|
18 Aralık 2005 Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Sunday Times gazetesi, Avrupa Birliği'nin yedi yıllık bütçesi üzerinde Brüksel'de varılan anlaşmanın İngiltere'ye pahalıya mâl olduğunu yazıyor.
Gazete, başyazılarından birinde, "Başbakan Tony Blair, iş sıkı pazarlık etmeye geldiğinde, hep yumuşak davranmakla suçlanır" diyerek, bu konuda hedef tahtasının Blair olduğu fikrini işliyor. Gazeteye göre Blair'in yaptığı anlaşmada iki noktada sorun var: Birincisi anlaşmanın kendisi, ikincisi de Blair'in bu anlaşmaya varırken geçtiği yol. Bu iki nokta, beraber, büyük ölçekte bir yetersizliği gösteriyor. Şöyle devam ediyor gazete: İngiltere, Avrupa Birliği'ne artık daha fazla para ödeyecek, ülkemizin net katkısı üç buçuk milyar sterlinden altı milyar sterline çıkacak. İngiltere'ye katkılarından dolayı yapılan geri ödemeden ise yılda bir milyar sterlin kesilecek. Peki ne için? Yok yere. Blair'in anlaşmaya varmadan dönüp gelmesi çok daha iyi olurdu. Yeni muhafazakarlar Observer gazetesinde kısa süre önce İngiltere'de muhafazakar partinin liderliğine seçilen David Cameron ile bu göreve seçilmesi sonrası yapılan ilk özel röportaja geniş yer ayrılmış. "Bu mülakat, zamanlaması açısından önemli" yorumunu yapan gazete, son Ipsos / Mori anketinde muhafazakarların dokuz puan İşçi Partisi'nin önüne geçtiğini, Cameron'ın da Tony Blair'in ardından başbakanlık için adı geçen Gordon Brown'ın sadece dört puan gerisinde olduğuna dikkat çekiyor. Observer'ın ifadesiyle, "İngiltere'nin ılımlı, ilerlemeci sesi olmaya aday" olan Cameron, 21'inci yüzyılın İngilizlerinin, artık ideolojik yaklaşımlardan uzak ve pratik bir siyaset anlayışından yana bir nesil olduğundan bahsediyor. Cameron'ın röportajında en ilgi çekici noktalardan biri mültecilerin durumu. "İltica hakkı arayanları bağrımıza basmalıyız" diyen Cameron, muhafazakarların mültecilere karşı güttüğü siyaseti de terk etmeyi düşünebileceğini doğruluyor. İngiltere'de muhafazakarlar, geleneksel olarak ülkenin kabul ettiği mülteci sayısının sınırlı tutulmasından yana bir anlayışa sahiptir. David Cameron, verdiği mülakatta ayrıca büyük işletmelerin daha fazla sosyal sorumluluk almalarını isterken, çalışan ailelere de çeşitli kolaylıklar sağlanacağını belirtiyor. Muhafazakarlar, büyük işletmelere verdikleri destek nedeniyle de devamlı olarak eleştirilirdi. Observer gazetesi son olarak Cameron'ın en fazla tepkili olduğu noktaların başında hükümetin kamuya açık yerlerde kısmi sigara yasağı uygulaması olduğunu söyleyerek genç liderin şu sözlerini sayfalarına taşıyor "Sigarayı yedi ay bıraktım, sonra bir gün tatildeyken oturduğumuz masada unutulmuş bir paket sigara gördüm. O an, bir şekilde sigarayı bırakmış olduğumu unutuverdim" Orhan Pamuk davası Independent on Sunday yazarlarından Joan Smith, köşesinde hafta içinde hem Avrupa hem de Türkiye'de yakından takip edilen Orhan Pamuk davasından izlenimlerini aktarıyor. Smith, Orhan Pamuk'un Türklüğe hakaretten yargılandığı davada olay çıkmasını beklediğini ancak bu kadarını kendisinden tahmin etmediğini söylüyor. Pamuk'a, adliyeye giriş ve çıkışı sırasında pankart açan bir grup ile bazı vatandaşlar, tepki göstermiş, polis ile çevredekiler arasında kargaşa yaşanmıştı. Yazar Joan Smith, Orhan Pamuk dahil yaklaşık 60 aydının, ülkedeki ifade özgürlüğünü Avrupa Birliği standartlarına taşıması beklenen Ceza Yasası kapsamındaki 301'inci maddeden yargılandığını belirtiyor. Yazara göre bu kişilerin televizyonlara da yansıyan mahkeme önündeki şiddet sahnelerini gördükten sonra kendilerini güvende hissetmeleri mümkün değil. Smith'e göre, bu olaylar, iki ay önce Avrupa Birliği ile müzakerelere başlamasına yeşil ışık yakılan Türk hükümeti'nin sadece insan haklarına bağlılık taahhüdünü değil, aynı zamanda, ülkenin en yetenekli vatandaşlarını koruma isteğini de tartışmaya açıyor. Smith, "Hükümet, kendi aydınlarının, bu şekilde aşağılanmasına izin verirse, Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne girmesi beklenebilir mi gerçekten?" diye sorarak "301'inci madde gibi yasaların insanları ancak oto sansüre teşvik edeceğini vurguluyor. Joan Smith, adaleti küçülten bu tür olaylar devam ettiği sürece Türkiye'nin modern Avrupa kimliği yolundaki ilerlemelerinin zarar göreceğini belirterek tamamlıyor Independent'taki yazısını. Direnişçiler Google Earth kullanıyor Sunday Telegraph, savunma uzmanlarına dayandırdığı haberde, Irak'taki direnişçilerin İngiliz ve Amerikan üslerine saldırmak için popüler bir internet sitesi olan Google Earth'deki uydu fotoğraflarını kullanıyor olabileceğini yazmış. Google Earth, kullanıcılarının, dünyanın nerdeyse hemen her yerinde, herhangi bir noktayı uydu fotoğrafı üzerinden görüntüleme, fotoğraftaki bir noktayı büyütüp küçültme, örneğin bir kentte, herhangi bir evin önünde park eden aracı görene dek yakınlaşmasına imkan veriyor. Tanınmış istihbarat ve savunma dergisi Jane's'in teknolojik savaş uzmanlarından Bill Sweetman'a göre, bu uydu fotoğrafları bir intihar eylemcisinin hedefine ulaşmak üzere hangi yolu izlemesi gerektiğini anlamasını dahi sağlayabilir. İnternet kolayca indirilebilen bir program olan Google Earth, bu yaz kullanıma açıldığından bu yana büyük ilgi görüyor. Zira, program sayesinde evinizin uzaydan nasıl göründüğüne tanık olmanız, ya da kaldığınız otele en yakın sahili bulmanız mümkün. | İlgili haberler 9 Aralık 2005 Basın Özeti09 Aralık, 2005 | Basın Özeti 8 Aralık 2005 Basın Özeti08 Aralık, 2005 | Basın Özeti 7 Aralık 2005 Basın Özeti07 Aralık, 2005 | Basın Özeti 6 Aralık 2005 Basın Özeti06 Aralık, 2005 | Basın Özeti 5 Aralık 2005 Basın Özeti05 Aralık, 2005 | Basın Özeti 4 Aralık 2005 Basın Özeti04 Aralık, 2005 | Basın Özeti 2 Aralık 2005 Basın Özeti02 Aralık, 2005 | Basın Özeti 1 Aralık 2005 Basın Özeti01 Aralık, 2005 | Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||