ocak 2006 Basın Özeti20 Ocak, 2006 | Basın Özeti 19 Ocak 2006 Basın Özeti19 Ocak, 2006 | Basın Özeti 18 Ocak 2006 Basın Özeti18 Ocak, 2006 | Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||