|
8 Temmuz 2005 Basın Özeti | ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Londra'nın terör günü; saldırıların sorumlusu kim; istihbarat sınıfta kaldı; borsanın 'umursamazlığı' ve kim kime göre barbar?
Kimlerdi? İngiltere gazetelerine bir bugün, bir de dün bakın. Bir ulus, coşku ve acı arasında bu kadar kısa sürede ancak bu kadar trajik bir yol alabilir. Olimpiyat kenti seçilmenin sevinç ve coşkusu dün birçok İngiliz gazetesinde G8 zirvesini arka sayfalara atıvermişti. Bugünse ön sayfaları paramparça olmuş bir otobüs kalıntısının, sedyelerde taşınan yaralıların fotoğrafları dolduruyor. "Terör Londra'ya geldi" diyor Independent. Guardian "Londra'nın terör günü" diye yazıyor. Daily Express meydan okuyor: "Biz İngilizler asla yenilmeyeceğiz." Daily Telegraph'ta "El Kaide Londra'nın kalbini vurdu" diye okuyoruz. Financial Times ise daha ihtiyatlı: "Blair İslamcı teröristleri suçladı." Times gazetesi "Kimlerdi?" diye soruyor: "El Kaide'ye bağlı, harekete geçmeyi bekleyen bir hücre mi, yoksa İngiltere'de doğup büyümüş teröristler mi?" "Polis ve güvenlik yetkilileri Londra'da bir saldırı ihtimalini hep dile getiriyorlardı" diyor Times, "Ama hazırlıksız yakalandılar." Gazete eklemiş: "Şimdi içimizdeki düşmanın avı başladı." İstihbarat eksikliği Independent "Dünkü patlamalar istihbarat eksikliklerini gözler önüne serdi" diyor. Gazete, "Terörle mücadeleye harcanan milyonlarca sterline, en son teknoloji izleme teçhizatına ve alarma geçmiş bir ulus iddiasına karşın," diyor, "Teröristler İngiltere'nin savunmasını aşmayı başardı." "14'üncü yüzyılın fanatizmi uğruna geçen yüzyılın basit tekniklerini kullanan teröristler..." Bu başlık altında Times'da yer alan yorum yazısında sorulmuş: "El Kaide'yi muhafazakar Amerika'nın abarttığı bir öcü diye küçümseyenler, gerçek teröristlerden bahsedildiğini artık anlamış mıdır?" Independent'a dönecek olursak, bir yorum yazısında, "Hükümetin terörle mücadele yasalarına ilişkin seçimlerden önceki tartışma şimdi ne kadar masumane geliyor" diye yazıyor. Bu yazıya göre, terörle savaşımdan sorumlu olanlara, gerek duydukları yetkiler verilmeli. "Bir saldırı olduğu zaman liberal yargıçlara değil, siyasetçilere dönüyoruz. Öyleyse siyasetçiler daha geniş yetkiler talep ediyorsa, galiba onlara bundan sonra daha ciddi kulak vermemiz gerekecek," diyor Independent. Terör yasalarını eleştiren ve yurttaş haklarını savunan grupların inandırıcılığının, bu son saldırılardan etkileneceği tahmin edilen yazıda, "Ancak" diye eklenmiş, "Yurttaş haklarını rafa kaldıracağız anlamına da gelmemeli bu." Kim barbar? Yoksa önlemi, dış politikada mı aramalı? Başbakan Tony Blair, dünkü saldırıları 'barbarca' diyerek kınamıştı. Bu sabah Independent'ta yazan Orta Doğu muhabiri Robert Fisk, İngiliz halkından neyin barbarca olduğunu bir kez daha oturup düşünmelerini istiyor. Robert Fisk, 'Londra'yı vuran bombalar, evet, barbarcaydı' diyor. "Ama" diye sormuş, "2003'te Amerikan-İngiliz ittifakının işgal ettiği Irak'ta sivillerin öldürümesi, Iraklı çocukların atılan misket bombalarıyla paramparça olması, Amerikan ordusunun kontrol noktalarında masum Iraklıların vurulması da barbarca değil mi?" Independent'ın Orta Doğu muhabiri, "Bu bir çelişkidir," diyor, "Onlar öldüğü zaman savaş zaiyatı oluyor, biz öldüğümüz zaman barbarca bir terörün kurbanı oluyoruz." Independent'taki yorum yazısında Robert Fisk, "Irak'ta direnişle çarpışıyorsak, direniş de çarpışmak için neden bizim ülkemize gelmesin?" diye soruyor. Yazar, Usame Bin Ladin'in video kayıtlarında söylediklerinin şimdi gerçekleşiyor olmasından şaşkınlık duymadığını belirtiyor. "Bin Ladin, 'eğer bizim şehirlerimizi bombalarsanız, biz de sizi bombalırız' demiş, ve şöyle sormuştu: İsveç'e neden saldırmadığımızı düşündünüz mü? Şanslı İsveçliler... Çünkü orada ne El Kaide var, ne de Tony Blair." Turizm etkilenebilir Dün, 2012 Olimpiyatlarının Londra'ya getireceği ziyaretçi akınını hesaplayan ve yeni ulaşım hatlarının hayalini kuran İngiliz gazeteleri, bugünse kent içi ulaşımda yeni güvenlik önlemlerinin getireceği olası zorlukları ve turizmin yiyeceği darbeyi tartışıyor. Guardian, "Turizm sektörü kötü günlere hazırlıklı" diye yazıyor. Guardian'a göre borsada hisse senedi fiyatı en çok düşen şirketin İngiliz Havayolları olması boşuna değil. İngiliz Seyahat Acentaları Birliği'den bir sözcü, "Biz İngilizler terör saldırılarından yılmayız ama diğer birçok ülkenin turisti, bu gibi saldırılardan dolayı rezervasyonlarını iptal etmeyi yeğler" diyor. En başta da, paralı Amerikalı turistler. Guardian'daki yazıda, Londra'nın bundan önce de Kuzey İrlandalı ayrılıkçı örgüt IRA'nın saldırılarına hedef olmasına karşın, turizm sektörünün yeniden ayakları üzerinde durmayı hep başardığı görüşüne yer verilmiş. Times'da yer alan bir yazıda, "Londra'nın dünkü tepkisiyle gurur duymamız gerek" deniyor. Bütün karmaşaya rağmen sokaklarda panik olmadığını yazan Times yazarı "Hiç kimse kendini çaresizliğe bırakmadı, hayat devam ediyor dendi ve herkes evine ya da işine yürüyerek yola koyuldu" diyor. Borsa umursamadı Daily Telegraph ise, borsada panik yaşanmamasından övgüyle bahsediyor. Gazete, sabah saldırı haberlerinin alınmasıyla piyasalarda yaşanan sarsıntıya karşın, kapanışa doğru herşeyin rayına oturduğunu ve bir anlamda teröristlere 'omuz silken' borsanın kendi işine koyulduğunu yazıyor. Daily Telegraph, Londra borsasının günü sadece yüzde 1 dolayında bir kayıpla kapattığını, oysa 11 Eylül saldırılarından sonra yüzde 7'yi aşkın değer kaybetmiş olduğunu hatırlatıyor. Gazete dün iş çevrelerinden faiz hadlerinin kesilmesi yönünde baskılar gelmesine karşın Merkez Bankası'nın geleneksel üslubuyla kılını kıpırdatmadığını yazıyor. Arka plana itilen G8 Birçok yorum yazısında Londra saldırılarının, ABD Başkanı George Bush dahil sanayileşmiş ülke liderlerini Edinburg yakınlarında buluşturan G8 zirvesiyle aynı güne rastlamasının bir rastlantı olmadığı görüşüne yer veriliyor. Peki büyük umutların bağlandığı G8 zirvesine ne oldu? Guardian, "Zirve kargaşaya sürüklendi" diye yazmış. Guardian, liderlerin toplantılarına devam ederek teröre boyun eğmedikleri izlenimi vermeye çalıştıklarını, ancak zirvenin ev sahibi İngiltere'nin Başbakanı Tony Blair'in dün başkente geri dönmek zorunda kaldığı ve Edinburg'daki herkesin dikkatinin Londra üzerinde olduğu bir ortamda, birçok ikili görüşmenin iptal edildiğini belirtiyor. |
| ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||