BBCTurkish.com
NEWS
SPORT
WEATHER
Son güncelleme: 09 Aralık, 2005 - TSİ 09:56
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
9 Aralık 2005 Basın Özeti
Çevre diplomatları laftan gayrı ne üretti?, Lordlar Kamarası'nın işkence kararı, altın günlerini yaşayan altına rağbet neden?, Rusya'da Hiv paniği, Polonyalı dişçilere akın eden İngilizler...

İngiltere gazeteleri

Boş laf

Montreal'de bundan 11 gün önce başlayan Birleşmiş Milletler iklim konferansı yarın sona eriyor. Independent, ''peki 11 gün içinde ne mi başardılar?'' diye soruyor:

Gazetenin iri puntolarla vardığı hükme göre 189 ülkeden temsilcinin ortaya çıkarabildiği tek şey ''boş laftan'' ibaret.

Independent, konferans süresince çevrenin uğradığı zararın ise acımasızca sürdüğünü söylüyor:

Gazetenin iddiasına göre çevre konferansı başladığından bu yana denizler 0,077 milimetre yükseldi. 280 bin hektar ormanlık arazi yok oldu. 1 milyar varili aşkın petrol pompalandı. Ve 907 milyon ton sera etkisi yapan sanayi gazı atmosfere salındı.

İşkenceye son nokta

Guardian'ın manşetindeyse dün İngiltere'nin en yüksek yargı mercii olan Lordlar Kamarası'nın duyurduğu kilit önemdeki karar var. Hukuk anlaşmazlıklarında son sözü söyleyen yedi yargıç, zanlılardan işkence altında alınmış bilgilerin İngiltere mahkemelerinde hiçbir şekilde delil olarak kullanılamayacağına hükmetti.

Guardian bu kararın ''İngiltere hükümetinin terörle mücadele politikasını allak bullak ettiği'' kanısında.

Davanın kökeninde İngiltere'de tutuklu çoğunluğu Cezayirli sekiz zanlı var. İngiliz savcıların aleyhlerinde kullandıkları delillerin bir bölümünün başka ülkelerde tutulan işkence görmüş kişilerden elde edildiğini söylüyorlar.

Geçen Ağustos ayında İngiltere'de bir temyiz mahkemesi, yurtdışında üçüncü şahıslardan elde edilmiş bilgilerin -İngiltere'nin işkence olayına bulaşmaması kaydıyla- terör davalarının görüldüğü kapalı mahkemelerde kullanılabileceğini açıklamıştı. Ama dün Lordlar Kamarası yargıçları işte bu kararı bozmuş oldu.

Guardian, şimdi İngiltere hükümetinin belki 30'a yakın terör davasını yeniden gözden geçirmesi gerekeceğini bildiriyor. Gazetenin ifadesiyle Lordlar Kamarası'ndan çıkan en önemli kararlardan biri bu; çünkü medeni bir ülkede işkenceye hiçbir şekilde göz yumulmadığı hükme bağlandı.

Bu sabah Independent, başyazısında, müteşekkir:

''Bir kez daha'' diye yazıyor Independent, ''yargı, ülkemizin değerlerini korudu.''

Fakat Times'ın yaklaşımı farklı.

Times, ''terör zanlıları belki şimdi ellerini kollarını sallayarak serbest dolaşacak'' diyor. Gazete, Londra'daki bombalı eylemlerin ardından, ''oyunun kuralı artık değişti'' diyen Başbakan Tony Blair'in terörle mücadelede daha sert bir politika izleyeceği taahhüdüne karşın, Blair'in bu girişiminin yüksek mahkeme yargıçlarına tosladığını yazıyor.

Dişi ağrıyan Polonya'ya...

Financial Times, on yeni ülkeyle genişleyen -ve değişen- bir Avrupa Birliği'ne ışık tutuyor. Ucuz tarifeli uçaklarla seyahatin giderek yaygınlaşması anlaşılan Polonyalı dişçilerin işine yaradı.

Financial Times, Polonya'nın Varşova dışında diğer kentlerine de seferler koyan ucuz havayolu şirketlerini, İngiltere'ye çalışmaya gelen Polonyalı göçmenlerin yanı sıra, Polonya'ya dişçiye giden çok sayıda İngilizin de kullanmaya başladığını yazıyor.

İngiltere'de dişçi koltuğunda oturmanın canınız bir yana cebinizi de yaktığını burada yaşayanlar bilir... Financial Times, Polonya'da dişlerini yaptıran bir İngilizle söyleşmiş. ''Bundan daha iyisi olamazdı'', diyor 32 yaşındaki İngiliz işadamı, ''hem verdikleri hizmet çok daha iyi, hem de aldıkları para İngiltere'de ödeyeceğimin yarısı bile etmiyor.''

Financial Times, Polonya'da havaalanlarının bu yıl yüzde 30 daha fazla sayıda yolcu ağırladığını tahmin ediyor. Gazete, Avrupa Birliği'ne yeni katılan diğer ülkelerde de tablonun benzer olduğunu bildiriyor.

Budapeşte havaalanında 2005'in ilk 10 ayı içinde yolcu sayısında yüzde 27'lik bir artış var. Prag, yüzde 11'lik bir artışın keyfini çıkarırken, Slovakya'nın Bratislava havaalanı ise, 2001'de 300 bin yolcuyu ağırlarken, bu yıl 1 milyon 300 bin turistin kapılarından geçmiş olacağını tahmin ediyor.

Financial Times, bu artışı büyük miktarda mantar gibi biten ucuz uçak seferlerine bağlıyor.

Altın gibisi yok

Ama her şey ucuzlamıyor. Altın fiyatlarındaki tırmanış, Guardian'ın sayfalarında:

Altının onz başına fiyatı dün 500 dolar çıtasını aştı. Guardian'ın tam sayfa haberine göre bunun iki nedeni var. Bir tanesi, moda. Batılı ülkelerde altın takmak artık eskisi gibi sonradan görmelerin zevksizliği diye küçümsenmiyor. Aksine, ünlü moda evleri koleksiyonlarında utanıp sıkılmadan bol bol altına yer verir olmuşlar.

Guardian, diğer nedeni ise ''korku'' diyor: ''Önce borsalarda internet şirketlerinin hisseleri teker teker söndü. Sonra 11 Eylül saldırıları, ve Irak'ın işgali geldi. Ve buna Amerika'da Merkez Bankası'nın uyguladığı düşük faiz hadleri ve dolardaki değer kaybı eklendi.''

Guardian'a göre kriz zamanlarının geleneksel yatırımı altın, şu sıralarda son 25 yılın en yüksek fiyatından el değiştirerek, alıcılarına güven veriyor.

Rusya'da 'Hiv paniği'

Times gazetesinin sayfalarında, ''Rusya'daki Hiv virüsü paniği'' var. Gazeteye göre kan verme işlemlerinde yapılan bir hatanın ortaya çıkması, yüzlerce kişinin sağlığını tehlikeye atmış olabilir.

Times, Rusya'nın Voronezh bölgesinde belki 200'ü aşkın kişiye yanlışlıkla Hiv virüslü kan nakli yapılmış olabileceğini, ve hastalardan en azından birinin Hiv'e yakalandığını bildiriyor.

Gazete, Avrupa'da Hiv vakalarının en hızlı arttığı ülkenin Rusya olduğunu yazıyor. Times'a göre kayıtlı vakaların sayısı 330 bin olsa da, gayri resmi tahminlere göre yetişkin nüfusun neredeyse yüzde ikisine tekabül eden 1 buçuk milyon dolayında kişinin Hiv taşıyıcısı olduğu düşünülüyor.

Bebek ölümlerinde emzik araştırması

Hemen bütün gazetelerin yer verdiği bir araştırmanın konusu, bebek ölümleri.

Beklenmedik bebek ölümleri -ya da İngilizce tabiriyle beşik ölümleri- bebeğin yatakta nefessiz kalışından kaynaklanıyor ve Independent'a göre İngiltere'de 12 ayın altındaki bebeklerde en sık rastlanan ölüm sebebi.

Bebeği nasıl yatırmak gerektiği konusunda yıllar içinde anne-babalara verilen çelişkili bilgilerden de anlaşılacağa üzere, doktorların kesin yanıt bulduğu bir sorun değil. Şu an en sık verilen tavsiye, bebeğin sırtı üstü yatırılması. Bir İngiliz tıp dergisinde yayınlanan son araştırmanın sonuçları ise, buna yeni bir tavsiye daha ekliyor.

Times'ın başlığına göre, ''bebekleri emzikle uyutmak ölüm riskini yüzde 90 azaltabilir.''

Araştırmacılar, emziğin bebeğin ağzı ile burnu arasında yarattığı hava boşluğunun tehlikeyi azalttığı kanısında. Ancak aynı haberdeki temkinli uyarıyı da hatırlatalım. Bu araştırmanın kesin bir kılavuz olarak kullanılması için henüz çok erken; daha derin istatistiki çalışmalara gerek duyulduğu söyleniyor.

İlgili haberler
8 Aralık 2005 Basın Özeti
08 Aralık, 2005 | Basın Özeti
7 Aralık 2005 Basın Özeti
07 Aralık, 2005 | Basın Özeti
6 Aralık 2005 Basın Özeti
06 Aralık, 2005 | Basın Özeti
5 Aralık 2005 Basın Özeti
05 Aralık, 2005 | Basın Özeti
4 Aralık 2005 Basın Özeti
04 Aralık, 2005 | Basın Özeti
2 Aralık 2005 Basın Özeti
02 Aralık, 2005 | Basın Özeti
1 Aralık 2005 Basın Özeti
01 Aralık, 2005 | Basın Özeti
30 Kasım 2005 Basın Özeti
30 Kasım, 2005 | Basın Özeti
BAŞLICA HABERLER
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
Programlarımız|Frekanslarımız|Türkçe Bölümü hakkında|İşbirliği|Bize ulaşın
BBC Copyright Logo^^ Başa dön
Haberler | Basın Özeti | Dünyaya Açılan Pencere | Özel Dosyalar | Haberlerle İngilizce
BBC News >> | BBC Sport >> | BBC Weather >> | BBC World Service >> | BBC Languages >>
Yardım|Görüşleriniz|Gizlilik