BBCTurkish.com
NEWS
SPORT
WEATHER
Son güncelleme: 21 Kasım, 2005 - TSİ 05:54
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
21 Kasım 2005 Basın Özeti
İngiltere'de terörle mücadele yasa tasarısı ve polise silah verilmeli mi tartışmaları öne çıkarken, Irak'la ilgili iddialar yine ilk sayfalarda yer buluyor.

İngiltere gazeteleri

Guardian gazetesinin manşetinde İngiltere hükümetinin hazırladığı terörle mücadele yasa tasarısı hakkındaki gelişmeler yerleşiyor.

Başbakan Tony Blair'in tasarıyı görüşecek olan Lordlar Kamarası'na uyarılarda bulunduğunu yazan gazete, üst düzey polis yetkililerinin de 14 günlük gözaltı süresini 28 güne çıkaran yasa tasarısına dört temel noktada itirazları olduğunu belirtiyor.

Gazeteye göre, bu noktalar özetle şöyle:

"Sınırdışı etme kurallarına getirilen engelleri aşabilmek için insan hakları yasalarında değişikliklere gitmek. Herhangi bir yerde terörün yüceltilmesini ve haklı gösterilmesini suç olarak kabul etmek. Terörle bağlantılı hiçkimseye sığınma hakkı verilmemesi. Hizb-ut Tahrir ve El Muhacirun örgütlerinin yasaklanması."

Polisin hükümetin diğer 10 teklifine destek verdiğinin belirtildiği haberde ayrıca, İnsan Hakları İzleme Örgütü - Human Rights Watch'ın yasa tasarısının medya, camiler ve sınıflarda ifade özgürlüğüne darbe indireceği yönündeki kaygıları da aktarılıyor.

Polis silah taşımalı mı?

İngiltere'de Cuma günü bir polis memurunun öldüğü, bir diğerinin ise yaralandığı olayın ardından 'tüm polis memurlarına silah taşıma yetkisi verilmeli mi' tartışmaları, 'hayır' yanıtıyla şimdilik kapanmış gibi görünüyor.

Independent gazetesinin konuyla ilgili yorumu şöyle:

"Silahlı polis memurlarının sayısında gidilecek bir artış, sorunda görülen artışla doğru orantılı olmalı. Uluslararası terör çağında, güvenliğin nasıl sağlanacağı hakkında cevap bekleyen önemli sorular var. Şu an ihtiyacımız olan son şey, tek bir olaydan hareketle ülkenin güvenliğini sağladığımız yollarda ani değişikliklere gitmek... Böyle yaparsak, daha çok sayıda masum insan ölecektir."

Irak'ta misket bombaları

Independent'ın manşetindeyse bugün Irak'la ilgili bir haber var. "Ölümcül miras" başlıklı haberde şu ifadeler yer alıyor:

"Irak'ta nereye düştükleri bilinmeyen, masum sivilleri sakatlayabilecek ya da öldürebilecek binlerce misket bombasının mevcut olmasından endişe ediliyor. Bu bombaların atılmasından iki yılı aşkın süre sonra, İngiltere'den nihayet hesap soruluyor."

Avam Kamarasında parlamenterlerin bu konuyla ilgili olarak Başbakan Tony Blair'e bir dizi soru yöneltmeye hazırlandığını belirten gazete, ayrıca mayınların temizlenmesi için mücadele eden 'Landmine Action' adlı örgütün de bu hafta misket bombalarıyla ilgili bir rapor yayımlayacağını yazıyor.

'Irak savaşı dedikodudan çıktı'

Independent'ta yer alan bir başka haber ise, Irak savaşının gerekçeleriyle ilgili.

Habere göre, 'Beyaz Saray savaşa gitme kararını dedikodulara dayanarak almış'.

Amerika'da yayımlanan Los Angeles Times gazetesine dayanarak verilen haberin ayrıntıları şöyle:

"1999 yılında Almanya'ya gelen ve siyasi sığınma talep eden Curveball kod adlı Iraklı kimya mühendisi, Alman istihbarat servisine Saddam Hüseyin'in biolojik silahlar üretmek için mobil laboratuvarlar geliştirdiğini anlatır. Ancak 2002 yılının yazında, açıklamaları üzerine derin kuşkular düşer. Alman istihbarat servisinin üst düzey yetkilileri; CIA'i, bu kişinin silah üretiminde yer almadığını ve yer alan hiç kimseyi de görmediğini söyleyerek uyarır. Elindeki bilginin ikinci elden geldiği ve muğlak olduğu, bir kaynağa göreyse dedikodudan ibaret olduğu söylenir. Ancak CIA bu çekincelerin hiçbirine kulak vermez."

Nurnberg'de ABD tartışması

İkinci Dünya Savaşı'nın ardından Nazi savaş suçlularının yargılandığı Nurnberg mahkemelerinin 60'ıncı yıldönümü dün yargılamanın yapıldığı salonda düzenlenen törenlerle anıldı.

Times gazetesi, anma törenlerine Amerika Birleşik Devletleri hakkındaki tartışmanın damga vurduğunu yazıyor. Ayrıntılar şöyle:

"Uluslararası Savaş Suçları Mahkemesi'ne 21 üst düzey Nazi'nin getirilmesini sağlayan ana güçlerden biri Amerika Birleşik Devletleri'ydi. Şimdiyse Uluslararası Ceza Mahkemesi'ne destek vermediği için ağır eleştirilere uğruyor. Mahkeme 2002 yılında soykırım, insanlığa karşı işlenen suçlar ve savaş suçlarını yargılamak üzere kurulmuştu. Mahkemeyi 100 ülke onayladı ama Amerika onaylamadı. Zira Washington, bu gibi mahkemelerin zaman, yer ve hedeflerle sınırlandırılmasını istiyor. Daimi bir uluslararası mahkemenin Amerikan askerlerine karşı da kullanılmasından endişe ediyor."

Bush'un 'özgürlük feryadı'

Financial Times gazetesinin manşetine ise Amerika Birleşik Devletleri Başkanı George Bush'un Çin temasları yerleşiyor.

'Bush'un Çin'e özgürlük çağrısı' başlıklı haberde Bush'un şu sözleri büyük puntolarla yer buluyor: "Umudum, Çin hükümetinin ibadet etmek için toplanan Hristiyanlardan korkmamasıdır."

Financial Times haberinde, Başkan Bush'un Pekin'de bir kiliseyi ziyaret ettiği, kilisenin konuk defterine "Tanrı Çin'deki Hristiyanları korusun" yazdığı ancak bunların Çin medyasında yer bulmadığı belirtiliyor.

Independent gazetesine göre ise, Bush'un ziyareti kaçırılan bir fırsat niteliğinde...

"Amerikan Başkanı, evanjelik Hristiyanlara desteğini gösterirken genel olarak insan haklarıyla ilgili kaygıları bulunduğu yönündeki iddialarını zayıflattı. Amerika'da kendisine desteğin düşemeye başladığı şu dönemde, Bush'un 'özgürlük feryadı'nın kısmen de olsa kendi ülkesindeki evanjelik Hristiyanları hedef almadığı sonucuna varmak zor."

İngiltere'de nükleer enerji planları

Times gazetesinin manşetine, İngiltere'nin nükleer planları yerleşiyor bugün.

Habere göre, Başbakan Tony Blair'in desteğini alan planlar zarfında, İngiltere yeni sivil nükleer enerji santralleri inşasına başlayacak.

"Bir hükümet raporunda, nükleer enerjinin çekici olmayan bir seçenek şeklinde değerlendirilmesinin üzerinden iki yıl geçmeden, Başbakan Blair nükleer enerji santralleri inşa etmenin enerji ihtiyaçlarını karşılamak ve karbon salınımlarını azaltmak için tek yol olduğuna ikna oldu. Blair, planlama sürecinin hızlandırılmasını ve ilk santralletin inşasına tahmin edilenden çok daha kısa süre zarfında, 10 yıl içinde başlanmasını istiyor."

Fizik dersi tehlikede

Guardian gazetesinde yayımlanan bir habere göre, eğer acilen önlem alınmazsa İngiltere'de fizik dersi tarihe gömülebilir.

"Ulusal düzeyde yapılan bir kamuoyu araştırmasına göre, üniversite öncesinde fizik dersi alan öğrencilerin sayısı 1990 yılından bu yana yüzde 38 oranında azalmış durumda. Yeni fizik öğretmenlerinin de sayısı büyük düşüş gösteriyor ve mevcut öğretmenlerin emekli olmasının ardından, fizik öğretmeni sıkıntısı daha da yoğunlaşacak. Şu anda üniversite öncesi eğitim veren okulların yaklaşık yüzde 10'unda fizik dersi görülmüyor ve fizik dersinin olduğu okulların da yaklaşık yüzde 40'ında bu dersi alan öğrencilerin sayısı beş ya da daha az."

İlgili haberler
20 Kasım 2005 Basın Özeti
20 Kasım, 2005 | Basın Özeti
18 Kasım 2005 Basın Özeti
18 Kasım, 2005 | Basın Özeti
17 Kasım 2005 Basın Özeti
17 Kasım, 2005 | Basın Özeti
16 Kasım 2005 Basın Özeti
16 Kasım, 2005 | Basın Özeti
15 Kasım 2005 Basın Özeti
15 Kasım, 2005 | Basın Özeti
BAŞLICA HABERLER
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
Programlarımız|Frekanslarımız|Türkçe Bölümü hakkında|İşbirliği|Bize ulaşın
BBC Copyright Logo^^ Başa dön
Haberler | Basın Özeti | Dünyaya Açılan Pencere | Özel Dosyalar | Haberlerle İngilizce
BBC News >> | BBC Sport >> | BBC Weather >> | BBC World Service >> | BBC Languages >>
Yardım|Görüşleriniz|Gizlilik