|
7 Aralık 2005 Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
İngiltere'de dört yılda dördüncü Muhafazakar lider, CIA tartışmasında Avrupa'nın da suçu yok mu?, Romanya'da Amerikan üsleri ve bilimadamlarından uyarı: Dikkat, Apofis geliyor...
Şefkatli bir muhafazakar İngiltere'de ana muhalefetteki Muhafazakar Parti'nin dümenine geçen yeni genel başkan David Cameron, bugün ön sayfalarda. Cameron'ın dünkü oylamayla kesinleşen liderliği, son dört yıldır dördüncü genel başkanını seçen Muhafazakar Parti için acaba ne anlama geliyor? Times gazetesi iri puntolarla ''büyük kumar'' diyor: Times, Muhafazakar liderin gençliğine -çünkü daha 39 yaşında- ve gazetenin ifadesiyle siyasetteki tecrübesizliğine dikkat çekiyor. Guardian'ın manşetinde ''yeni Muhafazakarlar'' diye okuyoruz. Gazete, Cameron'ın 'değişim şart' mesajı verdiğini öne çıkarıyor. Cameron'ın deyişiyle, ''modern ve şefkatli bir Muhafazakarlığı'' temsil etmeliler. Guardian'a göre David Cameron'ın amacı, sosyal adaletin merkezdeki partisi olarak halihazırda Tony Blair'in İşçi Partisi'nin doldurduğu yeri ele geçirmek. Ya da DailyTelegraph'ın ifadesiyle, ''Thatcher'ın mirasını kenara itip merkeze oynayan bir Muhafazakar liderle'' karşı karşıyayız. Ama Independent, yeni liderin kalbur üstü geçmişiyle merkeze ne kadar uygun düştüğünü sorguluyor. Eton, İngiltere'nin kaymak tabakasının çocuklarını gönderdiği meşhur -ve ücreti cep yakan- lisesi. Oxford, en muteber üniversitelerinden. Independent bu sabah manşetinde, ''Eton ve Oxford'dan sonra Downing Sokağı mı?'' diye soruyor. Sarkozy'nin yükselişi Downing Sokağına, yani İngiltere'nin başbakanlık konutuna kimin oturacağı sorusunun bir benzeri de şu sıralarda Manş Kanalı'nın öte yakasında, Elysee Sarayı için soruluyor. Fransa'da cumhurbaşkanlığı seçimlerine daha var, ama iktidar partisi içinde Chirac'ın koltuğuna talip olanlar arasındaki yarış, bu sabah Guardian'ın satırlarına şu başlıkla yansıyor: ''Sarkozy'den cumhurbaşkanlığı yönünde büyük bir adım''. Guardian'a göre 2007 seçimlerinin kampanya hazırlığı dün gece merkez sağ iktidar partisinin konuyla ilgili ilk toplantısıyla bir anlamda başlamış oldu. Gazete, halihazırda İçişleri Bakanı olan -ama gözünün cumhurbaşkanlığında olduğunu da saklamayan- Nicolas Sarkozy'nin adaylık yolunu kolaylaştıran bir tüzük değişikliğinin parti ileri gelenleri tarafından onaylanmasının beklendiğini yazıyor. Sarkozy, cumhurbaşkanı adayının doğrudan parti üyelerinin bütününün atacağı oylarla belirlenmesini istiyor. Guardian'a göre bu ön seçim sistemi benimsenirse, Sarkozy'nin 2007'de Fransız kamuoyunun önüne sağ kanatın adayı olarak çıkması ihtimali büyük güç kazanacak. ''Ancak'' diye ekliyor Guardian, ''Sarkozy'nin bu girişimi partinin rakip kampını öfkeden küplere bindiriyor.' En başta, Cumhurbaşkanı Jacques Chirac'ı... Guardian'a göre, Jacques Chirac'ın üçüncü bir dönem cumhurbaşkanlığı için aday olmayacağı artık neredeyse kesin gibi; ama gene kesin görünen bir şey varsa, Chirac'ın Sarkozy'nin önünü tıkamak için elinden gelen her şeyi yapacağı... Avrupalılar ne kadar suçlu? Amerika Birleşik Devletleri Dışişleri Bakanı Condoleeza Rice'ın dün Almanya'da başlayan ve Romanya'da devam eden gezisine gelince... Rice'a gezisi boyunca CIA'ın gizli hapishaneleri ve tutsakları konusundaki iddialar eşlik ederken, Fransız basınından Liberation, ''Avrupa devletleri CIA'in operasyonları hakkında acaba ne kadar bilgiliydi?'' diye soruyor. Liberation'a göre sorunun cevabı ne olursa olsun, ciddi sonuçları var. Şayet Amerikalı yetkililer, terör zanlılarını gizlice yakalayıp sorgulanmak üzere üçüncü ülkelere naklederken, havaalanlarını kullandığı Avrupalıları bu konuda haberdar etmediyse, ''müttefiklerinin egemenlik haklarını çiğnemiş demektir''. Gene Liberation'a göre, şayet bu gizli CIA operasyonları Avrupa devletlerinin bilgisi dahilinde gerçekleştiyse, o zaman Avrupalılar da ''uluslararası hukuku çiğnemiş olurlar.' Tartışmanın odağındaki ülkelerden Almanya'da, geçen hükümet döneminde, bir Alman vatandaşının CIA hapishanelerine nakledildiğini yazan Avusturya gazetesi Der Standard, ''eğer Schröder'in barışçıl yönetimi bir Alman vatandaşının kaçırılıp işkence görüşüne göz yumduysa, Alman kamuoyu bundan hiç memnuniyet duymayacaktır'' diyor. Konu, Alman gazetelerinde de hararetle tartışılıyor. Berliner Zeitung, Alman devletine öfkeli: BerlinerZeitung Almanya'yı ''Amerika'nın suç ortağı'' olmakla itham ediyor. Gizli CIA uçaklarını ve hapishanelerini kınayan gazete, ''teröre karşı terörle mücadele edemezsiniz'' diyor. Fakat DieWelt'in konuya yaklaşımı farklı. ''İki yüzlülük etmeyelim'' diye yazıyor Die Welt, ''ciddi tehlikelerle karşı karşıya olunduğu zaman bütün meşru devletler normalde uyguladığı insan hakları standartlarını bir kenara bırakır.'' Die Welt'e göre, sert sorgu yöntemlerini ve terörle mücadele operasyonlarını reddederek belki vicdanınızı rahat tutmaya çalışabilirsiniz ama, dünyanın gerçekleri bu yöntemleri gerektiriyor... Romanya'da Amerikan üsleri Gizli hapishanelerin bulunduğu söylenen ülkelerden biri olan -ancak hükümetin bu iddiayı reddettiği- Romanya'da gazeteler bu sabah neler yazıyor, kısaca göz atalım. Rice, dün Bükreş'i ziyareti sırasında dört yeni Amerikan üssünün Romen topraklarında kurulmasını öngören anlaşmaya imza attı. Ziua gazetesi bu gelişmeden gayet memnun: ''Bu anlaşma Amerika'nın dostlarının oluşturduğu aileye üyeliğimizin somut bir kanıtıdır'' diyen gazete, ''Amerikan üslerinin komünizm sonrası politikaların başarısına işaret ettiğini'' yazıyor. Ancak bir başka gazete, EvenimentulZilei, tepkisinde çok daha ölçülü. Bu gazete, Amerika ile imzalanan üs anlaşmasını, ''Romanya'nın da içinde yer aldığı yeni bir ulusal güvenlik sisteminin parçası'' diye niteliyor: ''iyisiyle, kötüsüyle kabul etmemiz gerek.'' Apofis geliyor Bu sabah İngiltere basınından Guardian'da yer alan bir haberse, dünya güvenliğine çok farklı bir açıdan -uzaydan- bakıyor. İşte tam sayfa haberin başlığı: ''Adı Apofis. Eni 390 metre. Ve 31 yıl sonra, dünyayı vurabilir''. Guardian, Mısır mitolojisinde kötülüğün simgesi tanrı Apofis'in adı verilen göktaşının dünyayı vurması riskinin bilim adamlarını harekete geçirdiğini bildiriyor. Gazetenin alıntıladığı Nasa bilim adamlarına göre Apofis'in dünyaya çarpışı, Hiroşima'ya atılan atom bombasından 100 bin kat daha büyük bir güç ortaya çıkartabilir. Araştırmacılara göre böyle bir olasılığın yerle bir edeceği binlerce kilometre kare alan ve üzerinde yaşayanların durumu bir yana, asıl tehlike atmosferi kaplaması beklenen toz bulutunda yatıyor. Guardian, bilim adamlarının bu tip bir göktaşının dünyaya çarpmadan yönünün değiştirilmesini sağlayacak teknolojinin geliştirilmesi için acil çağrılar yaptıklarını yazıyor. Bu çağrılarda özellikle vurguladıkları nokta ise: ''Zaman daralıyor''. Guardian'ın görüşlerini aktardığı araştırmacılar, muhtemelen bir füzeyle gerçekleştirilecek göktaşından korunma stratejisinin planlama-deneme ve uygulama aşamalarının yıllar alacağını söyleyerek, çalışmalara hemen başlanmasını istiyorlar. Ve elbette, bunun için de, para... | İlgili haberler 6 Aralık 2005 Basın Özeti06 Aralık, 2005 | Basın Özeti 5 Aralık 2005 Basın Özeti05 Aralık, 2005 | Basın Özeti 4 Aralık 2005 Basın Özeti04 Aralık, 2005 | Basın Özeti 2 Aralık 2005 Basın Özeti02 Aralık, 2005 | Basın Özeti 1 Aralık 2005 Basın Özeti01 Aralık, 2005 | Basın Özeti 30 Kasım 2005 Basın Özeti30 Kasım, 2005 | Basın Özeti 29 Kasım 2005 Basın Özeti29 Kasım, 2005 | Basın Özeti 28 Kasım 2005 Basın Özeti28 Kasım, 2005 | Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||