BBCTurkish.com
NEWS
SPORT
WEATHER
Son güncelleme: 28 Ağustos, 2005 - TSİ 14:57
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
28 Ağustos 2005 Basın Özeti
İngiltere'de Pazar günleri yayımlanan Observer gazetesi, manşetinde, üst düzey bir Dışişleri Bakanlığı yetkilisi tarafından kaleme alınan ve gazeteye sızdırılan bir iç yazışmayı aktarıyor.

İngiltere'de yayımlanan gazeteler

"Blair, Irak savaşı ve terör bağlantısı konusunda uyarılmış" başlığını atan gazete, daimi Bakan Yardımcısı Michael Jay'in, 7 Temmuz saldırılarından bir yıl önce kabinedeki bakanlardan birisine yazdığı mektupta, Irak savaşının İngiltere'de aşırı uçtaki Müslümanları tetiklediği belirtiliyor.

Başbakanlık tarafından ısrarla reddedilen bağlantıya rağmen Jay mektubunda, "İngiltere'nin dış politikası, özellikle Orta Doğu ve Irak bağlamında, Müslüman toplum içinde huzursuzluk yaratan başlıca konu" ifadesine yer veriyor.

Observer gazetesinin haberine göre, bunun, Hizb ut-Tahrir ve El Muhacirun gibi radikal İslamcı örgütlere olan sempatinin artmasında ve eleman sağlanmasında başlıca itici güç olduğunu belirten mektuba eklenen bir strateji belgesinde de duyulan endişe dile getiriliyor. "İslam'la Köprü Kurma" adlı belgede, İngiltere'nin, Amerika Birleşik Devletleri'yle birlikte "haçlı seferlerine" girişen bir ülke olarak görüldüğü belirtiliyor ve ülkenin terör saldırılarına hedef olabileceği kaydediliyor.

"Irak'ta yeniden yapılanma safhasına girilmiş olmasına rağmen bu görüşlerde herhangi bir değişiklik gözlenmiyor" yorumunu yapan belgede "Bu nedenle, İslam'la kaynaşma çabalarımız büyük hasar almaktadır" kaygısı belirtiliyor.

Sunday Telegraph gazetesi de, baş makalesine Irak konusunu taşımış.

"Irak'tan gerçek haberler" başlıklı yazı, "BBC'nin yayınları izlendiğinde, Irak'ta bir anayasa hazırlanmasının başarısızlıkla sonuçlanacağı, ülkenin bir iç savaşa gitmekte olduğu izlenimi ediniliyor" sözleriyle başlıyor.

Sunday Telegraph, "Gerçekte olanlar ise çizilen bu resimden biraz daha iyimser" görüşünü savunuyor. "Yıllarca Saddam Hüseyin'in diktatör rejimi altında yaşayan ve bir demokrasi geleneğine sahip olmayan Irak'ın politikacıları, demokratik bir geleceğin temellerini atacak çalışmalarda çok önemli ilerlemeler sağlıyorlar" diye yazan gazete, bunun kolay bir süreç olmadığını belirtiyor.

"Başkan Bush, Amerika'nın Bağımsızlık Deklarasyonu’ndan bir anayasaya geçmesinin 13 yıl aldığını söyledi. Iraklılar'dan bunu bir kaç ayda yapmaları bekleniyor" diyen Sunday Telegraph, "Şiîler ile, Sünniler ve Kürtler arasında derin görüş ayrılıkları var elbette ama 'ülkenin geleceğinde İslam'ın rolü' konusu çözümlendi.

Anayasa taslağında, 'İslam, yasama sürecinin önemli kaynaklarından birisidir' ifadesi yer alıyor" görüşüne yer veriyor. Bunun tek kaynak olarak gösterilmediğini ifade eden Sunday Telegraph yazısını "Irak'ın önünde demokrasi için zorlu bir yol olduğu gerçek. Ama bu hedefe ulaşmak için çalışıyorlar. Irak'ın büyük çoğunluğu, demokrasi hayalini gerçeğe dönüştürmek için kararlı" sözleriyle noktalıyor.

Independent on Sunday ise Irak konusunda daha karamsar ve ülkede yaşananların Washington'un yanlış kararları sonucu olduğu görüşünde.

"Bush, herşey plana uygun gidiyormuş gibi davranmaktan vazgeçmeli" diye yazan gazete, "Amerika, istikrara kavuşmuş bir Irak'tan makul bir süre içinde çekilmek istiyorsa, önce hatalara son vermeli" diyor.

"Washington'un son hatası, Irak anayasası için takvimi, bu ülkenin ihtiyaçlarına göre değil, Amerika'daki kamuoyu yoklamalarına göre belirlemiş olması" görüşünü savunan Independent on Sunday, yazısını şöyle sürdürüyor.

"30 yılı aşkın süre diktatörlükle yönetilen, üç savaş geçiren ve yıllardır tecrit ve yaptırımlarla yaşayan, farklı toplumlar arasında, İslam'ın rolü ve petrol gelirlerinin kullanımı konusunda uzlaşamayan bir ülkenin, Washington'un yapmacık siyasî sürecinde başarısız olması şaşırtıcı değil."

"Ülkede yaşanan şiddet, demokratik süreci etkilemekle kalmadı şimdi de mezhepler arasında çatışmaya dönüşerek ülkeyi iç savaşın eşiğine getirdi. Irak'ta kan durmadığı sürece, Amerika çekildikten sonra ülkeyi ayakta tutacak kurumların oluşturulması mümkün değil."

"'Ben Başkan olduğum sürece Irak'ta kalacağız, savaşacağız ve terörle savaşı kazanacağız' diyen Başkan Bush'un, görev süresinin sonunu düşünmeye başladığı ortada. Bush, başkanlığının, Irak savaşıyla değerlendirileceğini biliyor. Ancak, Irak'ta sorunları çözmenin, hatta çözmeye başlamanın bile Bush'tan sonraki başkanın üzerine kalacağını görmenin zamanı geldi."

"Almanya'da 18 Eylül'de yapılacak seçimler öncesinde, seçmenlerin yaklaşık yarısı kime oy vereceği konusunda kararsız."

Almanya'da seçimlere üç hafta kala, kararsız seçmenlerin, sandıktan çıkacak sonucu tahmin etmeyi güçleştirdiğini belirten Observer gazetesinin haberine göre, pekçok kişinin Gerhard Schröder hükümetinden bıktığını belirtiliyor.

Ancak muhalefetteki Hıristiyan Demokratlar'ın lideri Angela Merkel'in, seçmenler tarafından 'sıkıcı' bulunduğunu belirten Observer, "Ülkede genel kanı, her kim seçilirse seçilsin, ekonomik sorunlara çare getirmeyeceği" diye yazıyor.

Gazetenin haberine göre, yapılan son kamuoyu yoklamalarında Angela Merkel'in partisi yüzde 44'lük oranla hâlâ önde görünüyor. "Ancak seçimin ardından Almanya'da nasıl bir hükümet kurulabileceği henüz açık değil" diye yazan gazete, ZDF televizyonu tarafından yaptırılan bir kamuoyu yoklamasına göre, Merkel'in koalisyon ortağı liberallerin yüzde 7, Schröder'in Sosyal Demokrat Partisi'nin yüzde 30, Yeşiller'in ise yüzde 7 oranında desteğe sahip olduklarını aktarıyor.

Gerhard Schröder ve Angela Merkel'in politikaları konusunda öne çıkan noktaları Observer şöyle özetliyor.

"Merkel katma değer vergisini yüzde 16'dan 18'e çıkarmayı ve çalışanların sosyal sigorta masraflarını azaltmayı hedefliyor. Schröder'in vergi politikası ise yılda 250 bin Euro'dan daha fazla kazanan kişilerin vergi dilimini yüzde 42'den 45'e çıkarmak. Merkel, 'karmaşık ve adaletsiz' diye nitelediği vergi sistemini değiştirmeyi önerirken Schröder sosyal devlet sisteminde bir değişiklik istemiyor."

"Merkel'in üniversite öğrencilerinden harç alma talebine karşı, Schröder, ücretsiz üniversite eğitimini savunuyor. Hıristiyan Demokratlar'ın lideri Angela Merkel, Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne üyeliğine karşı çıkarak üyelik yerine 'imtiyazlı ortaklık' verilmesini önerirken, Sosyal Demokrat lider ve Başbakan Gerhard Schröder'den Türkiye'nin Avrupa Birliği üyeliğine tam destek geliyor."

İlgili haberler
BAŞLICA HABERLER
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
Programlarımız|Frekanslarımız|Türkçe Bölümü hakkında|İşbirliği|Bize ulaşın
BBC Copyright Logo^^ Başa dön
Haberler | Basın Özeti | Dünyaya Açılan Pencere | Özel Dosyalar | Haberlerle İngilizce
BBC News >> | BBC Sport >> | BBC Weather >> | BBC World Service >> | BBC Languages >>
Yardım|Görüşleriniz|Gizlilik