|
29 Temmuz 2005 Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
İrlanda Cumhuriyetçi Ordusu IRA'nın dün, silahlı mücadeleye son verdiğini açıklaması tüm gazetelerde öne çıkan konu.
Times gazetesi, "IRA Eylül'e kadar tüm silahlarını imha edecek" manşetiyle çıkıyor bu sabah. Açıklama, Financial Times gazetesine ise "IRA silahlı mücadeleyi bıraktı" sözleriyle yansıyor. Guardian gazetesi, açıklamayı okuyan IRA üyesi Seana Walsh'a atıfla, "35 yıl süren bombalar ve kanın ardından, kısık bir ses IRA'nın savaşını sona erdirdi" başlığını atmış bugünkü sayısına. Daily Telegraph gazetesi "Kuzey İrlanda'da barışın bedeli" manşetinin altında, IRA'nın silahlı mücadeleyi sürdürdüğü dönemle ilgili şu istatistik bilgilerini aktarıyor: "3673 ölü, 45 bin yaralı, 15 bin 300 bomba, 36 bin silahlı çatışma, 30 bin terör mahkumiyeti, 1969'dan bu yana bölgeye sevkedilen 300 bin asker ve tahminen harcanan 100 milyar sterlin" Independent gazetesi İrlanda Gönüllüleri ya da daha bilinen adıyla IRA'nın açıklamasından "IRA'nın liderliği, silahlı faaliyetlerin resmen sona erdirilmesi emrini verdi" alıntısının altına "IRA, savaş bitti, dedi" manşetini atmış. Gazete başyazısında da bu konuyu değerlendiriyor. "Birlik yanlıları bu tarihî açıklamaya yanıt vermeli" başlıklı yazıda öne çıkan değerlendirmeler şöyle. "Bu benzeri görülmemiş bir açıklama. IRA'nın, silahlı mücadele yoluyla 86 yıllık, 'birleşik bir İrlanda yaratma' mücadelesi sona erdi." "Bu açıklama, Kuzey İrlanda siyasetinin, silahların gölgesinden kurtulmaya başladığının bugüne kadarki en net işareti. Ancak, IRA'nın silahlı mücadelesi boyunca, yüzlerce masum insanın öldüğü unutulmamalı." "Örgütün "Silahlı mücadele haklıydı" savunması ise doğru değil. Sivilleri hedef alan terör eylemleri kabul edilemez. IRA bu yolu hiç seçmemeliydi." "Şimdi yapmaları gereken, davranışlarının da verdikleri sözler kadar güçlü olduğunu göstermek" diye yazan Independent, IRA'nın bu girişiminin ardından, İngiltere'ye bağlılıktan yana kesimlere de görev düştüğünü belirtiyor. "Demokratik Birlik Partisi lideri Ian Paisley bu önemli açıklamaya karşılık vermeli ve Kuzey İrlanda'da askıya alınan hükümet yeniden çalışmaya başlamalı." IRA'nın açıklamasıyla bir dönem sona ererken, İngiltere'nin yeni bir terör dalgasıyla karşı karşıya olduğunu belirten Independent yazısını şu notla bitiriyor: “Kuzey İrlanda sürecinden çıkarılacak dersler, İslamcı fanatiklere nasıl davranılması gerektiği konusunda örnek teşkil edebilir. Geçmişte, katı tutumlu politikalar izlemenin ve adaleti çarpıtmanın terörle mücadelede sonuç vermediği görüldü. Hükümet ve yargı erki aynı hataları tekrarlamamak için büyük çaba harcamak zorunda." Guardian da Kuzey İrlanda'da önemli bir adım atıldığını belirtiyor ancak sorunun tüm taraflarının bundan böyle bu yeni sürece bağlı kalması gerektiğini vurguluyor. "Barış olasılıkları" başlıklı yazı şu sözlerle sona eriyor. "Acı tecrübeler, barış sürecinin, tarafların verdikleri sözlere ne kadar bağlı olduğuyla ilişkili. IRA'nın silahları gerçekten bıraktığını kanıtlaması, bunun bağımsız komisyon tarafından da onaylanması lazım. Eğer IRA bu sözünü yerine getirirse, birlik yanlılarının da bunu kabul etmesi gerekli. Bazı Cumhuriyetçiler, IRA'nın talimatına aksi şekilde davranıp, şiddet olaylarına devam edebilir. Birlik yanlıları da bunu bahane olarak kullanarak barış sürecini geciktirebilirler. İşte bu yüzden, benzer tehditleri içine sindirebilecek bir siyasî ortamın bir an önce hazırlanması büyük önem taşıyor." Bugünkü başyazısına "Kuzey İrlanda'da silahlara veda" başlığını atan Financial Times, "Silahlı mücadelenin sona erdiği açıklandı ama..." diyor ve şöyle devam ediyor. "Bundan sonraki süreç 'niyetlerle' değil 'davranışlarla' değerlendirilecek. Özellikle, silahsızlanmayı izleyecek bağımsız komisyonun Ocak ayında hazırlayacağı rapor, kamuoyunun barış sürecinin başarıya ulaşacağına dair güvenini kazanmak için büyük önem taşıyor. Eğer raporda silahlı mücadelenin bittiği sonucuna varılırsa, IRA'nın bundan böyle 'eski yoldaşlar kulübü' olarak devam edecek olan varlığı, milliyetçilik karşıtı katı tutumlular dışında kimseyi kaygılandırmayacaktır." "Yapılan açıklamada verilen sözlerin yerine getirildiğini görene kadar herşey yoluna girmiş sayılmaz" diyen bir başka gazete de Times. Times, "Sonun başlangıcı" başlıklı yorum yazısını şu cümlelerle noktalıyor. "Hayal kırıklığına uğramak için hâlâ pekçok sebep var. IRA, verdiği sözleri tutmayı istemiyor olabilir. Ya da bu sözleri yerine getirme becerisinden yoksun olabilir. Öte yandan, geçmiş söylemlerine kelepçelenmiş, başka hiçbir şeyi duymak istemeyen birlik yanlısı üst düzey politikacılar olabilir. Herşeye rağmen, daha fazla umut beslemek için, Kuzey İrlanda Barış Anlaşması'ndan bu yana hiç olmadığı kadar çok neden var. Kuzey İrlanda, İngiltere'nin geri kalanı ve İrlanda Cumhuriyeti için bu, sorunlu dönemin sona ermesinin başlangıcı olabilir." IRA, manşetleri ve yorum yazılarının çoğunu kaplasa da, hemen hemen tüm gazetelerde bir diğer ortak konu da, Amerika Birleşik Devletleri'nin dün beş Asya Pasifik ülkesiyle imzaladığı 'çevre anlaşması'. Bu anlaşmayla, sera etkisi yaratan gazlara yol açmayan yeni teknolojilerin geliştirilmesi öngörülüyor. Guardian gazetesi, "Yeni bir çevre" başlıklı yazısında Washington'un bu kararının en yakın müttefiklerini bile şaşırttığını belirtiyor ve şunları yazıyor. "Anlaşmaya imza koyan Amerika Birleşik Devletleri, Avustralya, Çin, Hindistan, Japonya ve Güney Kore, küresel ısınmaya neden olan altı gazın yüzde 40'ının ortaya çıkmasına neden olan ülkeler. Peki ama, Kyoto Protokolü'ne inatla karşı çıkan Amerika neden böyle bir U-dönüşü yaptı? Sebep ne olursa olsun bu anlaşma, sadece sembolik de olsa önemli." Independent gazetesi ise "Yeni teknolojiler, çabuk çözümler üretmiyor" başlığının altında, "Bu anlaşma sadece Kyoto'yu yok saydığı için değil, aynı zamanda küresel ısınmayla mücadelede birbirinden tamamen farklı iki yaklaşım olduğunu gösterdiği için de dikkat çekici" diyor. "İlk yaklaşım kemer sıkma modeli, diğeri ise teknolojik çözümler. İlki, yani Kyoto Protokolü'yle getirilen sınırlamalar kesintiler ve takvim pekçok ülkenin benimsediği bir model. İkinci modelde ise bağlayıcı hükümler, önceden tespit edilmiş hedefler yok. Dünya ikliminin geleceği uzun soluklu değerlendirmelerle belirlenmeli. "Kyoto Protokolü'nün getirdiği kemer sıkma modelinin neden olduğu tüm sorunlara rağmen, bu anlaşmadan vazgeçerek her ülkeyi tek başına bırakamazsınız" diyen Independent yazısını şöyle noktalıyor. "Bu mücadelede bilimin belirlediği bağlayıcı hükümler olmalı. Amerika'nın yeni iklim anlaşması küresel ısınmayla mücadeleye önemli bir katkı olabilir, bunu bekleyip göreceğiz, ancak bu, dünyanın geleceği için gidilmesi gereken doğru yol değil." |
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||