|
1 Aralık 2005 Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Birinci sayfasında ABD Başkanı George Bush'un Donanma Akademisi'nde yaptığı konuşmadan "Irak'ta tam bir zaferden azıyla yetinmeyeceğim" sözlerini aktaran Independent, haberin başlığında "Ne zaferi Sayın Başkan" sorusunu yöneltiyor.
Bush'a göre, zaferin 'direnişçilere karşı mücadelede öncülük etmeye başladıklarını' söylediği Irak güvenlik güçleri sayesinde gelececeğini aktaran Independent, Başkan'ın ayda 6 milyar dolara ve çok sayıda askerin hayatına mal olan savaş konusunda, giderek daha kuşkucu bir hale gelen Amerikan kamuoyunu ikna etmeye çalıştığını vurguluyor. Independent'in Irak'ta da bulunmuş olan yazarı Patrick Cockburn da, güvenliği Iraklılar'ın devralmasının uygulamada yaratacağı zorlukların altını çizerken, ülke nüfusunu oluşturan etnik ve dini gruplar arasında giderek artan nefretin, ordu içinde de yansımaları olduğuna dikkat çekiyor. Cockburn özetle şöyle devam ediyor: ''Eğer bir Şii taburu Sünniler'in bulundukları bölgelerde görevlendirilirse, bu çok şiddetli tepkilere neden olacaktır. Sünni kontrolündeki Felluce'de halktan bir kişi, 'Burada Şii askerler, Amerikalılar'dan daha çok nefret topluyor' diyor." "Başkan Bush, Irak silahlı kuvvetlerinin Amerikan askerlerinin geri çekilmesine olanak sağlamak için oluşturulduğunu söylüyor. Ancak ordu mensuplarının hükümete bağlılıkları, kendi milisleri ve toplumlarına olan sadakatlerinden daha zayıf." "Sünni toplum, silahlı direnişin hedeflerine ulaşmakta çok etkili olduğunu da öğrendi. Yani, Başkan Bush'un iddia ettiği askeri ilerleme, büyük oranda göz boyama." 'Irak'ta parayla propaganda' Guardian gazetesi, Amerikan basınında yer alan bir haberi okurlarına duyuruyor. Habere göre Amerikan Savunma Bakanlığı, savaşa ilişkin gelişmelerin para karşılığı Irak basınında yayınlanmasını sağlıyor. Guardian'ın aktardığına göre Los Angeles Times'ın ulaştığı belgeler Pentagon'un görevlendirdiği özel bir şirketin, askeri propaganda birimince hazırlanan haberleri Arapça'ya çevirip bağımsız gazeteciler tarafından yazılmış gibi sunarak, para karşılığı Irak basınında yayımlattığını ortaya koyuyor. Belgelere göre örneğin "Teröristler, Sünni gönüllülere saldırdı" başlıklı bir haberin yayımlanması için El Mada adlı bir gazeteye 900 dolar ödenmiş. İddialara Iraklı editörlerin, şaşkınlık ve umursamazlık karışımı bir tepki gösterdiğini yazan Guardian'a göre, El Mada gazetesinin yöneticisi "Haberlerin Amerikan hükümetinden geldiklerini bilseydik, çok daha fazla para isterdik" demiş. Blair'e 'Nottingham Şerifi olma' uyarısı Times gazetesi, Avrupa Komisyonu Başkanı Jose Manuel Barroso'nun AB bütçesinde kesinti öngören dönem Başkanı İngiltere lideri Tony Blair'e 'yoksuldan alıp zengine veren Nottingham Şerifi olmaması' uyarısında bulunduğunu aktarıyor okurlarına.. Nottingham'daki Sherwood ormanları, zenginden alıp yoksula verdiği anlatılan hayali karakter Robin Hood'un mekanıydı. Financial Times gazetesi de Blair'in bugün ve yarın Doğru Avrupa'ya giderek, bütçe konusunda birliğin yeni üyelerini ikna etmeye çalışacağını anımsatıyor. Blair'in stratejisinin siyasi açıdan yüksek riskler taşıdığını vurgulayan Financial Times, İngiltere Başbakanı'na şu uyarıda bulunuyor: "Doğu Avrupa ülkeleri Avrupa Birliği'ne üye olabilmek için acılı bir reform sürecinden geçti. Paraya ihtiyaçları var. Başbakan Blair, birliğin genişlemesini istedi. Bunun başarıyla gerçekleşmesi için kaynakları kesmemesi gerekir." Çek Cumhuriyeti'nde yayımlanan Mlada Fronta Dnes gazetesi de kalkınma fonlarında kesinti yapılmasına karşı çıkılması gerektiğini vurgularken, "Kesilmesi gereken bir fon varsa o da İngiltere'ye ödenen katkı iadesidir" diyor. İngilizlerin diplomatik pazarlıklarda katı olduklarının altını çizen Mlada Fronda Dnes, Doğu Avrupa'nın gerekirse 'Irak kartını oynaması' gerektiğini savunuyor ve şöyle devam ediyor: "Kalkınma fonlarımızda kesintiye gitmek istiyorsa, o zaman bizim de bu paraları başka yerlerden bulmak zorunda kalacağımız Blair'in dikkatine sunulmalıdır. Bu da belki de Çek, Polonyalı ve diğer askerlerin hemen Irak'tan çekilmesi olabilir." Merkel'e eleştiri Alman basınında ise, yeni Başbakan Angela Merkel'in dün parlamentoda yaptığı konuşmada sunduğu hükümet programına ilişkin yorumlar öne çıkıyor. Berliner Zeitung, başbakanın Hristiyan Demokratlar'la Sosyal Demokratlar'ın haftalarca süren pazarlıkları sonucu hazırlanan programın, işkence hissi uyandıran ayrıntılarını yine sunduğunu savunuyor ve şöyle devam ediyor: "Hiçkimse yeni, dev projeler beklemiyordu. Ama yurttaşlarına kamu harcamalarında kesinti, vergide artış yükleri getiren hükümetin, bunların insanların sosyal ve ekonomik durumlarını bir gün nasıl iyileştireceğini de açıklaması önemlidir." Clinton'dan AIDS'le mücadele çağrısı Financial Times'ta 1 Aralık Dünya AIDS Günü nedeniyle bir makalesi yayımlanan eski ABD Başkanı Bill Clinton, 'insan trajedisiyle mücadelenin daha yeni başladığını ve bu mücadelenin herkesin katılımıyla kazanılabileceğini' vurguluyor. 1 milyon AIDS hastasına ilaç sağlanıyor olmasını, BM'nin hedefi olan 3 milyona ulaşılamamış olmasına karşın olumlu bir adım olarak gören Clinton, AIDS'le mücadelede atılması gereken üç adımı özetle şöyle sıralıyor: "Sağlık merkezleri kurmalı, dağıtım sistemini güçlendirmeli ve sağlık görevlisi yetiştirmeliyiz. Tedavi maliyetini herkesin ödeyebileceği miktarda, olabildiğince düşük tutabilmeli, yeni HIV vakalarının ortaya çıkmasını önleme çabalarımızı da ikiye katlamalıyız. AIDS'in bir salgına dönüşmesini ancak önleyici tedbirlerle durdurabiliriz." İngiltere'ye soğuk iklim tehdidi İngiliz gazetelerinde bugün geniş şekilde işlenen konulardan biri de, İngiltere başta olmak üzere kuzeybatı Avrupa'nın gelecek onyıllar içinde karşı karşıya kalabileceği 'iklim değişikliğine bağlı olarak havaların giderek soğuması tehlikesi.' Daily Telegraph, Okyanusları inceleyen Ulusal Oşinografi Merkezi'nin yaptığı bir çalışmaya göre, 'Atlas Okyanusu'nun İngiltere'nin de bulunduğu kesimlerine ılık su taşıyan akıntıların şiddetinin yüzde 30 zayıfladığını' yazıyor. "Atlas Okyanusu'nda hem hava hem deniz suyu sıcaklığının dünyanın diğer bölgelerinden daha yüksek olduğu Ekvator çizgisine yakın bölgelerden gelen ılık sular, Körfez akıntısı ile kuzeydeki kutuplara doğru doğal şekilde taşınıyor." "İşte sıcak suyu getiren akıntıların şiddetinin azalması, bilimadamlarına göre İngiltere'nin bulunduğu coğrafyada havaların 1 derece soğumasına neden olabilir." | İlgili haberler 30 Kasım 2005 Basın Özeti30 Kasım, 2005 | Basın Özeti 29 Kasım 2005 Basın Özeti29 Kasım, 2005 | Basın Özeti 28 Kasım 2005 Basın Özeti28 Kasım, 2005 | Basın Özeti 27 Kasım 2005 Basın Özeti27 Kasım, 2005 | Basın Özeti 25 Kasım 2005 Basın Özeti25 Kasım, 2005 | Basın Özeti 24 Kasım 2005 Basın Özeti24 Kasım, 2005 | Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||