BBCTurkish.com
NEWS
SPORT
WEATHER
Son güncelleme: 19 Aralık, 2005 - TSİ 08:13
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
19 Aralık 2005 Basın Özeti
İngiltere gazetelerinde Brüksel'de hafta sonunda sona eren Avrupa Birliği zirvesinin sonuçlarıyla ilgili yorumlar öne çıkıyor.

İngiltere gazeteleri

Birçok yazar, birliğin 2007-13 bütçesi üzerinde uzlaşmaya varılan zirvede, Başbakan Tony Blair'in, verdiği ödünler karşılığında sadece kağıt üzerinde kalabilecek vaatlerle yetinmek zorunda kaldığını öne sürüyor.

Times gazetesi, zirvede atılan imzaların mürekkebi kurumadan Fransa ve İrlanda'nın birlikten aldığı tarım fonlarına halel getirecek herhangi bir anlaşmayı veto tehdidinde bulunduğunu yazıyor:

"Fransa, birlik bütçesinden toplamda en fazla tarım teşviki alan ülke. Alınan teşvikler kişi başına göre hesaplandığında ise İrlanda birinci sırada.

"Fransa Cumhurbaşkanı Jacques Chirac ve İrlanda Başbakanı Bertie Ahern, 2014'e kadar bu teşvikleri garantilediklerini, kesintinin ancak tüm üyelerin 'Evet' demesiye mümkün olacağını söylüyor.

"Bu açıklamalar, Blair için büyük darbe niteliğinde. Zira, Başbakan, İngiltere'nin bütçe katkı payı iadesinden aldığı 7 milyar sterlini, tarım teşviklerinin 2008'de gözden geçirileceği vaadiyle feda etti."

Daily Telegraph, zirvden sonra Chirac'ın aldığı zorlu kararlar nedeniyle Blair'i kutladığını belirterek "Başbakan'ın Chirac'tan duymak isteyeceği en son şey buydu" diyor.

Gazetenin başyazılarından biri ise "Blair, Brüksel'deki ihanetinin bedelini ödeyecek" başlığını taşıyor:

"Blair'in Brüksel'de feda ettiği 7 milyar sterlin, İngiltere ve Galler'in polis bütçesinin toplamına eşit. Son seçimlerde Blair, 4 milyar sterlin vergi indirimi planlayan Muhafazakarlara tepki göstermiş, bunun kamu harcamalarını felce uğratacağını söylemişti.

"Blair, seçmenlerine ihanet etti. Bu kararı, her vergi artışı gündeme geldiğinde Blair'in yüzüne vurulacak."


'Merkel Avrupa'nın umudu oldu'

Financial Times yazarlarından Wolfgang Munchau ise bütçe uzlaşmasında Almanya'nın yeni başbakanı Angela Merkel'in oynadığı role dikkat çekiyor. Yazar şöyle diyor:

"Zirvenin en önemli sonuçlarından biri Almanya'nın Avrupa Birliği'nin belirleyici gücü olarak ortaya çıkmasıydı. Uzlaşma, Merkel'in arabuluculuğuyla gerçekleşti. Ancak Merkel bunu bazılarının umduğu gibi Alman-Fransız ittifakını feda ederek değil, aksine bu ittifakın gücünü kullanarak gerçekleştirdi.

"Eski Avrupa'yla yeni Avrupa'yı ayıran hat artık kayboluyor. Merkel, Polonya için 100 milyon Euro ek yardım kopartarak kendini Varşova'nın müttefiki olarak kabul ettirdi. Polonya'yı Almanya ve Fransa'nın kollarına iten bütçe savaşı patlak verinceye kadar, Blair de aynı konumdaydı. Almanya, Avrupa Birliği liderliği açısından Polonya'nın kilit önemde olduğunu biliyor.

Macaristan'da yayımlanan Nepszadabag gazetesi de "Merkel Avrupa trenini yeniden rayına oturttu" derken, Alman Frankfurter Rundschau, "Merkel Avrupa sahnesine görkemli bir çıkış yaptı" diye yazıyor.

Die Tageszitung
'un yorumu ise şöyle:

"Merkel birçoklarını şaşırtarak Avrupa'yı gözyaşları vadisinden çıkartabilecek güçte olduğunu gösterdi. Merkel'e daha iş düşecek gibi görünüyor. Almanya Başbakanı Avrupa anayasasıyla ilgili müzakereleri de yeniden başlatabilir."

Avusturya'da yayımlanan Der Standart ise bütçe anlaşmasıyla ilgili yorumunda Merkel'in bir gecede tüm Avrupa'nın umudu haline geldiğini vurguluyor.

'Blair kabul etmemeliydi'

Independent yazarı Bruce Anderson ise, "Blair, tarım politikasında reformu kabul ettirmeden bütçeye evet dememeliydi" diyor. Anderson şöyle devam ediyor:

"Blair Avrupa Birliği dönem başkanlığını mutlu sonla bitirmek istedi. Bu yüzden Fransa'ya kapütülasyon verdi. Blair'in ahlaki direnme gücü olsaydı, demokrasinin kurallarının her zaman mutlu sonlara izin vermediğini anlardı. Eğer Blair, bir yandan İngiltere'nin çıkarlarını savunurken, diğer yandan üçüncü dünyaya yardımda ısrar etseydi belki zirvede anlaşma olmayacaktı ama Başbakan Brüksel'den daha saygın bir lider olarak dönecekti.

"Blair Artık Avrupa'da zayıf bir lider olarak görülecek. Başbakan İngiltere'ye pahalıya mal olacak bir miras bırakıyor"

'Cherie Blair Rumları öfkelendirdi'

Times gazetesi, Kuzey Kıbrıs'ta bir Rum vatandaşına ait arazi üzerine villa yaptıkları için haklarında dava açılan İngiliz çifti Başbakan Tony Blair'in avukat eşi Cherie Blair'in savunacağını yazıyor. Haber özetle şöyle:

"Girne'deki arazinin sahibi Nisan ayında bir Rum mahkemesine başvururak İngiliz çiftin inşa ettiği evin yıkılması gerektiğine karar verdi.

"Ama Rum mahkemesinin Kuzey'de yetkisi olmadığı için davacı Rum, bu kararı İngiltere Yüksek Mahkemesi'nde tescil ettirdi.

"Yüksek Mahkeme, dava sonucu İngiliz çiftin İngiltere'deki malvarlıklarına el koyabilir. 22 Aralık'a kadar kararı temyiz hakkı bulunan İngiliz çifti Tony Blair'in eşi Cherie Blair savunacak.

"Kıbrıs Cumhurbaşkanı Tasos Papadopulos, Cherie Blair'in davayı almasına tepki gösterdi ve İngiliz Hükümeti'ne resmi şikayette bulunacağını söyledi.

"İngiliz Yüksek Mahkemesi, herhangi bir Avrupa ülkesi mahkemesinde verilen bir hükmün diğer üyelerde de geçerli olmasını sağlayacak 2001 tarihli Avrupa Konseyi kararı çerçevesinde ilk kez böyle bir davaya bakacak.

Guardian gazetesi de aynı konuyla ilgili haberinde Kuzey Kıbrıs'ta şimdiye kadar 10 bin Avrupalının gayrimenkul satın aldığını, İngiliz çifte açılan davadan cesaret alan çok sayıda Rum göçmenin aynı yolu izlemeye başladığını yazıyor.

Orhan Pamuk davası

Yazar Orhan Pamuk'un kitaplarını İngilizce'ye çeviren ve dava için istanbul'a giden Maureen Freely, Independent'taki yazısında duruşmaya ilişkin gözlemlerini aktarıyor.

"Duruşma öncesinde ve sonrasında yaşananlarla ilgili olarak Türkiye'deki sağ gazeteler, 'Orhan Pamuk ve Avrupalı iş karıştırıcılara dersinin verildiğini yazarken, daha sorumlu gazeteler, haklı olarak bunun bir utanç kaynağı olduğunu, Türkiye'nin dışarıdaki imajına belki de telafisi olmayacak kadar büyük zarar verildiğine dikkat çektiler. Bir avuç yazar ise sadece polisin buna neden izin verdiğini sorma cesaretini gösterdi ama daha ileri gidemedi. Zaten gerek de yok zira herkes mesajı aldı, ben de aldım.

"Bu sadece bir güvenlik zaafı ya da hükümet veya yargının kendi ayağına ateş etme vakası değil, Orhan Pamuk ve destekçilerini özellikle de duruşmayı izlemeye gelen Avrupalı parlamenterleri korkutmaya yönelik planlı bir girişimdi. Dünya medyasının önünde Türkiye'nin eski tarz otoriter bir rejim durumuna düşmesi bir rastlantı değil. Çünkü bazı güçlü çevreler, Türkiye'nin böyle kalmasını istiyorlar.

'Avrupa Birliği üyeliği için Türkiye'nin güdümlü, hamiliğe ihtiyacı olan bir demokrasi olmaması şart koşulmalı. Çünkü bu ordunun tekrar siyasete girmesi anlamına gelir. Bazı militaristler, AB üyeliğinin Kemalizm'e ihanet olduğunu söylüyor. Ordunun tek meşgulüyeti Avupa Birliği değil. Kıbrıs'taki krizin derinleştiği, Kuzey Irak'ta özerk bir Kürt devletinin ortaya çıkmaya başladığı ve Amerika'yla ilişkilerin gerildiği bir dönemde askerin sabrı taşabilir."

İlgili haberler
18 Aralık 2005 Basın Özeti
18 Aralık, 2005 | Basın Özeti
9 Aralık 2005 Basın Özeti
09 Aralık, 2005 | Basın Özeti
8 Aralık 2005 Basın Özeti
08 Aralık, 2005 | Basın Özeti
7 Aralık 2005 Basın Özeti
07 Aralık, 2005 | Basın Özeti
6 Aralık 2005 Basın Özeti
06 Aralık, 2005 | Basın Özeti
5 Aralık 2005 Basın Özeti
05 Aralık, 2005 | Basın Özeti
4 Aralık 2005 Basın Özeti
04 Aralık, 2005 | Basın Özeti
BAŞLICA HABERLER
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
Programlarımız|Frekanslarımız|Türkçe Bölümü hakkında|İşbirliği|Bize ulaşın
BBC Copyright Logo^^ Başa dön
Haberler | Basın Özeti | Dünyaya Açılan Pencere | Özel Dosyalar | Haberlerle İngilizce
BBC News >> | BBC Sport >> | BBC Weather >> | BBC World Service >> | BBC Languages >>
Yardım|Görüşleriniz|Gizlilik