|
24 Kasım 2005 Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Avrupa basınında Bush-Blair anlaşmazlığını ortaya koyan metne sansür, ABD'nin Irak'tan çekilme takvimi, Merkel'in Avrupa turu, İran'ın nükleer programı hakkındaki görüşmeler öne çıkıyor.
Amerika Birleşik Devletleri Başkanı George Bush ile İngiltere Başbakanı Tony Blair arasında Irak konusunda bir anlaşmazlık yaşandığı; Bush'un Arap El Cezire televizyonunu bombalama fikrinden bahsettiği, Blair'in ise kendisini bu fikirden vazgeçirdiği öne sürülmüştü. İki gün önce ortaya atılan bu iddiaların, Bush-Blair konuşmasının kayıtlı olduğu bir metne dayandırıldığı ve bu metnin Devlet Sırları Yasası kapsamına alınarak, gazetelere gözdağı verilmesi ise dün manşetlere taşınmıştı. Konu bugün de gazetelerde geniş yer buluyor. Times gazetesinin haberi özetle şöyle: "Başsavcı Lord Goldsmith, Devlet Sırları Yasası'nı kullanmak suretiyle basını susturarak Başkan Bush'u Irak konusunda utanç verici bir konuma düşmekten kurtarmakla suçlandı. Liberal Demokrat partinin dışişleri sözcüsü Sir Menzies Campbell, "Burada acilen sorulması gereken soru, başsavcının daha önce aralarında kendisinin Irak savaşı hakkındaki tavsiyesi de dahil basına sızan belgelerle ilgili olarak kullanmadığı bu yasaya başvurmanın neden şimdi aklına geldiğidir. Bunun ulusal çıkarla değil, güç durumda olan Beyaz Saray'ın baskısı altında kalan hükümeti korumaya çalışmakla ilgili olduğundan şüphelenilmektedir" şeklinde konuştu." Guardian gazetesinin başyazısında ise iddialarla ilgili şu yorumlarda bulunuluyor: "El Cezire muhabirlerinin, demokrasiyi destekleme niyetindeki ülkeler tarafından meşru askeri hedef olarak görülebilmesi çirkin, ama şaşırtıcı değil. Bu olmaması gereken bir şey ama, kanalın Bağdat ve Kâbil'deki ofislerine Amerikan saldırıları düzenlenmişti. Eğer Başbakan Blair, gerçekten El Cezire'nin Katar'daki merkezinin bombalanmasını engellediyse, bu belki de Başkan Bush'la aralarındaki bir anlaşmazlığı kazandığı ender durumlardan biri, hatta türünün tek örneği olabilir. Eğer durum böyleyse, bu, söz konusu metni yayımlamak ve bu sıradışı öyküyü açığa çıkarmak için zorlayıcı bir nedendir." ABD'nin Irak'tan çekilme planları Amerika Birleşik Devletleri'nin gelecek yıl Irak'tan askerlerini çekmeye başlayacağı yönünde de bazı haberler yer alıyor bugün gazetelerde. Financial Times'ın haberi şöyle: "Amerikan yönetimi bu hafta, Irak'tan gelecek yıl çekilmeye başlayacakları yönünde en kuvvetli mesajlarını göndermeye başladı. CNN televizyonuna konuşan Dışişleri Bakanı Rice, Irak'ta Amerikan askerlerine halen ihtiyaç olduğunu, ancak koalisyon güçlerinin sayısının azalacağını söyledi. Washington Post gazetesi, Amerika'nın Irak'taki 18 tugayından birini gelecek yılın başlarında geri çekebileceğini ve Pentagon'un Irak'taki yaklaşık 160 bin Amerikan askeri sayısını, 2006 yılının sonuna kadar 100 binin altına düşürecek bir senaryo üzerinde çalıştıklarını yazmıştı." Merkel'in Paris ziyareti Almanya'nın çiçeği burnunda başbakanı Angela Merkel'in Avrupa turu da bugün gazetelerde geniş yer bulan bir konu. Fransa'da yayımlanan Le Nouvel Observateur, Merkel'in Paris ziyaretiyle ilgili olarak şöyle yazıyor: "Fransa ve Almanya birbirlerine sadece oy toplamak için muhalefet ederek, Avrupa'nın inşa sürecini yavaşlattı. Şimdi Fransa ve Almanya'nın misyonu, bunu yeniden tesis etmek. Angela Merkel'in Avrupa hakkındaki siyasi fikirlerini Fransız meslektaşlarıyla karşılaştırmaya çalışmak anlamsız olacaktır. Fransa iç karışıklıkları nedeniyle, 2007 yılındaki cumhurbaşkanlığı seçimlerine dek felç durumda kalmaya devam edecek ve bu nedenle Avrupa'nın itici gücü olma rolünü Almanya üstlenmek zorunda kalacaktır. Fransa-Almanya işbirliği Avrupa'nın siyasi inşası demektir." Almanya'da yayımlanan Die Welt ise, Merkel'in Fransız-Alman ekseni tabiri yerine, dostluk ifadesini kullanmasını Alman dış politikasındaki tavır değişikliğinin bir işareti olarak değerlendiriyor. Berliner gazetesi de, şu yorumlarda bulunuyor: "Başka hiçbir ülke yokmuş gibi, sadece Moskova ile Paris eksenlerinde sıkışıp kalan bu ülke için böyle bir değişime acil ihtiyaç vardı. Alanya ve Fransa, Avrupa'da liderlik rollerini yeniden üstlenmelidir. Ancak diğer devletleri gözardı eder ya da kendi isteklerini onlara zorla kabul ettirmeye çalışırlarsa, Avrupa başarılı olamayacaktır." 'İran'da ortak tutum gerekli' Uluslarası Atom Enerjisi Kurumu, İran'ın nükleer programı hakkında bugün bir toplantı yapmaya hazırlanıyor. Guardian gazetesi yazarı Timothy Garton Ash, Amerika ve Avrupa'nın İran konusunda ortak bir tutum izlemesi gerektiğini yazıyor. "Eğer Avrupa ve Amerika, Irak'ta olduğu gibi İran üzerinde de anlaşmazlığa düşerlerse, öngörülen hedeflere ulaşma şansı çok düşük olur. Amerika'nın değil, Avrupa'nın İran'la ticari ilişkileri var ve bu nedenle Avrupa ekonomik ambargolar gibi sopa gösterme taktiğini kullanmaya hazır olmalı. Buna karşın , Amerika da havuç göstermeye, yani İran'la ilişkilerin tamamen normalleşmesi vaadinde bulunmaya kendini hazırlamalı. Ancak sadece batı yeterli değil. Rusya ve Çin'in de işbirliği olmaksızın, İran konusunda çok az şey başarılabilir." Pakistan'da trajedi sürüyor Independent gazetesi ise bugün manşetine, 'Dünyanın unuttuğu trajedi' başlığıyla Pakistan depremini taşıyor. "Pakistan'ı vuran depremden altı hafta sonra, Birleşmiş Milletler ve yardım kuruluşları, engellenmesi mümkün insani bir trajediyi önlemek için zamana karşı yarışıyor. Depremde ve hemen sonrasında yaklaşık 80 bin kişi öldü. Şimdi 80 bin kişinin daha ölmesinden endişe ediliyor. Depremden en çok etkilenen bölgelere ilk karlar düşmeye başlarken, 380 bin kişinin hâlâ acilen barınacak yerlere ihtiyaçları var." Sarhoşken verilen rıza da geçerli İngiltere'de 24 saat alkol tüketimine izin veren yasa dün gece yürürlüğe girdi. Yasaya muhalefet edenler, bunun özellikle alkol tüketimini arttırarak, tecavüz gibi şiddet olaylarını arttıracağını savunuyorlardı. Yüksek Mahkeme'nin dün aldığı bir karar da bu endişelere tuz biber ekmiş gibi görünüyor. Times'ın haberi şöyle: "Sarhoşken tecavüze uğrayan kadınlar, saldırganları yargı önüne çıkarma haklarını kaybetmekle karşı karşıya... Yüksek Mahkeme, dün sarhoş olduğu ve bilincinin yerinde olmadığı sırada tecavüze uğradığını söyleyen bir öğrencinin davasını, sarhoşken gösterilen rızanın da geçerli kabul edileceğini belirterek düşürdü." 400 yıllık oyuna sansür Times gazetesinde yer alan habere göre, Christopher Marlowe'un 1580'lerde kaleme aldığı 'Büyük Timur' adlı oyunu İngiltere'de sahneye konarken sansüre uğradı. Oyunda yer alan Kuran'ın yakıldığı sahnenin, Müslüman toplumun tepkisinden çekinilerek oyundan çıkarıldığı belirtiliyor. Gazetenin konuyla ilgili yorumu şöyle: "Büyük metinleri siyasi nedenlerle değiştirmenin, aşırılık yanlılarından başka kimseye faydası olmaz. 400 yıllık bir metnin, günümüz toplumunun kaygılarını tam olarak yansıtmadığı gerekçesiyle yeniden yazılması tehlikeli bir durum. Bunun sonucunda varacağımız nokta şudur: Bütün Shakespeare oyunlarının gözden geçirilmesi gerekir. Türklere gönderme yapılamaz. Venedik Taciri'ndeki Yahudi tefeci Shylock karakteri de daha az yahudi olur. 7 Temmuz saldırıları ardından tartışılan sosyal ve siyasi sorunlar, Elizabeth dönemine ait bir oyunun sansür edilmesiyle çözülemez." | İlgili haberler 23 Kasım 2005 Basın Özeti23 Kasım, 2005 | Basın Özeti 22 Kasım 2005 Basın Özeti22 Kasım, 2005 | Basın Özeti 21 Kasım 2005 Basın Özeti21 Kasım, 2005 | Basın Özeti 20 Kasım 2005 Basın Özeti20 Kasım, 2005 | Basın Özeti 18 Kasım 2005 Basın Özeti18 Kasım, 2005 | Basın Özeti 17 Kasım 2005 Basın Özeti17 Kasım, 2005 | Basın Özeti 16 Kasım 2005 Basın Özeti16 Kasım, 2005 | Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||