BBCTurkish.com
NEWS
SPORT
WEATHER
Son güncelleme: 08 Aralık, 2005 - TSİ 08:51
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
8 Aralık 2005 Basın Özeti
Mekke zirvesinde Suriye-İsrail pazarlığı mı dönüyor?, manşetlerde savaş suçlusu üç İngiliz -ya da savaş karşıtı, AB'nin bütçe kavgasında İngiltere'nin tek dostu: Malta ve CIA'ye yönelik işkence iddiaları.

İngiltere gazeteleri

Guardian, Orta Doğu'da ''gizli pazarlıkları'' manşete çıkarmış. Gazetenin
iddia ettiğine göre ''Suriye, İsrail ile yeniden görüşme masasına oturmaya hazır''.

Guardian'a göre bunun nedeni, Birleşmiş Milletler yaptırımlarıyla tehdit edilen Suriye Cumhurbaşkanı Beşar Esad'ın bir çıkış yolu arıyor oluşu.

Lübnan'ın eski başbakanı Refik Hariri'nin geçen şubat ayında uğradığı suikast ve bunun ardından açılan Birleşmiş Milletler soruşturması, Suriye'yi zor duruma soktu. Esad hükümeti suikastte hiçbir rolü olmadığını savunuyor.

Ama nihai raporu önümüzdeki hafta Güvenlik Konseyi'ne sunması beklenen BM soruşturma heyeti, Suriyeli yetkililerin parmağı olduğuna işaret etti ve hazırladıkları raporun yaptırım sürecini tetiklemesi muhtemel.

Guardian'a göre Suudi Arabistan'ın evsahipliğini yaptığı İslam Konferansı Örgütü'nün Mekke zirvesinde bir araya gelen Arap liderler, kapalı kapılar ardında Suriye'yi tartışıyor.

Guardian, Suudi Arabistan, Mısır ve Ürdün liderlerinin Beşar Esad'ı İsrail ile en son 2000 yılında çöken ikili görüşmelere yeniden oturmaya iknaya uğraştıklarını yazıyor.

Gazetenin isim vermeden görüşlerini aktardığı üst düzey bir Arap diplomata göre, ''Libya ya da Irak gibi cezalandırılmak istemeyen Suriye, kendisini kurtaracak bir can simidinin arayışı içinde, ve neredeyse her şeye sarılmaya hazır.''

Guardian, Suriye'nin İsrail ile bundan beş yıl önce kopan temaslarını yeniden canlandırmanın aslında Arap liderlerin gündemindeki daha büyük planın bir parçası olduğunu bildiriyor.

Mekke zirvesinde, Guardian'a göre, Ürdün Kralı Abdullah'ın 2002'de ortaya attığı kapsamlı barış önerisi tartışılıyor. Bu plana göre İsrail'in işgal ettiği topraklardan geri çekilmesi karşılığında bütün Arap ülkelerinin İsrail devletini tanıması öneriliyordu.

Savaş suçluları

Nobel Edebiyat Ödülü'nü kazanan İngiliz yazar Harold Pinter'ın dün ödülü resmen devraldığı törende Amerika ve İngiltere'nin hükümet başkanlarına yönelttiği sert suçlama gazetelerin ortak konuları arasında. Pinter, Başkan Bush ve Başbakan Blair'i Irak'ın işgali nedeniyle savaş suçluları olarak ilan etti.

Bu sabah Independent gazetesinin ön sayfasında iri puntolarla yazan iki kelime de aynı: ''Savaş Suçluları''. Ama manşetin hemen altındaki fotoğraflarda ne Bush'un ne de Blair'in, sadece üç sıradan İngilizin görüntüsü var.

Independent'ın aslında bir kelime oyunu yaptığını anlamak uzun sürmüyor. Zira fotoğrafları basılan bu üç kişi, Irak savaşını protesto ederken suç işledikleri iddia edilen ve bu nedenle dün ayrı ayrı yerlerde yargıç önüne çıkan üç savaş karşıtı.

25 yaşındaki Maya Evans, Irak'ta ölen 97 İngiliz askerin isimlerini parlamento binası yakınlarında yüksek sesle okurken tutuklanmış. Nisan ayında geçirilen yasaya göre İngiltere'de parlamento binasının bir kilometre çevresinde izinsiz protesto gösterisi düzenlemek yasaklandığı için, ceza alıyor. Ama Maya Evans, ifade özgürlüğünün çiğnendiğini söylüyor.

72 yaşındaki emekli işadamı Douglas Barker, Irak savaşını protesto amacıyla gelir vergisinin bir kısmını ödemeyi reddettiği için dün mahkemenin yolunu tutuyor.

Independent'ın ön sayfasına taşıdığı üçüncü protestocu ise, hava kuvvetlerinde tıp görevlisi olarak çalışan 37 yaşındaki Malcolm Kendall-Smith.

Savaşın gerekçelerinin uluslararası hukuka aykırı olduğunu savunarak Irak'ta görev yapmayı reddettiği için davası askeri bir mahkemede görülüyor.

AB bütçesi tartışması

Irak savaşı, İngiltere ve Fransa arasında ciddi bir diplomatik uçurum açmıştı. Şimdi yeni bir tartışma konusu, iki ülke arasında görüş ayrılıklarını tekrar su yüzüne çıkarmışa benzer. Bu sabah Financial Times, ''AB bütçesi gerginliği tekrar alevlendirdi'' diye yazıyor.

AB'nin 2007-2013 yılları arasındaki bütçesi için dönem başkanı İngiltere'nin sunduğu öneriler 'kabul edilemez' diye niteleniyor. En sert eleştirilerden bazılarının Fransa'dan yükseldiğini yazan Financial Times'a göre, yeni 10 üyeye ayrılan fonları gelecek bütçede kısmayı teklif eden İngiltere'ye dün Fransa'nın verdiği yanıt, asıl İngiltere'nin elini cebine atıp kendisine verilen geri ödemelerden yaklaşık 6 milyar euro daha feragat etmesi yönündeydi.

Bütçe tartışmasında birçok Avrupa ülkesinin şimşeklerini üzerine çeken İngiltere'nin, bu sabahki Guardian'ın sayfalarına göre, kendisine taraftar toplamak için bir hayli ter dökmesi gerekebilir.

''Tek destek, Malta'dan'' diye yazıyor Guardian'daki haberin başlığı. Gazete, İngiliz Uluslar Birliği'ne üye olan Malta'nın Avrupa Birliği'nin en küçük devleti olarak İngiltere'ye yarı-ılık da olsa bir destek açıklamasında bulunduğunu bildiriyor.

İşkence iddiaları

Almanya basını CIA uçakları ve işkence iddialarını tartışmaya devam ediyor. Amerika Birleşik Devletleri Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice, terör zanlılarının gizlice yakalanıp üçüncü ülkelerde sorgulandığı CIA operasyonlarına ilişkin, ''işkence uygulamadıkları'' güvencesini verdi ama Die Welt gazetesinin ne kadar ikna olduğu şüphe götürür.

Die Welt, ''geç gelen taviz'' manşeti altında, ''Batı dünyasının süper gücü hapis tuttuklarına işkence etmediğini söylemek durumunda kalıyorsa bunda rahatlayacak bir şey bulmak zor'' diye düşünüyor. Gazeteye göre, ''Amerika'nın verdiği bu güvencelere inanmak çok güç.''

DieTageszeitung, Rice'ın sözlerinin bir iyimser, bir de kötümser yorumu olabileceğini yazıyor.

Gazeteye göre, laftan ibaret de olsa Amerikan Dışişleri Bakanı'nın ''işkence yapmıyoruz'' güvencesini dile getirmesi bir ilerleme addedilebilir. Fakat Die Tageszeitung, ''ancak'' diye ekliyor: ''Condoleezza Rice Amerika'nın operasyonları için diğer devletlere bağlı yabancı ajanların zanlılara işkence uygulayıp uygulamadığına değinmedi.'' Gazete, ''bu daha kötümser bakış açısına göre Amerikalıların artan sayıda zanlıyı kaçırıp kendilerine dilediklerini yapma izni veren ülkelere götüreceklerini de kaygıyla düşünebiliriz'' diye yazıyor.

Fakat SueddeutscheZeitung, Rice'ın sözlerinin insan hakları adına bir zafer, Amerikan yönetimi için ise ''acı bir yenilgi'' olduğu kanısında.

Sueddeutsche Zeitung'un yorumlayışına göre Amerikalı Dışişleri Bakanı kelimelere bu şekilde dökmese de aslında şunu diyordu: ''Amerikan toprakları dışında ajanlarımızın zanlılara işkence uygulamasına -bugüne değin- izin veriyorduk.''

Alman gazetesi, Amerikan hükümetinin terörle mücadele sisteminin yavaş yavaş çöktüğüne ve yakında mahkemelerin gerekli yasal düzenlemeler olmadan bir kişinin tutuklanışını her durumda yasaklayacağına inanıyor.

İlgili haberler
7 Aralık 2005 Basın Özeti
07 Aralık, 2005 | Basın Özeti
6 Aralık 2005 Basın Özeti
06 Aralık, 2005 | Basın Özeti
5 Aralık 2005 Basın Özeti
05 Aralık, 2005 | Basın Özeti
4 Aralık 2005 Basın Özeti
04 Aralık, 2005 | Basın Özeti
2 Aralık 2005 Basın Özeti
02 Aralık, 2005 | Basın Özeti
1 Aralık 2005 Basın Özeti
01 Aralık, 2005 | Basın Özeti
30 Kasım 2005 Basın Özeti
30 Kasım, 2005 | Basın Özeti
29 Kasım 2005 Basın Özeti
29 Kasım, 2005 | Basın Özeti
BAŞLICA HABERLER
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
Programlarımız|Frekanslarımız|Türkçe Bölümü hakkında|İşbirliği|Bize ulaşın
BBC Copyright Logo^^ Başa dön
Haberler | Basın Özeti | Dünyaya Açılan Pencere | Özel Dosyalar | Haberlerle İngilizce
BBC News >> | BBC Sport >> | BBC Weather >> | BBC World Service >> | BBC Languages >>
Yardım|Görüşleriniz|Gizlilik