|
12 Temmuz 2005 Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
İngiltere gazetelerinde manşetlerde öne çıkan konu yine Londra saldırıları.
Financial Times gazetesi, saldırıların ardından hükümetin terörle mücadele yasalarına hız vereceğini taşıyor manşetine bugün. Gazetenin haberinde "Tony Blair, Londra bombalamalarının ardından olası bir terör saldırısını meydana gelmeden engelleyebilmesi için polise daha geniş yetki vermeyi hedefleyen yeni terörle mücadele yasalarının uygulamaya sokulmasına hız vereceğini söyledi. Hükümetin yeni bir terörle mücadele yasa taslağını gelecek baharda sunmaya hazırlandığını söyleyen başbakan, polis ve istihbarat servislerinin talep etmesi halinde, terör saldırıları düzenlemeyi planlayan kişilerin yargılanacağı yasaları daha önce görüşebileceklerini belirtti" ifadeleri kullanılıyor. Times gazetesine göre, Blair'in bu planı kamuoyu nezdinde destek görecek. Zira gazetenin yaptığı bir kamuoyu yoklamasında, halkın yüzde 90'ının terör eylemi düzenleyeceğinden şüphelenilen kişileri gözaltına alması için polise yetki tanınmasını istediği ortaya çıktı. Ayrıntılar şöyle: "Büyük bir çoğunluk bagajların aranması, yol kesilip arama yapılması, daha sıkı sınır kontrolleri ve terör faaliyeleri planladığından şüphelenilenlere karşı daha fazla yetki verilmesini destekliyor." Gazetenin manşetindeyse, Londra saldırılarıyla ilgili bir istihbarat yer alıyor. Buna göre, eylemleri yapanlar askeri patlayıcılar kullanmış ve dört saldırıda kullanılan patlayıcıların tümü tek bir elden çıkmış. Kurban yakınları tepkili Saldırılarla ilgili incelemeler ve delil arayışları sürüyor. Ancak Guardian gazetesi, şimdiye dek patlamalarda ölen sadece bir kişinin kimliğinin tespit edildiğine dikkat çekerek "Aileler isimlerin açıklanmasının gecikmesi nedeniyle acı içinde" diyor manşetinde. Manşetin hemen yanındaysa, elinde oğlunun resmini tutan bir annenin feryatlarına yer veriliyor: "Bu, Anthony Fatayi-Williams... Benim oğlum... 26 yaşında... Burada infilak eden otobüsün içinde olduğundan endişe ediyoruz. Beş gün oldu. Beş gün geçti... Ve hâlâ ona neler olduğunu bilmiyoruz. Annesiyim ben ve bilmeye hakkım var." Kayıp Türk öğrenci Saldırıların gerçekleştiği Perşembe gününden bu yana haber alınamayanların isimleri gazetelerde geniş yer buluyor. Bunlardan biri de Gamze Günoral. Independent gazetesinde yer alan haberde şu ifadeler kullanılıyor: "Gamze Günoral. 24 yaşında, İstanbul'dan bir öğrenci. Londra'nın batısındaki dil okuluna gitmek için, kuzeydeki evinden yola çıkmıştı. Bir arkadaşı, 'Cep telefonunu defalarca aradık. Nerede olabileceği hakkında hiçbir fikrimiz yok' diyor." İslam düşmanlığı uyarısı Independent'ın manşetindeyse, siyah fona yerleştirilmiş bir fotoğraf var. Fotoğrafta, Londra'nın kuzey doğusundaki bir camiinin kırık pencereleri arasından dışarı bakan bir Müslüman görülüyor. Fotoğrafın üstündeyse şu ifadeler kullanılmış: "Camilere düzenlenen saldırıların ardından Müslüman liderler, artan İslam düşmanlığına karşı uyarıyor." Independent'ın haberinde son beş gün içerisinde İngiltere'nin çeşitli noktalarında camilere saldırılar düzenlendiği, kundaklamalar gerçekleştiği belirtiliyor. Financial Times gazetesinin başyazısında ise, İngiltere'yi Müslümanlara karşı 'fazla' hoşgörülü davranmakla suçlayan ve Londra'yı 'Londonistan' olarak tanımlayan Amerikan medyasına cevap veriliyor. "Eğer Londonistan hukuk devleti anlamına geliyorsa, varsın öyle olsun" diye başlayan yazı şöyle devam ediyor: "Bu yazıların bazılarında, İngiltere hükümetinin İslamcı teröristlere başkentte rahatça hareket imkânı verdiği ve bu nedenle de saldırının yapılacağının aşikâr olduğu yönünde bir görüş hakim. "Bazıları bunu hakaret olarak nitelendirecektir. Ama daha önemlisi, bu yanlıştır. İngiltere cihad teröristleri için bir üs ya da liman değildir. Ayrıca hiçbir demokrasi, terör saldırılarından muaf değildir çünkü korumaya çalıştığı özgürlükleri içindeki radikallere de tanır. ama bu özgürlükler aynı zamanda bizim en güçlü savunma kalkanımızdır. "Amerika, 11 Eylül saldırılarından sonra bu ilkeyi gözardı etti. Guantanamo, Ebu Gureyb ya da Bagram'da zanlılara karşı nasıl muamele edildiğine bakın mesela. "Bu uygulamalar, ABD'nin güvenliğini mi arttırdı? Yoksa eylemcilere yandaş bulmaları için paha biçilmez bir fırsat sunarak Batı'yı saldırılara karşı daha korumasız mı kıldı?" Avrupa utancıyla yüzleşti Avrupa'nın İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra yaşadığı en büyük mezalim olarak nitelenen, sekiz bin Müslüman erkek ve çocuğun öldürüldüğü Srebrenitsa katliamının 10'uncu yıldönümü hakkında Times gazetesinin manşeti: "Srebrenitsa nihayet ölülerini defnederken, Avrupa utancıyla yüzleşti" Independent gazetesinde yer alan haberde de, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annan'ın bir mesajına yer veriliyor. Annan, mesajında şöyle diyor: "Burada insanın insana yaptığı mezalimi görüyoruz. Birleşmiş Milletler, kendi payına düşen sorumluluktan kaçınmamalıdır. Tarafsızlık ve şiddetten uzak durma ilkeleri temel alınmış, ancak bunlar koşullara uygun olmadığından ciddi bir değerlendirme hatası yapılmıştır. Srebrenitsa'da yaşanan trajedi, Birleşmiş Milletler'in aklından asla çıkmayacaktır." Bosna'da yayımlanan Dnevni Avaz gazetesi de, dün yapılan anma törenlerine katılan siyasetçilerin, Srebrenitsa'da yaşananları 'soykırım' olarak nitelendirmesini memnuniyetle karşılıyor. "Tüyler ürpertici suçlar deniyor; Cenevre Sözleşmesi'nin, uluslararası hukukun ciddi ihlalleri deniyordu. 'Soykırım' yasak kelimeydi. Ama dün pek çok kişi, bu kelimeyi çekinmeden kullandı" diye yazıyor gazete. Sırp gazeteleri yorumsuz Bosnalı Sırp gazetelerin çoğunda anma törenleri yorum yapılmaksızın verilmiş. Nezavisne Novine gazetesinde ise Sırbistan eski başbakan yardımcısı Zarko Korac'ın bir yazısı yer alıyor. Korac, Sırbistan'ın anma törenlerine yaklaşımını eleştirdiği 'Srebrenitsa - ertesi gün' başlıklı yazısında, törenlere bazı Sırp politikacıların katılmasının olumlu bir adım olduğunu belirtiyor ancak katliamı üstlenme yönünde daha atılması gereken çok adım olduğunu yazıyor. İsveç'te yayımlanan Expressen ise, Srebrenitsa katliamının arkasındaki isimler Radko Mladiç ve Radovan Karadziç'in hâlâ adalet önüne çıkarılamadığına dikkat çekiyor. "Eski Yugoslavya eğer Avrupa ve NATO yolunda adım atmak istiyorsa, gerçek açığa çıkarılmalı ve adalet yerini bulmalı" diye yazıyor gazete. Macaristan'da yayımlanan Nepszabadsag gazetesi ise Srebrenitsa'yla ilgili şu yorumda bulunuyor: "Sırpların büyük çoğunluğunun 10 yıl önceki katliamın gerçeklerini kabul etmeye hazır olduklarını düşünmek hata olur. "Sırbistan'da televizyonlarda, 'Srebrenitsa' kelimesinin ya da katliam görüntülerinin kullanıldığı haberler başladığında, insanlar kanal değiştiriyor. "Yugoslavya'yı böldüklerini ve yüzbinlerce Sırp, Hırvat, Bosnalı ve Kosovalı'yı evsiz bıraktıklarını düşündükleri kişilerin anlattığı, Sırpların işlediği suçları dile getiren hikayeleri duymak istemiyorlar." |
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||