|
31 Temmuz 2005 Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
İngiltere pazar gazetelerinde başkent Londra'daki toplu ulaşım araçlarını hedef alan saldırılar ve bombalama girişimleriyle ilgili haber ve yorumlar sayfalardaki ağırlığını koruyor.
Sunday Times gazetesi, polis ve istihbarat kaynaklarına dayanarak üçüncü bir terör hücresinin Londra'da yeni saldırılar planladığını yazdı. Gazeteye göre, 21 Temmuz'daki saldırı girişiminden sorumlu tutulan zanlıların yakalandığı operasyonlar da bu kaygıyla yapıldı. Geçen cuma günü yapılan operasyonda Londra'da 6 binden fazla polis seferber edildi. Observer gazetesi de, üst düzey emniyet yetkililerine dayanarak bu perşembe metro trenleri ve otobüslere yeni bir saldırı düzenleme olasılığı olduğunu belirtiyor. Gazeteye göre bir yetkili bu saldırıların El Kaide örgütünün izlerini taşıdığına dikkat çekerek "Dünya Ticaret Örgütü'nü iki kez vurdular. Mısır'daki elçiliklere de iki kez saldırdılar. Bu yüzden önümüzdeki perşembe günü, her zamankinden daha fazla güvenlik önlemi alınacak" dedi. Observer, Londra polisinin Thames nehrinin üzerindeki köprülerde de sıkı önlemler alacağını kaydetti. Gazete, polisin, 7 Temmuz'da 56 kişinin öldüğü saldırılardan birkaç gün önce ülkeye girdiği ve eylemleri yönlendirdiği sanılan bir el Kaide liderini aradığını kaydediyor. Observer, daha önce ülkeye giren her yolcunun adının istihbarat birimlerinin onayından geçmesini sağlayacak uygulamaya 2008'de başlanmasının planlandığını ancak son gelişmeler üzerine bu tarihin erkene alınmasının gündeme geldiğini yazıyor. Sunday Times gazetesi 21 Temmuz'daki saldırı girişimlerinin zanlılarından Etiyopya asıllı İngiliz vatandaşı Osman Hüseyin'in olaydan sonra, üstelik polisin fotoğraflarını yayınladığı gün nasıl Roma'ya kaçtığı konusunda soruşturma başlatıldığını belirtiyor. Gazeteye göre, İngiltere'den Paris'e buradan da İtalya'ya giden Hüseyin'e sadece Fransız polisi pasaport sordu. Bu arada, Sunday Telegraph gazetesi, Hüseyin'in İtalya'da tutuklanmadan birkaç saat önce Suudi Arabistan'la telefon görüşmesi yaptığının belirlendiğini, İngiltere istihbaratının şimdi eylemcilerin Suudi Arabistan bağlantısını araştırdığını duyurdu. Independent on Sunday gazetesi ise manşetinde Roma'da yakalanan zanlı Osman Hüseyin'in ifadelerine yer veriyor. Gazeteye göre Hüseyin Irak'ın işgali nedeniyle saldırı girişiminde bulunduklarını söylüyor. El Kaide örgütüyle hiçbir bağlantıları olmadığında ısrar eden Osman Hüseyin, Irak'ta Amerikan ve İngiliz askerleri tarafından öldürülenlerin ve gözü yaşlı yakınlarının görüntülerini gördükten sonra birşeyler yapılması gerektiğine karar verdiklerini anlattı. 'Sorun İslam değil' Yine Independent on Sunday gazetesinde, sonradan Müslüman olan eski şarkıcı ve Uluslararası Eğitim Araştırmaları Kurumu Başkanı Yusuf İslam'ın Londra saldırılarıyla ilgili bir değerlendirmesi yer alıyor. Yusuf İslam yazısında bu tür saldırıların dinin çok fazla rolü olmasından değil, aksine din eğitimi eksikliğinden kaynaklandığı görüşünü dile getiriyor. İslam'ın şiddeti teşvik etmediğini, aksine kınadığını belirten Yusuf İslam şöyle diyor: "İslam barış sözcüğünden türeyen bir kelime. Saldırıya karışanların hiçbiri din okullarında eğitim görmedi. "İngiltere'deki okullarda, İslam'a karşı önyargının hakim olduğu bir ortamda, Müslüman çocuklara İslam'ın temsil ettiği değerler anlatılamadı. Bu koşullarda Tanrı'ya ve topluma karşı sorumluluklarını anlayamayan çocuklar, din adına yapılan barbarlıklara alet oluyorlar. Nasıl Hitler Hıristiyanlığın eseri değilse, bu tür saldırıların da İslam'la ilgisi yoktur."
Gazeteye göre, ülkenin önde gelen insan hakları avukatlarından biri olan Cherie Blair, Meclis'in tatilinin bitmesinden sonra geçirilecek yasaların İngiltere'nin dış dünyaya şimdiye kadar verdiği mesajlarla tezat oluşturacağını belirtiyor ve "Bu yasalarla kendimizi artık nasıl medeni bir ulus gibi gösterebiliriz" diyor. Aynı gazeteye demeç veren önde gelen Fransız yargıçlardan Jean Luis Bruguire ise, "İngiltere, insan hakları saplantısından kurtulmadıkça terörle mücadele edemez" diye konuşuyor. Fransız yargıç, İngiltere'nin insan hakları kaygısıyla tüm dünyadan aşırı uçtaki kişilere kucak açarak siyasi sığınma hakkı verdiğini, ama şimdi terörün kurbanı olmaya başladığını öne sürerek "Terörü önlemenin tek yolu baskıdır" diyor. Bruguire, şöyle devam ediyor: "Her ülke hata yapabilir. Ama bundan dönülmelidir. Aynı hatayı Fransa 1970'lerde yaptı. İtalyan ve İspanyol suçlulara karşı pasif davrandı." Sunday Telegraph, Fransa'nın Avrupa'da terörle mücadele konusunda en sert yasalara sahip ülke olduğunu anımsatıyor ve Fransızların aralarında Paris'teki Amerikan büyükelçiliğinin bombalanması dahil birçok saldırı girişimini engellediğini belirtiyor. Miloseviç Moskova'ya gönderilebilir Sunday Times gazetesi, Lahey'deki Uluslararası Savaş Suçları Mahkemesi'nde yargılanan eski Yugoslavya Cumhurbaşkanı Slobodan Miloseviç'in, duruşmasının tamamlanmasından sonra Rusya'daki bir hapishaneye gönderilebileceğini yazıyor. Gazete, dört yıldır devam eden ve önümüzdeki yıl tamamlanması beklenen dava sonunda Miloseviç'in en az 20 yıl hapis cezasına çarptırılabileceğini, Amerika Birleşik Devletleri ve İngiltere'nin eski liderin Moskova'ya gönderilmesine karşı olmadığını belirtiyor. Şimdiye kadar Miloseviç'in duruşması için toplam 100 milyon dolar harcayan Batılı ülkeler, davanın bir an önce kapanmasını istiyor ve Miloseviç'in zaman zaman eşini görebileceği bir yerde hapis yatma kararını temyiz etmeyeceğine inanıyor. Miloseviç'in eşi Moskova'da yaşıyor. Sunday Times'a göre, Boşnak ve Arnavut örgütler ise mahkemeden binlerce kişinin ölümünden sorumlu tutulan Miloseviç'le ilgili böyle bir karar çıkması halinde adalate inançlarını yitireceklerini söylüyor. 'Japonya plütonyum depoluyor' Observer gazetesinin dış haber sayfalarında yer alan haberde, Hiroşima ve Nagazaki'ye atom bombası atılmasının 60'ıncı yıldönümünü anmaya hazırlanan Japonya'nın komşu ülkelerin oluşturduğu nükleer tehdide karşı plütonyum depolmaya başladığını yazıyor. Ülkedeki çevreci örgütler, Japonya'nın dünyanın en önemli nükleer güçlerinden biri olmaya hazırlandığını öne sürüyorlar. |
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||