|
10 Temmuz 2005 Basın Özeti | ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
İngiliz Pazar gazetelerinde, 7 Temmuz saldırıları ön planda. Manşetleri, ölü sayısının 80'i bulabileceği endişeleri, saldırının arkasında kimlerin olabileceği tahminleri ve kayıp yakınlarının acısı oluşturuyor.
Independent on Sunday, "Dehşetin Ardından Acı Veren Bekleyiş" manşetiyle çıkmış. Kayıpların fotoğraflarıyla çevrelenmiş ön sayfada, "Ölenlerin kimlik tespiti ve isimlerinin açıklanması iki üç hafta sürebilir" diyor gazete. Bu haberi, King's Cross metro istasyonundaki patlamada ölen 21 kişinin cesedine ulaşmak için, yerin 30 metre altında süren zorlu çalışmaya ilişkin ayrıntılar takip ediyor. Ekiplerin "Cehennem" olarak adlandırdıkları enkazdaki koşulları şöyle sıralıyor gazete; "Tren en yakın istasyona yarım kilometre uzaklıkta. Sadece üç buçuk metre genişliğindeki tünelin duvarları ile vagonlar arasında sadece 15 santimetre var. Bu da, içeriye araç gereç sokulmasını ve cesetlerin dışarı çıkarılmasını son derece zorlaştırıyor. Ekipler bir yandan da, ışıklar ve ekipmanın yaydığı sıcak, cesetlerin kokusu, toz ve farelerle boğuşmak zorunda." Tüm gazeteler gibi Independent on Sunday de, polisin dün açıkladığı bir bulguya geniş yer ayırmış. Üç metro treni ve bir otobüste gerçekleşen patlamaların, sanıldığı gibi 50 dakika içinde değil, 50 saniye içinde gerçekleştiği bilgisi bu. Bunun, bombaların zaman ayarlı, dolayısıyla saldırganların da daha profesyonel olabileceği ihtimalini akla getirdiğini hatırlatan Independent on Sunday ekliyor; Polis kaynakları, yeni bir saldırı riskine de işaret ediyor." Saldırıların devam edebileceği uyarısına, Sunday Telegraph da yer vermiş. Saldırıların arkasında kimlerin olduğu sorusuna ise, manşetinde; "Yabancı Teröristler" yanıtını veriyor gazete. Güvenlik birimlerinin ulaştığı bu yöndeki bulgular şöyle özetlenmiş; "Saldırıların, Avrupa ya da Kuzey Afrika'dan ülkeye sızan, küçük bir grubun işi olduğu düşünülüyor. Üs düzey bir hükümet yetkilisi, saldırganların İngiltere merkezli olmadığına emin olduklarını söylüyor. "Tahmin, Irak'tan geldikleri, bir süre Avrupa'da vakit geçirdikten sonra İngiltere'ye sızdıkları yönünde. Yetkililerin bu kişileri bulmaktaki en büyük zorluğu ise, "Temiz", yani sabıkasız olmaları. "Grubun üyesi olduğundan şüphelenilenlerin başında, Suriye kökenli Mustafa Nasır geliyor. Afganistan'da eğitim kampalarının kurulmasında rol aldığı bilinen Nasır'ın, 2004 Mart'ında İspanya'nın başkenti Madrid'te trenlere yönelik olarak düzenlenen ve 191 kişinin öldüğü saldırıların da beyni olduğu düşünülüyor. "Diğer bir şüpheli ise, Fas kökenli Muhammed el Garbuuzii. Kısa süre önce İngiliz vatandaşlığına geçen Garbuuzii'nin de Madrid ve Kazablanka bombalamalarında parmağı olduğu sanılıyor" diyor Sunday Telegraph ve ekliyor; "Ancak tüm bu tahminlerin kanıtlanması için, polisin önce bombanın türünü bulması gerekiyor." Sunday Times ise, saldırganların kimliğine ilişkin farklı bir tahmine yer veriyor. Buna göre El Kaide, İngiltere'deki üniversitelerde eğitim gören, orta sınıftan, Müslüman kökenli İngiliz gençleri kullanıyor eylemlerinde. Haberin dayanağı, İngiltere İçişleri ve Dışişleri bakanlıkları tarafından geçen sene hazırlanarak Başbakan Tony Blair'e sunulan bir rapor. Buna göre, El Kaide, bahsedilen yöntem sayesinde, İngiltere'de binlerce taraftara sahip. Raporda, Irak'ın işgalinin İngiltere'yi terörün hedefi haline getirdiği yönünde bir uyarı da bulunduğunu hatırlatıyor Sunday Times. Gazetenin yazarlarından Simon Jenkins de bu noktadan yola çıkmış yazısını kaleme alırken. İngiltere Başbakanı Tony Blair'e şu satırlarla sesleniyor; "Tony Blair, Londra'yı bombalamanın, İslam karşıtı duyguları körüklemekten başka bir işe yaramayacağını söylüyor. Son derece de haklı. Peki söz konusu olan Irak'ın bombalanması olduğunda niye aynı mantığı yürütmüyor? "Londra'ya yönelik saldırıları, teröre karşı küresel savaşla ilişkilendirmesi, Blair'i son derece tehlikeli sulara sürüklüyor. İngiltere'nin Araplara demokrasi getirmek için savaşmasını soylu bir savaş olarak görüyor. "Ama birileri de Londra'ya İslam'ı getirmek istediğinde bu terör oluyor. Tamam, ikisinin aynı şey olmadığını biliyorum. Ama unutmayın ki, teröre savaş statüsü kazandıran kendisiydi. "İşte bu yüzden, düşmanı da terörü savaş olarak kabul etmeye başlayınca, şikayet etmeye hakkı yok." Perşembe günkü saldırıların, İngiliz kamuoyunda tetiklediği bir tartışma da, bu saldırıların, kişisel özgürlekleri ileriki süreçte nasıl etkileyeceği. Observer'ın haberinde bazı ipuçları var. Gazeteye göre, İngiltere İçişleri Bakanı Charles Clarke, Avrupa çapındaki tüm elektronik posta ve cep telefonu görüşmelerinin dökümlerinin, polis ve istihbarat servisleri ile paylaşılmasını önerecek. Clarke'ın söz konusu öneriyi, Londra'daki bombalı saldırıların görüşüleceği ve Perşembe günü yapılacak Avrupa Birliği İçişleri Bakanları toplantısında yapacağını söyleyen gazete şöyle devam ediyor; "İçişleri Bakanı Charles Clarke bu konudaki beklentileri çok aşacak bir öneri ile ortaya çıktı. Bakana göre, eğer potansiyel teröristlerin şüpheli haberleşmeleri bu yolla önceden öğrenilebilseydi, saldırılar önlenebilirdi. "Saldırıların ardından İngiliz yetkililerin de, ülkedeki internet servis sağlayacıları ile temas kurarak, elektronik posta mesajlarını saklamalarını istediği öğrenildi. Bu mesajların doğal olarak, pek çok insan için son derece kişisel bilgileri içermesinden endişe ediliyor. Ancak Clarke ısrarla, Avrupa çapında uygulanmasını önereceği izleme sisteminin, elektronik postaların içeriğine değil, trafiğine ilişkin olacağını belirtiyor. Bakan'ın görmek istediği, kimin kiminle, ne zaman ve kaç kere haberleştiği." Mail on Sunday gazetesi; "Irak'tan çekilmek için gizli Plan" manşetiyle çıkmış. Habere göre, İngiltere Savunma Bakanı John Reid tarafından Başbakan Tony Blair'e sunulan raporda, Irak'taki 8500 askerin büyük bölümünün, gelecek yılın Nisan ayında çekilmesi öneriliyor. "Gizli" damgalı belgede, Irak'taki İngiliz askerlerinin sayısının Nisan ayına kadar 3 bine indirilmesi ile, yıllık 500 milyon dolarlık tasarruf sağlanabileceği belirtiliyor. "Irak'taki İngiliz Gücünün Gelecekteki Durumuna İlişkin Seçenekler" adlı belgede, bu yıl sonuna doğru, ülkenin Irak'taki askeri varlığına ilişkin bir seçim yapmak durumunda kalacağı ifade ediliyor. Buradan yola çıkılarak, iki eyaletteki askerlerin Ekim ayında, diğerlerinin ise 2006 Nisan'ın da İngiltere'ye geri dönebileceği belirtiliyor. Ancak bu tarihten sonra da, 3500 İngiliz askeri Irak'ta kalmaya devam edecek. Raporu kaleme alan Savunma Bakanı Reid, ABD'nin de benzer bir eğilimde olduğunu, Washington'ın gelecek yıl başlarında 18 eyaletten 14'ünde, güvenliği Iraklılara devretmekten yana olduğunu savunuyor. Ancak bu konuda, Pentagon ile Irak'taki Amerikalı komutanlar arasında fikir ayrılığı bulunduğuna dikkat çekiliyor. |
| ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||